wWw.Finans.Ekibi.NET adresine taşındık.
Tarafsız ve küçük yatırımcıyı koruyan eğitici yorumlarımızla Finans Ekibindeyiz.
IMKB, VOB, FOrex, BES kısacası Ekonomi ve Borsa ile ilgileniyorsanız; sizi de bekleriz.
Yeterli Rezerv Ne Kadar Olmalı? 100 Milyar Dolar Mı, 200 Mü? (Hurşit Güneş)
Yeterli Rezerv Ne Kadar Olmalı? 100 Milyar Dolar Mı, 200 Mü? Hurşit Güneş
IMF ile stand-by anlaşması bu yılın sonunda tamamlanıyor. IMF ile şimdiye kadar yapılan anlaşmalar mali ve makroekonomik istikrar üzerine kuruluyordu. Ancak IMF ile ilişkilerin gelecek yıl sona ermeyeceği, bir başka biçimde süreceği anlaşılıyor. Çünkü IMF ile hükümet yetkilileri arasında müzakereler sürüyor.
Bundan sonra uygulanacak program hakkında ilk bilgi dünkü Milliyet ekonomi sayfalarında yer aldı. "IMF Türkiye'ye döviz rezervi şart getiriyor". Bunun üç tane nedeni olabilir. Birincisi, IMF YTL'yi (döviz kurunu) aşırı değerli bulabilir ve rezervlerin artırılması yoluyla YTL'nin değerinin düşürülmesi isteyebilir.
İkincisi, 2008 yılında uluslararası piyasalarda oluşacak çalkantının boyutunda ürkerek bir sermaye çıkışının iç makro dengelere hasar vereceği kaygısıyla rezerv biriktirilmesi gerektiğini düşünebilir.
Nihayet bundan böyle Türkiye'nin yapacağı tüm borçlanmalarda maliyetin düşük olabilmesi için yabancı finans kuruluşlarına borcun ödenme sorunu olmayacağının güvencesini gösterme olabilir.
Sırasıyla değerlendirelim. IMF'nin Türkiye'nin değerli kur nedeniyle kaybettiği rekabet gücünden hiç endişe ettiği kanısında değiliz. Böylesi bir kanısı olsaydı, çok önceden bu talepte bulunurdu. Yani kurun yükselmesi için rezerv biriktirilmeyecek. Ancak rezerv hedefinin düzeyine göre elbette kurda değişiklikler oluşabilir.
Türkiye'nin daha ucuz borç bulması da endişe kaynağı olamaz. Özellikle ABD'de faizler düşerken borcun maliyetinin çok önemli bir kaygı yarattığı düşünülmemeli. Nihayet makroekonomik dengeler düzeldikçe ve dünyada likidite bol oldukça sorun olmayacaktır.
Henüz nasıl bir hedef konacağını, bu hedefin tutturulması için ortaya çıkan YTL likiditenin nasıl emileceğini bilmiyoruz. Ancak 2008 yılında olası bir küresel çalkantıda cari açığı en yüksek olan Türkiye'de çok büyük çalkantı ve büyük ölçekli çıkışlar oluşacağına kuşku duyulmamalıdır. İşte bu nedenle rezervler güçlendirilmektedir. Yani alacaklılara güven verebilmek için.
Şu anda döviz rezervleri 71 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rezervler aslında diğer gelişmekte olan ülkeler ortalamasıyla birçok kriter ortaya konduğunda yetersiz. Örneğin milli gelir içinde payı yüzde 17. Oysa diğer gelişmekte olan ülkelerde yüzde 24.
Rezervler Türkiye'nin 5 aylık ithalatını karşılarken, diğer gelişmekte olan ülkelerde 7 ayı karşılıyor. Para arzı içinde Türkiye'nin rezervleri diğer ülkelerle aynı düzeyde. Yani rezerv biriktirirken para yaratma sorunundan pek de ürkmeye gerek yok.
Bu veriler gösteriyor ki, Türkiye'de döviz rezervlerinin yeterli olması için milli gelir veya ithalat hesabıyla en az 100 milyar dolar, kısa vadeli borç hesabıyla da 200 milyar doların üstünde olması gerekli.
Yukarıdaki tabloda en ürküten konu ise kısa vadeli borçların rezervlere oranı. Türkiye'de bu yüzde 52. Oysa diğer gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 15. Türkiye'nin Arjantin'den sonra dünyada dış borç-rezerv oranı en yüksek ülke olduğu biliniyor. IMF de olasılıkla Türkiye'yi bunu riskli bulup önümüzdeki yıl olası bir küresel çalkantıdan ürken ve Türkiye'ye muslukları kısmayı düşünebilecek olan alacaklılara güvence sağlamaya çalışıyor. Kaynak : Milliyet Gazetesi 27.09.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Yabancı, Faize Bakmadı 10 Milyar $ Bono Sattı Alıcı bulamadıkları için borsadan çıkamayan yabancı yatırımcılar, faiz düşüşüne rağmen 10 milyar dolarlık Hazine bonosu ve tahvil satışı yaptı..
Global piyasalarda yaşanan likidite sıkıntısı, dünyanın en yüksek reel faizini vermemize rağmen Türkiye'den sessiz sedasız para çıkışına neden oluyor. Yabancı yatırımcılar son dört ayda hisse senedi piyasasından çıkamasalar da bono ve tahvil portföylerini boşaltıyor. Global dalgalanmanın başladığı 23 Temmuz'dan bu yana Merkez Bankası'nın iki kez toplamda yüzde 1.25 faiz indirimine ve faiz indiriminin devam edeceği beklentisine rağmen Türk bonoları stoğunu azaltıyorlar. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) rakamlarına göre yabancı yatırımcıların bono ve tahvil stokları son dört ayda 11.9 milyar YTL'lik (yaklaşık 9 milyar 963 milyon dolar) azaldı. BDDK verileri, 16 Temmuz'da 48.9 milyar YTL'ye çıkan yabancıların elindeki bono stoğu 27 Kasım'da yaklaşık 37 milyar YTL'ye geriledi. Böylece yabancıların Hazine'nin borçlanmak için sattığı bono ve tahvillerdeki ağırlık da yüzde 45'ten yüzde 35'e gerilemiş oldu.
TÜRKLERE SATTILAR
Yine aynı verilere göre Türk vatandaşlarının Hazine'nin çıkardığı tahvil ya da bonolardan oluşan bono stoğu ise yabancıların tam tersi yaklaşık olarak 6 milyar YTL arttı. Hazine'nin borçlanmak için sattığı tahvil miktarı, borcu döndürme oranı (roll-over) yüzde 80 civarına inince 107 milyar YTL'den 103.9 milyar YTL'ye düştü. Borçlanma miktarındaki azalmaya karşın Türk yatırımcıların portföyünü artırma isteği bu kesimin Hazine kağıtlarındaki payını 4 ayda yüzde 55'ten yüzde 65'e çıkardı. Uzmanlar, yabancıların İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda yüzde 72'lere varan paylarını azaltamamasını hisse senetlerinde yeterli yerli alıcı bulanamamasına bağlıyor. Ancak aynı durum bono tarafında söz konusu değil. Hisse senedinde olduğu gibi Hazine bonolarına da yatırım yapan yabancılar, Avrupa ve ABD'deki fonlar olduğu için likidite sıkıntısı bu fonların para bulmalarını zorlaştırıyor.
LİKİDİTE SIKIŞIKLIĞI
Bu nedenle çoğunluğu dünyanın en büyük yatırım bankalarının sahip olduğu fonlar, kazandıkları paranın ne olacağına bakmadan ellerindeki varlıkları nakde çevirecekleri en uygun yerlerde o ülkeden veya yatırım aracından çıkıyor. Global krizin henüz sonlanmadığını belirten uzmanlar Türkiye'den özellikle bono ve tahvil piyasasından çıkışın devam edeceğine inandıklarını kaydediyor. Kaynak :Sabah Gazetesi 01.12.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
MERKEZ Bankası'nın hesaplarına göre ise yabancılar bono portföylerini 2 ayda yaklaşık 3 milyar YTL azalttı. Bankanın haftalık bülteninde yayınlanan verilere göre iç borçlanmada yıllık ortalama bileşik faizlerin 2 puan dolayında düştüğü son iki ayda yerli yatırımcılar tahvil, bono portföyünü 4 milyar YTL'ye yakın büyütürken aynı dönemde yabancı yatırımcılar, Türk kâğıtlarında portföyünü yaklaşık 3 milyar YTL küçülttü. 21 Eylül-16 Ekim arasındaki dönemde, yerli ve yabancı bono piyasasında farklı eğilim sergiledi.
YERLİ 4 MİLYAR ARTIRDI
Bankalar dışında kalan gerçek ve tüzel kişiler ile menkul kıymet yatırım fonlarından oluşan yurtiçi yerleşiklerin toplam bono portföyü anılan dönemde 3 milyar 920 milyon YTL büyüyerek 78 milyar 796 milyon YTL'ye çıkarken yabancı yatırımcıların aynı araçlardaki yatırımlarının hacmi net olarak 2 milyar 927 milyon YTL azalarak 38 milyar 476 milyon YTL'ye geriledi. Kaynak : Sabah Gazetesi 01.12.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, global piyasalara yeni bir can simidi daha attı. Bernanke'nin faiz indirimine açık kapı bırakan konuşması, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) 1.032 puanlık artışa, doların da 1.1700 YTL'yi görmesine neden oldu. Kredi krizinin daha da derinleşeceği endişeleriyle hafta ortasında yaşanan sert satış baskısının ardından belini doğrutmaya çalışan İMKB, Bernanke'nin konuşmasının global piyasalarda yarattığı olumlu havanın etkisiyle haftanın son işlem gününü 1.032 puanlık artışla 54.213 seviyesinden tamamladı. Hisse senetlerinin yüzde 1,94 oranında değer kazandığı borsada son bir haftalık prim ise yüzde 3,5 oldu. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) çağrıda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle Çukurova Grubu'na para cezası verdiği Turkcell hisseleri ise yüzde yüzde 4,07'lik artışla 12.80 YTL'ye çıktı.
Dolar 1.1700'yi gördü
FED'in 11 Aralık'ta yeni bir faiz indirimine gideceği beklentilerinin artması ve vergi ödemelerinin etkisiyle döviz piyasası da haftanın son işlem gününü satıcılı geçirdi. Hafta ortasında 1.23 YTL'yi zorlayan dolar kuru artan satışlarla 1.1700 YTL'yi gördü. Bankalararası piyasada 1.1700 YTL'ye kadar gerileyen dolar kotasyonları 1.1750 YTL'nin üzerinde dengelendi. Bono piyasasında ise global kriz endişelerinin artmasıyla yüzde 17'ye tırmanan faiz sakin seyrini korudu. Piyasada gösterge konumda olan 5 Ağustos 2009 vadeli kağıdın faizi yüzde 16,62'ye indi. Kaynak :Referans Gazetesi 01.12.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Wall Street'te Kriz Yok, Borsacılar İkramiye İle Uçak Alabiliyor
Wall Street'te Kriz Yok, Borsacılar İkramiye İle Uçak Alabiliyor Dünyanın en büyük finans merkezi olarak gösterilen Wall Street'in "yazı gelirse biz kazanıyoruz, tura gelirse biz kaybetmiyoruz" şeklindeki sloganı, bir kez daha gerçek oluyor.
Başta mortgage krizi ve dolardaki değer düşüşü olmak üzere, para piyasalarının 2007 yılında yaşadığı büyük çalkantı, Wall Street'in çalışanlarına dudak uçuklatan yıllık ikramiye keyfini bu yıl da bozamayacak. Hissedarları 74 milyar dolar kaybeden Wall Street'in 5 büyük bankasının, çalışanlarına bu ay ödeyecekleri yıllık ikramiyenin toplam miktarı, geçen yılki toplam ikramiyeyi de geçerek 38 milyar dolar olacak. Bu, Wall Street'in finans devleri, Goldman Sachs, Morgan Stanley, Merrill Lynch, Lehman Brothers ve Bear Stearns şirketlerinin 186 bin çalışanın her birinin kişi başı ortalama 201 bin 500 dolar ikramiye alması anlamına geliyor. Sadece bu kişi başı ortalama ikramiye bile, 43 bin dolarlık Amerikan kişi başı ortalama yıllık gelirinin dört katı.
Wall Street çalışanları, sadece yıllık ikramiyeleri ile bir Cessna tipi uçak ve bunun yanı sıra bir de sıfır kilometrede 'Mercedes S-Class 4matic' otomobil alabiliyor. Finans sektöründeki haftalık ortalama maaşlar da 2007 yılının ilk çeyreğinde vergiler kesilmeden 16 bin 918 dolar oldu. Bu rakam, bir önceki yılın aynı periyoduna göre yüzde 25 daha fazla. Ancak New York'un tamamı için bu yüksek rakamları telaffuz etmek zor. New York'ta en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik kesim, yıllık ortalama 365 bin dolarlık geliriyle, en düşük gelire sahip yüzde 20'lik kesimden tam 50 kat daha fazla kazanıyor. Bir başka deyişle, New York'taki en fakir yüzde 20'lik kesim, en zengin yüzde 20'lik kesimin kazandığı her 1 dolara karşılık sadece 2 cent kazanıyor. Bu gelir uçurumu, Namibya'nın gelir uçurumuyla aynı. Avukat Dmitri Iglitzin, "Bu tablo kast sistemi bulunduğunu gösteriyor. Yüksek teknoloji ve finans şirketlerinde çalışanlar, doktorlar, avukatlar yüksek miktarda para kazanıyorlar, Manhattan'da yaşıyorlar. Bir de adaya çalışmak için gelen, çöpleri toplayan, bulaşıkları yıkayan, yolları süpüren, garsonluk yapanlar var. Ve bu insanlar Manhattan'da yaşamıyor; çünkü burada yaşamayı kaldırabilecek ekonomik varlıkları yok." diyor. Manhattan'daki kira ve emlak fiyatları da son 3 yılda keskin bir şekilde artmaya başladı. 2000 ile 2006 yılları arasındaki emlak fiyat artışı neredeyse yüzde 91. Manhattan'daki ortalama ev fiyatı 2004'te 1 milyon dolar sınırını geçti. Emlak firması sahibi Douglas Elliman, "Süper zenginler, orta sınıfı da adadan süpürmeye başladı. Daha önce orta gelirliler için de yaşanabilir alanlar olan bölgeler tamamen 'yuppie'ler tarafından ele geçirildi." diyor. Kaynak : Zaman Gazetesi 02.12.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Merkez Bankasý, kendi enflasyon tahminlerini hedef olarak referans almaya baþladýktan sonraki ilk adýmýný, beklediðimiz gibi 50 baz puanlýk ölçülü bir faiz artýrýmý þeklinde atmýþtýr. Bankanýn bundan sonraki en önemli iþi ise, piyasa aktörlerini bu senaryoya ve bütçe hazýrlýklarý sýrasýnda hükümeti de enflasyon hedefini yukarý çekmeye ikna etmek olacaktýr. Merkez Bankasý'nýn bu süreç için verdiði temel mesajlar aþaðýdaki gibidir.
* Faiz artýþlarý gerektiðinde, ölçülü, kademeli ve mümkün olduðu kadar öngörülebilir olacaktýr.
* Nisan Enflasyon Raporu'nda sunulan her üç senaryo (baz, iyimser ve kötümser) altýnda da ölçülü faiz artýþýna yer verilmiþtir.
* Merkez Bankasý böylesi bir ortamda enflasyonu, nispeten öngörülebilir ama ayný zamanda þoklara karþý yeterince esnek bir para politikasý ile kontrol etmek için elinden gelen tüm çabayý gösterecektir.
1-1.5 puanlýk faiz artýrýmý
Bu þekilde bakýldýðýnda, söz konusu üç senaryonun faizler açýsýndan çok farklý noktalara iþaret ettiði düþünülebilir. Ancak, yukarýda aktardýðýmýz gibi her üçünde de ölçülü faiz artýþýna yer verildiði dikkate alýndýðýnda, yapmamýz gereken ölçü kavramý kullanýlarak ne kastedildiðini bulmak olacaktýr. Daha önce de deðindiðimiz gibi, para politikasýnda sýkýlýðýn ölçüsü, politika faizinin
reel olarak bulunduðu seviyedir. Enflasyon beklentilerinde bozulma olduðu dönemlerde bir politika tepkisi verilmezse reel faiz otomatik olarak düþer, para politikasý istem dýþý gevþemiþ olur. Örneðin, nisan sonunda politika reel faizi yüzde 8,8'e gerilemiþ, 2006 ortasýndaki sýkýlaþmadan bu yana en düþük seviyeye iþaret etmiþtir. Mayýs'taki 50 baz puanlýk artýþa raðmen reel faiz yüzde 8,6'ya gerilemiþtir. Enflasyon hedeflemesi uygulamamýzda görülen en düþük seviye yüzde 8, en yüksek seviye ise yüzde 12'dir. Tüm mekanik hesaplamalarýz, para politikasý duruþunun mart ayýndaki konumuna geri dönmesi için 100-150 baz puanlýk faiz artýrýmýna iþaret etmektedir. Ãlk sinyaller Merkez Bankasý'nýn bu noktaya bir anda deðil kademeli olarak gelmeyi planladýðýný düþündürmüþtür.
Mesaj iyi verilemedi
Faiz artýrýmýna baþlamak, özellikle gelecek 12 ve 24 ay enflasyon beklentilerinde bozulma eðilimini durdurmada iþe yararsa bir kaç ayda bu artýþa gitmek yeterli olacaktýr. Ancak beklentilerde bozulma devam ederse politika faizi reel olarak artmasa dahi nominal artýþa devam etmek gerekecektir. Tehlike de buradadadýr. Yola ölçülü artýþ yapacaðým diye çýkarken, nominal olarak ölçüyü kaçýrmak zorunda kalýnabilir. Bu baðlamda, kötümser senaryoda dahi ölçülü faiz artýþýna yer verilmesini reel faizde ölçülü artýþ olarak okumanýn doðru olacaðýný düþünüyoruz. Ancak, bu mesajýn iyi verilemediðini ve yanlýþ algýlanma ihtimalinin yüksek olduðunu da görüyoruz.
Beklenti anketleri Merkez Bankasý'nýn baz senaryosundan çok iyimser senaryosuna yakýn bir faiz patikasýný yansýtmaktadýr. Merkez Bankasý'nýn gelecek enflasyon beklentilerini yükseltme hamlesi baþarýlý olmuþ ancak buna tam anlamýyla uyumlu bir faiz beklentisi henüz oluþamamýþtýr. Yine de gösterge tahvil faizinin, ilk artýrýma raðmen O/N fonlamanýn 200 baz puan kadar üzerinde kalmaya devam etmesi buradan gelebilecek bir þokun etkisini yumuþatabilecektir.
Güçlü bir çýpa kalmadý
Sonuç olarak, Merkez Bankasý þoklara karþý yeterince esnek bir para politikasý için gerekli þartlarý oluþturmuþa benzemektedir. Küresel risk iþtahýnýn toparlanma eðiliminde olmasý ve bu doðrultuda kurlarda görülen yumuþama da beklentilerin en azýndan daha kötüleþmemesi için yardýmcý olacaktýr. Ancak, ekonomide yeterince güçlü bir çýpa kalmamasý (stand-by yerine OVMÇ) ve son dönemde alýnan kararlarýn yol açtýðý endiþeler, bu stratejinin çalýþmama riskinin de ihmal edilemeyecek düzeyde olduðunu düþündürmektedir. Kaynak: Referans
Resesyon doktoru Feldstein ABD verilerinden memnun deðil
20.05.2008 | Dýþ Haberler | Haber
ABD'nin resesyonda olup olmadýðýný açýklayacak yetkili kurum NBER'ýn baþkaný Martin Feldstein bir gazeteye verdiði söyleþide ABD'nin aylýk ekonomik göstergelerinde aralýk ya da ocak ayýndan bu yana açýk bir gerileme gördüðünü söyledi. ABD'de resesyonu baþlatan ve sona erdiren kurum olan NBER'ýn baþkaný Fransýz günlük gazete Les Echos'a yaptýðý açýklamada ayrýca, þu anda yaþanan krizin ABD'nin yaþadýðý son iki krizden farklý olduðunu belirtti.
Kutlanacak bir þey yok
Bu krizin ne kadar derin olduðunu söylemek için henüz erken diyen Feldstein resesyonun ne noktada olduðu sorusuna ise "Her þey 'resesyon' diyerek neyi kastettiðinize baðlý. Eðer aylýk göstergelere bakarsanýz aralýk-ocak aylarýndan bu yana gerilemekte olduklarýný görürsünüz. Endüstriyel üretim, reel gelir, istihdam, perakende satýþlarý cephelerinde þubat ayý berbattý. Mart biraz daha az berbattý. Nisanda da düþüþler azdý ama bu kutlamamýz gereken bir þey deðil" dedi.
ABD'de Ticaret Bakanlýðý geçen hafta nisan ayýnda perakende satýþlarýn yüzde 0,2 gerilediðini açýkladý. Perakende satýþlar mart ayýnda yüzde 0,2 artmýþtý. Yine geçen hafta ABD Ãstihdam Bakanlýðý tarafýndan yapýlan açýklamaya göre nisan ayýnda gýda fiyatlarý yüzde 0,9'luk artýþla 1990'dan bu yanaki en yüksek aylýk çýkýþýný yaþamýþtý.
Trichet: Kriz sürüyor
Öte yandan, Avrupa Merkez Bankasý (AMB) Baþkaný Jean-Claude Trichet de, BBC'ye yaptýðý açýklamada kredi krizinin sürdüðünü söyledi. Trichet, "Biz, devam eden, çok ciddi bir piyasa düzeltmesi görüyoruz, düzeltme henüz sona ermedi" dedi. Merkez bankalarýnýn þu anda faiz oranlarýný düþürürse, bunu çok ciddi sorunlarýn takip edeceði uyarýsýnda bulunan Trichet, "Siyaset yapýcýlarýn önceliði fiyat istikrarýný saðlamak olmalýdýr. Orta vadede fiyat istikrarý ve fiyat istikrarýnda güvenilirlik, üst düzeyde sürdürülebilir büyüme ve istihdam yaratmak için en iyi yoldur" diye konuþtu. Petrol ve gýda fiyatlarýnýn yükselmesinin enflasyonist baskýlarý artýrdýðýna dikkati çeken Trichet, enflasyonu kontrol altýna almanýn refahý ve istihdamý korumanýn en iyi yolu olduðunu vurguladý.
Enerji ve gýda fiyatlarýndaki yükseliþi 1970 yýlýndaki petrol þokuyla karþýlaþtýran Trichet, bir çok Avrupa ülkesinin 1970'li yýllarda sýký para politikasýnda baþarýsýz olmasýnýn, bölgenin rekabet yeteneðine zarar veren yüksek ücretlere yol açtýðýný, bunun da kitlesel iþsizlikle sonuçlandýðýný ifade etti. Halen iþsizlikle mücadele etmenin bu çaðýn "mirasý" olduðunu belirten Trichet, tüketici fiyatlarýnýn hýzla yükselmesine raðmen, yüksek enflasyonun ilelebet sürmeyeceðini söyledi. Kaynak:Referans
Yasal Uyarı :
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri, yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.