Konuyu Gönder  Konu Kilitli 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Lojistiğe Askeri Bakış
09.04.2007, 22:24:12
Mesaj: #1
Lojistiğe Askeri Bakış
Askeri Lojistik
İstenilen yerde ve zamanda yeteri kadar ve kesintisiz olarak personel, hizmet ve kolaylık imkânı sağlamak suretiyle barışta, krizde ve savaşta askerî kabiliyetin oluşturulması, idâmesi ve geliştirilmesi için yapılan her türlü; silah, araç-gereç ve malzemenin temini, tedariği, depolanması, ulaştırılması, dağıtılması, bakımı, tamiri ve tahliye ve malzemelerinin hizmet dışı bırakılması ile eğitim, inşâ, emlak, sağlık ve iletişim faaliyetlerini ihtiva eden işlemlerin tümüdür.

General Walter Kros, ABD'de Ulaştırma Komutanlığı yapmış ve Irak-İran Savaşı sırasında Operasyon ve Lojistik Komutanlığı yapmıştır. Şu anda Flight Explorer Şirketi'nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yapan Kros'un ABD ordusundaki Lojistiğe bakışı...

Irak Özgürlük Harekâtı
Irak harekâtından sonra Amerikan Silahlı Kuvvetleri'nin harekâttaki başarılarını gözden geçirirken ilk göze çarpanlar; müşterek harekâtlarımızın kalitesi, savaşan askerlerimizin olağanüstü kabiliyetleri, ağır silahlarımızın inanılmaz etkileri, Özel Kuvvetlerimizin müşterek harekâtın bir parçası olarak muhârebe alanındaki etkililiği ve her türlü güdümlü silahlarımızın tam isabetli atışları olmuştur. Hava Kuvvetlerinin, bir hedefe birçok sortide ulaşma seviyesinden, bir sortide birçok hedefe ulaşma noktasına gelmesinin getirdiği zafer sarhoşluğuyla unutulan ve harekâttan çıkarılması gereken çok önemli bir ders ise Tam İsabetli Lojistik kavramının ortaya çıkması ve başarıyla uygulanmasıdır.

Savaş lojistiği başarılı şekilde çalışıyorsa mutlaka savaşan askerlere şeffaf olunmalı ifadesi aynen gerçekleşti. Lojistik cazip değil, fakat ordunun başarısı için kritiktir. FedEx, UPS gibi ticarî lojistik şirketlerinin son yıllardaki başarıları ve çalışma şekilleri Silahlı Kuvvetlerin lojistiğine de ışık tutmuş ve toplam malzeme izlenebilirliğini göstermiştir. Lojiştikçiler ve komutanlar neyin nerede olduğunu, neyin yolda olduğunu ve ne zaman geleceğini her an bilebilmelidir. Bu şeffaflık bugüne kadar (2003) mutlaka olmalıydı. Son yıllara kadar şeffaflık gerekli seviyeye ulaşmamıştı. Son on yılda bu konuda ilerlemeler kaydettik, fakat Irak harekâtıyla ulaşılması gereken sınırı aştık.

İlk Körfez Savaşı ve Irak Harekatı'nda ABD Ordusundaki Lojistiğin Durumu
1990-1991'deki ilk Körfez Savaşı sırasında ABD Ulaştırma Komutanlığı'nın Operasyon ve Lojistik Yöneticisi olarak ben, 2. Dünya Savaşı'ndan beri yapılan en fazla insan gücü ve malzeme transferi ile ilgilenen bir takımın parçasıydım. Bu görevi başarıyla tamamlamamıza rağmen, hiç de kolay olmadığını söylemem gerekir. Bu işi verimli hale getirmek için gereken araçlara ve yöntemlere sahip değildik. Sonuç olarak bizim yaptığımız, insanları ve malları muhârebe alanına zorla iteklemekti. Irak Harekâtı'nda gördüğümüz Tam isabetli Lojistik anlayışının aksine, zorlamayla lojistik destek sağlamıştık. Irak Harekâtı'nda sahip olduğumuz malzeme izlenebilirliğine sahip olmak o günlerde hayal bile edilemezdi.

Körfez Savaşı sırasında, lojistik açıdan neredeyse hiçbir konuda yeterli bilgiye sahip değildik. İyi takip yapamadığımız gibi malzeme izlenebilirliğine de sahip değildik. Malzemeler lojistik kanala bulanık bir şekilde giriyordu ve sonradan da takip edilemiyordu. Varış noktasına ulaştığında işe sonuçlara katlanmak zorunda katıyorduk. İkmâl çavuşlarının bir lojistik planına sahip olmadığı anlar dahî oluyordu. Neyin nereye ve ne zaman gittiğini görebilmemiz için mutlaka gerekli olan "öncelikli malzeme akış şemalarına" sahip değildik. ABD Merkezi Komutası yükleme planını ancak günlük olarak yapabiliyordu ve önceliklere karar veriyordu. Zaman içinde yükleme planlarını 24, 48, hatta 72 saate çıkardığımız olmuştu. Fakat genellikle uçağa ilk yüklenen malzemede öncelikler hesaba katılmadan uçak son noktaya doğru yol alıyordu. Gerçekten de ancak zorlamayla lojistik destek sağlıyorduk.

Önceliklerimizi belirlediğimiz zamanlarda dahî izlenebilirliğe sahip değildik. Gemiler yerine ulaştığında, malzemeleri karşılayacak ekiplerin olmadığı ve malzemelerin akıbetinin ne olduğunun bilinmediği zamanlar olmuştu. Genelleme yapmak gerekirse, ön cephe komutanları neye sahip olduklarını ve neyin yolda olduğunu bilmedikleri için aynı malzemelerden tekrar talep ediyorlardı. Bu akışla ilgilenecek yeteri kadar da insan yoktu. Böylece genellikle gerekenden fazla malzeme muhârebe alanına gidiyordu. Verilen gereksiz siparişlerden dolayı savaş bittiğinde 101 gemi dolusu mermi açık denizlerdeydi. Gereğinden fazla malzeme gönderilmişti fakat daha da kötüsü gönderilen ve yoldaki malzemelerin ne olduğu bilinmiyordu. Kaçınılmaz sonuç ise, bütün konteynerlerin üçte ikisini açıp içlerine bakmaktı. Durumun zorluğunu anlamak için; evinizden taşındığınızı varsayın ve bütün eşyalarınızı birbirinin tamamen aynısı olan kutulara yerleştirdiğinizi düşünün. Muharebe alanında birden fazla alıcı birlik olduğunu da hesaba katınca, bütün mahallenizin aynı gün taşındığını ve bütün mahallenin eşyalarını birbirinin aynısı kutulara koyduğunu ve hangi kutunun kime ait olduğunun bilinmediğini varsaymak gerekir.

Körfez Savaşı sırasında lojistik desteğin zorlamayla yapıldığı bilinen bir gerçekti. Elimizdeki teknolojiyle yapabileceğimizin en iyisini yapmıştık. Çöl Fırtınası Harekâtı'nı yönetirken kullandığımız bilgisayar işlemcileri 286 idi. Modem bağlantı hızımız ise çok yavaştı. İnternet yoktu, web yoktu, kodlanmış uydu bilgilerimiz yoktu. Haberleşmeyi faks ve teleks üzerinden yapıyorduk. O günlerde e-mail kullanmadığımız gibi, kısıtlı otomasyon teknolojimizi de gerçek mânâda kullanamıyorduk. O günleri daha iyi hatırlamak için bilgisayar ekranlarının yeşil olduğunu ve bilgisayar yeni açıldığında kullanmaya başlamak için bile 18 tuşa basmamız gerektiğini gözümüzün önüne getirmemiz yeterli. Gelmek istediğimiz ekrana ulaştığımızda ise ya aradığımız bilgiyi bulamıyorduk ya da veriyle ilgili işlem yapamıyorduk. Bugünün aksine ağ üzerinden birbirine bağlı veri tabanları, birbirine uyumlu olmayan verileri birleştirmemiz için bilgisayar yazılımlarımız ve radyo frekansı tanımlama fişlerimiz yoktu.

Gönderilen hiçbir malzeme etiketlenmiyordu. Konteynerlerin içindeki malzemeler ordinoda kayıtlıydı ve çoğu zaman ordinolara birden fazla çeşitlikte malzeme işleniyordu. Nakliye sırasında malzemeler birbirinden ayrıldığı zaman problem daha da büyüyordu.

Bu lojistik kabusla karşılaştığımız ve belirli malzemelerin, belirli zamanlarda, belirli yerlerde olmasına ihtiyacımız olduğu için yepyeni bir sistem kurmamız gerektiğini biliyorduk. İhtiyacımız olan sistem Tam isabetli Lojistik anlayışıydı. Bunun üzerine "Çöl Ekspresi" taşımasını başlattık; günlük olarak iki tane C-141'i nakliyeye tahsis ettik ve bunlar her gün ABD'nin Güney Carolina eyaletinden Irak'a gidiyordu. Malzemelerin muhârebe alanına kesinlikle bir gün içinde gitmesi gerektiği zamanlar oluyordu. Aslında yaptığımız, bir Tam İsabetli Lojistik damarı kurup, bu damarı mevcut sistemin içine adapte etmekti. Bu şekilde yaptığımız nakliye, bütün nakliyenin yüzde bir buçuğunun daha da azıydı.

Bu C-141'leri istediğimiz şekilde yükleyemiyorduk ve bunlar tam verimli çalışmıyordu. Ama bu bir başlangıçtı. Bundan sonraki amacımız lojistikte olabildiğince şeffaflığı yakalamaktı.

Körfez Savaşı'ndaki yaşadıklarımızdan sonra Savunma Bakanlığı geçtiğimiz 12 yıl içerisinde teknolojisini geliştirdi ve müşterek askeri tatbikatlarında Bosna, Kosova ve Puanda gibi bölgelerde denedi. Savunma Bakanlığı, lojistik yönetimi, malzeme takibi ve teknoloji yardımıyla lojistik gücünü arttırma gibi konulara odaklandı.

Savunma Bakanlığı, lojistik yönetimini ve malzeme takibini geliştirmek için direktifler hazırladı. Teknoloji konusunda ise Savi Technology firması gibi buluş üreten firmalarla çalıştı. Körfez Savaşı sırasında bütün malzeme takibi kağıt üzerinden manuel olarak yapılmıştı. Irak Harekâtı'nda ise Savi'nin hazırladığı kodlama sistemi, bilgi ağı, stratejik ve taktiksel seviyede, anında çözümler üreten yazılım sistemleri ve aktarma sırasında izlenebilirlik gibi sistemler geliştiriliyordu. Bütün bunlar belirli kullanıcılara ağ üzerinden açıktı.

Savunma Bakanlığı şu anda hangi malzemenin, hangi yöne, hangi araçla, ne zaman gideceğini takip edebiliyor. Bu da Körfez Savaşı'ndan beri gelinen seviyeyi ortaya koyuyor. Operatörlerimiz gerçek mevcut durumu artık görebiliyor. Yani malzemeyi anlıyor, yönetiyor ve yönlendirebiliyor.

Kara Kuvvetleri Malzeme Komutanı General Paul Kern, Nisan 2003'teki ABD Kara Kuvvetleri Lojistik Sempozyumu'nda Savunma Bakanlığı'nın 2 yıl önceki problemlerden dersini aldığını ve gerekenleri yaptığını söyleyerek, “Savunma Bakanlığı’nda yeni politikamız; hareket eden her şeyin etiketlenmesidir” ifadesini kullandı.

Kern, teknolojinin etkinliğinden bahsederken, “Son operasyonlar bu konuda başarılı olduğumuzu gösteriyor” dedi. Savunma Bakanlığı’nın Transit İzlenenebilirlik ve Toplam Malzeme İzlenebilirliği konularında yaptıklarını ve Irak Harekâtı’nın oluşturduğu endüstriden tam verim almak gerektiğini ekleyen Kern: “Bu sistemi geliştirmek için endüstriyi yönlendirdik. Şimdi ise disiplinli bir şekilde her zaman kullanılmasını sağlamalıyız" dedi. Teknolojiyle ilgili "gelecek nesiller daha gelmedi" diyerek endüstrinin gelişen teknolojiyle daha da ileri gideceğini söyledi.

Körfez Savaşı ve Irak Harekâtı arasındaki zamanda ortaya çıkan ve zamanla gelişen Tam isabetli Lojistik anlayışı, Silahlı Kuvvetler'in daha az malzemeyle daha çok iş yapmasına ve daha etkili lojistik yönetimine yardımcı olmuştur. Savunma Bakanlığı endüstriyle ilişkisini aynı şekilde sürdürüp lojistik takibi daha iyiye götürerek gücünü arttırmalıdır. Army Logistician

Herşeye rağmen ABD birlikleri Körfez Savaşı'ndan bu yana kazandıkları tecrübelerden tam mânâsıyla bir ders çıkaramadılar. Son Irak Savaşı'nda yaptıkları lojistik hatalar yenilir yutulur cinsten hatalar değildi. Öyle ki, harekâtın seyrini önemli ölçüde değiştirdi, süresini uzattı, maliyetleri yükseltti...

İşte 2 Şubat 2004 tarihli The New York Times Gazetesi'ne de konu olan Amerika'nın son Irak Savaşı'nda yaşadığı tedarik problemlerinin ayrıntıları!

Amerikan Ordusu tarafından açıklanan resmi raporda, Irak'a giren Amerikan askerlerinin tedarik konusunda ciddi problemler yaşadığı bildiriliyor.

Rapor, lojistik problemlerin, Ordu yetkilileri tarafindan yapılan ilk açıklamalarda söylenenden çok daha ağır boyutlarda yaşandığını ortaya koyuyor.

Yaşanan lojistik problemler şöyle özetleniyor

# Kuveyt'teki depo raflarında dizili tank motoru ve parçalarına rağmen, bu parçaları, talep duyulan bölgelere taşıyacak kamyonlar için sürücü bulunamıyor,

# Arıza gösteren tüm araçlar mobil birimlerin hareketsiz kalmalarına sebep oluyor ve hiçbirine acil olarak parça gönderilemiyor,

# Topçu birliği, kendileri için gerekli olan parçaları, ele geçirdikleri Irak tank ve toplarından parça sökerek sağlamaya çalışıyor,

# Lojistik destek birimlerinin zayıflığı sebebiyle, Irak içinde hareket halinde bulunan tüm birimlerde yaşanan problemler, askerlerin şahsî olarak geliştirdikleri alternatif çözümler ile aşılmaya çalışılıyor,

# Irak'a girişte birinci derecede saldırı birliği olarak belirtilen III. Piyade birliğinin iki hafta boyunca tedarik problemleri sebebiyle yerinden oynayamadığı belirtiliyor,

# Toplu iğneden, cephaneliğe kadar çok geniş bir yelpazeyi ihtiva eden tedarik problemleri yaşanıyor.

# Lojistik problemlerin temelinde, "Sorumlulukların net olarak belirtilmemesi" yatıyor,

Yapılan bir başka önemli hatanın da Pentagon tarafından alınan bir kararla Irak'a girmesi planlanan birliklerin haftalar öncesinden bölgeye gönderilmesi, ancak bu birliklere destek verecek birimlerin geciktirilmesi.

Bölgedeki komutanların iki temel görevi vardı. Savaşmak ve kaynak sağlamak. Lojistik desteğin zayıflığı bu iki görevin ikisinde de başarı sağlanmasını engelledi.

Ordu dilinde tedarik hatlarına "supply lines", akış kuvvetlerine "force flow" denmektedir. Irak'ta, savaş kuvvetleri ilerledikçe, akış kuvvetleri onlara yetişmekte gecikti.

Birden fazla noktadan ilerleme gereği, birbirleri ile uzak mesafelerde savaşan Amerikan Birlikleri'nin birbirleri ile sağlıklı bir iletişim kurmasını gerektiriyordu. Oysa birlikler birkaç gün içinde ordu telsiz radyolarının çalışmıyor olduğunu tespit ettiler. Çözüm olarak da çok güvenli olmayan mobil telefonları veya e-mail hatlarını kullanmayı seçtiler.

Sonuç olarak
Amerikan ordusu, 1991 Körfez savaşı sırasında kullandığı "psikolojik savaş" yöntemini burada da kullanmayı planladı. Amaçlan Saddam'ın askerlerini psikolojik olarak etkilemek ve silah bırakmalarını sağlamaktı. Bu yöntem özellikle ilk 48 saat içinde kullanılacaktı. İlk 48 saatin ardından Irak'lı askerlere gönderilecek broşürlerin pek çok yere ulaşamadığı öğrenildi. Aksine, tüm Irak'lı askerlere ulaşan bildiriler; Saddam'ın Fedaileri tarafindan hazırlanan "tehdit" broşürleri idi. Yazılması istenen yeni broşür metninin Amerikalılar tarafından hazırlanarak tekrar devreye sokulması haftalar aldı. Bunun yerine Amerikan Birlikleri mesajları megafon aracılığı ile okumakla yetindiler. Psikolojik savaş, 1991 Körfez Savaşı'na oranla daha başarısızdı.

Hazırlayan: Ahmet Erdoğan
LOGISTICAL - Yıl:2 - Sayı:2

Ekonomi ve Borsa bölümünü www.Finans.Ekibi.net adresine taşıdık. İlgili soru ve mesajlarınızı yeni siteye gönderebilirsiniz.
Forum Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Konuyu Gönder  Konu Kilitli 


Bu Konuyu Görüntüleyenler
1 Ziyaretçi

Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Lojistiğe Farklı Bakış: Entegre Lojistik Destek ToKoBa 0 202 09.04.2007 22:49:59
Son Mesaj: ToKoBa

Foruma Git:

Bize Ulaşın | Forum Ekibi | En üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi | © 2002-2007 MyBB & MyBB Türkiye & TOLGA KOŞTURAN Powered by  MyPagerank.Net

hosting Toplist site ekle iyi hit siteler
 
Yasal Uyarı : Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri, yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.