Ölçülü faiz artışı derken ölçü kaçabilir
20.05.2008 | Haluk Bürümcekçi | Yorum
Merkez Bankası, kendi enflasyon tahminlerini hedef olarak referans almaya başladıktan sonraki ilk adımını, beklediğimiz gibi 50 baz puanlık ölçülü bir faiz artırımı şeklinde atmıştır. Bankanın bundan sonraki en önemli işi ise, piyasa aktörlerini bu senaryoya ve bütçe hazırlıkları sırasında hükümeti de enflasyon hedefini yukarı çekmeye ikna etmek olacaktır. Merkez Bankası'nın bu süreç için verdiği temel mesajlar aşağıdaki gibidir.
* Faiz artışları gerektiğinde, ölçülü, kademeli ve mümkün olduğu kadar öngörülebilir olacaktır.
* Nisan Enflasyon Raporu'nda sunulan her üç senaryo (baz, iyimser ve kötümser) altında da ölçülü faiz artışına yer verilmiştir.
* Merkez Bankası böylesi bir ortamda enflasyonu, nispeten öngörülebilir ama aynı zamanda şoklara karşı yeterince esnek bir para politikası ile kontrol etmek için elinden gelen tüm çabayı gösterecektir.
1-1.5 puanlık faiz artırımı
Bu şekilde bakıldığında, söz konusu üç senaryonun faizler açısından çok farklı noktalara işaret ettiği düşünülebilir. Ancak, yukarıda aktardığımız gibi her üçünde de ölçülü faiz artışına yer verildiği dikkate alındığında, yapmamız gereken ölçü kavramı kullanılarak ne kastedildiğini bulmak olacaktır. Daha önce de değindiğimiz gibi, para politikasında sıkılığın ölçüsü, politika faizinin
reel olarak bulunduğu seviyedir. Enflasyon beklentilerinde bozulma olduğu dönemlerde bir politika tepkisi verilmezse reel faiz otomatik olarak düşer, para politikası istem dışı gevşemiş olur. Örneğin, nisan sonunda politika reel faizi yüzde 8,8'e gerilemiş, 2006 ortasındaki sıkılaşmadan bu yana en düşük seviyeye işaret etmiştir. Mayıs'taki 50 baz puanlık artışa rağmen reel faiz yüzde 8,6'ya gerilemiştir. Enflasyon hedeflemesi uygulamamızda görülen en düşük seviye yüzde 8, en yüksek seviye ise yüzde 12'dir. Tüm mekanik hesaplamalarız, para politikası duruşunun mart ayındaki konumuna geri dönmesi için 100-150 baz puanlık faiz artırımına işaret etmektedir. İlk sinyaller Merkez Bankası'nın bu noktaya bir anda değil kademeli olarak gelmeyi planladığını düşündürmüştür.
Mesaj iyi verilemedi
Faiz artırımına başlamak, özellikle gelecek 12 ve 24 ay enflasyon beklentilerinde bozulma eğilimini durdurmada işe yararsa bir kaç ayda bu artışa gitmek yeterli olacaktır. Ancak beklentilerde bozulma devam ederse politika faizi reel olarak artmasa dahi nominal artışa devam etmek gerekecektir. Tehlike de buradadadır. Yola ölçülü artış yapacağım diye çıkarken, nominal olarak ölçüyü kaçırmak zorunda kalınabilir. Bu bağlamda, kötümser senaryoda dahi ölçülü faiz artışına yer verilmesini reel faizde ölçülü artış olarak okumanın doğru olacağını düşünüyoruz. Ancak, bu mesajın iyi verilemediğini ve yanlış algılanma ihtimalinin yüksek olduğunu da görüyoruz.
Beklenti anketleri Merkez Bankası'nın baz senaryosundan çok iyimser senaryosuna yakın bir faiz patikasını yansıtmaktadır. Merkez Bankası'nın gelecek enflasyon beklentilerini yükseltme hamlesi başarılı olmuş ancak buna tam anlamıyla uyumlu bir faiz beklentisi henüz oluşamamıştır. Yine de gösterge tahvil faizinin, ilk artırıma rağmen O/N fonlamanın 200 baz puan kadar üzerinde kalmaya devam etmesi buradan gelebilecek bir şokun etkisini yumuşatabilecektir.
Güçlü bir çıpa kalmadı
Sonuç olarak, Merkez Bankası şoklara karşı yeterince esnek bir para politikası için gerekli şartları oluşturmuşa benzemektedir. Küresel risk iştahının toparlanma eğiliminde olması ve bu doğrultuda kurlarda görülen yumuşama da beklentilerin en azından daha kötüleşmemesi için yardımcı olacaktır. Ancak, ekonomide yeterince güçlü bir çıpa kalmaması (stand-by yerine OVMÇ) ve son dönemde alınan kararların yol açtığı endişeler, bu stratejinin çalışmama riskinin de ihmal edilemeyecek düzeyde olduğunu düşündürmektedir.
Kaynak: Referans