Bu Konuyu Görüntüleyenler
 1 Misafir

Cevapla  Konu Gönder 
Sayfa (14): « İlk < Geri 1 2 3 [4] 5 6 7 8 İleri > Son »
Medyadan Haberler 2007
Yazar Mesaj
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #61
RE: Vatan’ın Manşeti Ve Türkiye’nin Gerçekleri (Yiğit Bulut)

ToKoBa Yazılan:
Aktaracağım detaya gelince...

Bir Yunan emeklilik fonu 2003 Mart ayında Türkiye’ye 100 milyon dolar sokuyor ve bu parayı YTL’ye çevirerek, hiç risk almadan, sadece Hazine bonosu alıyor. 2007 Mart ayında hazine bonolarını satıp dolara dönüyor ve Türkiye’yi terk ediyor. Yunan fonu, YTL bazında aldığı dünyanın en yüksek faizine, düşen dolar kurundaki geri çekilmeyi de ekleyince; ortaya “eşsiz” bir kazanç çıkıyor. 2003 Mart ayında koyduğu 100 milyon doları, 48 ay sonra tam 225 milyon dolar olarak geri alıyor...

Sevgili dostlar, yanlış okumadınız; tam 48 ay içinde dolar bazında % 30 üzerinde net kâr. Nasıl, tam bir mucize değil mi! Bir tarafta 20 YTL için can veren Türk vatandaşları, diğer tarafta oturduğu yerden Türkiye’den dolar bazında % 30 yıllık getiri sağlayan Yunan emeklisi. Aslında hangi ülkeden olduğu da çok önemli değil. Önemli olan bu paranın Türk insanının birikimlerinden “kurulan sistem” sonucu yani “bazılarının yarattığı ekonomik mucize” ile birlikte “yurtdışındakine” transfer edilmesi. Bu kazancın iki ana sebebi var; Pakistan’ın bile % 6.5 ile borçlandığı bir dünyada, hâlâ iki basamaklı sayılarla borçlanan tek ülke olmamız ve dolar kurunun “sıcak paranın kontrolüne” geçmesi sonucu; pozisyon sahiplerinin “kura basabilir” hale gelmeleri...


Bu bölüm önemli olduğu için aktarmak istedim.


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

10-08-2007 17:46:19 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #62
Subprime Krizi Gelişen Piyasalar İçin Ciddi Bir Uyarı (Taylan Bilgiç)

Dar gelirlilere verilen yüksek faiz konut kredisi olarak adlandırılan subprime piyasasındaki krizin ABD'den başlayıp dünya borsalarına yayılması hızlı çıkış döneminin sonu olarak görülüyor. ABD'de yatırım uzmanı ve AsiaTimes gazetesinin köşe yazarı olan Julian Delasantellis, Turkish Daily News'a yaptığı açıklamada piyasaların yeni kralının hırs değil korku olduğunu belirterek Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin çok dikkatli olması gerektiğini söyledi.

Hükümetlerin onlarca yıldır ev sahibi olmayı teşvik eden bir görüntü çizdiğini belirten Delasantellis, "ABD'de ev fiyatları 2003-2006 döneminde hızla arttı. Bu dönemde pek çok kişi ödeme gücünü aşan krediler aldı. 2004-2006 dönemindeki faiz artırımları da şartları daha da zorlaştırdı" dedi.

Küresel ekonomik sistemin yaşadığı kayıpların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Delasantellis, " Yatırımcılar sahip oldukları hisse senetlerinin değerinin kısa bir süre içinde yüzde 5-10 değer kaybettiğini görürse, tüketim harcamalarını da benzer oranda azaltır. Bu zincirleme bir ekonomik daralma hareketi başlatır." diye konuştu. Önde gelen gazetelerin bazı köşe yazarları krizin reel sektöre atlayabileceği uyarısında bulunduğuna dikkat çeken Delasantellis bu fikre katılmıyor. Reel sektör ve finans sekötrü ayrımı yapmanın analiz için geçerli olabileceğini ancak iki sektör arasındaki bağlantının öneminin gözardı edilmemesi gerektiğini düşünüyor.

Finans piyasalarını destekleyebilmek için küresel likiditeye bağımlı olan Türkiye gibi gelişen ülkelerin küresel bozulmadan etkilenip etkilenmeyecekleri sorusuna "Evet çok fazla etkilenebilirler" cevabını veren Delasantellis "Eğer kriz devam ederse büyük merkez bankaları faiz oranlarını indirme konusunda büyük baskı altında kalacaktır.Bu bankaların baskıya direnmeyi deneyeceklerini bile sanmıyorum" dedi.

Kaynak : Referans Gazetesi 11.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

11-08-2007 17:48:02 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #63
Japon Ev Hanımları Hadisesini Unutmayın (Güven Sak)

Eskiden yalnızca zengin ve malumat sahibi bir azınlık küresel ölçekte çeşitlendirilmiş bir portföy sahibi olma imtiyazına sahipti. Şimdi bu kadar çeşitlendirilmiş bir portföyü taşımak için gerekli kaynağı olmayanlar da küresel portföy çeşitlendirmesine katılabilmektedir.

Geçenlerde Japonya Merkez Bankası İdare Meclisi üyelerinden biri dünyanın döviz dengesini Japon ev hanımlarının idare ettiğini söylemişti. Bu gerçekten de böyle. Japon ev hanımları, geleneksel olarak, ev hesaplarının idaresini üstlenmiş durumdalar. Ve rakamlar ortada. Japonya’da yabancı ülkelerde ihraç edilen tahvillere yatırılan para toplamı 2007 yılının Ocak ayında yaklaşık 250 Milyar ABD Doları tutarındaydı.

Bunlar tasarruf adı altında biriktirilen fonlar. Japonlar, belli bir yılda ellerinde toplanan satın alma gücünün, bir sonraki yıllara aktarmak istedikleri bölümünü, yabancı ülkelerde ihraç edilmiş, yabancı para cinsinden finansal kontratlara yatırıyorlar. Bunlar sokaktaki Japonlar. Öyle fevkalade zengin filan da değiller.

Neden böyle yapıyorlar? İki nedenle. Öncelikle Japonya’da Japon Yen’i cinsinden faiz oranı çok düşük. Yen cinsinden %0,50’lerde bir faiz oranından borçlanıyorlar. Borç aldıkları Yen’i ya ABD Dolarına çevirip % 5,5’larda bir faiz oranına razı oluyorlar. Ya da İzlanda’ya götürüp %15’lerde, Türkiye’ye getirip % 18’lerde bir faiz oranından kazanç elde ediyorlar. İşte bu nedenle, herkes Japon Yen’i cinsinden borçlanıp, Türk Lirasi cinsinden yatırım yapıyorsa, herkes Japon Yen’i satıp, Türk Lirası satın alıyor. Türk Lirası aranıyor, Japon Yen’i istenmiyor. Türk Lirası değer kazanıyor, Japon Yen’i değer kaybediyor. Bu birinci nokta.

İkincisi ise son derece açık. Japonlar Yen cinsinden borçlanıp, başka paralar cinsinden yatırım yapıyorlar. Çünkü yapabiliyorlar. Dün bunu yapacak kurumsal altyapı yoktu ama bugün var. Sokaktaki Japon, Japon ev hanımları, ellerindeki tasarrufu yabancı para cinsinden bir başka ülkede ihraç edilmiş, finansal kontratlara yatırabiliyorlar. Yanlış anlamayın. İyi ya da kötü değil. Durum bu. Gelin bugün bunun manası üzerinde biraz düşünelim ve bu durumu bu hafta Fransa’da olanlarla birleştirelim. Birleştirelim ki, ABD’nin Varlığa Dayalı Menkul Kıymet (VIDIMIK) problemi nelere kadirmiş bir görelim.

Bugünlerde Amerikan finansal piyasalarındaki menkul kıymetleştirme uygulamalarından kaynaklanan ürperti en tepe noktasında. Herkes ortada bir problem olduğunu düşünüyor. Piyasa aktörlerinin ağırlıklı bir bölümünün ortada bir problem olduğunu düşünmesi, o “şey”in zaten olması demektir. Vaziyet tam da böyle görünüyor. Şimdi oturup olası hasar üzerine düşünme ve konuşma zamanı. Genellikle hasar meselesine konu gelince, riskin zaten onu taşıyabilecekler üzerine aktarılmış ve sisteme yayılmış olduğu vurgusu yapılıyor. Bu acaba ne kadar böyle?

Bu hafta Fransa’nın BNP Paribas isimli bankası üç adet yatırım fonunda işlemleri durdurdu. Nedeni gayet basit. İçinde ABD VIDIMIK’ları bulunan bu fonlar son iki haftada %20 değer kaybetmiş. Bu durumda, yatırımcılar, yani Fransız ev hanımları, bu fonların katılma belgelerini satıp çıkmak istemişler. Bu işlem likidite gerektiriyor. Likidite, ancak fonların içindeki bazı varlıkların satılması ile sağlanabiliyor. Bu arada, satış fiyatını tespit için fon değerini bilmek lazım. Fon değerini belirlemenin yolu da, portföydeki VIDIMIK fiyatları. Kimse VIDIMIK almak istemediğinden, onlar elde kalıyor. Onlar elde kalınca fiyatları da olmuyor. Portföydeki VIDIMIK’ın fiyatı belli olmayınca, yatırım fonunun portföy değeri de olmuyor. Portföy değeri yoksa, Fransız ev hanımı’nın satmak istediği katılma belgesinin fiyatı da belirlenemiyor. Banka da çaresiz yatırım fonlarında işlemleri durduruyor. Bloomberg dün hikayeyi tam da böyle anlatıyordu.

Şimdi işte bu BNP Paribas’nın yatırım fonları haberi tam da “Japon ev hanımları hadisesi”ni izah etmektedir. 1990’lı yıllarda uluslararası fon akımları öncelikle kurumsallaşmıştır. Emeklilik fonları ile başlayan bu süreç, şimdilerde, günlük yaşamımızda kullandığımız diğer kolektif yatırım kurumlarına da yayılmaktadır. Sokaktan simit alır gibi; döviz kuru riski taşıyan, kredi riski taşıyan finansal kontratlar alınabilmektedir. 1990’lı yıllarda kurumsallaşan uluslararası fon akımları 2000’li yıllarda “demokratikleşmiştir.” Fon akımlarının “kurumsallaşması” aktarımın genellikle kurumsal yatırımcılar kanalıyla olmasını, “demokratikleşmesi” ise toplumun her kesiminden tasarruf sahibinin elindeki fonları dilini, dinini, adetlerini bilmediği, şirketlerinden ise hiç haberdar olmadığı finansal kontratlara aktarabilmesidir. Dün yalnızca zengin ve malumat sahibi bir azınlık küresel ölçekte çeşitlendirilmiş bir portföy sahibi olma imtiyazına sahipti. Şimdi bu kadar çeşitlendirilmiş bir portföyü taşımak için gerekli kaynağı olmayanlar da küresel portföy çeşitlendirmesine katılabilmektedir. Yeni dünyanın “Japon ev hanımları hadisesi” esasen “fon akımlarının demokratikleşmesi” ile örtüşmektedir.

Demokratikleşen fon akımları ne getirir? Bir tek noktayı akılda tutmakta fayda vardır. Herhangi bir çalkantının servet ve dolayısıyla tüketim etkisi umulandan daha fazla olabilir. Likidite daralması ile tüketim daralması atbaşı gidebilir. Böyle bakıldığında, Avrupa Merkez Bankası’nın bankacılık sistemine likidite sağlama kararı daha anlaşılır olmaktadır. Türkiye açısından ise kesinlikle iyidir. Bu dönemde en son ihtiyacımız herhalde daralan ihracat pazarıdır.

Uluslararası fon akımlarının demokratikleşmesi, finansal işlemlerdeki risklerin bir bölümünü o riskleri taşıyamayacak olanlara aktarmaktadır. Yapılması gereken belki de Başkan Bush’un Amerikan gayrimenkul kredi piyasası için söylediğini tüm finansal kontratlara genişletmektir. Başkan, „“finansal okuryazarlığın artırılması“nın, bu tür problemlerin aşılması için önemini daha bu hafta vurgulamıştı.

Zaman değişiyor. Demokratikleşme, finansal piyasalarda da yaygın bir trend haline geliyor. Demokratikleşme yanıbaşında bir dizi idare edilmesi gereken problem de yaratıyor. İyi yönetim, demokratikleşme sürecini güvenli bir biçimde yönetmektir. Maraza çıkması her zaman herkes için kötüdür. Yönetici için de beceriksizlik göstergesidir.

Kaynak : Referans Gazetesi 11.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

11-08-2007 17:50:02 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #64
Yangını Söndürmek İçin 323 Milyar $ Yetmedi

Fransız BNP Parbas’ın üç fonunda ödemeleri durdurmasıyla yeniden alevlenen kriz tüm dünya piyasalarını içine aldı

ABD, Avrupa, Japonya, İsviçre, Avustralya, Kanada, Kore ve Norveç merkez bankaları mali sistemin çökmemesi için eşgüdümlü olarak piyasaya para pompalamaya başladı. 2 günde 323 milyar $ taze para verildi ama kriz bitmedi

Uluslararası piyasalarda önceki gün Fransız bankacılık devi BNP Paribas’ın üç fonunda ödemeleri durdurduğunu açıklamasıyla başlayan ikinci kriz dalgası tüm dünyayı içine alan bir yangına dönüştü. Japonya’dan ABD’ye kadar tüm borsalarda hızlı sarsıntılar yaşanırken, krizin mali sistemi çökertmemesi için merkez bankaları duruma el koydu. Piyasalardaki likidite tıkanıklığını aşmak için önceki gün Avrupa Merkez Bankası ve ABD Merkez Bankası’nın başlattığı para verme operasyonuna dün dünyanın dört bir yanından merkez bankaları katıldı. Japonya, Kore, Avustralya, Kanada, İsviçre, Norveç merkez bankalarının da aralarında bulunduğu birçok para otoritesi piyasalara taze kaynak sunarken, kriz aşılıncaya kadar istenilen likidite ihtiyacını karşılayacaklarını duyurdu. Dalgalanmadan etkilenen Malezya, Endonezya, Filipinler ve Tayvan’da ise merkez bankaları para birimlerini korumak için dolara satış müdahalesi yaptı. Dünya ekonomisinin seyrine yön veren merkez bankalarının eşgüdüm içinde gerçekleştirdiği tarihin en büyük mali operasyonunda piyasalara 48 saat içinde toplam 323.3 milyar dolarlık taze para enjekte edildi.

Gün içinde yüzde 6’ya kadar çıkan doların gecelik faizi limitsiz para servisinin ardından yüzde 5.51’e kadar geriledi. Euronun faizi ise yüzde 6’dan yüzde 4.4’e indi. Buna karşın küresel çapta gerçekleşen müdahaleler yatırımcılar arasında durumun çok ciddi olduğu psikolojisi yaratınca borsalarda ağır kayıplar yaşandı. Fransa ve İngiltere’de hisse senedi endeksleri yüzde 3’ün üzerinde düştü. Wall Street’te tüm müdahalelere rağmen açılıştan itibaren hızlı dalgalanmalar yaşandı. Merkez bankalarının müdahallerine rağmen piyasalardaki yangın tam olarak söndürülemeden önümüzdeki haftaya taşındı.

Türkiye’nin faturası kabarıyor: Borsa 48 bin, dolar 1.30 sınırına dayandı

Dünya piyasalarındaki kriz dün de tüm şiddetiyle devam ederken, Türkiye piyasalarındaki satışlar da sürdü. Borsa hızla düşerken dolar ve faizde yükseliş keskinleşti. Avrupa borsalarındaki zararların büyümesi ve ABD piyasasındaki future (vadeli) işlemlerde büyük düşüşler görülmesi nedeniyle İMKB’de dün de hızlı satışlar yaşandı. Endeks en düşük 48 bin 573’ü gördükten sonra günü yüzde 1.58 değer kaybıyla 49 bin 186 puandan tamamladı. Borsada iki günlük düşüş yüzde 5.5’e ulaştı. Borsada gerilemeye neden olan yabancı satışları, bono piyasasında faizleri artırdı. 6 Mayıs 2009 vadeli tahvilde bileşik faiz 0.24 puanlık artışla yüzde 17.76’ya çıktı. Yabancı yatırımcı döviz almaya koşunca dolar gün içinde 1.3105 YTL’ye kadar fırladı. Dolar günü 1.5 kuruş artışla 1.2950 YTL’den kapattı.

Şimşek: Türk ekonomisine etki sınırlı kalır

EKONOMİDEN sorumlu devlet bakanı olmasına kesin gözüyle bakılan Merrill Lynch’in eski ekonomisti Mehmet Şimşek, dünya piyasalarındaki dalganın çöküş değil ciddi bir düzeltme hareketi olduğunu, bunun Türk ekonomisine etkisinin ise sınırlı kaldığını söyledi.

Türk ekonomisinde kredibilite problemi yaşanmadığını belirten Şimşek , “Dalgalanmanın global büyüme trendini sekteye uğratacak boyutta olduğunu düşünmüyorum. Yaşananları ciddiye almak gerek. Yalnız bu ciddi bir düzeltme hareketidir. Global dalgalanmadan sınırlı düzeyde etkilendik. Yaşananlar Türk ekonomisinin temellerinin sağlamlığını bir kez daha kanıtlanmış oldu. Ekonomik temeller sağlam oldukça sorun yaşanmaz ya da sınırlı kalır ” dedi.

George Bush piyasa yorumlarını bıraktı

Öncekİ gün yaptığı açıklamalarda beklenmedik bir şekilde ABD’nin en büyük mortgage şirketleri Fane Mae ve Fredy Mac’in de sorunlu olduğuğunu söyleyerek piyasalarda çalkantılara neden olan ABD Başkanı George Bush ekonomiyle ilgili artık yorum yapmayacağını duyurdu. Beyaz Saray sözcüsü Dana Perino, “FED’in kararları ve piyasada yaşanan aktiviteler hakkında Beyaz Saray yorum yapmayacak. Başkanın danışmanları konuyu yakından ve her an izliyor.” dedi.

Mortgage devinden ürküten açıklama

Mortgage krizinden etkilenmeyen tek şirket olması nedeniyle tüm dünyanın operasyolarını özenle takip ettiği ABD’li subpime mortage devi Countrywide’ın global kriz ile ilgili açıklamaları piyasalarda şok etkisi yarattı. 46 milyar dolar değerinde mortgage yatırımı bulunan Countrywide, “Borç piyasasındaki durum kısa sürede düzelmez. Hatta daha köyüte gidebilir” açıklaması yaptı. Mortgage piyasasında “Son kale” olarak nitelendirilen şirketin hisseleri açıklamadan sonra yüzde 7 düştü.
Kaynak : Vatan Gazetesi 11.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

11-08-2007 17:55:56 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #65
Küresel Sarsıntı Depreme Dönüştü Türkiye Ayakta Kalmaya Çabalıyor (Sıla Özçelik)

Küresel piyasalarda son 2 haftadır yaşanan dalgalanmalar, ardarda kapanan fonlar ve sıkılaştırılan kredi koşulları ile likiditede görülmeye başlanan daralmaya küresel piyasaların 3 büyük aktöründen müdahale geldi. Avrupa Merkez Bankası, Japonya Merkez Bankası (BoJ) hatta faiz indirme baskısına rağmen son toplantısında faizleri sabit bırakarak kredi sıkışmasını önemsemediği yönünde eleştirilen ABD Merkez Bankası (FED) bile piyasaya para sürdü. Likiditeyi artırmak ve küresel piyasalardaki çalkantıyı hafifletmek amacıyla sürülen para ise borsalardaki düşüşü engellemeye yardımcı olamadı. Uzmanlara göre piyasaların sakinleşebilmesi için daha fazla nakit pompalanması gerekiyor. Cuma günü Avrupa borsaları güne yine düşüşlerle başladı. Avrupa Borsaları müdahalelere rağmen kredilerdeki daralmanın devam edeceği endişesinin etkisiyle cuma gününe yüzde 1,5 ila 2 arasında düşüşlerle başladı. FTSE100 yüzde 1,37'lik düşüşle açılırken, XDAX yüzde 1,29, CAC40 yüzde 1,31'lik düşüşle açıldı. Perşembe günü ise ABD borsalarındaki kayıplar müdahaleye rağmen devam etti. Dow Jones yüzde 2,83 değer kaybederken, Nasdaq yüzde 2,16 düştü. Brezilya, Arjantin, Meksika'da da yüzde 3'e yaklaşan kayıplar görüldü. Asya borsaları da müdahaleye rağmen rahatlamadı, Japonya'nın Nikkei 225 endeksi yüzde 2,37 değer kaybederek son 5 ayın en düşük seviyesine gerilerken, Hong Kong'un Hang Seng endeksi de 646 puandan fazla düştü.

Kredilerdeki daralma tek operasyonla aşılmaz

Merkez bankalarının müdahalelerine rağmen süregelen düşüşlerin ardından ise AMB son olarak cuma günü piyasalara daha fazla likidite sağlayabilmek için 3 günlük değişken faizli bir ihale açtı. Avustralya Merkez Bankası ise cuma günü piyasaya hergün sürdüğü nakit meblağı ikiye katladı ve 4,2 milyar dolarlık para enjekte etti. Asya merkez bankalarından ise gerektiği takdirde her an kredi sıkışıklığını rahatlatmak için piyasaya para sürebilecekleri sinyalleri geliyor.

Referans gazetesine konuşan Finansbank ekonomisti İnan Demir'e göre AMB'nin piyasaya bu kadar ciddi bir nakit pompalaması ABD subprime krizindeki sorunların iyice büyüdüğünün bir göstergesi. Artık sadece ABD'de değil Avrupa piyasalarında da ciddi kredi daralması yaşandığını söyleyen Demir'e göre dünyanın en büyük merkez bankalarının devasa para enjeksiyonlarına rağmen piyasaların toparlanamaması da bununla alakalı. "Kredi sıkıntısı hala devam ediyor. Bu sadece bir operasyonla aşılabilecek bir sorun değil. Bu nedenle de piyasaların tek bir müdahale ile toparlanmasını beklememek gerekiyor" diyen Demir, bundan sonra BoJ ve AMB'nin faiz artırımına gitmesinin eskisi kadar kolay olup olmayacağı sorusuna da "Bu likidite sıkışıklığının ne kadar süreceğine, sürecin ne zaman normalize olacağına bağlı. Bu süreç ancak normale dönerse merkez bankaları günlük likidite daralmaları ile değil eskisi gibi daha genel ekonomik kaygılarla hareket etmeye devam edebilir" cevabını veriyor.

Şirket ve bireysel krediler riskte

Piyasalardaki çalkantılar karşısında en azından faiz indirimi sinyali vereceği beklentilerini bile boşa çıkaran ve küresel likiditedeki daralmaları gözardı ettiği nedeniyle eleştirilen FED Başkanı Ben Bernanke'nin müdahalesi ise bu kez kredi daralmaları endişesi ile alınmış bir karar. Ancak Demir'e göre, Bernanke'nin piyasaya 24 milyar dolar enjekte etmesi yine de kredilerdeki daralma endişesini gözeten bir hamle değil. FED'in yüzde 5.25 gibi bir hedef faizi olduğunu söyleyen Demir, faizin hedeflerin üzerine çıkmaması için müdahalede bulunulduğunu söylüyor. AMB'nin 11 Eylül'den bu yana gerçekleştirdiği en büyük müdahale, perşembe gecesi özellikle subprime krizinden etkilenmiş bankaların birbirlerine borç vermeyi durdurması üzerine kredi piyasalarında bir daralma yaşanmöasını engellemek amacıyla yapıldı. Subprime krizinin bankaları bile birbirinden borç alamaz hale getirmesi ise bunun bir sonraki ayağının şirketlere ve bireylere verilen krediler olabileceğini akla getiriyor. Zaten son iki haftadır yaşanan çalkantı karşısında bazı bankalar kredi miktarını düşürmeye ya da koşullarını sertleştirmeye başladı. Demir'e göre ise AMB'nin müdahale kararını tetikleyen bu gelişme şirketlere ve bireylere verilen kredilere de etki edebilir. Demir son haftalardaki riskten kaçış eğiliminin sürmesi halinde şirket ve bireylerin de bu daralmadan etkileneceğini belirtiyor.

BoJ'un faiz artırımı hayal olabilir

Öte yandan likiditeyi artırmak için piyasaya müdahale eden BOJ'un bu gidişle beklenen faiz artırımına gidemeyeceği beklentileri de artmaya başladı. 22 ila 23 Ağustos'ta gerçekleştirilecek olan faiz toplantısında faizini yüzde 0,50'den 0,75'e çıkararak 1995 yılından bu yanaki en yüksek seviyesine ulaşması beklenen BoJ'un hisse senetleri fiyatlarının da son 5 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ile faiz artırımını erteleyebileceği konuşuluyor. Fransız BNP Paribas'nın 2 milyar euro değerindeki 3 yatırım fonunu ABD'deki subprime krizinden etkilenerek dondurmasından sonra AMB perşembe akşamı piyasaya 95 milyar euro sürmüştü. Bu müdahale, AMB'nin 2001 yılında yaşanan 11 Eylül saldırıları ile allak bullak olan piyasalar döneminde piysaya sürdüğü yüklü nakitten bu yana piyasaya yaptığı en büyük müdahale olarak gösteriliyor. Japonya merkez bankası ise Tokyo borsasının açılışında hisse senetlerinin yaklaşık yüzde 2 kadar değer kaybetmesini takiben piyasalara 8 milyar doları aşkın nakit pompalamış, FED ise faizleri sabit tutma kararından bir kaç gün sonra yine perşembe günü bankacılık sistemine 24 milyar dolarlık nakit sürmüştü.

Dalgalanma 5 yıllık birleşme rallisine fren yaptırdı

Bernanke, Fukui ve Trichet'nin son 5 yıldır izledikleri düşük faiz politikası ile yarattıkları kolay para dönemi ABD'de patlak veren subprime krizi ile sona ermeye başladı. Son iki haftadır Türkiye gibi gelişen piyasalar da dahil olmak üzerinde küresel piyasaların genelinde ciddi satışlar yaşanıyor. ABD'li düşük gelirli mortgage kredisi borçlusu aldığı parayı bankasına geri ödemekte giderek zorlanırken, kredilere dayalı menkul kıymet satışı yapan fonlar da kapılarına bir bir kepenk vurmaya başladı. Bear Stearns'ün iki hedge fonunun iflasın eşiğine gelmesinin ardından, sadece son bir kaç gün içinde ABD'nin en büyük 10'uncu mortgage kuruluşu American Home iflas koruma kanununa başvurdu. Ancak görünürde sadece küresel piyasalar sallanıyor ve mortgage kuruluşları iflasa sürükleniyor gibi görünsede, giderek büyüyen ve son olarak Alt-A tipi kredilere de sıçrayan kriz küresel şirket satın alma ve birleşmelerine de balta indirmek üzere.

Ağustos birleşmeleri 3 yılın en düşüğünde

Borçlu satın almaları besleyen kredilerde yaşanan daralma karşısında planlanan satın almalar iptal olmaya, girişim sermayesi şirketleri ise satın alma fonlarını kapatmaya başladı. Bazı şirketler ise ya ihraç ettikleri tahvilleri piyasadan geri çekiyor, ya da tahvil ihracını iptal ediyor.

Thomson Financial'ın verilerine göre çalkantının başladığı ağustos ayının ilk haftasında dünya çapında gerçekleşen satın alma ve birleşmelerin büyüklüğü 2004 yılından bu yanaki en düşük seviyesine geriledi. Son 10 yıl içinde sadece üç kez satın alma ve birleşme dalgası şu andakinden daha yavaş gerçekleşmişti. Financial News'de yer alan habere göre; ağustosun ilk 7 gününde toplam değeri 13.2 milyar doları bulan 170 satın alma ve birleşme gerçekleşti. Bu rakam 2006'nın aynı ayında 236 anlaşma ve 19.5 milyar dolarlık büyüklük şeklindeydi. 2005 yılının ağustos ayında ise 20.8 milyar dolar büyüklüğünde 211 adet birleşme anlaşması gerçekleşmişti. Geçen yılın sonundan beri 80'den fazla subprime mortgage kredisi veren kuurluş kapanmış durumdaydı. Bu yılın başında hızlanan bu eğilim, ilkbahar aylarında büyük vr küçük kredi kuruluşlarının verdikleri kredileri azaltması ya da durdurması ile devam etti.

Satın alma planları iptal olmaya başladı

Mortgage kuruluşları ve bankalar ise kredi koşullarını ağırlaştırmaya ya da verdikleri kredi limitini düşürmeye başladı. Durum böyle olunca kredi olanağının hızlı bir şekilde daralmaya başladığını gören şirketler büyük umutlar bağladıkları satın almalardan da vazgeçmek zorunda kalıyor. ABD'den, Japonya'ya, Kore'den Brezilya'ya, Rusya'dan Birleşik Arap Emirlikleri'ne kadar bir çok ülkede satın almalar bir bir iptal olmaya başladı. Son olarak cuma günü ABD'li Virgin Media grubu da 11 milyar dolarlık satışını iptal etti. Virgin Media, değerini 23 milyar dolara kadar taşıyabilecek satışı iptal ederken, gerekçe olarak da küresel piyasalardaki dalgalanmayı gösterdi ve piyasalar, yatırımcıların satışa daha fazla ilgi gösterecek kadar iyileşene kadar bekleyeceğini belirtti. Perşembe günü girişim sermayesi devi Blackstone 22 milyar dolar büyüklüğündeki dünyanın en büyük girişim sermayesi fonunu kapatma kararı aldı. Yani şirket satın almaları için ayırdığı bu fondan vazgeçerek eskisi kadar agresif satın almalar yapmayacağı sinyalini verdi. Hem ABD'de hem de Avrupa'daki piyasalarda işlem gören şirket tahvillerinin son iki haftadır süren ve mortgage sektöründeki krizi büyüdükçe daha da devam edecekmiş gibi görünen kriz nedeniyle değer kaybetmesi, girişim sermayesi şirketleri için kendi maliyetlerinde yükselme anlamına geliyor. Bu da girişim sermayesinin şirket satın almalarda artık eskisi kadar bonkör davranamayacağı şeklinde yorumlanabilir.


Trichet müdahaleye devam edecek

Avrupa Merkez Bankası Jean Claude Trichet, hafta içi sürpriz bir şekilde piyasaya 95 milyar euro nakit para sürdükten sonra cuma günü de piyasalara daha fazla likidite sağlayabilmek için 3 günlük değişken faizli bir ihale açtı.

Fukui'nin faiz artırma şansı azaldı

Toshihiko Fukui'nin Ağustos sonunda gerçekleştirilecek olan para kurulu toplantısında faiz artırma olasılığı piyasadaki kredi sıkışıklığı nedeniyle iyice zorlaştı. Fukui piyasaya 8,5 milyar euro sürdü.

Harmony Gold: Güney Afrikalı madencilik devi 350 milyon dolarlık tahvil çıkarma planlarını erteledi.

Aozora Bank: 21 milyar yenlik subprime kredisi bağlantısı olduğu belirtilen Japon Bankası, bu alandaki krize bağlı olarak 4.5 milyar yen kayıba uğradığını bildirdi.

Kia Motors: Güney Kore'nin 2'nci büyük otomobil üreticisi olan firma 500 milyon dolarlık tahvil satışını iptal etti.

Fortress: ABD mortgage sektöründe yatırımları bulunan Avustralyalı yatırım bankası Macquaire`ın Fortress fonu da iflas sinyalleri verdi. Bu durum Macquaire Bank'a 300 milyon dolara mal olacak.

MISC Bhd: Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz tanker taşımacılığı şirketi 570 milyon dolarlık tahvil satışını erteledi

Kaynak : Referans Gazetesi 11.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

11-08-2007 18:03:02 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #66
Global Ekonominin İkinci Fay Hattı Da Kırılmak Üzere

ABD'deki mortgage kriziyle başlayan küresel piyasa krizinin gizli nedeninin hedge fon paniği olduğu ortaya çıktı. Yatırımcıların hızla bu fonları terkedeceği korkusu piyasadaki krizi derinleştirebilir.

ABD'deki subprime kredileri ve emlak sektörü ile başlayan küresel piyasalardaki krizin rengi değişmeye başladı. Küresel ekonominin fay hatlarından biri olan ABD emlak sektörü kırıldı. Şimdi ise ekonominin bir diğer riskli fay hattı olan hedge fonlarda bir hareketlenme başladı. Küresel borsalardaki çöküşlerin arkasındaki gizli faktörün "hedge fon paniği" olduğu iddia ediliyor. Riskli ve yüklü yatırımları ile tanınan hedge fonların borsalardaki çalkantının başlaması ile panik satışına başlamasının piyasaların psikolojisini bozduğu, hedge fonların ellerindeki yüklü yatırımları daha fazla satışa gidecekleri korkusunun piyasalardaki çöküşü hızlandırdığı belirtiliyor. 1,7 trilyon dolarlık bir varlığı yöneten hedge fon sektörü son 2 aydır yaşanan düşüşlerden olumsuz etkilenmiş durumda. Bear Stearns'ün iki hedge fonunun iflasın eşiğine sürüklenmesi ve son olarak bir başka hedge fon şirketi Sowood Capital'ın yüzde 60'lık zarardan sonra kapanması hedge fonların düşüşlerdeki etkisini daha derinden gözden geçirmeye itiyor. Son olarak ise dikkatler Goldman Sachs'ın hedge fon birimi Global Alpha'nın üzerinde. Global Alpha'nın bu yıl içinde yüzde 26 kayıp yaşadığı ve yatırımcılarının bu fondan çıkmaya başlayabileceği belirtliliyor. 2 haftadır süren satışların ise önümüzdeki hafta yeniden hızlanması ve piyasalardaki dalgalanmanın sürmesi halinde FED'in piyasaya yeni müdahalelerde bulunması bekleniyor. Geçen hafta çinde ABD, Avrupa ve Japonya'nın merkez bankaları kredi sıkışıklığını rahatlatmak için piyasaya 130 milyar dolardan fazla para sürmüşlerdi. Bu hafta ise piyasalarda mortgage ve kredi sektörlerinden ziyade ekonomik haberlerin etkili olmaya başlaması bekleniyor. ABD'de açıklanacak olan ekonomik verilerin olumlu olması halinde ekonomideki yavaşlama endişelerinin hafifleyeceği ve piyasalarda biraz güven yaratabileceği belirtiliyor. Perşembe günü açıklanacak olan emlak sektörü verileri ise kritik. Bir çok uzman ABD'de temmuz ayı ev satışlarının bir önceki ayda gerçekleşen 1.47 milyondan 1,41 milyona gerilemesini bekliyor. Bugün ise piyasalar ABD'den gelecek olan perakende sektörüne ilişkin verilere odaklanacak.

Piyasalar hedge fon fenomeni yaşıyor

Hedge fonların yatırımlarını bankalardan aldıkları paralarla gerçekleştiriyor olmaları piyasaları en fazla tedirgin eden unsur. Sunday Telegraph'da yer alan habere göre hedge fonlar, küresel finansal piyasalarda yaşanan çalkantıların gizli sebebi. Kredi piyasalarında subprime merkezli başlayan çalkantıların çok hızlı bir şekilde dünya borsalarına yansıdığına dikkat çeken Sunday Telegraph, risk çeşitlendirmeye gidip likidite sağlayarak finansal piyasaların istikrarına katkıda bulunmakla yükümlü hedge fonların bu krizin tam merkezinde bulunduğuna dikkat çekti. Goldman Sachs'dan, Lehman Brothers'a ve Merrill Lynch'e kadar dünyanın en büyük yatırım bankalarınn brokerlık birimlerinin hedge fonlara finansman sağladığı biliniyor. Uzmanlara göre ise bu bankaların brokerlık birimleri tarafından fonlara sağlanan borcun büyük bir bölümü hedge fonlara ait. Yatırım bankalarının hedge fonlara verdikleri borç miktarının tavanını artırdıklarını söyleyen uzmanlar, hedge fonlara sağladıkları finansman miktarını yükseltmediklerini söyleyen yatırım bankalarının yalan söylediğini iddia ediyor. Chicago Tribune'de yer alan habere göre ise piyasalardaki satış dalgası tamamen bir "hedge fon fenomeni"nden ibaret. Gazeteye konuşan uzmanlar merkez bankalarının faiz artırım sürecine girmelerinin ardından ilk çatırdamaların subprime kredilerinde görüldüğündü, sonrasında bunun bir mikrop gibi Alt-A olarak adlandırılan daha yüksek gelirlilere verilen mortgage kredilerine sıçradığını, bundan sonra ise piyasaların hedge fonların hamlelerinden etkilenmeye başlayacağı yönünde uyarıyor. Chicago Tribune'e konuşan Marylan Üniversitesi işletme profesörü Peter Morici piyasalardaki dalgalanma konusunda şu şekilde konuşuyor: "Piyasalardaki son çöküşlerin subprime kredilerindeki sorunlarla zannedildiği kadar çok alakası yok. Bu dalgalanmanın asıl sebepleri arasında hedge fonlar ile girişim sermayesi şirketleri var"

Likit dışı varlıkları bile satmaya başladılar

Piyasaların bu denli çalkantıda olduğu bir dönemde hedge fonlardan ardı ardına gelen kayıp haberleri ise küresel mali istikrar açısından alarm sinyali olarak algılanıyor. Goldman Sachs'ın Global Alpha fonu, ABD'li AQR ve New York merkezli Thyke Capital isimli hedge fonların kayıplarının kendilerini iflasın eşiğine götürebilecek ölçüde olduğu iddiaları zaten yeterince sallantıda olan piyasalarda istikrarı iyice bozacağı endişesi yaratmış durumda. Bu fonların son çalkalanmaların ardından hem tahvil hem de hisse senedi yatırımlarının zarar gördüğü, ve ellerindeki bu borçları satmak neredeyse imkansız hale geldiği için çok daha istikrarlı menkul kıymetlerini yok pahasına elden çıkarmaya başladıkları belirtiliyor. Hedge fonlara yatırım bankaları tarafından verilen borcun artması ise bu fonları son haftalarda yaşanan kayıplardan kendilerini koruyabilmek için yatırımlarından vazgeçmeye zorluyor. Hedge fonlar bankalardan aldıkları parayı geri ödeyebilmek için normal piyasa koşullarından ellerinden çıkarmayacakları likit dışı yatırımları bile satmaya yöneliyor. Bu da piyasadaki oynaklığı derinleştiriyor ve hisse senedi piyasalarındaki fiyatlarda düşüşü hızlandırıyor.
Kaynak : Referans Gazetesi 13.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

13-08-2007 16:15:06 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #67
Piyasalarda Endişe Artıyor (Baturalp Candemir)

Global piyasalardaki çalkantının nedeni, G7 ülkelerinden birinin Merkez Bankası ya da hükümetinin temel politikalarda değişiklik yapacağına dönük bir sinyal değil. Böyle bir neden olsaydı yatırımcılar neyle karşı karşıya olduklarını tahmin edebilirlerdi. Ancak bugün riskin boyutu; kimlerin nerede, ne kadar pozisyonu olduğu belli değil.

Dünya piyasalarındaki çalkantı tüm hızıyla sürüyor. Bizim piyasalar da global piyasalarda olan bitenden etkilenmeye devam ediyor. Ne Meclis Başkanı'nın rekor oyla seçilmiş olması ne Maliye Bakanı'nın "Ek önlem yok" mesajı, piyasa oyuncularını etkiliyor. Geçen hafta içinde, borsa yüzde 3,5 civarında düşerken YTL’nin değer kaybı da yüzde 3’ü buldu. En fazla işlem gören 6 Mayıs 2009 vadeli tahvilin bileşik faizi de 0.3 puan kadar artarak yüzde 17,75’e yükseldi.

Global piyasalardaki çalkantının nedeni, G7 ülkelerinden birinin Merkez Bankası ya da hükümetinin temel politikalarda değişiklik yapacağına dönük bir sinyal değil. Yani ABD yönetimi vergi indirmeye karar vermiş ya da Avrupa Merkez Bankası faizler konusunda daha önce tahmin edilmeyen bir gidişat öngörmüş değil. Yatırımcılar, para veya maliye politikasında bir değişiklik sinyali almış olsaydı, bu yeni duruma karşı uyum sağlama çabasına girer; herkes kendine göre politika değişikliğinin makro değişkenler üzerindeki muhtemel etkilerini ölçmeye/tahmin etmeye çalışır; yapılan öngörülere uygun yatırım pozisyonlarına geçilirdi. Elbette bu arada kâr edenler, zarar edenler olur ancak yatırımcılar neyle karşı karşıya olduklarını daha iyi tahmin edebilirlerdi.

Riskin boyutu belli değil

Ancak, şimdiki durum böyle değil. Şimdiki riskin boyutu; kimlerin nerede, ne kadar pozisyonu olduğu belli değil. Birisi ev almış. Evin büyük bir kısmını da krediyle finanse etmiş. Likidite bolluğu yaşanan bir ortamda, ödenebileceğinden de yüksek tutarda borçlanılmış. Krediyi açan banka da "Nasıl olsa para bol, faiz düşük, ev fiyatları artıyor" diyerek bu riski almış. Ondan sonra bu krediyi bir şekilde menkul kıymet paketinin içine sokarak, fon yöneticilerine satmış. Fon yöneticileri, bu mali varlıkları, karşılık olarak göstererek, bankalardan 3-5 kat borç alıp, başka yatırımlara yönelmiş; Türkiye’den devlet tahvili, Brezilya’dan hisse senedi ya da Portekiz’den şirket almış. Bununla kalsa iyi, bir de menkul kıymetleştirilen bu mortgage alacaklarında geri ödeme problemine karşı bir piyasa daha oluşturulmuş ve yatırımcılar bu piyasadan iflaslara karşı koruma alabildikleri gibi bu piyasada açığa satış da yapmışlar.

Bu zincirin ilk halkasının borcunu biliyoruz ama onun dışında menkul kıymetleştirme ve türev üründe işin boyutunun nereye vardığını kestirebilmek imkânsız. Menkul kıymetlerin nasıl fiyatlanacağı konusunda bile bankadan bankaya farklı bir yöntemin kullanılabildiği ortaya çıkıyor.

Faiz indirimi umudu stresin göstergesi

En zayıf halka, aynı zamanda zincirin ilk halkası olan ev sahibi. Krediyi geri ödeyemediği zaman zincir kopuyor. Sorunun çözümü için iki olasılık var: Ya bir yatırımcı belli bir iskontoyla bu krediye dayalı menkul kıymeti satın alacak ya da birisi krediye konu olan evi satın alacak. Peki, menkul kıymet ve ev fiyatlarının düştüğü, herhangi bir değişiklik olmadığı takdirde düşmeye devam etmesinin beklendiği bir ortamda neden biri gelsin de menkul kıymeti ya da evi şimdiden satın alsın. Fiyatlar ne kadar ucuzlamış olursa olsun, fiyatların yükseleceği beklentisi olmadıkça beklemek daha kârlı.

Şimdilerde ABD’deki piyasa oyuncuları ancak FED faizleri indirirse ve gerektiğinde indirmeye devam edeceğini ilan ederse, varlık fiyatlarının dibe vurduğu yönünde bir izlenim oluşacağını düşünüyor. Ancak FED’in vereceği ucuz likidite ile sorunun çözülebileceği giderek yayılan bir kanı. FED’in faizi indirip indirmeyeceğini bilmiyoruz ancak piyasa oyuncularının tek tutunacak dal olarak FED’in faiz indirimini görmesi, piyasalardaki stresin en iyi göstergesi.
Kaynak : Referans Gazetesi 13.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

13-08-2007 16:20:52 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #68
Piyasadaki 'Travma', FED'e Erken Faiz İndirtebilir (Kerem Alkin)

ABD kredi piyasalarına yönelik endişeler, global piyasalarında hisse senetlerinden bono-tahvillere geçişi hızlandırdı. Global piyasa aktörleri, FED’in 18 Eylül’den önce olağanüstü toplantı gerçekleştirip faizi indirebileceği ihtimalini konuşuyor.

ABD mortgage piyasasına yönelik endişeler, yatırım fonlarından gelen tatsız haberlerle yeni bir aşamaya geçti. Değişken getirili yatırım araçlarının ağırlıklı olduğu yatırım fonlarında parasını değerlendiren oyuncular, önemli kayıplara uğrayabilecekleri endişesiyle hızla sabit getirili menkul kıymetlere yoğunlaşmaktalar. Batı basınında "credit-crunch" olarak tanımlanan krizi yumuşatmak adına, Avrupa Merkez Bankası (ECB), ABD Merkez Bankası (FED), Japon Merkez Bankası (BOJ), Avustralya Rezerv Bankası ve Kanada Merkez Bankası’nın (BOC) piyasaya 136 milyar dolarlık nakit desteği vermesi işlem boyutunda yararlı olduysa da psikolojik travma geçirmekte olan piyasalar açısından tersine bir etkiye neden oldu. Başkan Bush’un, ABD kredi piyasalarındaki dalgalanmanın ekonomik büyümeye olumsuz etkisi olacağı yönündeki endişelerin yersiz olduğu ve piyasaların toparlanabilmesine imkân verecek ölçüde nakit imkânlarının yeterli olduğu yönündeki açıklamaları yeterli ölçüde etkili olmadı. ECB piyasaya önce 94.8 milyar euroluk rekor bir likidite sürerken 83.6 milyar dolarlık da borç kullandırdı. FED’in piyasaya enjekte ettiği 38 milyar dolar ise 11 Eylül saldırılarından bu yanaki en yüksek değere karşılık geliyor. BOJ’un da 8.5 milyar dolarlık nakit enjeksiyonu dahil, merkez bankalarının pompaladığı para hızla yükselen gecelik faizi yeniden gösterge (benchmark) seviyelerine yaklaştırdı. Bu noktada, ABD faiz swap'larında gözlenen keskin genişleme, risk iştahı boyutunda, tedirginliğin arttığını gösteriyor. Uzmanlar, yüzde 4,62’ye sıçrayan ve pompalanan parayla yüzde 4,27’ye gerileyen Euro Bölgesi gecelik faizindeki hareketin ve ECB’nin rekor nakit emisyonunun, en son 11 Eylül saldırılarında gerçekleştiğini hatırlatmaktalar.

Sorun kredi kartına da sıçrayabilir

7 Ağustos’taki FED toplantısında verilen mesaj, enflasyonun halen ana endişe kaynağı olduğu ve fiyat baskısının beklendiği ölçüde azalmamasından çekinildiği yönündeydi. Son haftalarda dalgalı bir seyir izleyen finans piyasalarının yakından izlediklerini de vurgulayan FED, ABD ekonomisinin, artan risklere rağmen, gelecek çeyreklerde makul derecede büyümesini beklediğini ve mortgage sektörü ile finansman kanadında yaşanan sorunların ekonominin geneline yansımayacağını öngördüğünü de ifade etmişti. Bu açıklamaları, bir hayli zorlamayla olumlu açıklamalar olarak değerlendirmeyi tercih eden piyasalar, geçen hafta perşembe günü BNP Paribas’nın 3 fonuyla ilgili yaptığı açıklama sonrası, bir anda yönünü değiştirdi. İşin ilginç yanı, ABD konut kredisi sektöründe gözlenen sorunların, şimdi ABD kredi kartları sektörüne de sirayet edeceği endişesi gündemde.

ABD en büyük bağımsız kredi kartı şirketlerinden birisi olan Capital One'ın, kimi müşterilerine gönderdiği mektupta, kredi kartı faiz oranını yüzde 8,9’dan, yüzde 15,8’e yükselttiğini ifade etmesi, müşterileri şoke etmiş durumda. Anlaşılan, mortgage piyasasındaki sorunlardan çekinen diğer kredi piyasalarındaki kurumlar, kendilerini sağlama almak anlamında, kredi limitlerini daraltmaya hazırlanıyorlar. Ancak, ABD kredi piyasalarındaki bu yöndeki bir daralma, ABD halkının tüketim eğilimini ciddi ölçüde daraltır ve ABD ekonomisine yönelik yavaşlama endişelerinin ağırlık kazanmasına neden olursa, zaten "credit-crunch"dan dolayı morali fazlasıyla bozulmuş olan global piyasalar için yeni bir endişe başlığı oluşmuş olacak. Kredi kartı borçları dahil, ABD tüketici kredisi hacminin, beklentilerin üzerinde bir artışla, 2 trilyon 459 milyar dolara dayandığı bir noktada, tüketici kredileriyle ilgili gündeme gelecek bir geri ödeme sorunu, global piyasalar için yeni bir darbe anlamına gelebilir. Bu nedenle, tüketici kredisi ve kredi kartı kullandıran finans kurumlarının, kredi limitlerini daraltarak ve kredi koşullarını zorlaştırarak, mortgage piyasasındaki krizin aynısını yaşamamaya gayret sarf ettikleri gözleniyor. Ancak bunun anlamı, ABD’de iç talebin daralmasıysa Uzakdoğu ve AB şirketlerinin ihracat gelirlerinde olası düşüşe bağlı olarak borsaların bu gelişmeden hoşlanmayacakları aşikâr.

FED’den olağanüstü toplantı ihtimali

Tüm bu gelişmelerin ışığında, "carry-trader"cıların kendilerini sağlama almak adına, hisse senedi ve tahvil pozisyonlarını satıp, Japonya’daki kredi pozisyonlarını kapatma eğilimi ve Batılı yatırımcıların bir kısmının "risksiz" gördüğü sabit getirili bonolara yönelmeleri hem hisse senedi piyasalarında endeksleri hızla aşağı çekti hem de tahvillerin getirisini olumsuz yönde etkiledi. Batı ekonomi basınında, "flight-to-quality" olarak adlandırılan, hisse senedinden bonoya kaçış hız kazanırsa "güvenilir liman" arayışları yeni piyasa dengelerini gündeme getirebilir. Bu nedenle IMF son 3 gündür, piyasalardaki dalgalanmanın "yönetilebilir" olduğunu ısrarla vurgularken global piyasa aktörleri, FED’in 18 Eylül’den önce olağanüstü toplantı gerçekleştirip faizi indirebileceği ihtimalini konuşuyorlar. Eğer, kredi piyasasında işler daha da sarpa sararsa olağanüstü gerçekleşen bir FED toplantısı şaşırtıcı olmayacak.
Kaynak : Referans Gazetesi 13.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

13-08-2007 16:30:33 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #69
Satış Eğilimi Sürebilir Ancak 'Kara Pazartesi' Yaşanmaz (Alp Süer)

Global risklerin artmasıyla borsanın 49 binin altına düşeceği kaydedildi. Türkiye'nin iç dinamikleri ve siyasi istikrarın global piyasalardaki olumsuzluğu dengelediğine dikkat çekiliyor.

Finansal piyasalar kritik bir haftaya daha giriyor. Global piyasalarda dalgalanma sürerken, piyasalara likidite vermeyi sürdüren gelişmiş ülke merkez bankaları, piyasalardaki tansiyonu yatıştırmaya çalışıyor. ABD Merkez Bankası'nın (FED), piyasalara likidite vermeye devam edeceğini açıklaması, piyasaları yatıştıracak mı? yoksa bu açıklama piyasalarda daha büyük bir yangının habercisi mi? Piyasa oyuncuları, bu soruların yanıtlarını merakla beklerken, Türkiye'de global piyasalardaki gelişmelerden olumsuz etkileniyor. İMKB-100 Endeksi, geçtiğimiz haftayı yüzde 1,58 düşüşle 49.186 puandan tamamlarken, dolar kuru da yeniden 1.30 seviyesine çıktı. Uzmanlar, borsanın bu hafta 49 bin seviyesinin altına düşebileceğini ancak "kara pazartesi" yaşanmayacağına dikkat çekti.

Global piyasalardaki son dönemdeki dalgalanmayı yaratan iki tane faktör söz konusu. Bunlardan ilki ABD'de subprime mortgage ile ilgili sorunlar. İkincisi ise birbiri ardına "hedge fonların" iflas bayrağını çekmeleri. Kuşkusuz, bu iki konu ile ilgili gelişmeler, global piyasaların seyrinde de belirleyici olacak. Özellikle, yeni hedge fon iflas haberlerinin gelebileceği endişeleri piyasa oyuncularını da diken üzerinde tutuyor.

Büyük yangın çıkar mı?

Global piyasalardaki olumsuz gelişmelere karşın, piyasalarda şimdilik daha büyük bir yangının çıkmasını engelleyen bir kaç önemli faktör söz konusu. Birincisi, ABD ekonomisi büyümeyi sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan "ABD ekonomisi resesyona girer mi?" endişesi de azalmış durumda.

İkincisi, gelişmiş ülkelerle, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu gelişmekte olan ülkeler arasındaki "getiri farkı" sürüyor. Küresel risklerin artması, kuşkusuz uluslararası yatırımcıların risk alma iştahını da törpülemeye başladı. Yatırımcılar, artan riskten dolayı, gelişmekte olan piyasalara yapacakları yatırımlardan daha yüksek getiri talep edecek. Ancak, yatırımlar hız kesmekle birlikte sürecek. Bir başka önemli faktör, "carry trade" eski hızını yitirmekle birlikte sürüyor. Öyleki Japon ev kadınlarının bile "carry trade" yapıyor. Japonya Merkez Bankası'ndan (BOJ), bir faiz artırımı ise şimdilik ufukta gözükmüyor. Bunların dışında merkez bankaları da piyasaya likidite vermeyi sürdürüyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB), ABD Merkez Bankası (FED), Japon Merkez Bankası (BOJ), Avustralya Rezerv Bankası ve Kanada Merkez Bankası’nın (BOC) piyasaya 150 milyar dolara yakın nakit desteği verirken, likidite enjeksiyonunun sürmesi bekleniyor.

Yurtdışındaki olumsuz gelişmeler ve küresel risklerin artması doğal olarak Türkiye'yi de etkiliyor. Ancak, Türkiye'nin kendi iç dinamikleri, global piyasalardaki olumsuzlukları dengeliyor. Özellikle, ekonominin ihracat odaklı büyümeyi sürdürmesi, tek parti hükümeti, siyasi istikrar, Meclis Başkanı'nın büyük bir mutabakatla seçilmesi, cumhurbaşkanlığı seçiminin sorunsuz atlatılacağına yönelik güçlü beklenti dışarıdaki olumsuzluklara karşı büyük bir sübab görevi görüyor. Bunlardan da önemlisi, Türk insanının en ufak bir olumsuzlukta "kriz yaşanır" psikolojisinden yavaş yavaş sıyrılmaya başlamasını da önemli bir gelişme olarak kaydetmek gerekiyor. Bunun en güzel yansıması da döviz piyasalarında oluyor. 20 Temmuz'da 91.88 milyar dolar olan döviz tevdiat hesapları, 22 Temmuz seçimleri sonrasında siyasi kaygıların azalmasına bağlı olarak 27 Temmuz'da 90.47 milyar dolara geriledi.

TEB Yatırım Araştırma Müdürü Ali Kerim Akkoyunlu'ya göre yabancı yatırımcının Türkiye'ye ilgisi sürmekle birlikte hedge fonlarla ilgili gelişmeler Türkiye'yi olumsuz etkilemeyi sürdürecek; ancak bugün "Kara pazartesi" de yaşanmayacak. Endeksin bugün yatay haraket edebileceğini, hafta içinde 49 bin seviyesinin de altına düşebileceğini belirten Akkoyunlu, "Türkiye'de iç gelişmeler ve sağlanan siyasi istikrar çok olumlu. Global piyasalardaki gelişmeler olmasıydı, borsa şu anda 60 bin puan seviyesindeydi" açıklamasında bulundu.

Türkiye'de kırılganlık azaldı

Alp Keler/ Fortis Portföy Genel Müdürü

Merkez bankalarının kontrolü ele aldığı düşüncesinde olduğunu belirten Fortis Portföy Genel Müdürü Alp Keler, önümüzdeki günlerde FED'in aksiyonlarının belirleyici olduğunu vurguluyor. Türkiye'de borsanın, bu hafta da global piyasalardaki gelişmelere bağlı hareket edeceğini belirten Keler, "Endeksin şimdiki seviyelerde biraz durulacağını bekliyorum. Endeks, 48.500'ün altına sarkmadığı müddetçe daha fazla düşmez" dedi. Keler, Türkiye'de piyasalarda kırılganlığın eskisine göre azaldığına dikkat çekti.
Kaynak : Referans Gazetesi 13.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

13-08-2007 16:33:34 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #70
Bugün Kara Pazartesi Beklemiyorum Ama Genel Bozulma Trendi Devam Ediyor (Yiğit Bulut)

Bu sabah gazeteleri okurken kendimden geçtim, ekonomiyle ilgili o kadar çok “kötümser” varsayım var ki !

Bazılarına göre; “iş bitmiş, eşek ölmüş”…

Haklılar, hatta onlara bakarsak; dükkanı kapatıp, gidelim…

Değerli dostlar, “bir anda olumlu” veya “aniden olumsuz” olan arkadaşların anlamadıkları detay da zaten burada “bize özgü, kendi şartlarımızdan kaynaklanan bir dinamik” hiçbir zaman olmadı. Her şey “yurtdışındandı”. Dolayısıyla “orası kesin bitti” demeden bizde “bitene, batana, çıkana” karar vermek için henüz çok erken…

Daha açıkçası; yurtdışı dinamikler ile ilgili “kesin bir sonuç ortaya” çıkmadığı sürece Türk piyasaları için yargıya varılamaz…

Sonuç 1 : Türkiye’nin zayıf halka olduğunu çok iyi bilen ve uzun süredir “olumlu anlamda son 4 yıldır yaşadıklarımız; bizim mucizemiz değil, yurtdışı kaynaklı” diyen biri olarak, bu sabah itibariyle henüz “kara Pazartesi” sendromu”nu desteklemiyorum…

Dikkatinizi çekerim; eldeki veriler ile sadece “bu sabah itibariyle” katılmıyorum…

Peki bundan sonra neler olabilir ? Özellikle neden “bu sabah itibariyle” bu kötümser algılamaya katılmıyorum ?

Her şeyden önce belirteyim; basında yer alan “kara Pazartesi sendromu”na şimdilik katılmamam; Türkiye’nin dinamiklerinden, Türk piyasalarının aslan gibi olmamasından değil.

Türkiye’ye özgü “olumlu” en küçük bir dinamik veya iddia edildiği gibi son 5 yılda “yaratılan mucize” falan yok; sıcak para “tepe” noktasında, cari açık rekor kırmış durumda, dış ticaret açığı “iflah olmaz” noktada. Beni “olumsuz” düşünceden bu sabah itibariyle “uzak tutan” Türkiye “gerçekleri” değil. Dünya ile ilgili “kesin krize gidiyor” diyecek yeterli veriye henüz sahip olmamamız…

Sonuç 2 : Bu sabah itibariyle “felaket senaryolarına” mesafeli durmam, yine yurtdışı kaynaklı. Yurtdışında “bozulmanın” çok kısa vadede daha da sertleşeceğine inanmıyorum (dikkatinizi çekerim; çok kısa vadede)…Bu ne demek ? Çok kısa vade bana göre 24-48 saat. Daha açıkçası; bugün ve yarın “olumlu” bir tepki denemesi oluşabilir. Felaket senaryosu Cuma akşamı ABD borsalarında oluşan tepki ile şimdilik duruldu…

Sonuç 3 : Denizler dalgalanmadan durulmaz…Daha çok dipler denenecek, DOW 13,200 altını test edecek, Dolar-yen 117,80 altına gelecek ama dünya genelinde “bu kadar yüksek pozisyon taşıyanlar” sistemi bozmadan “çıkmak” için her “gitti” denilen noktada “sistemi” toplamaya çalışacaklar. Aynen Cuma akşamı FED haberi ile birlikte olduğu gibi. DOW’u 13,000 bölgesine kadar verdiler, tam o bölgede “alım-satım” dinamikleri tıkandı, “sistem çöktü” dedirtmemek için dönüp yeniden 13,200 üstüne kadar aldılar…Yukarı-aşağı aynen bizde de olduğıu gibi “malı yedirmeleri” lazım…

Sonuç 4 : Yurtdışındaki bozulmalar “genel bir krize” dönüşürse takke düşecek kel görünecek. Son 4 yıldır “dünya etkisi ile oluşan” denge konumu yerini “kaos” haline bırakacak ama dediğim gibi “yurtdışında hala genel bir kriz dedirtecek” yeterli veri yok…

Sonuç 5 : Daha açık yazmak gerekirse; bugün için yaşanan küçük bozulmalar “krize” dönerse “Türkiye için kurtuluş yok”…Yalnız bir gerçek var ki; 2001 sonrası ortaya çıkan ve yüksek petrol fiyatına dayanan bu yapının kırılması da; aynen oluşumu gibi, “zamana yayılmış” olmalı… “Türkiye değişti, dönüştü” gibi söylemler gerçekçi değil. Değişen bir şey yok, dünya genelinde yelken şişti biz de gittik…Şimdi de “dünya yelkeninin rüzgar kaçırmasını” yaşıyoruz…Yelkenin yırtılması için henüz erken…

Türkiye’de bugün neler olabileceğine gelince…

Maddeler halinde “yurtdışından yurtiçine” doğru sorgulayalım…

1- FED’in Cuma günü yaptığı “nakit desteği” şeklindeki müdahalesini hatırlatmak ve DOW’un 13,200 altından nasıl döndüğüne bakmak istiyorum.

13,057 noktasına kadar gerileyen DOW, “FED katkısı” ile yeniden 13,200 üstüne döndü ve kritik sınır olan 13,200 üstünde kapandı. DOW, 13,200 altına sarktı ama hala “burayı kırdı” diyebileceğimiz net bir veri elimizde yok…

2- Dolar-yen 117,80 altını test etti fakat 117,80 altında kalmadı. Bu sabah itibariyle dolar-yen yeniden 118-119 bandında. 118,50 üstüne çıkması gerekli ki; taban oluşumu başlasın…

3- Brent petrol yeniden 70 dolar üzerinde. Bu sabah itibariyle “70 dolar üzerinde taban oluşumu” deneniyor…Henüz “70 dolar tuttu” demek için erken…

4- İMKB : 50,000 bölgesi aşağı geçildi ve tam olarak 48,500 ana destek bölgesi test edildi.

48,500’ün ilk vuruşta kırılması beklenemezdi, kırılmadı…

Bugün 48,500 bölgesinden gelen tepkinin 50,000 üstüne “çıkıp çıkamayacağını” test edeceğiz. 50,000 Cuma gününe kadar destek bölgesiydi şimdi artık ciddi bir direnç. Hareketin yukarı devam etmesi için 50,000 üstünde yeniden taban oluşturmayı başarması gerekli.

5- Dolar : Cuma günü 1,30 bölgesini test ettik ama “hala kesin olarak” yukarı kıramadık. Bugün yeniden 1,30-1,28 bandına düşeceğiz…Kısa vadede 1,28-1,30 bandı hareketin dibi…

“Dolar patlar” iddiaları kısa vadede “gerçekçi” değil. Böyle bir patlama olması için hareketin 1,3260 ve 1,3 bölgelerini “kırması” gerekli. Böyle bir kırma ve üstünde kapanışlar olmadıkça “hareket yukarı döndü” denemez…

Tekrar etmek istiyorum; dolarda yukarı kesin bir hareketten bahsetmemiz için 1,3260 ve 1,35 üstünde gece geçiren alım kotasyonları görmeliyiz. Bu olmadığı sürece özellikle yurtdışında en küçük düzelmede “dolar 1,30 altına dönme” eğilimini ortaya koyacaktır.

Son söz : Bu sabah itibariyle “kara Pazartesi” sendromuna katılmıyorum…Evet, Cuma günü yurtdışı gitti-geldi. Her zaman “referans” olarak “gözlemlediğimiz” kriterlerde “dipler hatta kritik diplerin altı” test edildi…Fakat hala bu sabah itibariyle tekrar ediyorum bu sabah itibariyle; “bu bozulmanın kesin bir krize” döneceğine dair herhangi bir veri yok…Yapılan “çok olumsuz” yorumlar bugün için sadece “duygu ile düşüncenin karışması”…

Olaya objektif olarak bakar ve son dakika verilerini dikkate alırsak; genel anlamda yurtdışında “bozulma dinamiği” devam ediyor”…Ediyor fakat son dalga Cuma günü itibariyle “stop” noktasında…Cuma olumsuzluk dibe vurdu ve döndü. Bu sabah “dönmenin” etkisini göreceğiz…Dünya genelinde “olumlu” bir ters dalga ilk saatlerde oluşacak ve bize de yansıyacaktır…Öğleden sonra DOW’un 13,200 üzerinde kalıp kalmayacağı çok önemli…

Uyarı : Yazı içinde “ana fikir” olarak “bozulma devam ediyor” ama “bugün nefes “alacağız” tezini kullandım…Bu sabah itibariyle “hava olumluya dönüp güneş çıktığında”; her şey düzeldi algılamasına hemen kapılmayın, bu piyasalar daha çok gider gelir; önemli olan sonuç.
Kaynak : Vatan Gazetesi 13.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

13-08-2007 16:54:46 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #71
Nakit Sıkıntısı Türkiye’yi Vurabilir, Koruyamayız

RBC Capital Markets ise “Devler, yükselen piyasalardaki portföylerini gözden geçiriyor” yorumu yaptı

Mali piyasaları saran nakit sıkıntısının Türkiye gibi yükselen piyasaları bu kez kötü vurabileceği uyarısı yapıldı. Danske Bank, “Cari açık sorunu yaşayan Türkiye’yi kriz derinleşirse kurtaramayız” dedi.

Mİlyarca dolarlık şirket birleşmelerindeki finansman ihtiyacı ile başlayan ardından ABD’de mortgage şirketlerinin nakit sıkıntısına girmesiyle derinleşen uluslararası mali piyasalardaki krizin Türkiye gibi yükselen piyasaları bu defa kötü vurabileceği uyarısı yapıldı.

Yabancı banka uzmanları, geçen Cuma günü başta ABD Merkezi olmak üzere Avrupa ve Asya’daki çok sayıda Merkez Bankası’nın uluslararası bankacılık sistemine milyarca dolar enjekte etmesine rağmen piyasaların sakinleşmediğine dikkat çektiler. Uzmanlar, krizin daha da derinleşmesi halinde, başta Türkiye olmak gelişmekte olan piyasaların “çok kötü etkileneceğini” öne sürüyor ve “Bu defa Türkiye gibi piyasaları kurtarmamız çok zor olacak” görüşünü ifade ettiler.

Danimarka’nın finans devi Danske Bank analisti Lars Christensen, geçen Cuma günkü gelişmelerle ilgili hazırladığı piyasa değerlendirmesinde, “Bu çöküş böyle devam ederse yükselen piyasalara etkisi büyük olacaktır. Başta Türkiye olmak üzere Güney Afrika, İrlanda, Macaristan, Endonezya ve Filipinler piyasalarının en fazla etkilenmesi bekleniliyor” görüşünü savundu.

Christensen, değerlendirmesinde “Yükselen piyasalarda durum tamamen belirsiz ve bu piyasalar çok gergin. Eğer gelişmiş ülke piyasalarında kredi ihtiyacına yönelik baskılar artarsa, zaten büyük dış borç ve cari açıklarla boğuşan yükselen piyasaların ek sıkıntılar yaşamaları kaçınılmaz olacaktır” ifadelerini kullandı.

Para çekebilirler

Türkiye gibi yükselen piyasalara yönelik danışmanlık yapan RBC Capital Markets adlı firmanın baş araştırmacısı Nick Chamie da yaptığı açıklamada, “Gelişmiş piyasalardaki yatırımcılar tüm risklerini gözden geçiriyorlar ve nakit bulabilmek için özellikle yükselen piyasalardaki varlıklarının getiri riskini hesaplıyorlar” şeklinde konuştu.

Aynı firmanın yaptığı başka bir değerlendirmede de, ekonomik politikalar, finansman ihtiyacı, portföy girişi ve cari işlemler desteği kriterlerine göre Türkiye orta dereceli riskli ülkeler grubunda yer alıyor. En az riskli ülke grubunda Brezilya ve Rusya, en fazla riskli grupta İzlanda, Güney Afrika ve Arjantin bulunuyor.

Geçen Cuma günü, İstanbul Menkul Kıymetler Borsa’sı endeksi yüzde 1.6 oranında gerilerken, Çek Cumhuriyeti, Güney Kore, Çin, Filipinler, Rusya borsalarındaki kayıp yüzde 5’lere kadar yükselmişti.

Piyasalarda, Cuma günü, YTL dolar karşısında yüzde 1.2 değer kaybederken, Brezilya Pezo’su yüzde 1.9, İzlanda Krona’sı yüzde 3.2, Macaristan Florin’i yüzde bir oranında değer kaybetti.

New York piyasalarında işlem gören yükselen piyasalar tahvillerinde büyük kayıp yaşadı. Kayıplar 10 ile 15 puanı bulurken, en büyük kayıp Türkiye, Macaristan, Güney Afrika ve Brezilya tahvillerinde görüldü.
Kaynak : Vatan Gazetesi 13.08.2007


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

13-08-2007 17:04:59 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #72
Parası Biten Yabancıları Türk Bankaları Fonladı

Dünya devi yabancılar “Borç verin” diye Türk bankalarının kapısını çaldı.

Uluslararası piyasalarda geçen hafta iyice şiddetlenen kriz, döviz bolluğu yaşayan Türk bankalarına yaradı. Bankalar, ellerindeki fazla dövizi yurtdışında acil kaynak sıkıntısına düşen uluslararası bankalara yüksek faizle satmaya başladı. Yabancıların fonlama ihtiyacı hem dolar hem de euro üzerinden karşılandı. İki gün içinde yurtdışındaki bankalara verilen borç tutarının 10 milyar doları bulduğu belirtiliyor.

Bir bankacı olayı şöyle özetiyor: “Yabancı bankalarla her zaman döviz alışverişi yaparız. Ancak burada aktif taraf hep biz oluruz. Dövize ihtiyacımız varsa gecelik piyasadan döviz alırız. Ya da elimizde döviz fazlası olursa onu da gecelik olarak borç veririz. Faizi onlar belirlerler. Bizden alırken düşük, bize satarken yüksek oran teklif ederler. Şimdi tam tersi. İsviçre’den, İngiltere’den, İspanya’dan, İtalya’dan, Almanya ve Fransa’dan hiç ummayacağımız yabancı bankalar bize gelip döviz borcu istiyor. Biz de veriyoruz ama piyasa ortalamasından daha yüksek faizle. Cuma günü uluslararası piyasalarda doların gecelik faizi yüzde 5.8 gözükürken biz yüzde 6.30 faizle para sattık. Diğer Türk bankaları da bunu yaptı.” Bir başka bankacı da bunun Türk bankalarının 2001’den sonra güçlenen mali yapısını gösterdiğini söyledi.

Merkez hâlâ döviz alıyor

Öte yandan dünya piyasalarındaki dalgalanma ve likidite sıkıntısına karşın Türkiye’de Merkez Bankası düzenlediği döviz alım ihalelerinde hâlâ piyasadan dolar çekmeyi sürdürüyor. Kurdaki dalgalanmayı fırsat olarak gören bankalar son 12 gün içinde Merkez Bankası’na toplam 1 milyar 15 milyon dolarlık satış yaptı. Söz konusu dönemde düzenlenen ihalelere gelen satış teklifi ise 1.65 milyar doları buluyor.

ABD’deki mortgage krizine devlet el koyuyor

ABD Merkez Bankası’nın (FED) eşine az rastlanır piyasa müdahalesinin ardından kredi piyasaları kurtarma operasyonuna ABD Hükümeti de katıldı. Hükümet kendisinin de ortak olduğu ABD’li mortgage devleri Fannie Mae ve Freddie Mac’in piyasa payını yüzde 10 ile sınırlayan yasayı değiştirmeye hazırlanıyor. ABD kanunları gereği 10 trilyon dolarlık mortgage piyasasında en fazla yüzde 10 pazar payı ile hizmet verebilen devlet destekli mortgage şirketleri de bu büyük değişime hazırlanıyor. Uzmanlar kredi piyasasına para akışı ile çözüm bulmak isteyen ABD Hükümeti’nin piyasaya bu yolla milyarlarca dolar akıtacağını belirtiyor. Karar ABD borsalarında işlem gören devlet destekli mortgage şirketlerinin hisselerinde hızlı çıkışlara neden oldu.

Fazla likidite ile $ faizi % 1’e indi

Fransız devi BNP Paribas’ın üç yatırım fonunda çıkan ödeme sorunu nedeniyle yeniden alevlenen uluslararası para krizi dünya piyasalarında olağanüstü gelişmeler yaşanmasına neden oluyor. ABD ve Avrupa gibi dev piyasalar Türkiye’nin 2001’de yaşadığına benzer bir likidite kriziyle boğuşurken, onlarca merkez bankası mali sistemin çökmemesi için bankacılık sistemine sınırsız para desteğinde bulunuyor. Krizin şiddetlendiği Perşembe ve Cuma günü merkez bankaları tarafından piyasalara verilen para tutarı 326 milyar dolara ulaşıyor. Ancak güven bunalımı nedeniyle bankalar birbirlerine borç vermeyi kestiği için piyasalar normal zamanlardaki gibi işlemiyor ve merkez bankaları tarafından verilen paralar ancak geçici iyileşmeler sağlayabiliyor.

FED’in önceki gün yaptığı müdahaleyle piyasaya verdiği 38 milyar dolarlık taze kaynak da benzer bit etki yarattı. Cuma günü geç saatlerde ABD’deki dolar faizi inanılmaz bir hızla düştü. Gündüz paniğe kapılıp yüzde 5.25 ve üzerinde faizle borçlanan bankacılık sistemi, piyasa kapanışına yakın dakikalarda ellerindeki fazla parayı ne yapacağını bilemedi. Paraya doyan piyasada borç alıcısı çıkmayınca doların faizi yüzde 1’e kadar indi.
Kaynak : Vatan Gazetesi 12.08.2007 Haber: Oğuz KARAMUK


http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz.
Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsiz üye olmanız yeterlidir.

Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.

13-08-2007 17:06:42 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ToKoBa
www.Tolga.Kosturan.Com


Mesaj Sayısı: 1,944
Grup Administrators
Katılım: Fri Mar 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 3
Mesaj: #73
Merkez Bankaları Krizi Aşabilecek Mi? (Ali Ağaoğlu)

Bu sorunun iki cevabı var. İlki; madem bütün kontrol onlarda neden aşamasınlar. Geçen haftanın son iki günü olduğu gibi ‘parası neyse verirler’ ve krizi atlatırlar. İkincisiyse; kısa vadede belki ama şu andaki yanlış teşhis, ileride çok fazla “yan etki” doğuracak. Kısa vadede; hedge fonlardaki ödeme güçlüklerini aşmak, bu fonlara para yatıranların kapıldıkları paniğin daha da büyümesinin önüne geçebilmek için gelişmiş