|
Anadolu KOBİ’leri Profesyonelleri Bekliyor
Doğru insan kaynağına sahip olmayan KOBİ’lerin kayıpları da büyük... Çözüm ise nitelikli profesyonellerin Anadolu’da görev alması.
İmalat sanayisinde faaliyet gösteren işletmelerin yüzde 99.5’i KOBİ. Bu sanayideki istihdamının yüzde 61.1’ini de KOBİ’ler yaratıyor. Katma değerdeki payları ise yüzde 27.3. Toplam ihracattaki payları yüzde 9. Bu oran ABD’de yüzde 32, Almanya’da 31, Hindistan’da 40, Japonya’da 38, İngiltere’de 22, Güney Kore’de 20, Fransa’da 23 civarında. Türkiye’de KOBİ’ler ihracat yapmıyor, "ihracata yönelik fason üretim ve satış" yapıyor. İhracata başlamak isteyen firmaların önündeki en büyük engellerden biri ne dersiniz? Dil bilen elemanlarının çok az ya da hiç olmaması... Satışlardaki düşüşün, ürün hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan elemanlarla bağlantısını düşünün. Ya da satın almadaki hataların işletmeye verdiği zararı. Bu liste sayfalarca yazılabilir. Kısacası doğru insan kaynağına sahip olmayan KOBİ’lerin kayıpları da büyük.
Büyük şehirlerdeki KOBİ’lerin bu konuda diğerlerine göre daha şanslı olduğu düşünülebilir. Ancak Anadolu’ya baktığımızda şöyle bir tabloyla karşılaşıyoruz: İşletme sahibi finansmandan, satın almadan, muhasebeden, satıştan, pazarlamadan ve her şeyden sorumlu kişi! Hâlâ değişik bölge ve sektörlerdeki kurumlarda aile üyelerinin veya hissedarlarının tek karar verici olarak görev yaptığı ve minimum sayıda orta derecedeki yöneticilerle yürüttüğü organizasyonlar var. Büyük bir bölümünün gerek çalışan sayısı, gerekse ciro olarak boyutu, profesyonel yönetici istihdam etme konusunda gereksinimleri azaltacak bir etki de yapıyor. Boyutlarının küçük olması da profesyonel eleman istihdam etmeyi zorlaştırıyor.
Bunun yanında bir diğer sorun, istihdama ihtiyacınız olduğu durumlarda, doğru kaynakları, yetenekleri, çalışanları, yöneticileri çekebilmek için onlara belli alt yapıları sağlıyor olmanızın gerekli olması... Böyle bir ortam yaratılmayınca da KOBİ’lere geçiş yapan profesyonel yöneticilerin motivasyonu ve performansı da düşüyor. Bu geçişi yaşamış olan profesyonel bir yönetici, yaşadıklarını şöyle anlatıyor; "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen bankalardan birinde Hazine Müdürü olarak görev yapıyordum. Görevimden ayrılınca bir süre iş aradım. Fakat o dönemde şartlar çok ağırdı. Gelen az sayıdaki teklif ise KOBİ boyutundakilerdendi. Önce pek gitmek istemedim. Fakat şartlar ağırlaşınca kararırımı değiştirmek zorunda kaldım. Bu firmadaki ilk günlerimde yaşadığım zorlukları ve adaptasyon sorununu kelimelerle tarif etmem imkansız... Firmanın sahibi olan ailenin bireyleri, koridorlarda birbirlerine bağırarak sesleniyorlardı. Bense kurumsal yapıya, teknolojik altyapıya, eğitim ve nitelik açısından güçlü kadrolarla çalışmaya alışmıştım. İlk günler hayli bocaladım, hatta kısa bir bunalım yaşadığım bile söylenebilir. Ama sonrasında gördüm ki, fırsatlarla dolu bir alanda iş yapıyoruz. Bugün sektörümüzde dünyaya açılmış ve liderliği yakalamış bir grubuz. Ve artık biliyorum ki, burada, böylesine büyük bir dönüşümün içinde yer almanın verdiği heyecan bile, diğer işlerimde yaşadıklarımdan çok daha fazla. Geldiğim için çok mutluyum."
Üst düzey yönetici alımı ve yerleştirilmesi konusunda faaliyet gösteren, uluslararası danışmanlık firması Egon Zehnder’in Türkiye Başkanı Murat Yeşildere, bu noktada farklı bir örnek daha veriyor; "Birkaç yıl önce Türkiye’deki Mercedes’in Genel Müdürü, ’Biz yurtdışından getirttiğimiz yabancı yöneticilerin en önemli kısmını Aksaray’daki fabrikalara gönderiyoruz; çünkü oraya gönderecek Türk yönetici bulamıyoruz, istemiyorlar. Almanya’dan gelen için ise fark etmiyor’ demişti. Eğitimini tamamlamış, bir profesyonel olarak kendini geliştirmek ve gelişim fırsatlarından haberdar olmak isteyen bir Türk yönetici için Aksaray, sosyo-kültürel olarak da kendisine benzeyen insanların olduğu bir ortam değil. Sinema, tiyatro gibi kültürel ortamı, hobileriyle ilgilenmesini sağlayacak ya da kendisi için uygun olan evin İstanbul veya diğer gelişmiş şehirlerdeki gibi olmadığı bir yer Aksaray. Bunların hepsini yan yana koyduğunuzda, yönetici açısından İstanbul dışındaki bir fırsat ilgi çekici olmuyor."
Yeşildere, Anadolu’daki ücretler konusunda bir araştırma olmasa da, piyasa ortalamalarının hayli düşük olmasının, isteksizliği arttırdığına dikkat çekiyor, Arz-talep eğrisini düşünürseniz; arzın aşağıya doğru düştüğü yerlerde talebin birim fiyatı artırması gerekiyor. Ancak Anadolu’da arz çok düşük olmasına rağmen birim fiyat da aşağıya doğru iniyor. Çünkü oradaki yatırımcıların, firmanın boyutu nedeniyle yöneticilere ya da çalışanlara daha fazla maaş vermek gibi bir şansı yok. Bu sorunu daha da zorlu hale getiren bir başka faktör de Türkiye içinde yaşanan "beyin göçü". İnsanlar İzmit’te, Adapazarı’nda, Isparta’da veya Konya’da, Adana’da eğitimini tamamlasalar dahi kariyerlerini İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde sürdürmek istiyor.Dolayısıyla kentlere göç için fırsatları kolluyorlar.
Yeşildere bu noktada yaşadığı bir olayı örnek gösteriyor; "Birkaç yıl önce Bursa’da üretim tesisleri ve merkez ofisi olan halka açık bir şirket için yönetici arama projemiz vardı. İşsiz ve uzun zaman istihdam piyasasının dışında kalan kişilere dahi Bursa’da böyle bir iş fırsatı olduğunu söyle-diğimde, daha şirketin adını, alacağı maaşı, sorumluluklarını vs. sormadan, ilgilenmediklerini söylediler. Bir de tabii, aile şirketlerinde genç, bekar veya tek başına kariyerini geliştirmeyi planlayan insanları da bu tablonun içine dahil etmek gerekiyor. Ayrıca, bu insanın eşinin de -varsa- kariyer planlarını, çocuklarının kreş, okul vs. gibi gelecek planlarını da dahil ettiğimizde sıkıntılar katlanarak artıyor."
Bir diğer nokta, KOBİ’lerin danışmanlık hizmetlerine başvurmadaki çekingenliği... Firmalar, danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı gerekli görmüyor. Danışmanlık şirketlerinin büyük bir kısmı da İstanbul ve Ankara’da. Proje çalışmaları konusunda da aynı şey geçerli. Türkiye’nin birkaç büyük şehri dışında proje yapan, hizmet veren, ürün sağlayan şirketlerin sayısının çok fazla olmadığını görüyoruz. Yeşildere, bir danışmanlık firmasının temsilcisi olarak, deyim yerindeyse iğneyi biraz da kendi sektörüne batırıyor; "Türkiye’nin ekonomik gelişmişlik düzeyi Batı ülkelerinden daha aşağıda olduğu için, şirketler de, bireyler de ülkenin bir kısmını unutabiliyorlar veya önemsemeyebiliyor. O unutulan bölgelerdeki firmalar gelişmek isteseler de bilgi aktarımını sağlayacak danışman şirketin o bölgede aktivitesi yok. Danışman, oraya gelip o sürede hizmeti vermek istemiyor veya istese de sunduğu ekonomik teklif KOBİ için uygun olmuyor. Dolayısıyla olay biraz tavuk-yumurta hikâyesine dönüşüyor. Evet, orada bir gelişmemişlik var ama oranları ileri taşımak adına atılacak adımlar da, o gelişmemişliğin yarattığı engellere takılıyor."
Öte yandan, Türkiye’de KOBİ’lerin ücret politikalarına yönelik olarak şimdiye kadar yapılmış bir araştırma yok. Bu nedenle ortalama rakamları vermek de mümkün değil. Danışmanlık firmaları tahminlerde bulunmaktan da kaçınıyor. Zaten bu tür çalışmalara da merkezi İstanbul’da ama üretim tesisleri Anadolu’da olan firmalar katıldığı için çarpıklığı çok net olarak ortaya koymuyor. Bunun yanında merkezi Anadolu’da olan ve orada istihdam sağlayan firmalara ait verilere ulaşmak da çok kolay değil. Firmaların bu tür araştırmalara çok da alışkın olmaması da etkili bir neden.
Yeşildere, birlikte olma fırsatını elde ettiği KOBİ’lerden aldığı şikayetleri de şöyle ifade ediyor; "Gözlemlediğim en büyük sıkıntı doğru beşeri kaynakları, çalışanları ve yöneticileri kendilerine çekememek; ’Bize gelmiyorlar, ulaşsak da doğru eşleşmeyi yaratamıyoruz’ diyorlar. Türkiye’nin genelinde bir işsizlik sıkıntısı var. Tahminler yüzde 10 civarında olduğunu söylüyor. Ama buna rağmen hâlâ kapatılamayan bir istihdam açığı var. Bu da arz ve talebin pazarda kesişmesine yönelik bir sıkıntı olduğunu gösteriyor. Amerika’da bu arzın esnekliğinin çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Eyaletler ya da şehirlerarası çalışmak konusunda herhangi bir sorun yaşamıyorlar. Tabii orada alt yapı ve sosyal ortam anlamında belli bir seviyenin sağlandığını gözlemliyoruz. Türkiye’deki sıkıntı tamamen bundan kaynaklanıyor. Türkiye’nin bir kesiminde alt yapının yeterince gelişmemiş olması insan kaynaklarının dengesiz dağılımına neden oluyor ve doğru insanları bulabilmek, en temel problem haline geliyor."
Peki çözüm ne? Bazı öneriler var. Örneğin üniversite öğrencilerini KOBİ’lerde çalışmaya ve KOBİ sahiplerini de nitelikli eleman bulundurmaya teşvik etmek! Bu da ancak üniversite-sanayi işbirliği ile gerçekleşebilecek bir durum. Finansal açıdan nitelikli eleman bulundurmaya imkanları olmayan KOBİ’lere ise meslek eğitim programları ve destek hizmetleri ile yardımcı olmak gerekiyor.
Uzmanlar illerin veya bölgelerin gelişmişliğinin arttırılması için Türkiye çapında planlanmış adımlar atılması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Örneğin Konya, Adana veya Manisa’ya yeterli sayıda sinema, tiyatro veya restoran açılmasının teşvik edilmesi gerekiyor ki oraya giden insanların tüketeceği bir hizmet yaratılmış olsun... Bunun gerçekleştirilmesi için ise yalnızca özel sektörün inisiyatifi yetmiyor. Çünkü özel sektör böyle bir ihtiyaç, böyle bir yatırımda yeterli katmadeğer görmüyor, çekimser veya tedirgin kalıyor. Bu noktada kriter; o bölgelerin ekonomik refahının arttırılmasının yanında, sosyal ve kültürel refahının da arttırılması. Belki de şirketleri, spora, sanata, kültüre yaptıkları yatırımlar ve sosyal sorumluluk çalışmaları konusunda desteklemek de bir çözüm olabilir.
Diğer yol, eğitim kurumları ile iş dünyası arasındaki ilişkiyi daha organik hale getirmek. Meslek liseleri ve üniversitelerle iş dünyasının iş birliği yapması ve okuldan mezun olan insanların hemen hızlı bir şekilde doğru pozisyonda kariyerlerine başlaması sağlanmalı. YÖK, insanların yurtdışında okuması için burslar veriyor. Örneğin bu bursların karşılığı Türkiye’nin değişik yerlerindeki üniversitelerde belli bir süre öğretim görevliliği yapmak olabilir.
Peryön’den Anadolu’ya Destek
Personel Yöneticileri Derneği (PERYÖN), yerel yönetimlerin güçlenmesini sağlayan bir örgütlenme modelini yaygınlaştırmaya çalışıyor ve buna destek veriyor. PERYÖN çeşitli şehirlerdeki yapılanmalarıyla özellikle insan kaynakları alanındaki profesyonellerin kendi aralarında bilgi paylaşımını destekliyor. Böylece, kültürel ve altyapı eksikliklerini bir STK olarak PERYÖN kendi içinde kapatmaya çalışıyor. Gerek eğitimlerinde, gerek sosyal veya kültürel çalışmalarda Trakya PERYÖN, Ege PERYÖN gibi bölgesel yapılanmalar, kendi içinde çalışarak oradaki paylaşımı arttırma gayreti içinde ve İstanbul’dan daha fazla etkinlik ve katılım söz konusu. Çünkü insanların bu tür organizasyonlara ihtiyacı var.
Anadolu’ya Sinema, Tiyatro, Kültür Merkezi Yapalım
"Bugün Anadolu’da birçok firma, yatırımcı, ekonomiyle ilgili, iş dünyası ve iş dünyasındaki ilişkilerle ilgili aydınlanma toplantıları yapıyor. Bu toplantıların sayısının artması alt yapıyla ilgili sorunların giderilmesine de neden olacaktır. Gaziantep’te, Konya’da veya Adana’da yapılan bir toplantıya katılımla, İstanbul’da yapılan toplantıya katılım arasında çok büyük bir fark var. O bölgelerdeki ilgi fazlalığını ve bilgi açlığını görebiliyorsunuz. Bunun, insan kaynakları alanında da inisiyatiflerle desteklenmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bir bilgi hattı kurulabilir, yayınlar desteklenebilir, finansman teşviki olabilir... Bir biçimde ülkede Anadolu’ya gitmek isteyen yatırımcıların desteklenmesi gerekiyor. İstanbul’dan Bursa’ya gidecek yönetici bulamıyorsak, -bırakın daha uzak şehirleri- sorun yalnızca ticari değil demektir. Bu noktada bence ekonominin dışında da bir takım faktörleri devreye sokmamız gerekiyor. Alt yapı çok önemli. Bunun için de kurumların sanata, spora destek vermesi gerekiyor. İstanbul’da filarmoni orkestrasını desteklemek güzel ama bunlardan 3 ya da 4 tane var. Belki orada tiyatroyu veya sinemayı desteklemek, yaratıcı etki olarak çok daha fazla işe yarayacaktır. Oradaki insanlar çok vefakâr ve sadıklardır. Kendilerine yapılan bir iyiliğin, desteğin karşılığını mutlaka bir gün geri öderler. İstanbul’da bir sinemaya yapılacak yatırımın yaratacağı etkinin 300 katını orada görürsünüz. Bu desteğin geri dönüşü de çok güçlü olacaktır.
Kaynak: Kobifinans Dergisi 12.Sayı
~» Ekonomi ve Borsa bölümünü www.Finans.Ekibi.net adresine taşıdık. İlgili soru ve mesajlarınızı yeni siteye gönderebilirsiniz.
~» Forum Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.
|