Bu Konuyu Görüntüleyenler
 1 Misafir

Cevapla  Konu Gönder 
Sayfa (14): « İlk < Geri 1 2 [3] 4 5 6 7 İleri > Son »
Medyadan Haberler 2007
Yazar Mesaj
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #41
Türk Piyasasının Kaderi Japon Ev Kadınının Elinde

The Times Gazetesi, Japon ev kadınlarının carry trade çılgınlığına günlük 15 milyar dolarlık hacimle katıldığını ve hedef piyasalarının da Türkiye olduğunu yazdı.

The Times’a göre Türk Merkez Bankası, küresel piyasaların kontrolünü ele geçiren binlerce Japon kadınının çılgınlığından korkuyor.

The Times “Kimono Tüccarları” başlıklı haberinde düşük faizli para biriminden borçlanıp getirisi yüksek para birimine yatırım anlamına gelen “carry trade”in Japon ev kadınları arasında nasıl yayıldığını mercek altına aldı. Gazete Japon ev kadınları arasında da carry trade çılgınlığı yaşandığını yazarken, hedef piyasanın ise sunduğu cazip faiz yüzünden Türkiye olduğunu vurguladı. Gazete Türk hükümetinin bu “hücum” karşısında donakaldığını öne sürdü. Gazete, “Türkiye’nin kabusu, Japon ev kadınlarının ilgisi azalarak liradan çekilmeleri ve sistemin çökmesine yol açmalarıdır” ifadesini kullandı.

İngiliz gazetesi, Tokyo kaynaklı haberinde “Japon ev kadınları geleneksel görüntülerini, döviz ticareti dünyası ve yüksek kazanç uğruna terk ederek hem uluslararası piyasaları, hem de Japonya’nın ekonomisini etkiliyor” diye yazdı. Gazete şöyle devam etti: “Tokyo’da Shiba Parkı’na yukarıdan bakan zarif bir kafeteryada Ritsuko Shiono, pembe süslü cep telefonundaki döviz kurlarına bakmak üzere gözlerini kitabından kaldırıyor. Özellikle Türk lirası ile ilgileniyor. Tam o sıralarda oradan 5 bin 400 mil uzaklıkta Ankara’da Türk Merkez Bankası, Ritsuko ve onun gibi sessizce küresel döviz piyasalarının kontrolünü ele geçiren binlerce kadın nedeniyle panikliyor.”

Kadınlara özel 8 dergi

Döviz ticareti yapan Japon kadınlarının görüşlerine de yer verildiği haberde son bir yılda Japonya’da kadınlara yönelik 8 yeni yatırım dergisinin piyasaya çıktığına da işaret edildi.

Gazete, Japonya’da carry trade yapan Japon ev kadınlarının günlük işlem hacminin 15 milyar doları bulduğunu vurguladı ve şu noktalara dikkat çekti:

Japon Yeni’nin faizi yüzde 0.5. Yeni Zelanda dolarının yüzde 8.25 veya Türk lirasının yüzde 17.5 faizi arasında büyük bir fark var.

Japon kadınları bu faiz farkından nasıl para kazanacaklarını artık öğrendi.

Yeni Zelanda hükümeti geçtiğimiz günlerde piyasaya müdahale etmek, düşen doları desteklemek istedi.

Ancak Japon yatırımcılar o kadar çok döviz getiriyor ki bu müdahale etkisiz kaldı.

Ritsuko’nun öğle yemeği Türkler’den

The Times, Japon ev kadınlarına örnek olarak Ritsuko Shiono’nun 1 gününü de özetledi:

07:00 34 yaşındaki Ritsuko, sabah erken saatlerde internetten aracı kurumuna ulaştı ve 100 bin yen (850 dolar) kredi aldı. Ne de olsa faiz sadece yüzde 0.5. Hemen parasının yüzde 17.5 faizle Türk lirasına yatırdı.

8:00 Nikkei borsasına göz atan Ritsuko, Bloomberg haber ajansından döviz piyasası ile ilgili günlük haberleri okudu.

8:15 Düşük faizden 500 bin yen daha borçlanan Ritsuko, 160 yen/euro paritesinden 200 bin yen değerinde euro satın aldı. Haber ajanslarından okuduğuna göre euro, yen karşısında değer kazanabilirdi.

8:30 15 dakika önce borçlandığı 200 bin yeni, yüzde 8.5 faiz veren Yeni Zelanda dolarına yatırdı.

12:00 Alışverişe çıkan Ritsuko’nun beklediği gelişmeler öğlen saatlerinde bir bir gerçekleşti. Türk lirası değer kazandı. Ritsuko’nun öğle yemeğinin parası çıkmıştı bile.

17:31 Ritsuko bir kez daha haklı çıktı. Euro da yen karşısında yüzde 1 değer kazandı. 160 paritesinden aldığı yeni 176’dan sattı. Broker ücretini ödediğinde kendisine ekstra 5 bin yen kâr kaldı.

2 ay sonra piyasalar hakkında daha geniş bilgiye sahip olan Ritsuko, artık İzlanda Kronu’nun, Yeni Zelenda Doları’ndan daha spekülatif olduğunu düşünüyor. Ritsuko sattığı dolardan sonra yeni gözdesi İzlanda Kronuna yatırıma başladı. Faiz gelirlerinden 6100 yen kazanan Ritsuko’nun, toplam kazancı dev yatırım şirketlerinin bile ilgisini çekmeye başladı.

Kaynak : Vatan Gazetesi 05.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

05-08-2007 14:56:11 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #42
Merkez’den Faiz İndirimi Bekleniyor

Enflasyonla mücadele için dünyanın en yüksek faizini ödeyen Merkez Bankası’na yönelik faiz indirimi beklentileri de arttı.

Açıklanan oranların ardından enflasyonla mücadele için dünyanın en yüksek faizini ödeyen Merkez Bankası’na yönelik faiz indirimi beklentileri de arttı. Morgan Stanley Ekonomisti Serhan Çevik, açıklanan son verilerin dezenflasyon sürecinin daha da ivme kazanacağı yönündeki görüşü destekler nitelikte olduğunu belirti. Çevik “Dolayısıyla Merkez Bankası’nın kısa vadeli faiz oranlarını Ekim ayında çeyrek ile yarım puan aralığında indirmesini bekliyorum. Bu, kademeli bir gevşetme döngüsü olacaktır” diye konuştu.

Piyasa ABD’ye bağlı

Açıklanan veriler piyasalarda ilk etapta doları 1.27 seviyesinin altına indirirken, ABD borsalarındaki gerileme nedeniyle kurdaki gerileme kısa sürdü. Piyasaların Pazartesi günü de dış borsalara bağlı olarak enflasyon verisini değerlendireceği belirtiliyor. Tera Menkul Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Çolak, ilk bakışta rakamların beklentilerden daha iyi geldiğini belirterek, “Yıllık enflasyon yüzde 7’nin altına indi. Dünya piyasalarında bir sorun olmazsa Pazartesi piyasaları olumlu etkiler. Ama orada sorun olursa orası ağır basar” dedi.

EFG İstanbul Menkul Ekonomisti Aslı Savranoğlu ise şunları söyledi: “Piyasayı esas şaşırtan gıda fiyatlarındaki düşüş oldu. Giyimde ise mevsimselliğe bağlı bir düşüş görüldü. Merkez Bankası’nın faiz indirmek için bir olumlu rakam daha görmek isteyeceğini düşünüyorum.”

Kaynak : Vatan Gazetesi 05.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

05-08-2007 14:57:56 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #43
Euro’su Olmayan Ağlarmış! (Yiğit Bulut)

Son dönemde euro’nun 1.38-1.40 dolar bölgesine doğru hareketlenmesi ve basında bu tip yorumlar çıkması; euro borcu veya birikimleri olanların aklına şu soruları getiriyor:

1- Diğer dövizler bazında tuttuğumuz veya YTL birikimlerimizi acaba euro’ya mı çevirsek ?

2- Euro, bazılarının iddia ettiği gibi tepe bölgesi olan 1.38-1.40 bandını kırıp 1.45’lere gidebilir mi?

3- Orta ve uzun vadede dolar daha fazla değer kaybederse, ‘dolar bazında düşecek satın alma gücümüze karşı’ euro alarak çare bulabilir miyiz?

4- Kullandığımız kredilerde “euroyu mu yoksa doları mı” tercih etmeliyiz?

5- Daha önce kullandığımız “euro” kredileri YTL veya dolara çevirmeli miyiz ?

Sevgili dostlar, yukarıda verdiğim sorulara “doğrusal” bir yaklaşımla bakar ve “nasıl olsa gidiyor” dersek, cevap çok zor değil; madem piyasa bu yönde eylem gösteriyor, YTL veya dolarları satarız, euro alırız; hiçbir tedbire gerek kalmadan rahat ederiz.

Euro 1.40’ı aşıp 1.45’e gidince biz de kazanmış oluruz...

Bu noktada hemen soralım; ya oluşan dinamik “lineer” yani “doğrusal” değilse ve herkesin bu kadar kolay gördüğü, iddia ettiği tutmaz ise!

Veya; “piyasalarda görünen yol kâr getirecek yol olamaz” sözü hayata geçer ve siz tam euro aldıktan sonra parite 1.38’leri hızla aşağı kırar, daha önce yaptığı gibi ani bir hareketle 1.15’li değerlere kadar gerilerse?

Düşündünüz mü hiç, ne yaparsınız; bu seviyeden yaptığınız maliyetle...

Peki ne yapmak gerekir?

Euro “rezerv para olacak” dendiği bir ortamda “trende uymak” kâr getirmez ise nasıl bir yaklaşım gerekir ?

Sevgili dostlar, özellikle “uluslararası dinamiklere” lineer yani “doğrusal” bir mantık içinde bakmak ve bütünü basit bir sebep-sonuç içinde algılamak; “kaotik” diyebileceğimiz yapılarda en tehlikeli yaklaşımdır.

Bu noktada soralım; euro-dolar parite denklemi düzlemsel değilse, nedir? Nasıl tarif edilebilir?

Cevaba giderken; bir önceki dalgada 1.36-1.37 arasından ve son olarak 1.38-1.40 bandından kırılan hareketi sorgulayalım ve bu gelişmelerin sebepleri üzerinde birlikte düşünelim...

ABD, askeri ve ekonomik olarak sıkışmış gibi görünse bile, ‘devlet’ olduğuna dair herhangi bir şüphe yok. Kısacası ABD Doları bir devlet parası.

Peki arkasında ‘devlet’ denebilecek bir dinamik bulunmayan bir para birimi olan euro “dönemsel olarak” neden bu kadar talep görüyor? Birileri bu hareketi yaparak yani euro’yu 1,15-1.40 arasında görütüp-getirerek ne kazanıyorlar? “Birleşik bir devlet” yapısı olduğu iddaa edilemeyecek Avrupa parasının “rezerv para olma” iddiası ne kadar gerçekçi ?

Düşük dolar ABD tercihi

Euro’nun değerlenmesinin birçok alt sebebi olmakla birlikte, bana göre temel dinamiği birkaç madde halinde özetlemek mümkün:

- ‘ABD’nin kendi parasına endekslenmiş varolan dünya düzenini’ riske ederek, dünya genelinde yeni bir düzeni zorlaması ve bu dinamiğin ABD’nin geleceği hakkında soru işaretlerine yol açması.

2001-2007 döneminde gördüğümüz ve “yüksek petrol” fiyatını yaratan dinamik ABD’nin “sıcak çatışma yaratmasıyla” ortaya çıktı.

- Yaklaşan başkanlık seçimi de “sıcak çatışma içinde olan” ABD ile ilgili soru işaretlerini arttırıyor...

- ABD’nin, bu soru işaretlerinden de yararlanarak, “düşük doları” tercih etmesi gayet doğal. Açık veren bir ekonomide “paranın da değerlenmesi” kime yarar sağlar! Aşırı değerli euro AB ekonomisine zarar vererek, “siyasi entegrasyon yolunda giden AB’yi daha kolay çatlayabilir hale getiriyor.

İtalya başta olmak üzere kamuoyu “euroyu” terk edelim kampanyalarını çoktan başlattı...

- Bu noktada olaya bir de “küresel paranın” kârı açısından bakalım.

ABD borsa grafiklerine “euro bazında” bir bakın. ABD borsaları yükseldi ama “Avrupa’dan ABD’ye para yatıranlar” aslında para hiç para kazanmadılar. Dolar bazında artan DOW endeksi “yükselen euro değeri” ile euro bazında reel olarak hala çok eskilerde.

Peki yukarıdaki dinamikler bundan sonra nasıl şekillenebilir? Euro nereye kadar değerlenebilir?

Tek parça olamayan bir yapıya sahip AB ekonomisi ‘gerçeği’ ve ‘siyasi bütünleşmenin tam sağlanamaması’ temel anlamda euro açısından orta ve uzun vadede olumsuz etkenler olmakla birlikte kısa vadede ‘ABD’nin olumsuzluğu’ ve “düşük dolar isteği” haricinde ‘AB için olumlu sayılabilecek’ bir gösterge yok.

Diğer bir ifadeyle ‘olumlu etkenler değil diğerinin olumsuzluğu’ satın alınıyor. Kısa vadede hedef 1.38-1.40. Burayı kıramadığı her durumda ilk etapta 1.35 ana destek bölgesine kadar geri çekilecek.

Sonuç: Euro’nun yükselişini temel anlamda sorgulamaya çalışmak bence çok mantıklı değil. Arkasında “rasyonel denklemler” kurulamayacak dinamiklerde kullanabileceğimiz en doğru yöntem: Piyasa dahili yatırımcıların davranışları ve spekülatörlerin zorlayabileceği trendler hakkında bize bilgi verebilecek olan teknik kriterleri sorgulamak. Teknik kriterler ne diyor? Kısa vadede yükseliş trendi 1.38-1.40 arasında zayıflıyor ve devam edemeyerek burada kırılıyor. Hareketin devam edebilmesi için bu aralığı yukarı geçmesi, geri dönmesi için de 1.35 altında kapanış yapması gerekli. Bunlar olmadığı takdirde 1.35-1.40 arasına sıkışmış bir euro görmeye devam edeceğiz...

Not: Euro 1.38-1.40 aralığna her yaklaştığında dünya kamuoyunda “uçuyor, gidiyor” pompalanıyor, tam burada satılıyor. Bir önceki dalgada büyük satış 1.35 üstünde geldi ve 1,15’e kadar geri döndü. 1.40 üstünde taban oluşmadıkça özellikle maliyet açısından dikkatli olun!

Kaynak : Vatan Gazetesi 05.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

05-08-2007 15:02:06 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #44
DOW'da 13.200-13.300 Neden Önemliydi? Cuma Akşamı Altında Kapandı Ne Olacak?

DOW’da cuma akşamı başlayan bozulma devam ederse bu düşüş bütün dünya piyasalarını vuracaktır. İMKB için kısa vadeli dip bölgeleri 50.000 altına kayabilir.

Son dönemde yapılan bütün yorumlarda, hatta “ilgi çeker” mantığı ile magazin haberlerinin çatı olduğu ulusal kanalların ana haber bültenlerinde dahi aynı cümleye rastladınız: Amerika’da DOW’un 13.200-13.300 aralığından tepki verip veremeyeceği çok önemli, burası kırılamazsa sorun büyümeden atlatılabilir.

Bu cümle ilgilenenler için birçok detay içerse bile konuya uzak birçok okuyucumuzdan mesajlar geldi. Özellikle ana haber bültenlerinde dinleyip, teknik detaylarla ilgilenmeyenler "Neden 13.200’e takıldılar? 13.200 neden bu kadar önemli” sorularını çok sordular.

13.200 henüz kırılmadı

Değerli dostlar, detaya geçmeden bir noktayı belirteyim: Geçen hafta içinde bu bölgeden üç kez tepki vermeyi başaran DOW endeksi, cuma akşamı 13.200 altına sarktı ve oradan kapandı. Bu kapanış kırıldı anlamına gelmiyor ama bir kapanış daha olursa trend net olarak bozulma yoluna girecek.

Bu noktada DOW endeksinin, yani dünyanın gözünün üzerinde olduğu ana motorun grafiğini, cuma akşamı oluşan kapanışı dışarıda bırakarak incelemek ve sizlere aktarmak istiyorum.



Peki bu grafiğe bakarak sorulan soruya cevap bulabilir, yani DOW için 13.200 bölgesinde tutunmak neden çok önemli detayına inebilir miyiz?

Hemen arz edeyim; bulabiliriz. Maddeler halinde sorgulayalım:

1- En altta solda kırmızı balon içinde gördüğünüz bölge, 12.000 taban bölgesi. Bir önceki dalga bu tabanda tutundu ve sonrasında oluşan hareketle endeks kesintisiz bir şekilde 12.000 tabanından 13.200-13.300 bölgesine kadar ilerledi.

2- Bu ilerleme ile 12.000’lerde olan taban 13.200 bölgesine taşındı ve yukarıda gördüğünüz 4 kırmızı balondan birincisi oluştu. İlk çok küçük satış geldi; endeks 13.200’de kalmayı başardı.

3- İlk taban denemesi ile 12.000 bölgesinden 13.200’e transfer olan yapı sonrasında daha da güçlendi ve yeni zirveler aramaya başladı. Sonrası gelen 2 yükseliş dalgasında hareket 13.500-14.000 bandına girdi fakat her satış dalgası ne kadar güçlü olursa olsun 13.200 altına sarkmadı.

4- Geçen hafta gördüğümüz taban bölgesi, en büyük kırma denemelerinden biriydi. Aynı hafta içinde DOW iki kez 13.200 tabanını test etti ve ikisinde de bazen altına sarkmalar olsa bile 13.200’den tepki vermeyi başardı. Bu noktada hafta içinde oluşan üç kuvvetli satışı gösteren grafiği aktarmak istiyorum:



Dünya piyasalarını vurabilir

Sonuçlar:


1- DOW’un bu bölgeden tepki vermesi taban formasyonunun 12.000 bölgesine kaymaması anlamına geliyor. Burayı kırdığı anda 1.000-1.200 puanlık bir düşüşün önü açılabilir.

2- Burada kalması hâlâ yukarı dönme potansiyelinin olduğunu gösteriyor. Cuma akşamı oluşan tek kapanış geri sarılamaz ise görünüm bozuluyor. Pazartesi günü yeniden 13.200 üstüne çıkabilirse, umut fazla görünmüyor ama en azından teknik açıdan hâlâ 13.500 ve 14.000 denemesi mümkün.

3- Cuma akşamı başlayan bozulma devam eder ve 13.200 altında kanal açılırsa, bu düşüş bütün dünya piyasalarını vuracaktır.

İMKB 50.000'nin altına inebilir

Son söz: Sizlere tavsiyem önümüzdeki günlerde de özellikle İMKB hakkında karar verirken DOW kriterini takip etmeye devam edin. 13.200 bölgesi altında ilk kapanışı gördük. Bu sinyal bile tek başına oldukça olumsuz. Kapanışlar devam ederse İMKB için kısa vadeli dip bölgeleri 50.000 altına kayabilir.

Kaynak : Referans Gazetesi 06.08.2007 Yiğit Bulut


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

06-08-2007 18:49:50 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #45
Balon Sönüyor Türkiye Yeni Bir Program Yapmalı (Kenan Şanlı)

Dünya genelinde fiyatların çok fazla şiştiğini savunan Dubai’nin en büyük yatırım fonu, yatırım bankası Shuaa Asset Management’ın Türkiye Direktörü Afa Boran, bu balonun sönmek üzere olduğunu söyledi. Boran'a göre hükümet çok ciddi bir 6-12 aylık program hazırlamalı.

Başta ABD olmak üzere global piyasalarda son yıllarda ekonomik temellerle açıklanamayacak fiyatlamalar yaşandı. Bu durumun sonsuza kadar sürmeyece bilinse de kimse bu rüyanın bitmesini istemiyor. Bu nedenle riske işaret eden bir çok veri şu ya da bu şekilde iyimser tarafından tutularak yorumlanıyor. Ancak önceki hafta birkaç fonun batmasıyla iyimserlik yerini tedirginliğe bıraktı. Birçok ekonomist, yatırım uzmanı global piyasaların ciddi bir düzeltme ile karşı karşıya olduğunu ileri sürdü. Bu kanaati taşıyan uzmanlardan birisi de Afa Boran. Credit Suisse, NatWest gibi uluslararası finansal kuruluşlarda 15 yılı aşkın bir süredir yatırım uzmanı olarak çalışan, birçok kez “Yılın yatırım uzmanı” seçilen ve bugün Dubai’nin en büyük yatırım fonu, yatırım bankası olan Shuaa Asset Management’ın Türkiye Direktörü Afa Boran, başta ABD olmak üzere global piyasalarda oluşan “balonun söneceği” kanaatinde.

Düzeltme mevsimsel değil

Son yıllarda satın almalarda ödenen fiyatların kâr-büyüme potansiyeli gibi ekonomik göstergelerle açıklanamayacağını vurgulayan Boran, “Verilen fiyatları temel değerlerle açıklamak mümkün değil. Çok ileride hızlı büyüme ve olumlu senaryolar fiyatlanıyor. Bir anlamıyla gelecekteki beklentiler abartılarak fiyatlarda bir balon ortaya çıktı” dedi. Başta ABD olmak üzere global piyasalarda son 3-4 yılda fiyatlarda yaşanan yükselişin bir düzeltme ile karşı karşıya olduğunu belirten Boran, düzeltme harekâtının başladığını ileri sürdü. Yaşanacak düzeltmenin mevsimsel olmayacağını belirten Boran’a göre, son 3-4 yılda fiyatlarda yaşanan artış geri verilecek.

Son 10 yılda yönettiği portföylerde sadece 2 ayda negatif getiri yaşadığını, onları da hemen ertesi ayda düzelttiğini ve dolar bazında yıllık ortalama yüzde 25’in üzerinde bir getiri sağladığının altını çizen Boran, dünya piyasalarında risk iştahının azalmasıyla Türkiye’deki abartılı fiyatların da kaybolacağını, gerçekçi fiyatlara dönüleceğini ileri sürdü. “Türkiye’de kur ve enflasyonda ciddi bir düzeltme yaşayacak. Dolayısıyla önümüzdeki 1-2 yılda temkinli olmak lazım” diyen Boran, balon inmeden pozisyon açmanın sağlıklı olmayacağı kanaatinde.

Borç oranı yüzde 90’a çıktı

Eskiden yüzde 60 sermaye-yüzde 40 oranında borç kullanılarak yapılan satın almaların, bugün yüzde 90 kredi ile gerçekleştiğine dikkat çeken Boran, “Finans kolay bulunduğu için aşırı fiyatlar verilerek satın almalar gerçekleştirildi. Öyle ki ABD’de nasıl olsa varlık fiyatları artıyor düşüncesiyle aylık ödemelerin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın çok fazla kredi verildi” diye konuştu. Faizlerin yükselmesi sonrasında varlık fiyatlarındaki düşüşün kredi piyasasında sıkıntıları da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Boran, “ABD’deki varlık fiyatları yüzde 50 düşmeyecek, ancak yüzde 90 kredi ile alınan bir varlığın fiyatında yüzde 10’luk düşüş o şirketin batmasına neden olabiliyor” dedi. Diğer yandan hedge fonların dünyanın her yerinde 1 dolar kaynakla 7-10 dolarlık pozisyon aldığını hatırlatan Boran, “Örneğin Türkiye’de 1 dolar kaynak koyup 6 dolar borç alarak 7 dolarlık pozisyon alan fonlar var. Dolar bazında Türkiye’deki getiri yüzde 15 olduğunda, yaklaşık yüzde 90’a yakın para kazanıyorlar. Ancak yüzde 15’lik bir harekette de batıyorlar” dedi.

Kur kontrolden çıkabilir

Boran, kurların düşmesiyle enflasyonun düştüğünü bu nedenle mal ithalatının yanı sıra Türkiye’nin düşük enflasyonu da yurtdışından ithal ettiğini söyledi. Türkiye yüksek faiz vererek dünyadaki parayı kolaylıkla çekebildiğine dikkat çeken Boran, bugün uygulanan ekonomik modelin bir geçiş dönemi modeli olduğunu, ancak Türkiye’nin bunu 3-4 yıldır uyguladığını söyledi. Boran, “Merkez Bankası’na enflasyon hedefi vermek, kur hedefi vermek demektir. Bu da geçiş döneminde uygulanabilir bir model. Ancak biz geçiş dönemi uygulanacak bir programın süresini çok uzun tuttuk ve YTL çok değerlendi” diye konuştu. Bu durumun Türkiye ekonomisini borç yükü ve rekabet anlamında çok olumsuz etkilediğini ileri süren Boran, “Fakir bir ülke olarak çok yüksek borç faizi ödüyoruz. Bunun yanında çok hızlı büyümek zorunda olan bir ülkeyiz, yüksek faiz, düşük kur politikası rekabetçiliğimizi olumsuz etkiliyor. Özellikle katma değer artışında çok geride kaldık. Bunun yanında Türkiye benzer ülkelerin de çok gerisinde kaldı. Türkiye bu dönemde bir adım yukarı çıkarken ancak örneğin Polonya 5-10 adım attı” açıklamasında bulundu.

Merkez Bankası’na sadece fiyat istikrarı sağlama görevinin verilmesini eleştiren Boran, fiyat istikrarının ABD Merkez Bankası’nın 3. görevi olduğunu hatırlattı. Boran, “ABD Merkez Bankası’nın birinci görevi istihdam ve sürdürülebilir büyüme, ikincisi makul faiz, üçüncüsü fiyat istikrarıdır. Türkiye gibi bir ülkede Merkez Bankası’na sadece fiyatları kontrol etme görevinin verilmesi doğru değil. Merkez Bankası’nın bu rolü ekonominin rekabetçiliğini olumsuz etkiledi, bizi zor duruma soktu. Dünyada bir balon var. Bu balon sönerse bizim kur ve enflasyonumuz kontrolden çıkabilir” diye konuştu.

Tefeciden borçlanan tüccar

Türkiye’nin hala hatırı sayılır büyüklükte kamu borcunun olduğuna dikkat çeken Boran, iç borcun ortalama vadesinin ise 8.5 ay olduğunu söyledi. Boran, “Bu çok kısa bir borç yapısı. Olası bir global sarsıntıda, para çekilmesinde, bizdeki kurlar artar, enflasyon yükselirse faizler de artmak zorunda. Bu da doğrudan bütçeyi olumsuz etkileyecek. Dolayısıyla sadece cari açık değil, borçların vadesinin çok kısa olması da önemli bir risk” dedi. Acilen borç yönetiminin daha iyi yapılır bir hale getirilmesi gerektiğini belirten Boran, “Dünyada paranın bu kadar bol olduğu bir dönemde ortalama 8.5 ay vadeyle borçlanma olamaz. Bu komik kalıyor. Tefeciden borçlanan çok zor durumdaki bir tüccar görünümündeyiz. Bu durumdan bir an önce çıkmamız lazım” dedi. Boran, buradan çıkmanın yolunun ise farklı borçlanma ürünlerini kullanmaktan geçtiğini ifade etti.

Bulgaristan’da üretim cazip hale geldi

YTL’nin aşırı değerlenmesiyle birçok sektörün rekabetçiliğini kaybettiğini belirten Boran, “Çin, Hindistan ile rekabet etmemiz çok zordu ama bugün Bulgaristan şimdi bizi birçok konuda geride bıraktı. Birçok Türk firması oraya gidiyor” dedi. YTL’deki değerlenmenin yanı sıra son 4 yılda gelirden alınan vergi azalırken, KDV ve ÖTV’nin payının arttığına dikkat çeken Boran, SSK primlerinin de yüksekliği dikkate alındığında Türkiye yerine Bulgaristan’da üretimin daha cazip hale geldiğinin altını çizdi. Boran, “Vergi ve sosyal güvenlik reformunu yapamadık, bunları yapsaydık belki paramızdaki değerlenmenin olumsuz etkisi bir miktar giderilebilirdi” diye konuştu. Bu anlayışın devam etmesi durumunda Türkiye’nin kendi başına bir şey yapamayacağını belirten Boran’a göre, global piyasalar nereye giderse Türkiye de oraya gidecek. Yani global piyasalar kötüye giderse kur, enflasyon ve faiz de kötüye gidecek, global piyasalarda balon şişmeye devam ederse Türkiye’deki rehavet dönemi de devam edecek. Ancak bu rehavet döneminin devam etmeyeceği kanaatinde olan Boran, hükümetin çok ciddi bir 6-12 aylık programla öncelikle vergi sorununu halletmesi gerektiğini söyledi. Boran, bu reformun yapılmasının Türkiye’nin riskini azaltacağını ileri sürdü. Boran, Türkiye’nin bütçeyi, sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını gözeten bir ekonomik program uygulaması gerektiğinin altını çizdi.

Kaynak : Referans Gazetesi 06.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

06-08-2007 18:52:16 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #46
Hedge Fon Krizi Bearn Stears'ın CEO'sunu Yedi

ABD mortgage piyasasındaki krizin ilk belirgin halkası olan Bear Stearns'deki iki hedge fonun iflasa sürüklenmesinin ardından, şirketin eş başkanlarından Warren Spector görevinden alındı. Spector, 73 yaşındaki CEO James E. Cayne'in yerine geçecek en güçlü aday olarak görülüyordu. Bear Stearns'ün yönetim kurulu Spector'ı yaşanan krizin ardından artan yönetim değişikliği baskıları nedeniyle görevden aldı. ABD'de subprime (Düşük gelirlilere verilen yüksek faizli konut kredisi) sektöründeki batık krizi yüzünden 2 hedge fonu iflasın eşiğine gelen Bear Stearns bankasının yönetimi yatırımcılarına çok fazla geri ödeme yapamayacağını açıklamış, bu gelişme hissedarların şirket yönetimine olan güvenini önemli ölçüde sarsmıştı.

Bear Stearns haziran ayında 2'nci hedge fonuna 1.6 milyar dolarlık katkıda bulunmuştu. Bu girişim Long Term Capital Management'ın 1998 yılında çökmesinden bu yana bir hedge fonu iflastan kurtarma adına yapılan en büyük katkı olarak kayıtlara geçmişti. Haziran ayında başlayan hedge fon krizinden bu güne, Bear Stearns'ın Wall Street Borsası'ndaki hisseleri önemli ölçüde değer kaybetti ve şirketin piyasa değeri 22 milyar dolardan 15.5 milyar dolara geriledi. Şirket hisseleri de, 144 dolar üzerinden işlem görürken bu rakam 108 dolara geriledi.

Spector günah keçisi oldu

Ancak uzmanlar, Spector'un subprime kriziyle çok bağlantılı olmadığını ve Bear Stearns yönetiminin hissedar güvenini tazelemek için Sector'u günah keçisi olarak seçtiğini düşünüyor. ABD'li Punk, Ziegel & Co. danışmanlık şirketi analistlerinden Richard Bove Bloomberg haber ajansına yaptığı açıklamalarda, "Spector mortgage ve sabit gelir işlemleri alanında Bear Stearns'ın karar alma mekanizmasını işleten isimlerden birisi değil. Sorunlar da işte burada" dedi ve şirketin sorunun kaynağını çözemediğini belirterek, "Eğer gerçek bir sorumlu arıyorlarsa CEO Jimmy Cayne'e bakmaları gerekir" dedi. New York merkezli bağımsız araştırma şirketi CreditSights'ın finans kurumlarıyla ilgili baş analisti David Hendler ise, Bloomberge'e yaptığı açıklamalarda, "Cayne otoritesini tekrar kurmaya ve suçu başkalarının üzerine atmaya çalışıyor. Yatırımcıları, yaşanan sorunların yönetim kademesindeki bazı sorunlardan kaynaklandığı konusunda ikna etmeye çabalıyor" dedi. New York Times gazetesinde yer alan bir habere göre Cayne, Spector'u 1 Ağustos'ta telefonla arayarak istifasını istedi. Gazete, Spector'un bu talep üzerine oldukça şaşırdığını da belirtti.

2006 yılındaki geliri 36.9 milyon dolar olan Spector, 2006 sonunda yaptığı bir açıklamada, geri ödenmeyen mortgage kredilerinin arttığını vurgulayarak, sorunun tüm emlak piyasasına yayılması halinde problem yaratabileceğini söylemişti. Mart ayında analistlerle bir araya gelen Spector, "En büyük soru işareti, bu sorunun emlak piyasasına geniş bir etkisinin olup olmayacağı" demişti.

Kaynak : Referans Gazetesi


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

07-08-2007 12:51:54 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #47
Türkiye'ye 1.3 Milyar Dolarlık Sahte Bono Satmak İstediler

Avustralyalı William David Wallader adlı kişi dün yargılandığı mahkemede, Filipinli bir çiftten aldığı 1.3 milyar dolarlık sahte bonoları Türk hükümetine satmaya çalıştığını itiraf etti.

Avustralyalı William David Wallader adlı dolandırıcının Türkiye'ye 1.3 milyar dolarlık sahte bono satmaya çalıştığı ortaya çıktı. Avustralya'da yayınlanan Herald Sun gazetesinde çıkan habere göre, 18 Mart 2005'te elinde sahte bonolarla yakalanan 62 yaşındaki William David Wallader dün Brisbane mahkemesinde yapılan duruşmada, 8 tane 100 milyon dolar ve bir tane 500 milyon dolar nominal değerdeki 9 bonoyu değerinin çok az altında bir rakama Türk hükümetine satmaya çalıştığını itiraf etti. Mahkemede suçlu olmadığını söyleyen Wallader, sözkonusu bonoları Filipinler'de tanıştığı bir çiftten aldığını ifade etti. Çiftin kendisine "Bize bu bonoları bir rahip verdi. Bunları satıp dağdaki kabilelere yardım etmek istiyoruz" dediğini iddia eden Wallader, bu çiftin 900 milyar dolar değerinde başka bonolara da sahip olduğunu belirtti.

Kârı paylaşacaktı

Filipinli çiftle bonoları satma konusunda anlaşma yaptığını kaydeden Wallader mahkemede "Yaptığımız anlaşmaya göre bonoların satışından elde edeceğimiz kârı yarı yarıya bölüşecektik" dedi. Wallader'in Türk hükümetine satmaya çalıştığı bonoların 1934 yılında ihraç edilmiş ve o zamanın ABD Hazine Müsteşarı Henry Morganthau'nun adını taşıyan "morganthaus bonoları" olduğu belirtiliyor.

Bir bilgisayar programıyla bu bonolara 1, 100, 1000 dolar görüntülerinin eklendiği belirtilen haberde, "Daha sonra bonoların üzerindeki parasal tutarların değiştirildiği, ingilizce ve Çince yazılar yazılıp standart mürekkeple yazıcıdan çıktı alındığı tespit edildi" görüşleri yer aldı. Savcının sanık Wallader'ın söylediklerinin gerçekten çok uzak olduğunu belirttiğine dikkat çekilen haberde, üzerinde çok sayıda imla ve yazım hatası bulunan sözkonusu bonoların 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana bulunduğu ve bu bonoların ABD tarafından Filipinli özgürlük savaşçılarına destek olsun diye verildiği iddisında bulunuldu. Türk hükümetini dolandırmaya kalkan William David Wallader'in yargılanmasına devam ediliyor.

Hazine: Araştıracağız

Hazine yetkilileri ise konuyla ilgili olarak Avusturalya ya da ABD'den intikal eden bir bilgi olmadığını söyledi. Konuyla ilgili olarak araştırma yapacaklarını belirten Hazine yetkilileri, "Olayın 2005 yılından önce olduğu iddia ediliyor. Hazine, ABD tahvilleri gibi çeşitli ülke tahvillerine yatırım yapıyor. Zaten haberde sözkonusu bonoların üzerinde çok sayıda imla ve yazım hatası olduğu belirtiliyor. Hazine'nin bu tür sahte bonoları alması sözkonusu bile olamaz. Bu tür dolandırıcılar Hazine Müsteşarlığı yerine özel sektördeki bazı kurumları dolandırmaya çalışabilir" dedi.

Kaynak : Referans Gazetesi 07.08.2008


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

07-08-2007 12:55:34 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #48
Borsada Yükselişin Sürmesi Yeni Para Girişine Bağlı (Alp Süer)

ABD'de ardı ardına yaşanan hedge fon iflasları ve mortgage piyasasına yönelik endişelerin yarattığı tedirginlik sürerken, Türkiye de global piyasalardaki hareketlerden yakından etkileniyor. ABD Merkez Bankası'nın (FED) dünkü toplantısı öncesinde, olumlu beklentiler Avrupa borsalarında yükselişe yol açarken, yüzde 0,55 artan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) da 278 puanlık artışla 50.708 seviyesinden günü tamamladı. Hisse senetlerinin yüzde 0,55 oranında değer kazandığı piyasada, toplam işlem hacmi 1 milyar 262.6 milyon YTL oldu.

Global piyasalar üzerindeki kara bulutların dağılması durumunda, Türkiye'de enflasyonun gerilemesi, ekonominin ihracat odaklı büyümeye devam etmesi, siyasi istikrarın sürmesinin endekste yukarı yönlü eğilimi destekleyeceği kaydediliyor. Endekste 51.300 puan seviyesenin kritik olduğunu belirten Acar Yatırım Menkul Değerler Araştırma Müdür Yardımcısı Erdal Koç, "Bu seviye geçilirse endeks 52.800-53.000 seviyesine yükselebilir. Ancak, 53.000'in geçilebilmesi yeni para girişi ve hacim artışına bağlı" dedi.

Faizde gözler Merkez'de

Bono piyasalarında dar bir bantta hareketini sürdüren 6 Mayıs 2009 vadeli tahvilin bileşik faizi ise dün 0.07 puan düşüşle yüzde 17,37'ye geriledi. Merkez Bankası'nın yılın son çeyreğinde bir faiz indirimi beklentisine karşın, bu indirimin kaç puan olduğunun yeterince algılanamaması faizde aşağı yönlü bir hareketi sınırlıyor. Temmuz ayı enflasyon verileri piyasalarda, "Merkez Bankası faizleri son çeyrekten önce de indirebilir mi" sorusunu gündeme getirirken, yaygın kanı son çeyrekten önce Merkez'in böyle bir operasyona gitmeyeceği yönünde. Global piyasalardaki gelişmelere göre, Merkez Bankası'nın 0.50 puan gibi sınırlı faiz indimine gidebileceğini düşünenler de var. Sabah saatlerinde bankalararası piyasada 1.27'nin altına gerileyen dolar kotasyonları ise 1.27 YTL'nin üzerinde denge aradı.

Kaynak : Referans Gazetesi 08.07.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

08-08-2007 16:49:27 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #49
“Fiyat Hareketi” Sonsuz Değildir (Yiğit Bulut)

Bir dostum geçtiğimiz günlerde bir “daire” satın aldı. Ne var bunda olabilir? Evet, olabilir. İşin ilginç tarafı burada değil. İşin önemli ve “incelenmesi” gereken tarafı: Daha önce 4 birim fiyata almadığı aynı daireyi “7 birim” fiyata satın aldı ve bu işlemi “kaçtı, bitiyor” algılaması içinde yaptı.

Kendisine sordum; aynı sitede satılmış en pahalı ev 5 birim fiyata satılmışken, aldığın bu daireyi kime, paranın zaman maliyetin de düşünürsek “kaça” satacaksın?

Cevaben “çok ucuz aldığını iddia etti”...

Ne diyeyim; ben elimden geleni yaptım. Hollanda’da da 1600’lı yıllarda bir lale soğanına “ev parası” ödeniyordu ve bu süreç finans piyasaları tarihine “lale çılgınlığı” olarak geçti.

Sevgili dostlar, yatırımcıların en büyük hatası “uzun süren” fiyat hareketlerini “sonsuz bir yapı” gibi algılamalarında ve “belli bir dönem dışarıda kaldıkları trendlere; tam sonuna yaklaşırken akıldışı noktalarda” dahil olmalarıdır.

Yukarıdaki “ev alımı” buna güzel bir örnek. Düşündü alamadı, bir daha düşündü, fiyat daha da yükseldi, suçlandı, fiyat yeniden yükseldi ve karşısındakiler de bunu fark edince “en noktasında” iş tamamlandı. Muhakeme yeteneği devre dışı kaldı ve eylem “rasyonel” olamayacak bir noktada geldi...

Bu döngü sadece bir ev alımı için düşünülemez. Aynı kurallar hisse senedi, dolar veya başka bir “varlık” için de geçerli olabilir. Bazen bireyler bu sürece kurban giderler, bazen de toplumlar. Aynen; 2003 sonrası 40 doları geçen petrol fiyatı ve 2004 yılından itibaren 100-105 bandından dönüp 120’ler üstüne giden dolar-yen’in beslediği “finans piyasalarında” olduğu gibi.

Sonuç 1: Konut, hisse senedi veya dolar “alma kararı” verirken, algılamanızın bozulmadığından emin olun. Algılamanız bozulur ve “mani” ile hareket eder noktaya itilirseniz, sonuçlar çok üzücü olabilir.

Peki dostumun aldığı “konutun” daha iyi bir fiyata satılamayacağını nereden biliyorum?

Türkiye’de “2003-2007 döneminde” oluşan her türlü “olumlu fiyat hareketini” içeriden kaynaklı olarak düşünüyorsanız; kolay gelsin zaten tartışmaya gerek yok. Ama özellikle son haftalarda dünya piyasalarında örneklerini gördüğümüz “süreç tıkanmasını” ve Türkiye’deki ekonomik mucizenin özünü sorguluyorsanız; konut fiyatı ile ilgili “genelin” haricinde fazladan bir çıkarıma ihtiyaç yok.

Sonuç 2: Türkiye’de doları 1.77 noktasından 1.25’lere götüren, hisse senedi piyasasını 10.000’lerden 55.000 üstüne taşıyan ve aynı şekilde konut dahil birçok dinamiği “patlatan”; 11 Eylül saldırısı sonrası ortaya çıkan algılama ve bu algılama sonrası yükselen petrol fiyatları ile oluşan “para bolluğu”...

Buna bir de 2004 yılından itibaren yaptığı 100-105 dibinden dönüp 120’lerin üstüne giden “ucuz Japon yeni” gerçeği ve fırsatı değerlendirenlerin yaptıkları işlemleri ekleyin; sonuç ortada...

Sonuç 3: Benim “derdim ev ile değil”. O evin “ortalamanın çok üstüne çıkması, eski olması” gibi alt dinamikler ayrı. Ana derdim “dünya genelinde gördüğümüz” 2003 sonrası oluşan “sürecin” genelinden “çatırtı” sesleri geliyor.

Grafik üzerinde “dolar-yen ve petrol fiyatlarının” 2003 sonrası seyrini görebilirsiniz.

GRAFİK 1 : Dolar-Yen paritesi


GRAFİK 2- Petrol fiyatlarının 2003 sonrası seyri


Sevgili dostlar, bu grafikler sonrası bir genelleme ile bitirmek istiyorum. Yukarıda özünü anlattığım ve iki temel bacak üzerinde duran yapı; “117.80 altına gidip gelen dolar-yen”, “75 doları aşağı geçen petrol fiyatları” ile “dikkat” sinyali üretirken; “referans” olarak kullanabileceğimiz borsaların da endekslerinde “git-gel” hareketleri çoğaldı...

Sizlere tavsiyem: sistem şimdilik “kırılmadı” ama “petrolün yeni bir kanal açamadığı yani 77-79 dolar bandını” kırıp yeni bir genleşme ortaya çıkmadığı her durumda; varolan yapı daha “riskli” hale geliyor...

Kırılmalar “sınırlar” içinde kalırsa sorun yok, arkadaşım da “evini daha pahalıya” satabilir.

Ama bozulursa; aldığımız ev de, yatırım yapığımız hisse de, sattığımız dolar da; işlem yaptığımız değerlere oldukça “uzak” noktalara çekilebilirler...

Not: Dow Jones, 13.200’den, dolar-yen 117.80 altında tepki verdi ama bu sefer de Brent petrol 75 dolar altına geldi. Oluşan son “olumlu” tepkiyi “her şey normale döndü” demeden, dikkatli izlemekte yarar var.

Kaynak : Vatan Gazetesi 08.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

08-08-2007 16:56:53 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #50
Ekonomik Konjonktür (Seyfettin Gürsel)

Geçen hafta açıklanan çeşitli istatistikler ekonomik konjonktürü mercek altına almayı gerektiriyor. Türkiye ekonomisinin uluslar arası piyasalardan kaynaklanan şoklara karşı daha dayanıklı hale geldiğini daha önce yazdım. Ancak bu dayanıklılık ne yeterli ne de garanti. Daha sağlam ve kalıcı kılınması için Türkiye ekonomisinin iki hedefe birden en kısa zamanda ulaşması gerekiyor. Birincisi enflasyon hedefi. Yıl sonunda yüzde 4’e ulaşılmasa da yüzde 6’nın net bir şekilde altına inilerek yüzde 5’e yaklaşılması, enflasyonla mücadelenin kazanılabileceği inancını güçlendirecek. Bu sayede beklentiler iyileşirken, faizler düşecektir.

İkinci hedef net istihdam artışını 600 bin civarında tutacak ekonomik büyümedir. Tarım dışı sektörlerde yeterli istihdam yaratabilmek için GSYH büyüme oranının işgücü piyasasının mevcut koşullarında en az yüzde 6 olması gerektiğini pek çok kez belirttim. Bu düzeyde bir büyümenin uzun soluklu olabilmesi için ihracata dayalı olması şart. Aksi takdirde büyümeyi frenleyen dinamikler gecikmeden devreye giriyorlar. İç talebe dayalı büyüme bir yandan enflasyonu körüklerken, diğer yandan cari açığı hızla artırıyor. Enflasyon direnci merkez bankasını reel faizi yüksek tutmaya zorlarken, cari açığın sürdürülemez hale gelmesi de ekonomiyi kur şoklarına açık hale getiriyor. Sonuçta büyüme düşüyor.

Enflasyon-büyüme ikilemi açısından ekonomik konjonktürü irdelediğimizde, karmaşık sinyaller nedeniyle yön belirlemenin bir hayli güç olduğunu görüyoruz. Olumlu tarafta enflasyon var. Temmuz rakamı bir kez daha beklenenin bir hayli altında çıkarak hoş bir sürpriz yaptı. Aylık yüzde - 0,7, yıllık yüzde 6,9. Daha iyisi hayal edilemezdi. Temmuz sonu itibariyle enflasyon Merkez Bankası’nın istediği yere nihayet geldi. Yüksek reel faizin iç talep üzerindeki etkisi artık açıkça görülüyor. Beklentilerdeki iyileşmelere paralel olarak faiz indirimleri gelecek ay başlayabilir. Ancak para politikasının sıkılık derecesi reel faizi yüzde 10 civarında tutacak şekilde devam etmek zorunda.

Enflasyonda riskler devam ediyor. Petrol fiyatları artışta. Elektriğe zam kaçınılmaz. Tarım fiyatları sadece Türkiye’de değil tüm dünyada patlıyor. Hizmet fiyatları artışı ortalamanın çok üzerinde. Demek ki yakın gelecekte iç talep baskı altında kalmaya devam edecek. Konut sektörü geçen yılın kur ve faiz şokundan nasibini almamıştı. Başlayan inşaatlar bitirilmek zorundaydı. Konutları alanlar da yerleşmek durumundaydılar. Beyaz eşya ve mobilya sektöründe iç talep nispeten canlı kaldı. Ama artık bitti. Geçen hafta yayınlanan TÜİK rakamlarına göre bu yılın ilk üç ayında yapı kullanma izinleri bir yıl öncesine göre yüzde 23 artarken, yeni yapı izinlerindeki artış yüzde 4’den ibaret.

Buna karşılık, yatırımlarda ılımlı bir canlanmanın ilk işaretleri görülüyor. Sermaye malı ithalatı ocak-mayıs döneminde durgunluğun etkisiyle dolarla yüzde 4,8 artmıştı. Haziranda artış yüzde 13,5 oldu. Bu arada ihracatta yavaşlama var. Ocak-mayıs döneminde yüzde 26,3 oranında artan ihracat haziranda yüzde 14,2 arttı. Uzun süredir ilk kez ithalat artışı (yüzde 15,6), ihracat artışının üzerine çıkmış bulunuyor. Üçüncü çeyrekten itibaren iç talep dayanıklı büyümeye mi geri dönülecek? Üstelik bu kez cılız bir iç talebin hüküm sürdüğü koşullarda. Kesin hüküm için henüz erken, ama büyüme yüzde 4 civarına düşerse kimse şaşırmasın.

Düşük büyümenin sonucu bellidir. İstihdam artışı yetersiz kalır ve işsizlikte geçen üç yıldır yaşanan ılımlı düşüş durur, işsizlik artmaya başlar. Nisan rakamları yıllık tarım dışı istihdam artışının 500 binin altına düştüğünü söylüyor. Tarım dışı işsizlik oranı da ancak yüzde 12,5’den 12,4’e düştü. Bu rakamlar alarm verici. Yüzde 7’lerden yüzde 5-6 civarına düşen büyüme daha da düşecek olursa, ekonomik konjonktür hükümeti ve TCMB’yi köşeye sıkıştırmaya başlar.

Çıkış var mı? Bence var. Ama kolay değil. Salı günü kaldığımız yerden devam etmek umuduyla…

Kaynak : Referans Gazetesi 09.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

09-08-2007 17:31:34 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #51
Mortgage Krizindeki Yangın Yüksek Gelirlilere Verilen Kredilere Sıçradı (SılaÖzçelik)

Geçen ay subprime kredilerine dayalı tahvillerin notunu indiren S&P, daha yüksek gelirlilere verilen kredilere dayanan tahvilleri de negatif izlemeye aldı. 914 milyon dolalrık tahvilin notu da düşüşrülebilir. Alt-A tipi kredi segmentinde de geri ödeme sorunu yaşanıyor.

ABD mortgage piyasasının düşük gelir grubuna verilen subprime kredileri piyasasında patlak veren krizde korkulan başa geliyor: Geri ödeme sorunları subprime piyasasından daha yüksek gelir gruplarına verilen daha düşük faizli kredilere de sıçradı. ABD'de ev fiyatlarında yaşanan düşüş ve ev sahibi olmak isteyen tüketicilerin düşük gelirine rağmen mortgage kredisi alması Alt-A tipi kredilerde de ödeme sorunları yaratmaya başladı. Alt-A kategorisindeki mortgage kredilerinde 90 günden fazla gecikme yaşanan ve ödenemeyen kredilerin oranı mayıs aynda yüzde 2.69'a yükselerek bir yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bir yıl önce aynı dönemde bu oran yüzde 0.89 düzeyindeydi. Bloomberg'de yer alan habere göre bu oran önümüzdeki senenin mayıs ayına kadar yüzde 3.92'ye kadar fırlayabilir. Geçen ay subprime kredilerine dayanan 12 milyar dolardan fazla tahvilin notunu indiren kredi ve derecelendirme kuruluşları Standard&Poor's (S&P) ile Moody's ise bu kez Alt-A kredilerine dayalı menkul kıymetlerde de not indirimine hazırlanıyor.

S&P salı günü yaptığı açıklamada Alt-A kredilerine dayalı tahvillere yatırım yapan ve toplam değeri 913.9 milyon doları bulan 207 tahvilin notunu indirebileceğini açıkladı. Bu tahvilleri negatif izlemeye alan S&P, bu sene içinde Alt-A segmenti kredilere dayalı tahvillere karşı en büyük hamlesini gerçekleştirmiş durumda. Moody's'in de benzer bir hareket ile Alt-A kredilerine dayalı tahvillerde not indirimine gidebileceği belirtiliyor.

Kredi kuruluşları mortgage korkularını teyid ediyor

Referans'a konuşan Finansbank ekonomistlerinden İnan Demir'e göre, krizin subprime dışındaki segmentlere sıçraması sorunun büyüdüğü anlamına geliyor. Ancak asıl sorunun bu sıçramanın kredi daralmasına dönüşüp dönüşmeyeceği olduğunu söyleyen Demir, büyümenin ve risk iştahının da buna bağlı olduğunu ve dolayısıyla gelişen piyasaların da bundan etkilendiğini belirtti. "Kredi kuruluşları zaten biraz geç hareket ediyor. S&P'nin Alt-A tipi kredilere dayalı tahvillerde not indirimine gideceğini söylemesi de mortgage sektöründeki olumsuzluğun teyidi olarak kabul edilebilir" diyen Demir, krizin prime segmentine de sıçrayıp sıçramayacağı sorusuna şu yönde cevap verdi: "Prime segmentinde batık kredi oranı şu anda tarihinin en düşük seviyelerinde. Geri ödeme sorunları da subprime ve Al-A gibi daha riskli segmentlerde görülüyor. Krizin subprime segmentine sıçramasını ancak ekonomik büyümenin gidişhatı belirler".

270 tahvilin 130'unun notu BBB'nin üstünde

S&P'nin izlemeye aldığı 270 tahvilin 130'unun notu BBB ya da A sınıfında. 77'si ise "junk" olarak nitelendirilen çöp tahvil kategorisinde. 2007'de ihraç edilen Alt-A tipi kredilere ilişkin gözlemlerini de yakın zamanda açıklaması beklenen S&P'nin bu tahvillerin de aynı riskleri taşıdığını ve gözden geçirilebileceğini söylediği belirtiliyor. Negatif izlemeye alınan 207 tahvilin 31'i ise Bear Stearns'ün hedge fonlarına ait. S&P tarafından negatif izlemeye alınan Alt-A kredilerine dayalı tahvillerin 2005 yılının ekim ayından 2006 yılının aralık ayına kadar ihraç edilen tahvillerden oluştuğu belirtiliyor. Gözden geçirilecek olan tahviller, S&P'nin bu dönemde notlandırdığı 455.4 milyar dolarlık Alt-A kredilerine dayalı tahvillerin yüzde 0.2'sini oluşturuyor. Artık borç alanların kredi durumlarına daha az dikkat edeceğini söyleyen S&P bundan sonra bazı kredi tipleri için iflas beklentilerini de artıracağını belirtiyor. Moody's de geçen ay Alt-A kredilerine dayalı 33 menkul kıymetin notunu indirebileceği yönünde bir açıklama yapmıştı.

Mortgage kuruluşları yüksek gelirlilere verilen kredileri azaltmaya başladı

Mortgage sektörünün geneline yayılmaya başlayan kırılganlık karşısında ise mortgage kredisi veren kuruluşlar ile yatırım bankalarının mortgage birimleri Alt-A kredilerinden uzaklaşmaya başladı. Son olarak dün ABD'nin en büyük mortgage kredisi kuruluşlarından biri olan Impac Mortgage Holdings, Alt-A tipi mortgage kredilerini durduğunu açıkladı. Impac'in dışında Wells Fargo&Co., National City Corp. gibi mortgage kredisi kuruluşları ile UBS ve Wachovia gibi dev yatırım bankaları da elleirndeki Alt-A kredilerinin miktarını azaltmaya ya da faiz oranlarını artırıp kredi koşullarını ağırlaştırmaya başladı. Impac'in Alt-A kredileri vermeme kararı, piyasadaki rakiplerinden American Home'un hafta başında iflas koruma kanununa başvurmasından kaynaklanıyor. American Home subprime kredilerinden çok Alt-A tipi kredilere yatırım yapıyordu ve iflasın eşiğine gelmişti. Subprime kredilerine oranla daha az riskli olarak gösterilen ancak çok daha yüksek gelirlilere verilen prime kredilerinin yanında kredi kalitesi daha düşük olan Alt-A kredileri kredi sicili temiz olan tüketicilere veriliyor ve bu krediler verilirken, prime kredilere oranla tüketicinin gelirine dair zaman zaman hiç bir belge bile istenmeyebiliyor.

Kaynak : Referans Gazetesi 09.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

09-08-2007 17:33:52 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #52
Ben Bernanke İle Selefi Arasında Vade Farkı

ABD'de emlak piyasasında yaşanan durgunluğun tüm ekonomiyi sarsması sonucu ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz indirimine yönelik adım atması bekleniyordu. Ancak önceki gün düzenlenen FED toplantısının ardından faizlerde değişikliğe gidilmeyeceği ve faiz oranlarının yüzde 5,25'te tutulacağı açıklandı. İngiliz Financial Times (FT) gazetesi açıklamayı "FED faiz oranlarını indirme sinyali veremedi" ifadeleriyle değerlendirdi. FED Başkanı Ben Bernanke'nin faiz indirim sinyali bile vermemesi, küresel piyasalardaki çalkantıya rağmen enflasyonun hâlâ kendisi için en önemli sorun olduğu ortaya koydu. Ancak uzmanlara göre, enflasyonun temel sebeplerinden biri olan petrol fiyatlarının varil başına 70 dolar seviyesini koruması enerji maliyetlerini artırırken FED'in faiz indirimine gitmesini de engelliyor. New York merkezli Banc of America Securities'in ekonomistlerinden Peter Kretzmer'e göre, FED'in bu açıklamasından gelen sinyal piyasalarda yaşanan türbülansların Bernanke'nin elini faiz politikası konusunda zorlaştırmayacağı oldu.

İndirim beklentisi de düştü

FT'nin haberine göre, piyasada zaten FED'den faiz indirimine gitmesi beklenmiyordu. Beklenti Bernanke'nin enflasyonun öncelikli sorun olduğu ifadesinin tonunu değiştirip gelecekte faiz indirimine gidebileceği sinyalini vermesiydi. Bernanke'nin açıklamasının ardından yatırımcının FED'in önümüzdeki günlerde faiz indirimine gitmesi beklentisinde de düşüş oldu. Bloomberg haber ajansına göre, açıklamadan önce FED'in ekim ayı sonunda faiz indirimine gitmesi beklentisi yüzde 84'ken dün bu oran yüzde 58'e düştü. Konuyla ilgili Referans'ın sorularını yanıtlayan Finansbank ekonomistlerinden İnan Demir, FED'in faiz indirimi kararı konusunda aceleci davranmayacağını tahmin ettiğini belirterek, reel ekonomide emlak piyasasında yaşanan çalkantının olumsuz etkileri görülmediği sürece FED'in faiz indirimine gitmeyeceğine inandığını söyledi. Demir, "Geçen hafta açıklanan işgücü piyasasında işsizlik oranında küçük bir artış olduğu görülmesine rağmen rakamlar bu piyasadaki hareketlenmenin olumlu yönde devam ettiğini gösterdi...Reel ekonomide bozulma olmadığı için FED'in faiz indirimine gitmediğini düşünüyorum" dedi.

Bernanke, Greenspan'in aksine piyasaları dinlemedi

FED'in bu kararını açıklamasının ardından yapılan analizlerde Bernanke'nin bu stratejisi selefi Alan Greenspan'ınkilerle karşılaştırılmaya başlandı. Greenspan'in finansal piyasalarda çalkantı durumunda piyasaların tansiyonunu düşürecek kararlar aldığı belirtilirken, Bernanke'nin önceliği enflasyona vermesinin olası sonuçları tartışılıyor. Alliance Bernstein LP'nin araştırma müdürü Joe Carson, Bernanke'nin selefinin tersine uyguladığı yeni stratejisinin başarılı olup olmadığını anlamak için henüz erken olduğunu belirterek, Wall Street'in bu sorunlara kolay çözümler aradığını vurguladı. Demir, Greenspan'in stratejisinin piyasaları kısa vadede rahatlatmak olduğunu belirterek, "Greenspan piyasalarda bir balon patladığında başka bir balonu şişirmek yolunu seçiyordu. Örneğin borsa balonu patlarsa Greenspan konut balonunu şişirirdi. Ancak Bernanke, akademik bir gelenekten geldiği için bu stratejiyi benimsemedi" dedi. Demir Bernanke'nin piyasaları kısa vadede rahatlatmak yerine uzun vadede ekonomideki dengesizliklerin giderilmesi stratejisini tercih ettiğini vurgulayarak, bu stratejinin daha olumlu olduğunu söyledi.

Öte yandan, faizin bu seviyede tutulmasıyla birlikte gelişen ülkelere para akışının devam etmesi bekleniyor. Demir'e göre, Bernanke'nin ABD ekonomisindeki ılımlı büyümenin devam edeceği mesajını vermesi gelişen piyasalar açısından olumlu bir sinyaldi. Zira bu yatırımcının risk alma konusunda iştahının devam etmesine ve gelişen piyasalara para akışının sürmesini sağlayabilir.

Kaynak : Referans Gazetesi 09.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

09-08-2007 17:35:42 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #53
Hedge Fondan Harvard Da Dersini Aldı (Süleyman Yaşar)

Amerika Merkez Bankası Başkanı Ben S. Bernanke, piyasaların duymak istediğini yine söylemedi. Bernanke, “Enflasyon tehlikesinin kontrol altına alınamadığını” belirterek faiz hadlerini aynı düzeyde bıraktı ve faiz indirimi sinyali de vermedi. Böylece Amerika’da kısa dönem politika faizleri yüzde 5,25 seviyesinde devam edecek.

Fakirlere verilen konut kredilerindeki geri ödeme sorunu ve buna bağlı olarak hedge fonlara verilen kredilerin daraltılması Amerika’da banka kârlarının düşmesine neden olmuş ve hisse senedi piyasalarında endeksleri aşağıya çekmişti. Geçen iki hafta içinde bazı yatırım fonları geçmişteki riskli işlemlerinden ötürü iflas etti. Aslında bütün bunların nedeni Amerika Merkez Bankası’nın son yıllarda izlediği “düşük faiz” politikasından kaynaklandı. Düşük faizler, bir tür “ahlaki riziko” yarattı. Geri ödeme gücü aranmadan dağıtılan krediler, şimdi yaşadığımız sorunları ortaya çıkardı. Amerikan Merkez Bankası’nın faizleri indirmemesi ve indirim sinyali vermemesi işte bu nedenle yerinde bir karar oldu.

Faizlerin indirilmesi, riskleri iyi değerlendirmeyen finansal kuruluşlara ceza yerine hediye olacaktı. Aynı hatalar sürdürülmeye devam edecekti. Ayrıca Amerika’da kısa dönemde yapılacak bir faiz indirimi, zaten düşük değerli olan doları daha da değer kaybına uğratacaktı. Doların değer kaybetmesi, petrol fiyatlarını yükselteceği için petrol üreticisi olmayan gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerine olumsuz etki yapacaktı. Dolayısıyla Türkiye de bu olumsuz durumdan nasibini alacaktı.

Son 15 gündür Amerika’da finansal piyasalarda yaşananlar, bazı garip olayların ortaya çıkmasına da neden oldu. Dünyanın en iyi profesörleriyle geleceğin en iyi finans yöneticilerine piyasaları öğreten Amerika’nın en iyi üniversitesi Harvard da bu son finansal dalgadan nasibini aldı. Bir hedge fonda parasını değerlendiren Harvard Üniversitesi geçen hafta tam 350 milyon dolar zarar etti. Eski bir Harvadlı tarafından kurulan Sowood Capital Management firmasında yönetilen üniversitenin parası böylece uçup gitti. Hedge fonların ne kadar riskli olduğunu tek başına bu örnek bile bize gösteriyor. Finans eğitiminin mâbedine bile hedge fonlar iyi bir ders verdi. Harvard da hedge fonlar tarafından çarpıldı.

Hedge fonların riskli yatırım stratejileri, küresel hisse senedi piyasalarını büyük kayıplara uğrattı. Amerika’da işlem gören şirket hisse senetleri içerisinde en çok bankaların ve finans kuruluşlarının değeri düştü. Banka ve finans şirket hisseleri geçen 15 gün içinde yüzde 14,9 oranında değer kaybetti. Sağlık hizmeti veren şirket hisseleri yüzde 7,3 temel metaller yüzde 6.8, petrol ve gaz şirket hisseleri yüzde 5,1 oranında değer yitirdi. Son yaşanan finansal dalgalanmada teknoloji şirketleri en az değer kaybeden şirketler oldu. Teknoloji şirketlerinin hisse senetlerinin fiyatları sadece yüzde 1,1 oranında düştü.

Bazı gözlemcilere göre “petrol ve gaz şirketlerinde yaşanan değer düşüşleri Amerika’nın ekonomik büyümesini olumsuz” etkileyebilir. Değeri düşen firmaların kredi bulmakta zorluk çekmesi üretimde darboğazlar yaratacaktır. Enerji firmalarında ortaya çıkacak bir kredilendirme sorunu, temel metaller olan bakır, alüminyum ve çelik üretiminin azalmasına neden olabilir. Böylece ortaya çıkacak ekonomik büyüme problemi istihdamı olumsuz etkileyecek, işsizliği artıracaktır.

Peki Türkiye’de neler oluyor? Amerika’da hisse senedi piyasasında yaşananların benzeri Türkiye’de de yaşanıyor. Banka, enerji ve temel metalleri üreten şirketlerin hisse senetleri göreli olarak İstanbul Borsası’nda da en çok değer kaybeden şirketler. Enerji ve temel metal üreten şirketlerin yaşadığı değer düşüşü şu anda pek önemli değil. Eğer bu düşüş hızlanırsa Türkiye ekonomisinin büyüme hızı olumsuz etkilenebilir. Ekonomik büyümenin olumsuz etkilenmemesi için bazılarının isteğinin aksine Türkiye’nin de Amerika gibi faiz indirimine gitmemesi gerekiyor. Bu ortamda bir faiz indirimi özel firmaların kredi bulmasını güçleştirebilir. Kredi bulamayan firmaların hisse senetleri ise hızla düşer ve bu kredi bulamayıp değeri azalan şirketler Türkiye ekonomisini çıkmaza sokabilir. Global ekonominin lokomotifi Amerika’da bu gelişmeler yaşanırken bizde Merkez Bankası’nın faizleri mevcut seviyede tutmasında fayda var.

Kaynak : Referans Gazetesi 09.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

09-08-2007 17:37:00 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #54
Borsa Fena Çakıldı

BORSA 50.000 PUANIN ALTINDA KAPANDI

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Ulusal 100 Endeksi, ikinci seansta 1.783,40 puan düşerek 49,974,83 puandan kapandı. Hisse senetleri ikinci seansta ortalama yüzde 3,45 değer yitirdi. İlk seanstaki 312,32 puanlık düşüş dikkate alındığında, Borsa endeksi günün tamamında 2.095,72 puan geriledi. Hisse senetlerinin günlük ortalama değer kaybı yüzde 4,02'yi buldu.

Dolar: 1.2842 Avro: 1.7550

BORSA ENDEKSİ 50 BİN PUANIN ALTINI GÖRDÜ..

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Bileşik Endeksi, dış piyasalara bağlı satışlar sonucunda 49.967,23 puana kadar gerileyerek, 50.000 puanın altını gördü. İMKB 100 Endeksi günün ilk seansında 312,32 puan düşüşle 51.758,23 puandan kapandı. ABD piyasalarında yaşanan yükseliş hareketinin ardından güne yukarı yönlü başlayan endeks seans içinde gelen BNP Paribas'ın bazı fonlarının tutsat (mortgage) sorunları nedeni ile ödemeleri durdurduğu yönündeki açıklamaların ardından 51.500 seviyesine kadar geri çekildi. İkinci seans, Avrupa borsalarında düşüşlerin derinleşmesiyle satışla başladı. Sert satışlarla endeks önce 51.000 puanın altına geldi. Dış piyasalardaki satışların etkisinde kalan Borsa, 51.000 seviyesini de koruyamadı. Seansın ilk yarısını 51.061,64 puandan geçen endeks daha sonra 49.967,23 puana kadar çekildi. Uzmanlar İMKB'nin, Avrupa piyasalarının eksilerinin devam etmesi ve ABD future piyasalarının da ekside seyri ile güçlü bir tepki veremediğine dikkat çekerek, 50.000 seviyesini korumaya çalışan piyasa için, 51.000 üzerinde kapanışların, teknik olarak önemli göründüğünü kaydediyor. Kapanışa 5 dakika kala Endeks, 2. seans kapanışına göre 1.585,84 puan düşüşle 50.172,39 puan seviyesinde bulunuyor. Bu seviyeye göre, günlük bazda ortalama kayıp yüzde 3,65'i buldu.

Kaynak : Vatan Gazetesi 09.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX