Cari açık hakkında sanırım herkesin en az bir makale okumuşluğu vardır. Zira 2003 yılı sonraki dönemde cari açık artarak sürmektedir. Bu ülkede yaşayan herkes çok iyi bilir ki 1994 ve 2001 krizlerinin ana sebepleri başında cari açık gelmiştir. Her ne kadar sebep olarak farklı kıvılcımlar bahane olarak görülse de cari açık böylesi dönemlerde yüksek seyrettiği için dalga boyutunu büyütmüştür. Örneğin; 2001 yılında cari açık çok yüksek seviyede iken ve bu açığın finansmanında çok yüksek sorunlar yaşanırken atılan bir anayasa kitapçığı barut fıçısına atılan kibrit gibi olmuştur.
Cari açığın ne kadar büyük olduğunu rakam olarak belirtmek pek bir anlam ifade etmez. Bu nedenle cari açığın dolar bazındaki yıllık gayri safi milli hasılaya (GSMH) oranına bakılır. Bu oranın %5 üzerine çıkması alarm zillerinin çalmaya başlaması demektir. Geçmişe bakıldığında 1994 yılında kriz çıktığı dönem itibariyle cari açığın GSMH’ya oranı %5 civarında iken 2001’de %6 bile değildi. Oysa 2006 yılı cari açık rakamı % 7’yi geçmesi kesin gibidir.
2006 yılının cari açık oranı tarihi seviyedeyken neden kriz olmamakta sorusuna verilecek ilk yanıt da ,bir önceki yazımda kısaca değindiğim gibi, ülkeye cari açıktan yüksek döviz girdisinin olmasıdır. Ancak sorun odur ki; bu giren döviz miktarında azalma önceki yıllara göre dikkat çekici ve tedirgin edicidir.
Cari açık en kaba tabiriyle; bir ülkenin gelir- gideri arasındaki farktır. Türkiye’nin cari açık vermesi demek; (ocak-kasım 2006 döneminde) 110 milyar dolar yaklaşık olarak gelir elde ederken 140 milyar dolara yakın harcama yapması demektir. Bu durumda ilk onbir ayda 30 milyar dolarlık, fazladan yapılan harcamanın ödenmesi gerekmektedir ki bu durumda da bu farkın nasıl finanse edildiğine ve edilip edilemeyeceğine bakılır.
Türkiye, 2006 yılının belirttiğim dönemi için 39 milyar dolara yakın finansman sağlamıştır. Yani cari açığını kapatabilmiş ve fazladan yaklaşık olarak 9 milyar dolara yakın döviz rezerv artışı sağlayabilmiştir. Buraya kadar herşey çok olumlu gibi görülmekle birlikte geçen sene ile karşılaştırıldığında ve geçen seneyi de önceki seneyle karşılaştırdığımızda ’’dikkatli olmak lazım’’ demeye başlıyoruz.
Ancak son yıllarda cari açığın finansmanında önceki yıllardan farklı bir olumlu tabloyu da belirtmekte fayda var. Zira kriz yıllarında cari açığının finansmanı konusunda büyük yük kamunun omuzundaydı. Bu nedenle kurlarda olası artış en çok kamunun sorun yaşamasını ve sonrasında kamunun yurtdışından yüksek faizle borçlanarak bu borcu kapatmasına neden olmaktaydı. Hükümetler, Merkez Bankası ve kamu bankalarını bu açığın finansmanında o kadar kullandılar ki 2001 krizi için gerekli şartlar, yıllarca büyüyerek dev bir çığ halini aldı. Son yıllardaki ödemeler dengesi finans hesabında ise en büyük finansman kalemi özel sektör şirketleri ve bankalar tarafından karşılanmaktadır.
Kaynak : Forum Gazetesi