Konuyu Gönder  Konu Kilitli 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Medyadan Haberler 2007
30.09.2007, 16:20:17
Mesaj: #261
Yeterli Rezerv Ne Kadar Olmalı? 100 Milyar Dolar Mı, 200 Mü? (Hurşit Güneş)
Yeterli Rezerv Ne Kadar Olmalı? 100 Milyar Dolar Mı, 200 Mü? Hurşit Güneş

IMF ile stand-by anlaşması bu yılın sonunda tamamlanıyor. IMF ile şimdiye kadar yapılan anlaşmalar mali ve makroekonomik istikrar üzerine kuruluyordu. Ancak IMF ile ilişkilerin gelecek yıl sona ermeyeceği, bir başka biçimde süreceği anlaşılıyor. Çünkü IMF ile hükümet yetkilileri arasında müzakereler sürüyor.

Bundan sonra uygulanacak program hakkında ilk bilgi dünkü Milliyet ekonomi sayfalarında yer aldı. "IMF Türkiye'ye döviz rezervi şart getiriyor". Bunun üç tane nedeni olabilir. Birincisi, IMF YTL'yi (döviz kurunu) aşırı değerli bulabilir ve rezervlerin artırılması yoluyla YTL'nin değerinin düşürülmesi isteyebilir.

İkincisi, 2008 yılında uluslararası piyasalarda oluşacak çalkantının boyutunda ürkerek bir sermaye çıkışının iç makro dengelere hasar vereceği kaygısıyla rezerv biriktirilmesi gerektiğini düşünebilir.

Nihayet bundan böyle Türkiye'nin yapacağı tüm borçlanmalarda maliyetin düşük olabilmesi için yabancı finans kuruluşlarına borcun ödenme sorunu olmayacağının güvencesini gösterme olabilir.

Sırasıyla değerlendirelim. IMF'nin Türkiye'nin değerli kur nedeniyle kaybettiği rekabet gücünden hiç endişe ettiği kanısında değiliz. Böylesi bir kanısı olsaydı, çok önceden bu talepte bulunurdu. Yani kurun yükselmesi için rezerv biriktirilmeyecek. Ancak rezerv hedefinin düzeyine göre elbette kurda değişiklikler oluşabilir.

[Resim: g.jpg]

Türkiye'nin daha ucuz borç bulması da endişe kaynağı olamaz. Özellikle ABD'de faizler düşerken borcun maliyetinin çok önemli bir kaygı yarattığı düşünülmemeli. Nihayet makroekonomik dengeler düzeldikçe ve dünyada likidite bol oldukça sorun olmayacaktır.

Henüz nasıl bir hedef konacağını, bu hedefin tutturulması için ortaya çıkan YTL likiditenin nasıl emileceğini bilmiyoruz. Ancak 2008 yılında olası bir küresel çalkantıda cari açığı en yüksek olan Türkiye'de çok büyük çalkantı ve büyük ölçekli çıkışlar oluşacağına kuşku duyulmamalıdır. İşte bu nedenle rezervler güçlendirilmektedir. Yani alacaklılara güven verebilmek için.

[Resim: bf7ac8a513fa418cea67090021a958c8.GIF]
Şu anda döviz rezervleri 71 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rezervler aslında diğer gelişmekte olan ülkeler ortalamasıyla birçok kriter ortaya konduğunda yetersiz. Örneğin milli gelir içinde payı yüzde 17. Oysa diğer gelişmekte olan ülkelerde yüzde 24.

Rezervler Türkiye'nin 5 aylık ithalatını karşılarken, diğer gelişmekte olan ülkelerde 7 ayı karşılıyor. Para arzı içinde Türkiye'nin rezervleri diğer ülkelerle aynı düzeyde. Yani rezerv biriktirirken para yaratma sorunundan pek de ürkmeye gerek yok.

Bu veriler gösteriyor ki, Türkiye'de döviz rezervlerinin yeterli olması için milli gelir veya ithalat hesabıyla en az 100 milyar dolar, kısa vadeli borç hesabıyla da 200 milyar doların üstünde olması gerekli.

Yukarıdaki tabloda en ürküten konu ise kısa vadeli borçların rezervlere oranı. Türkiye'de bu yüzde 52. Oysa diğer gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 15. Türkiye'nin Arjantin'den sonra dünyada dış borç-rezerv oranı en yüksek ülke olduğu biliniyor. IMF de olasılıkla Türkiye'yi bunu riskli bulup önümüzdeki yıl olası bir küresel çalkantıdan ürken ve Türkiye'ye muslukları kısmayı düşünebilecek olan alacaklılara güvence sağlamaya çalışıyor.
Kaynak : Milliyet Gazetesi 27.09.2007

Ekonomi ve Borsa bölümünü www.Finans.Ekibi.net adresine taşıdık. İlgili soru ve mesajlarınızı yeni siteye gönderebilirsiniz.
Forum Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
02.12.2007, 14:26:41
Mesaj: #262
Yabancı, Faize Bakmadı 10 Milyar $ Bono Sattı
Yabancı, Faize Bakmadı 10 Milyar $ Bono Sattı
[Resim: 7236AF0E98EFCC49A2EB2BD5r.jpg]
Alıcı bulamadıkları için borsadan çıkamayan yabancı yatırımcılar, faiz düşüşüne rağmen 10 milyar dolarlık Hazine bonosu ve tahvil satışı yaptı..

Global piyasalarda yaşanan likidite sıkıntısı, dünyanın en yüksek reel faizini vermemize rağmen Türkiye'den sessiz sedasız para çıkışına neden oluyor. Yabancı yatırımcılar son dört ayda hisse senedi piyasasından çıkamasalar da bono ve tahvil portföylerini boşaltıyor. Global dalgalanmanın başladığı 23 Temmuz'dan bu yana Merkez Bankası'nın iki kez toplamda yüzde 1.25 faiz indirimine ve faiz indiriminin devam edeceği beklentisine rağmen Türk bonoları stoğunu azaltıyorlar. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) rakamlarına göre yabancı yatırımcıların bono ve tahvil stokları son dört ayda 11.9 milyar YTL'lik (yaklaşık 9 milyar 963 milyon dolar) azaldı. BDDK verileri, 16 Temmuz'da 48.9 milyar YTL'ye çıkan yabancıların elindeki bono stoğu 27 Kasım'da yaklaşık 37 milyar YTL'ye geriledi. Böylece yabancıların Hazine'nin borçlanmak için sattığı bono ve tahvillerdeki ağırlık da yüzde 45'ten yüzde 35'e gerilemiş oldu.

TÜRKLERE SATTILAR

Yine aynı verilere göre Türk vatandaşlarının Hazine'nin çıkardığı tahvil ya da bonolardan oluşan bono stoğu ise yabancıların tam tersi yaklaşık olarak 6 milyar YTL arttı. Hazine'nin borçlanmak için sattığı tahvil miktarı, borcu döndürme oranı (roll-over) yüzde 80 civarına inince 107 milyar YTL'den 103.9 milyar YTL'ye düştü. Borçlanma miktarındaki azalmaya karşın Türk yatırımcıların portföyünü artırma isteği bu kesimin Hazine kağıtlarındaki payını 4 ayda yüzde 55'ten yüzde 65'e çıkardı. Uzmanlar, yabancıların İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda yüzde 72'lere varan paylarını azaltamamasını hisse senetlerinde yeterli yerli alıcı bulanamamasına bağlıyor. Ancak aynı durum bono tarafında söz konusu değil. Hisse senedinde olduğu gibi Hazine bonolarına da yatırım yapan yabancılar, Avrupa ve ABD'deki fonlar olduğu için likidite sıkıntısı bu fonların para bulmalarını zorlaştırıyor.

LİKİDİTE SIKIŞIKLIĞI

Bu nedenle çoğunluğu dünyanın en büyük yatırım bankalarının sahip olduğu fonlar, kazandıkları paranın ne olacağına bakmadan ellerindeki varlıkları nakde çevirecekleri en uygun yerlerde o ülkeden veya yatırım aracından çıkıyor. Global krizin henüz sonlanmadığını belirten uzmanlar Türkiye'den özellikle bono ve tahvil piyasasından çıkışın devam edeceğine inandıklarını kaydediyor.
Kaynak : Sabah Gazetesi 01.12.2007

Ekonomi ve Borsa bölümünü www.Finans.Ekibi.net adresine taşıdık. İlgili soru ve mesajlarınızı yeni siteye gönderebilirsiniz.
Forum Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
02.12.2007, 14:29:43
Mesaj: #263
Merkez'e Göre, 2 Ayda 3 Milyar YTL Çıktı
Merkez'e Göre, 2 Ayda 3 Milyar YTL Çıktı

MERKEZ Bankası'nın hesaplarına göre ise yabancılar bono portföylerini 2 ayda yaklaşık 3 milyar YTL azalttı. Bankanın haftalık bülteninde yayınlanan verilere göre iç borçlanmada yıllık ortalama bileşik faizlerin 2 puan dolayında düştüğü son iki ayda yerli yatırımcılar tahvil, bono portföyünü 4 milyar YTL'ye yakın büyütürken aynı dönemde yabancı yatırımcılar, Türk kâğıtlarında portföyünü yaklaşık 3 milyar YTL küçülttü. 21 Eylül-16 Ekim arasındaki dönemde, yerli ve yabancı bono piyasasında farklı eğilim sergiledi.

YERLİ 4 MİLYAR ARTIRDI

Bankalar dışında kalan gerçek ve tüzel kişiler ile menkul kıymet yatırım fonlarından oluşan yurtiçi yerleşiklerin toplam bono portföyü anılan dönemde 3 milyar 920 milyon YTL büyüyerek 78 milyar 796 milyon YTL'ye çıkarken yabancı yatırımcıların aynı araçlardaki yatırımlarının hacmi net olarak 2 milyar 927 milyon YTL azalarak 38 milyar 476 milyon YTL'ye geriledi.
Kaynak : Sabah Gazetesi 01.12.2007

Ekonomi ve Borsa bölümünü www.Finans.Ekibi.net adresine taşıdık. İlgili soru ve mesajlarınızı yeni siteye gönderebilirsiniz.
Forum Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
02.12.2007, 14:38:44
Mesaj: #264
FED'in İndirim Sinyali Doları 1.17 YTL'ye Çekti
FED'in İndirim Sinyali Doları 1.17 YTL'ye Çekti

ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, global piyasalara yeni bir can simidi daha attı. Bernanke'nin faiz indirimine açık kapı bırakan konuşması, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) 1.032 puanlık artışa, doların da 1.1700 YTL'yi görmesine neden oldu. Kredi krizinin daha da derinleşeceği endişeleriyle hafta ortasında yaşanan sert satış baskısının ardından belini doğrutmaya çalışan İMKB, Bernanke'nin konuşmasının global piyasalarda yarattığı olumlu havanın etkisiyle haftanın son işlem gününü 1.032 puanlık artışla 54.213 seviyesinden tamamladı. Hisse senetlerinin yüzde 1,94 oranında değer kazandığı borsada son bir haftalık prim ise yüzde 3,5 oldu. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) çağrıda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle Çukurova Grubu'na para cezası verdiği Turkcell hisseleri ise yüzde yüzde 4,07'lik artışla 12.80 YTL'ye çıktı.

Dolar 1.1700'yi gördü

FED'in 11 Aralık'ta yeni bir faiz indirimine gideceği beklentilerinin artması ve vergi ödemelerinin etkisiyle döviz piyasası da haftanın son işlem gününü satıcılı geçirdi. Hafta ortasında 1.23 YTL'yi zorlayan dolar kuru artan satışlarla 1.1700 YTL'yi gördü. Bankalararası piyasada 1.1700 YTL'ye kadar gerileyen dolar kotasyonları 1.1750 YTL'nin üzerinde dengelendi. Bono piyasasında ise global kriz endişelerinin artmasıyla yüzde 17'ye tırmanan faiz sakin seyrini korudu. Piyasada gösterge konumda olan 5 Ağustos 2009 vadeli kağıdın faizi yüzde 16,62'ye indi.
Kaynak : Referans Gazetesi 01.12.2007

Ekonomi ve Borsa bölümünü www.Finans.Ekibi.net adresine taşıdık. İlgili soru ve mesajlarınızı yeni siteye gönderebilirsiniz.
Forum Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
02.12.2007, 14:44:42
Mesaj: #265
Wall Street'te Kriz Yok, Borsacılar İkramiye İle Uçak Alabiliyor
Wall Street'te Kriz Yok, Borsacılar İkramiye İle Uçak Alabiliyor
[Resim: borsa.jpg]
Dünyanın en büyük finans merkezi olarak gösterilen Wall Street'in "yazı gelirse biz kazanıyoruz, tura gelirse biz kaybetmiyoruz" şeklindeki sloganı, bir kez daha gerçek oluyor.

Başta mortgage krizi ve dolardaki değer düşüşü olmak üzere, para piyasalarının 2007 yılında yaşadığı büyük çalkantı, Wall Street'in çalışanlarına dudak uçuklatan yıllık ikramiye keyfini bu yıl da bozamayacak. Hissedarları 74 milyar dolar kaybeden Wall Street'in 5 büyük bankasının, çalışanlarına bu ay ödeyecekleri yıllık ikramiyenin toplam miktarı, geçen yılki toplam ikramiyeyi de geçerek 38 milyar dolar olacak. Bu, Wall Street'in finans devleri, Goldman Sachs, Morgan Stanley, Merrill Lynch, Lehman Brothers ve Bear Stearns şirketlerinin 186 bin çalışanın her birinin kişi başı ortalama 201 bin 500 dolar ikramiye alması anlamına geliyor. Sadece bu kişi başı ortalama ikramiye bile, 43 bin dolarlık Amerikan kişi başı ortalama yıllık gelirinin dört katı.

Wall Street çalışanları, sadece yıllık ikramiyeleri ile bir Cessna tipi uçak ve bunun yanı sıra bir de sıfır kilometrede 'Mercedes S-Class 4matic' otomobil alabiliyor. Finans sektöründeki haftalık ortalama maaşlar da 2007 yılının ilk çeyreğinde vergiler kesilmeden 16 bin 918 dolar oldu. Bu rakam, bir önceki yılın aynı periyoduna göre yüzde 25 daha fazla. Ancak New York'un tamamı için bu yüksek rakamları telaffuz etmek zor. New York'ta en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik kesim, yıllık ortalama 365 bin dolarlık geliriyle, en düşük gelire sahip yüzde 20'lik kesimden tam 50 kat daha fazla kazanıyor. Bir başka deyişle, New York'taki en fakir yüzde 20'lik kesim, en zengin yüzde 20'lik kesimin kazandığı her 1 dolara karşılık sadece 2 cent kazanıyor. Bu gelir uçurumu, Namibya'nın gelir uçurumuyla aynı. Avukat Dmitri Iglitzin, "Bu tablo kast sistemi bulunduğunu gösteriyor. Yüksek teknoloji ve finans şirketlerinde çalışanlar, doktorlar, avukatlar yüksek miktarda para kazanıyorlar, Manhattan'da yaşıyorlar. Bir de adaya çalışmak için gelen, çöpleri toplayan, bulaşıkları yıkayan, yolları süpüren, garsonluk yapanlar var. Ve bu insanlar Manhattan'da yaşamıyor; çünkü burada yaşamayı kaldırabilecek ekonomik varlıkları yok." diyor. Manhattan'daki kira ve emlak fiyatları da son 3 yılda keskin bir şekilde artmaya başladı. 2000 ile 2006 yılları arasındaki emlak fiyat artışı neredeyse yüzde 91. Manhattan'daki ortalama ev fiyatı 2004'te 1 milyon dolar sınırını geçti. Emlak firması sahibi Douglas Elliman, "Süper zenginler, orta sınıfı da adadan süpürmeye başladı. Daha önce orta gelirliler için de yaşanabilir alanlar olan bölgeler tamamen 'yuppie'ler tarafından ele geçirildi." diyor.
Kaynak : Zaman Gazetesi 02.12.2007

Ekonomi ve Borsa bölümünü www.Finans.Ekibi.net adresine taşıdık. İlgili soru ve mesajlarınızı yeni siteye gönderebilirsiniz.
Forum Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
20.05.2008, 0:27:02
Mesaj: #266
RE: Medyadan Haberler 2007
Ölçülü faiz artışı derken ölçü kaçabilir
20.05.2008 | Haluk Bürümcekçi | Yorum


Merkez Bankası, kendi enflasyon tahminlerini hedef olarak referans almaya başladıktan sonraki ilk adımını, beklediğimiz gibi 50 baz puanlık ölçülü bir faiz artırımı şeklinde atmıştır. Bankanın bundan sonraki en önemli işi ise, piyasa aktörlerini bu senaryoya ve bütçe hazırlıkları sırasında hükümeti de enflasyon hedefini yukarı çekmeye ikna etmek olacaktır. Merkez Bankası'nın bu süreç için verdiği temel mesajlar aşağıdaki gibidir.

* Faiz artışları gerektiğinde, ölçülü, kademeli ve mümkün olduğu kadar öngörülebilir olacaktır.

* Nisan Enflasyon Raporu'nda sunulan her üç senaryo (baz, iyimser ve kötümser) altında da ölçülü faiz artışına yer verilmiştir.

* Merkez Bankası böylesi bir ortamda enflasyonu, nispeten öngörülebilir ama aynı zamanda şoklara karşı yeterince esnek bir para politikası ile kontrol etmek için elinden gelen tüm çabayı gösterecektir.

1-1.5 puanlık faiz artırımı

Bu şekilde bakıldığında, söz konusu üç senaryonun faizler açısından çok farklı noktalara işaret ettiği düşünülebilir. Ancak, yukarıda aktardığımız gibi her üçünde de ölçülü faiz artışına yer verildiği dikkate alındığında, yapmamız gereken ölçü kavramı kullanılarak ne kastedildiğini bulmak olacaktır. Daha önce de değindiğimiz gibi, para politikasında sıkılığın ölçüsü, politika faizinin

reel olarak bulunduğu seviyedir. Enflasyon beklentilerinde bozulma olduğu dönemlerde bir politika tepkisi verilmezse reel faiz otomatik olarak düşer, para politikası istem dışı gevşemiş olur. Örneğin, nisan sonunda politika reel faizi yüzde 8,8'e gerilemiş, 2006 ortasındaki sıkılaşmadan bu yana en düşük seviyeye işaret etmiştir. Mayıs'taki 50 baz puanlık artışa rağmen reel faiz yüzde 8,6'ya gerilemiştir. Enflasyon hedeflemesi uygulamamızda görülen en düşük seviye yüzde 8, en yüksek seviye ise yüzde 12'dir. Tüm mekanik hesaplamalarız, para politikası duruşunun mart ayındaki konumuna geri dönmesi için 100-150 baz puanlık faiz artırımına işaret etmektedir. İlk sinyaller Merkez Bankası'nın bu noktaya bir anda değil kademeli olarak gelmeyi planladığını düşündürmüştür.

Mesaj iyi verilemedi
Faiz artırımına başlamak, özellikle gelecek 12 ve 24 ay enflasyon beklentilerinde bozulma eğilimini durdurmada işe yararsa bir kaç ayda bu artışa gitmek yeterli olacaktır. Ancak beklentilerde bozulma devam ederse politika faizi reel olarak artmasa dahi nominal artışa devam etmek gerekecektir. Tehlike de buradadadır. Yola ölçülü artış yapacağım diye çıkarken, nominal olarak ölçüyü kaçırmak zorunda kalınabilir. Bu bağlamda, kötümser senaryoda dahi ölçülü faiz artışına yer verilmesini reel faizde ölçülü artış olarak okumanın doğru olacağını düşünüyoruz. Ancak, bu mesajın iyi verilemediğini ve yanlış algılanma ihtimalinin yüksek olduğunu da görüyoruz.

Beklenti anketleri Merkez Bankası'nın baz senaryosundan çok iyimser senaryosuna yakın bir faiz patikasını yansıtmaktadır. Merkez Bankası'nın gelecek enflasyon beklentilerini yükseltme hamlesi başarılı olmuş ancak buna tam anlamıyla uyumlu bir faiz beklentisi henüz oluşamamıştır. Yine de gösterge tahvil faizinin, ilk artırıma rağmen O/N fonlamanın 200 baz puan kadar üzerinde kalmaya devam etmesi buradan gelebilecek bir şokun etkisini yumuşatabilecektir.

Güçlü bir çıpa kalmadı
Sonuç olarak, Merkez Bankası şoklara karşı yeterince esnek bir para politikası için gerekli şartları oluşturmuşa benzemektedir. Küresel risk iştahının toparlanma eğiliminde olması ve bu doğrultuda kurlarda görülen yumuşama da beklentilerin en azından daha kötüleşmemesi için yardımcı olacaktır. Ancak, ekonomide yeterince güçlü bir çıpa kalmaması (stand-by yerine OVMÇ) ve son dönemde alınan kararların yol açtığı endişeler, bu stratejinin çalışmama riskinin de ihmal edilemeyecek düzeyde olduğunu düşündürmektedir.
Kaynak: Referans
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
20.05.2008, 0:29:24
Mesaj: #267
RE: Medyadan Haberler 2007
Resesyon doktoru Feldstein ABD verilerinden memnun değil
20.05.2008 | Dış Haberler | Haber

ABD'nin resesyonda olup olmadığını açıklayacak yetkili kurum NBER'ın başkanı Martin Feldstein bir gazeteye verdiği söyleşide ABD'nin aylık ekonomik göstergelerinde aralık ya da ocak ayından bu yana açık bir gerileme gördüğünü söyledi. ABD'de resesyonu başlatan ve sona erdiren kurum olan NBER'ın başkanı Fransız günlük gazete Les Echos'a yaptığı açıklamada ayrıca, şu anda yaşanan krizin ABD'nin yaşadığı son iki krizden farklı olduğunu belirtti.

Kutlanacak bir şey yok
Bu krizin ne kadar derin olduğunu söylemek için henüz erken diyen Feldstein resesyonun ne noktada olduğu sorusuna ise "Her şey 'resesyon' diyerek neyi kastettiğinize bağlı. Eğer aylık göstergelere bakarsanız aralık-ocak aylarından bu yana gerilemekte olduklarını görürsünüz. Endüstriyel üretim, reel gelir, istihdam, perakende satışları cephelerinde şubat ayı berbattı. Mart biraz daha az berbattı. Nisanda da düşüşler azdı ama bu kutlamamız gereken bir şey değil" dedi.
ABD'de Ticaret Bakanlığı geçen hafta nisan ayında perakende satışların yüzde 0,2 gerilediğini açıkladı. Perakende satışlar mart ayında yüzde 0,2 artmıştı. Yine geçen hafta ABD İstihdam Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre nisan ayında gıda fiyatları yüzde 0,9'luk artışla 1990'dan bu yanaki en yüksek aylık çıkışını yaşamıştı.

Trichet: Kriz sürüyor
Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Jean-Claude Trichet de, BBC'ye yaptığı açıklamada kredi krizinin sürdüğünü söyledi. Trichet, "Biz, devam eden, çok ciddi bir piyasa düzeltmesi görüyoruz, düzeltme henüz sona ermedi" dedi. Merkez bankalarının şu anda faiz oranlarını düşürürse, bunu çok ciddi sorunların takip edeceği uyarısında bulunan Trichet, "Siyaset yapıcıların önceliği fiyat istikrarını sağlamak olmalıdır. Orta vadede fiyat istikrarı ve fiyat istikrarında güvenilirlik, üst düzeyde sürdürülebilir büyüme ve istihdam yaratmak için en iyi yoldur" diye konuştu. Petrol ve gıda fiyatlarının yükselmesinin enflasyonist baskıları artırdığına dikkati çeken Trichet, enflasyonu kontrol altına almanın refahı ve istihdamı korumanın en iyi yolu olduğunu vurguladı.
Enerji ve gıda fiyatlarındaki yükselişi 1970 yılındaki petrol şokuyla karşılaştıran Trichet, bir çok Avrupa ülkesinin 1970'li yıllarda sıkı para politikasında başarısız olmasının, bölgenin rekabet yeteneğine zarar veren yüksek ücretlere yol açtığını, bunun da kitlesel işsizlikle sonuçlandığını ifade etti. Halen işsizlikle mücadele etmenin bu çağın "mirası" olduğunu belirten Trichet, tüketici fiyatlarının hızla yükselmesine rağmen, yüksek enflasyonun ilelebet sürmeyeceğini söyledi.
Kaynak: Referans
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Konuyu Gönder  Konu Kilitli 


Bu Konuyu Görüntüleyenler
1 Ziyaretçi

Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Medyadan Haberler 2008 ToKoBa 136 4,060 26.05.2008 22:33:15
Son Mesaj: deks
  Infotrace Haftalık E Gazete 06.04.2007 infotrace 9 391 16.06.2007 16:01:50
Son Mesaj: infotrace
  Menkul kıymet gelirlerinin 2007 yılında tabi olacağı beyan ve vergileme rejimi ToKoBa 0 197 11.04.2007 9:35:35
Son Mesaj: ToKoBa

Foruma Git:

Bize Ulaşın | Forum Ekibi | En üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi | © 2002-2007 MyBB & MyBB Türkiye & TOLGA KOŞTURAN Powered by  MyPagerank.Net

hosting Toplist site ekle iyi hit siteler
 
Yasal Uyarı : Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri, yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.