wWw.Finans.Ekibi.NET adresine tandk.
Tarafsz ve kk yatrmcy koruyan eitici yorumlarmzla Finans Ekibindeyiz.
IMKB, VOB, FOrex, BES ksacas Ekonomi ve Borsa ile ilgileniyorsanz; sizi de bekleriz.
Servet Yýldýrým Dünyayý krizden kim kurtaracak
ABD Merkez Bankasý'nýn (Fed) diðer batýlý merkez bankalarýyla koordinasyon içinde baþlattýðý son 200 milyar dolarlýk manevra da gösteriyor ki global krizin boyutu otoriteler tarafýndan bizlere aksettirilenden daha derin. Elbette, bu noktada dünyayý bu krizin içinden kimin çekip çýkaracaðý konuþuluyor. Bir görüþe göre bu güç parlak performanslarýyla son 10 yýla damgasýný vuran geliþmekte olan piyasa ekonomileri. Yüksek tüketim eðilimi olan geliþmiþ ekonomilerin aksine yüksek tasarruf eðilimine sahip bu ekonomiler son 10 yýllýk dönemde muazzam boyutta rezerv biriktirdiler. Oysa bundan 10 yýl önce 1997-98 Asya ve Rusya krizleri sýrasýnda bu ekonomiler dip yapmýþlardý. O günden bu yana hýzlý büyümenin eþliðinde oldukça parlak bir performans gösterdiler ve zenginleþtiler. Bu ülkelerin çoðunda kiþi baþýna gelir son 10 yýllýk dönemde ikiye katladý. Ayný süre içinde batýlý bir ekonomide mesela ABD'de bu oran sadece yüzde 30 dolayýnda kaldý. Bu grubun parlak performansýnýn nedenlerinden biri petrol ve emtia fiyatlarýndaki hýzlý artýþ oldu. Petrolün fiyatý 10 yýl önce 10 dolar dolayýndayken þimdi 110 dolara yükseldi. Tabi böylesine hýzlý bir artýþ petrol ve emtia zengini ülkelerde sermaye birikimine neden oldu. Mesela Brezilya ve Rusya gibi ekonomiler, petrol gelirlerinin desteðiyle spekülatif ekonomi sýnýfýndan yatýrým yapýlabilir ekonomi haline geldiler.
Batýdaki, özellikle ABD'deki krizin boyutlarý henüz bilinmiyor. Subprime krizi nedeniyle dünyanýn önde gelen finans kuruluþlarýnýn bilançolarýna yazacaklarý zararýn boyutuna iliþkin tahminler 285 milyar dolar ile bir trilyon arasýnda deðiþiyor. Bir de diðer zararlar var. Anlayacaðýnýz þirketler bilançolarýný küçültüyor. Dolayýsýyla risk üstlenebilmek yeni krediler açýp, plasmanlar yapabilmek için taze sermayeye ihtiyaç duyacaklar. Bu sermaye ise batýda deðil, geliþmekte olan piyasa ekonomileri ve petrol zengini ülkelerde var. Çin, Singapur, Dubai, Katar gibi ülkelerdeki kamu yatýrým fonlarý son dönemde kurtarýcý olarak ortaya çýktýlar ve birçok dünya devini yaptýklarý yatýrýmlarýyla çukrudan çýkardýlar. Buna raðmen yapýlan yatýrýmýn toplam içindeki payý öyle çok fazla deðil. Bu fonlarýn þu ana kadar giriþim sermayesi þeklinde yaptýklarý yatýrýmýn toplamý 120-150 milyar dolar arasýnda tahmin ediliyor. Þu andan öne çýkmýþ 46 böylesi fon var ve bunlarýn aktif toplamý IMF verilerine göre 3 trilyon dolar tutarýnda. Dolayýsýyla daha bu fonlardan çekebilecek çok para var ve eðer batýlý hükümetler devereye girip zararlarý kamulaþtýrmazlarsa zordaki batýlý þirketler için tek çare bu fonlar. Elbette karþýlýðýnda bu fonlara oldukça yüksek getiriler ödemek zorunda kalýyorlar. Bu anlamda bakýnca batýyý deðilse bile batýlý þirketleri krizden kurtaracak olan faktör bu fonlar olarak görülüyor. Ancak bunun ötesinde geliþmekte olan piyasa ekonomilerinin durgunluk tehdidi içindeki batý ekonomilerini kurtarmasý çok zor görünüyor. Çünkü geliþmekte olan ülkeler parlak perfomanslarýna dünya ekonomilerinin iyi olduðu zamanlarda kavuþtular.
Geçen hafta Reuters'ta yayýmlan bir haberde yer alan verilere göre geliþmekte olan piyasalarda kredilerin milli gelire oraný son yedi yýlda ciddi biçimde arttý. Mesela Brezilya ve Hindistan'da bu oran 2000 yýlýnda yüzde 32'yken 2007'de Brezilya'da yüzde 44 ve Hindistan'da ise yüzde 52'ye yükselmiþ. Oysa ayný dönemde geliþmiþ ülkelerde yüzde 93'den 90'a gerilemiþ. Ancak rakamlar yanýltmasýn pek çok geliþmiþ ülkenin finansal sisteminde hala sorun var ve gerçek resim net olarak görülemiyor. Bu ülkelerin bankacýlýk sistemlerinde ciddi bir batýk kredi sorunu yaþanabilir. Bunu tetikleyecek olan þey ise batýdaki durgunluðun derinleþmesi olabilir. Batýnýn iyi olduðu zamanlarda geliþmekte olan ekonomilerin parlak performans göstermeleri anlaþýlabilir bir geliþme ancak batýnýn sorunlu olduðu dönemde ayný performansý göstermek oldukça zor olacak. Çünkü bu ekonomilerin birçoðunu ateþleyen en önemli faktör likidite yani fon giriþiydi. Önümüzdeki dönem ise bu anlamda geçmiþ 7 yýldan daha farklý olabilir... Kaynak:Referans
Veysi Sevið Piyasa ve kur hareketleri ile ilgili bir öykü
Bugünlerde internet sitelerinde dolaþan bir öyküye göre bir köye tavþanlar musallat olmuþ. Köylülerin bostanlarýnda ekili bulunan tura sebzeleri yemeðe baþlamýþlar. Zarar gören köylülerde tavþanlarý yakalayarak onlarý zarar veremez hale getirmeyi düþünmüþler.
Köyde hemen hemen herkes tavþanlarýn peþine düþmüþ.
Bir gün köye bir yabancý gelmiþ. Köy kahvesinde soluklanmýþ. Bir de bakmýþ ki bazý köylülerin elinde ayaklarýndan tutulmuþ baþaþaðý götürülen tavþanlar var. Merakla kahveciye "Bu tavþanlarý ne yapýyorsunuz" diye sormuþ.
Kahvecide büyük bir üzüntü ile "Sorma arkadaþ, tarlalarýmýzý tavþanlar istila etti, bostanlarýmýzý yiyip bitiriyorlar. Biz de onlarý yakalayýp köy meydanýndaki ahýra kapatýyoruz, zararsýz hale getiriyoruz. Ancak onlar yine bir yolunu bulup oradan kaçýyorlar" diye yabancýya dertlenmiþler.
Yabancý birden bire kahveciye "Ahýrda kaç tane tavþan varsa tanesini beþ liradan satýn almak istiyorum" demiþ. Kahveci hayretle "Sen tavþanlarý ne yapacaksýn" diye sormuþ.
"Ben tavþanlarý severim" diye yanýt vermiþ yabancý.
Haberi alan köylüler ellerindeki tavþanlarla yabancýnýn yanýna gelmiþler. Yabancý da "Yine geleceðim. Köyde herkes yakalayabildiði kadar tavþan yakalasýn" demiþ ve bir süre sonrada tavþanlarý doldurmuþ bulunduðu iki çuvalý atýna yükleyerek köyden uzaklaþmýþ.
Bu durum bir kaç gün ara ile bir kaç defa tekrar etmiþ. Ancak bu arada tarlalara zarar veren tavþan sayýsý azalmýþ.
Yabancý bir süre sonra tavþan baþýna 10 lira veretek satýn almýþ ve bir süre sonra da tavþanlarý 15 YTL'den satýn alacaðýný duyurmuþ.
Ancak bir ay sonra köylüler yakalayýp satacak tavþan bulamaz hale gelmiþler.
Yabancý ise köye bir kaç hafta; daha uðramýþ, son uðradýðýnda bir iþi için belli bir süre köye gelemeyeceðini ancak bir-bir buçuk ay sonra geldiðinde tavþanýn tanesini 50 YTL'den alacaðýný söylemiþ ve bir süre köylülerle konuþtuktan sonra onlara "Ha unutmayýn ben geldiðimde elinizdeki tavþanlarý tanesi 50 YTL'den alacaðým" diyerek köyden ayrýlmýþ.
Köylüler tüm uðraþlarýna raðmen bir hafta içersinde ancak beþ on tavþan yakalayabilmiþler.
Aradan bir hafta daha geçtikten sonra köye iki yabancý daha gelmiþ, onlarý köye getiren atlarýn üzerinde ikiþer adet heybe varmýþ.
Köy kahvesinde dinlenirken kahveciye heybelerinde tavþan olduðunu ve tanesini 30 YTL'den satmak istediklerini söylemiþler. Haber hemen köye yayýlmýþ, köylüler kýsa bir süre sonra iki yabancýnýn önünde "Bana beþ tane tavþan ver, bana on tane tavþan ver" diye sýraya girmiþler.
Köylüler iki yabancýya yine köye gelmelerini gelirken tavþan getirmelerini söylemiþler. Ýki yabancý tavþanlarýn tümünü sattýktan sonra köyden uzaklaþmýþlar.
Aradan iki ayý aþkýn zaman geçmiþ, tavþanlarýn tanesini elli liradan almayý taahhüt eden yabancý ile köylülere tavþan satan iki yabancý bir daha görünmez olmuþlar.
Bir gün köy muhtarý köylüleri toplamýþ. ne kadar tavþan sattýklarýný ve ne kadar tavþan satýn aldýklarýný sormuþ. Köylüler bir süre sonra hesaplarýný yapmýþlar bir de bakmýþlar ki sattýklarý tavþanlarýn iki katý kadar tavþan satýn almýþlar. Bu arada da nerden geldikleri belli olmayan tavþanlar yine köylülerin tarlalarýnda görünmeye baþlamýþlar, köylülerde satmak üzere satýn aldýklarý tavþanlarý serbest býrakmýþlar. Bunun sonucunda köy tavþanlý köy olmuþ.
Bu hikayeyi neden anlattýk?
Sevgili okurlar, ülkemizde her þey yolunda giderken birden bire dünyada deðer kaybeden dolar geçtiðimiz hafta 1.27 YTL oluverdi. Bu aþamada basýnda da Türkiye'den kaç milyar dolar çýktýðýna dair haberler yer almaya baþladý. Bu geliþmeye eþ zamanlý olarak bazý kiþiler ülkemizde dolar satarak YTL'ye döndüler. Örneðin 100.000 dolar bozduranlar 127.000 YTL aldýlar. Bu kiþiler yine bu hafta içinde dolar kuru 1.21 YTL'ye indiði anda 104.958 dolarýn sahibi oldular. Ancak bu aþamada bazý vergi uzmanlarý dolar satýþý kambiyo iþlemidir. Bu nedenle binde bir oranýnda Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'ne tabidir dedikleri için söz konusu vergiyi dikkate alacak olursak satýn alýnabilecek dolar miktarý vergi sonrasýnda 103.705'dir. (x)
Yaklaþýk bir hafta içinde dolar bazýnda yüzde 3,7 oranýnda kazanç elde etme olanaðý 2008 yýlýnda acaba dünya üzerinde kaç ülkede mümkün olabilmektedir?
Bu olsa olsa tavþanlarýný düþük fiyatla satýp sonra yüksek fiyatla satýn alan tavþanlý köyde olabilmektedir.
Üzerinde ýsrarla duruyoruz. Bu tür kur dalgalanmalarý ile buna baðlý olarak piyasalarda ortaya çýkan iniþli çýkýþlý fiyat hareketler esasýnda ekonomik istikrar kavramý ile ters anlamlýdýr.
Bir baþka anlatýmla bu tür dalgalanmalar ekonomik yaþamý riskli hale ge tirdiði gibi bu iþlemlerde aktif rol üstlenenleri de zenginleþtirmektedir.
(x) Tahtakale piyasýnda Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi uygulanmamaktadýr. Kaynak:Referans
Bir türlü verilere sýcaðý sýcaðýna bakamýyoruz. Ben Þubat enflasyonunun analizini bitirmeden yeni milli gelir serisi açýklandý. Mecburen son iki yazýyý ona ayýrdým. Sadece genel bir deðerlendirme yapabildim. Ayrýntýlara giremedim.
O arada Ocak ayý sanayi üretimi ve ödemeler dengesi, Þubat ayý Hazine nakit gerçekleþmesi, 2007 yýlý istihdam ve iþsizlik verileri yayýnlandý. Doðrusu hangisine öncelik vereceðimi þaþýrdým.
Neyse ki, milli gelir dýþýndaki veriler analiz ya da tahminleri deðiþtirmeyi gerektirecek türden yeni bilgiler taþýmýyor. Yani Türkiye ekonomisinde artýk iyice belirginleþen ana eðilimlerin sürdüðü anlaþýlýyor.
Hareketli günler
Sorun sadece yeni veriler deðil ki! Örneðin 10 gün önce Ýþ Yatýrým New York Üniversitesinden Nouriel Roubini’yi Türkiye’ye getirdi. Niþantaþý doðumlu ünlü iktisatçý ABD ekonomisindeki kötü gidiþat üstüne konuþtu. Karamsar bir tablo çizdi.
Nitekim küresel mali piyasalar hareketli, hatta fazla hareketli bir hafta geçirdi. Borsalarda volatilite zirveye vurdu. Dolar euro ve yen karþýsýnda iyice çökerken petrol ve altýn rekor kýrdý. Türkiye’de ise döviz aniden kýpýrdadý.
Dikkatinizi çekmiþtir. Her kötü dalgadan sonra piyasalar moral düzeltmek için büyük çaba gösteriyorlar. Küçük bir toparlanmaya güçleri yetiyor. Ama o kadar. Ardýndan bir baþka dalga daha geliyor.
Pazartesi günü hem içeride hem de dýþarýda sorunlu duruyor. Ýçeriyi aþaðýda ayrýca ele alacaðým. Dýþarýda ise batýk kredi miktarý hakkýndaki tahminler her geçen gün büyüyor. Bu da mali sistemi çok hýrpalýyor.
Bir kesim son olaylarýn saðlam bilançolu kurumlarda likidite yetersizliði yaþanmasý þeklinde açýklýyordu. Benim de aralarýnda yer aldýðým diðer kesim ise bilançolarýn saðlýðýndan þüphe ediyordu. Giderek bizim tarafa geçenlerin sayýsý hýzla artýyor.
Türkiye etkilenir
Ýçeride kötü haber AKP’yi kapatmayý amaçlayan bir davanýn açýlmasýdýr. Hem toplum hem mali oyuncular dýþ açýk, küresel çalkantý, vs. ekonomik ve mali nedenlerle tedirgindi. Siyasi çalkantý olasýlýðý üstüne tuz biber ekti.
Önce siyasi tavrýmý açýklamak istiyorum. Dokuz ay önce yapýlan genel seçimde oylarýn yarýsýný almýþ bir partiye þu ya da bu bahane ile kapatma davasý açýlmasý Türkiye’nin demokratikleþme sürecine vurulmuþ ciddi bir darbedir. Kesinlikle yanlýþtýr.
Küresel ekonomide sorunlarýn aðýrlaþtýðý bir döneme raslamasý ekonomik maliyetinin de yüksek olmasý ihtimalini gündeme getirmiþtir. Amaç o mudur, bilmiyorum. Hafta baþýný ben de merakla bekliyorum. Kaynak: Vatan
Cuma günkü piyasalarýn kapanýþýný görenler yarýnýn bir baþka “Kara Pazartesi” olacaðýný düþünmeye baþladý. Nasýl düþünmesinler ki? Cuma günü ABD enflasyon verileri Türkiye saatiyle 14:30’da açýklandý. Çekirdek ve TÜFE sýrasýyla yüzde 0.2 ve 0.3 beklenirken her ikisinden de 0 (sýfýr) artýþ geldi. Petrol, altýn, buðday, mýsýr, bakýr yani tüm emtia fiyatlarýndaki onca artýþa, dolarýn deðerindeki dramatik düþüþe raðmen ilginç (!) bir þekilde fiyatlar nasýl olduysa (?) artmamýþ.
Ýyi habere aç olan piyasalar da çok korktuklarý enflasyon rakamlarýyla rahatladýlar. Borsalar yükseldi. Ancak hemen ardýndan çok korkulan bir haber geldi. Bir yatýrým bankasý -Bear Stearns (BS)- “likiditesinin son 24 saatte dramatik bir þekilde azaldýðýný” açýklayýnca FED’in son “tavþanýnýn” da iþe yaramadýðý anlaþýldý ve piyasalar adeta çöktü.
Dramatik düþüþlerden önce kapanan ÝMKB 163 puanlýk -küçük de olsa- artýþla kapatmýþtý. BS’in bir baþka büyük ABD’li yatýrým bankasý JP Morgan aracýlýðý/yardýmýyla kurtarýlacaðý haberi kýsa süreli bir rahatlama getirse de ilk büyük yatýrým bankasýnýn “kurban” verilmiþ olmasý yeterince moral bozucuydu.
Türk piyasalarý için asýl önemli haber; kapanýþtan hemen sonra geldi. Yargýtay baþsavcýsý tarafýndan AKP’nin kapatýlmasý için dava açýlacaðý açýklandý. AKP’nin yüzde 47 oy ile iktidara gelmesinden sonraki laiklik karþýtý tavýrlarý, bu dava meselesini gündeme getirdi. Seçimlerden bu denli önde çýkmýþ bir parti için kapatma davasý açýlmasý ama az ama çok piyasalarý etkileyecektir.
Yine de yurt dýþýndaki geliþmeler kadar etkili olmayacaktýr. Neden mi? Piyasalarýn asýl “oyuncularý” yabancýlar ve onlar için bu haber kýsa vadede çok önemli bir sorun deðil. Zira yargýnýn karar almasý nasýlsa zaman alacak. Halbuki ABD’deki geliþmeler “o an” oluyor. Yeni bir batýþ haberi, yeninin dolar karþýsýnda deðer kazanarak kritik seviye olan 100 sýnýrýnýn altýnda bir haftalýk kapanýþ yapmýþ olmasý, AKP haberinden daha fazla etkileyecektir.
Pazartesi günü açýlýþta sapla saman birbirine karýþacak! Piyasalar çok büyük ihtimalle (hafta sonu olmasýna raðmen ABD’den iyi bir haber gelmezse) düþüþle açýlacaktýr. Ancak bu düþüþün ne kadarýnýn küresel krizden, ne kadarýnýn AKP davasýndan olacaðýný anlamak da hayli zor olacaktýr.
Peki yarýn ne olur derseniz?
Önce kurlarda; 1.2630-50 seviyesine kadar bir yükseliþ olabilir. Bu seviye kararlý bir þekilde aþýlmasý durumunda 1.2825 ve ardýndan 1.3380 seviyeleri görülebilir. Daha önceden denenen 1.2650 seviyesinin tutmasý ihtimali yüksek. Zira yerli yatýrýmcýlar arasýnda; AKP davasýnýn uzun zaman alacaðýný, bu yükseliþin satýþ için iyi bir fýrsat olduðunu düþünenler de çýkacaktýr. Bu da yükseliþi, önceki sýçramalarda olduðu gibi sýnýrlayabilir.
Bono faizlerinde gerilim zaten fazla azalmamýþtý. Yeniden yüzde 18 bileþik seviyeleri denenebilir.Yine de bono piyasasýnýn daha dirayetli davranma ihtimalinin yüksek. Zira geçtiðimiz hafta 2 ve 5 yýllýk çapraz para swaplarýndaki YTL faizleri yüzde 16.15-16.35 arlýðýnda sakindi. Dikkati çeken en önemli nokta 2 yýllýk faizlerin 5 yýllýklarýn üzerine çýkmasýydý ki bu da kýsa vadedeki stresi yansýtýyor.
Haftayý; AKP’nin kapatýlma haberini (Yargýtay da mý artýk piyasalarý düþünür oldu da açýklamayý piyasalarýn kapanýþý sonrasýnda yaptý ?) ve Dow Jones’un yaþadýðý çöküntüyü göremeden kapatan borsanýn da düþüþle açýlmasý kaçýnýlmaz.
Bir önceki dip seviyesi olan 40.887 ya da 41.000 seviyesine kadar (yüzde 3.7) bir düþüþ görülebilir. Bu seviyelerin altý yeni bir dip demektir ki neresi olabileceði baþka bir yazýnýn konusu. Diðer yandan geçen haftanýn alýcýlý geçmiþ olmasý, düþüþleri en azýndan Pazartesi açýlýþýnda sýnýrlayabilir. Japon yeninin ve Dow Jones endeksinin vadeli kontratlarýndaki hareketin boyu, gün içindeki seyri doðrudan etkileyecektir.
Ýyimser taraflar da olduðundan karadan çok, koyu gri “füme” bir Pazartesi olacak görünüyor. Kaynak:Vatan
Haftayý Bear Stearns ile ilgili yaþanan olumsuzluk dalgalanarak tamamlayan piyasalarda, AKP’nin kapatýlmasý istemi ile açýlan davaya ilk tepkiyi dövizden geldi.
Dolar ve Euro, dün serbest piyasada hýzla yükseliþe geçti. Yurtdýþýndaki olumsuz seyir ve içeride de siyasi istikrarsýzlýk yaþanacaðý korkusuyla dolar alýmýna geçen yatýrýmcýlar eþliðinde dolar serbest piyasada 1.2540 YTL’ye, bankalarýn internet sitelerinde ise 1.26 YTL’ye yükseldi. Yeni haftaya yurtdýþýndaki seyir nedeniyle zaten olumsuz baþlayacaðý konusunda hemfikir olan piyasa uzmanlarý dolarýn 1.25-1.27 YTL arasýnda hareket edeceðini söyledi.
BÝR KENARA YAZIP TAKÝP EDECEK: Türkiye Bankalar Birliði Baþkaný ve Ýþ Bankasý Genel Müdürü Ersin Özince, "Þu anda siyasi geliþmelerin iç piyasada ayrýca bir sorun yaratacaðýný düþünmüyorum. Türkiye’nin dýþarýdaki kredibilitesi ile ilgili de ayrýca bir sorun yaratmaz" derken, Turkish Yatýrým Genel Müdürü Berra Kýlýç, þu deðerlendirmeyi yaptý: "Bu teknik ve hukuki bir süreç. Piyasalar bu geliþmeyi bir kenara yazýp, takip edecektir. ABD’de yaþanan olumsuzluklar nedeniyle zaten kötü bir tablo sergileniyor. Bu olayýn tek baþýna bir olumsuzluk olarak algýlanacaðýný düþünmüyorum. Zaten pazartesi günü kötü bir piyasa bekliyoruz. Çünkü Cuma günü borsalarda büyük düþüþler yaþandý. "
GEÇÝCÝ TEPKÝLER GÖREBÝLÝRÝZ: Anadolubank Genel Müdürü Gökhan Günay de, "davaya iliþkin sonucun ne olacaðý net deðil" diyerek, þunlarý söyledi: "Bu dava, bahane olarak kullanýlarak yurtdýþý fonlar tarafýndan bono piyasasýna satýþ gelebilir. Bu olumsuzluk yaratýr. Yurtdýþý olmasaydý piyasalar buna çok tepki vermezdi. Öncelikle para piyasasýnda satýþ görebiliriz. Dolar 1.30 YTL’ye çýkabilir. Ama bu seviyeyi aþacaðýný sanmýyorum."
Kaynak: Hürriyet
Hasan Ersel Geliþen ülkelerin ABD ile göbek baðý kopmadý, resesyona önlem þart
'Ayrýþmýþ dünya ekonomisi' söylemine küresel önemi farklý bloklarýn olduðu bir dünyadan bloklaþmýþ bir dünyaya geçiyoruz. Buna göre ABD geliþmiþ ekonomileri eski kadar etkilemiyor. Geliþmekte olan ülkeler açýsýndan ise ABD'deki duraklamadan çekinmek lazým.
Küreselleþen dünyada geliþmekte olan ülkelerin, geliþmiþ ülkelerle olan ticaretinin göreli öneminin azalýp, kendi aralarýndaki ticaretin öneminin artmasýna "ayrýþma" (decoupling) deniyor. Bu olgudan hareketle ABD kaynaklý krizin geliþmekte olan ülkeleri durgunluða götürecek kadar ciddi sonuçlar doðurmayacaðý ileri sürülüyor. Yanlýþ anlaþýlmasýn, bu görüþü savunanlar "bu olay geliþmekte olan ülkeler üzerinde hiç bir olumsuz etki yapmayacak" demiyor, etkinin büyük olmayacaðýný söylüyor. Bu tartýþmada söylenenlerin küresel ekonomiyi anlayabilmek için daha genel ve ayný zamanda basit bir çerçeve oluþturabileceðini düþünüyorum. Ýki "uç durumu" alarak açýklamaya çalýþayým.
1) Tam küreselleþmiþ dünya ekonomisi
Bu durumda her ülke diðer ülkelerle, doðrudan ya da dolaylý, iktisadi iliþki içindedir. Burada doðrudan iliþki iki ülkenin birbiriyle mal ve hizmet ticareti yapmasý, bu ülkeler arasýnda sermaye akýmlarýnýn olmasý gibi faaliyetlerdir. (Emek akýþkanlýðý diyemiyorum. Ýyice gerçek dýþý olacak). Dolaylý iliþki ise þöyle: A ülkesi C ülkesi ile iktisadi iliþkide bulunmuyor olabilir ama, örneðin, B ülkesinden ithal ettiði mallarýn üretiminde C ülkesinden temin edilmiþ girdiler olabilir. Dünyadaki eðilimin, henüz ulaþýlamamýþ olsa da, bu yönde olduðunu söyleyebiliriz. Geliþmiþ ve geliþmekte olan ülke ayrýmý açýsýndan baktýðýmýzda bunu daha da net görmek olanaklý. Bir kere dünya ticareti hýzla artýyor. 2007'de dünya ticaret hacmi, 2001'deki düzeyine oranla yüzde 51 daha yüksekti. Oysa ayný dönemde dünya gelirinin yüzde 31,2 artmýþtý. Bu olguya geliþmekte olan ülkelerin katýlýmý da giderek artýyor. Bu ülkelerin ihracatlarýnýn GSYH'ye oraný 1990'larda yüzde 25 düzeyinde iken þimdi yüzde 50'yi aþmýþ durumda. Sermaye hareketlerinin, son yýllarda, artýþ hýzý çok daha belirgin. Hatta endiþe verici boyutlarda. Diðer alanlarda da benzer geliþmeler oluyor.
2) Ayrýþmýþ dünya ekonomisi
Bu durumda ülkeleri gruplamak olanaklý. Söylenmek istenen, belli bir grup içinde yer alan ülkelerin kendi aralarýnda iktisadi iliþkiler kurmalarý. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var. O da ayrýþma kavramýnýn iþaret ettiði olgunun birden fazla biçimde ortaya çýkabilmesi ve bunlarýn farklý sonuçlar doðurmasý. Bu baðlamda iki farklý yapý önem kazanýyor:
a) Bloklaþmýþ dünya ekonomisi: Dünyada iki (geliþmiþ ve geliþmekte olan gibi) ya da daha çok (Doðu Asya, Latin Amerika, Avrupa Birliði vs.) ülke grubu oluþur. Bunlar sadece kendi içlerinde iktisadi iliþkiler kurar. Bu durumda her ülke kendi içinde bulunduðu gruptaki ülkelere iktisaden baðýmlý, diðerlerinden ise baðýmsýzdýr. Bu tür bir düzene en yaklaþabilecek örnek soðuk savaþýn doruða çýktýðý yýllarda NATO ve Varþova Paktý üyelerinin durumlarýydý. Bu paktlarýn üyeleri kendi aralarýnda iktisadi iliþki kuruyor, ama öbür paktýn içinde yer alan bir ülke ile iktisadi iliþkilerini geliþtirmiyordu. Tabii bu örnek o yýllarda bile gerçekleþen durumu tam yansýtmýyor. En azýndan dünya sadece bu iki ülke grubundan oluþmuyordu, bir de üçüncü dünya vardý. Her iki paktýn üyeleri de bu ülkelerle iktisadi iliþkiler kurmaya çalýþýyorlardý.
b) Küresel Önemi farklýlaþmýþ bloklarýn olduðu dünya ekonomisi: Dünyadaki ekonomilerin bazýlarý diðer tüm ekonomileri doðrudan ya da dolaylý olarak etkileyebilecek konumdayken, diðer bazýlarýnýn etkisi sadece bir grup ülkeyle (abartýlýrsa sadece kendileriyle) sýnýrlý kalabilir. Bu farklýlýðýn nedeni olarak akla teknoloji ya da doðal kaynak baðýmlýlýðý gelebilir. Örneðin geliþmiþ ülkelerin sahip olduðu teknolojiyi kullanmak geliþmekte olan ülkeler için zorunlu olabilir. Ya da petrol örneðinde olduðu gibi, petrol üreten ülkelerin tekele yakýn konumlarý diðer ülkeleri etkileme güçlerini çok artýrabilir. Buna karþýlýk, Türkiye'nin her iki alanda da böyle bir gücü olmamasý nedeniyle böyle bir etki yaratmasý söz konusu deðildir.
Þok ve dünya ekonomisinde denge
Bu uç noktalarýn özelliklerine bakarak dünyadaki deðiþimin ne anlama geldiðini saptayabiliriz. Tümüyle küreselleþmiþ dünya ekonomisinde herhangi bir ekonomideki bir deðiþiklik küresel dengeyi, az ya da çok, etkiler. Dolayýsýyla küreselleþmiþ bir dünya ekonomisinde ABD gibi önemli bir oyuncuyu etkileyen bir geliþme, dünya ekonomisinin büyüme hýzýný, kâr oranlarýný ve göreceli fiyatlarý etkileyecektir. Bloklaþmýþ dünya ekonomisinde ise durum biraz farklý olacaktýr. Eðer dünyada bir biriyle iktisadi iliþki içinde olmayan iki blok varsa, bu bloklardan birisinde yer alan bir ülkede ortaya çýkan bir yapýsal deðiþim, sadece o bloðun büyüme oranýný, kâr oranýný ve o blok için geçerli göreceli fiyatlarý etkileyecektir. Diðer blok (ya da bloklar) bundan etkilenmeyecektir. Bloklarýn küresel etki açýsýndan önemlerinin farklýlaþtýðý durumda ise olayýn ne tür blokta olduðuna göre durum deðiþecektir. Eðer olay küresel açýdan etkili blokta olmuþsa, o zaman sonuç tümüyle küreselleþmiþ dünya ekonomisindeki gibi olacaktýr. Deðilse, o zaman bloklaþmýþ dünya ekonomisinde ele alýnan durum ortaya çýkacaktýr.
Dünyanýn hangi duruma daha yakýn olduðunu ve hangi yöne gittiðini görebilmek için, ülkelerin dünya ekonomisini etkileme/etkilenme kanallarýnýn "tümüne" bakmak gerekir. Bu amaçla bir ülkenin ihracatýnýn diðer ülkeler arasýndaki daðýlýmý ve bu daðýlýmdaki deðiþmelerin yaný sýra, ithalatýnýn daðýlýmý, ülkenin teknoloji ve ham madde baðýmlýlýðý, dýþ kredi temin etme ve ortaklýk baðýntýlarý gibi diðer önemli iktisadi deðiþkenleri, dolaylý etkileri de hesaba katacak bir biçimde, ele almak gerekir. Özetle bu tür bir sorunun doðru yanýtý bir dünya genel denge modeli çerçevesinde aranmalýdýr. (Bu tür çalýþmalarýn uzun zamandýr yapýlmakta da belirteyim.)
Türkiye önlem alýyor mu
Ancak ihtiyatlý olmak kaydýyla, yine de bazý gözlemler yapýlabilir. Örneðin, bu çerçeve içinde, son zamanlarda üzerinde çok durulan ayrýþma nedeniyle ABD'deki krizin geliþmekte olan ülkeleri etkilemeyeceði görüþü nasýl deðerlendirilebilir? Herhalde dünyanýn tümüyle küreselleþmiþ olduðunu söylenmiyor. Þu söyleniyor olabilir: Küresel önemi farklý bloklarýn olduðu bir dünyadan bloklaþmýþ bir dünyaya geçiyoruz. Daha somut bir ifadeyle: ABD, yakýn yýllara kadar, "önemli" bir küresel blok içindeydi. Dolayýsýyla doðrudan ve dolaylý olarak dünya ekonomisini etkileyebiliyordu. Artýk böyle bir blok yok (ya da eskisi kadar güçlü deðil). ABD (ya da bu bloðun tümü) artýk geliþmekte olan ekonomileri eskisi kadar etkileyemiyor. Ancak bu görüþ olaya geliþmekte olan ülkelerin ABD'ye ihracatý boyutuyla sýnýrlý olarak bakýyor. ABD ekonomisinin dünyanýn kalanýyla olan çok yönlü iktisadi iliþkilerini düþününce bana bu pek de yeterli bir açýklama gibi görünmüyor. Bunlar hesaba katýlýnca, ABD de ciddi bir duraklamanýn geliþmekte olan ülkeler üzerindeki etkisinden çekinmek için epeyce neden var gibi görünüyor.
Bu baðlamda, anlayamadýðým bir nokta da var. Türkiye, dünya ekonomisini doðrudan ya da dolaylý etkileyecek konumda deðil ama dünyada olup bitenlerden etkilendiðini de hemen her fýrsatta göstermiþ bir ekonomi. Þu anda dünyada da ABD kaynaklý, olumsuz geliþmelerin olduðu da ortada. Bu durumda hükümetin bir dýþ þok olasýlýðýna karþý ne tür önlemler alacaðý üzerinde çalýþmasý ve kamuoyunu aydýnlatýp güvence vermesi gerekmez miydi? Ama nedense olmadý. Hükümet kanadýndan bu konuda yapýlan açýklama kamuoyunu rahatlatacak nitelikte deðildi. Hatta, izlenimim doðruysa, düþ kýrýklýðýna bile yol açtý. Bu yetmiyormuþ gibi bir de AKP'nin kapatýlmasý davasý olayý patlak verdi. Bu iki farklý türde olayýn ortak yönü, dýþarýdan gelebilecek þokun Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisini artýrmalarý. Neden krize düþmeðe bu kadar hevesli olduðumuzu çýkarabilmiþ deðilim doðrusu... Kaynak:Referans
Arka arkaya açýklanan olumsuz ABD verilerinin üzerine, ‘Bear Stearns Operasyonu' geldi. Global yatýrýmcý ‘kriz 2008 sonuna sarkar' derken, üstüne bir de kapatma davasý geldi.
Global piyasa aktörleri geçtiðimiz haftayý, açýklanan ABD makro ekonomik verilerinin ‘resesyon' riskine daha kuvvetle iþaret etmekte olduðu yönündeki deðerlendirmelerle kapatmaya hazýrlanýrken, Bear Stearns'ün iflasýn eþiðine geldiði haberleri moralleri tam anlamýyla sýfýrladý. Mevcut tabloya bakan global yatýrýmcýlar, aðustos baþýndan bu yana varlýðýný sürdüren ve 16 Ocak'tan bu yana yeni bir aþamaya geçmiþ olan ‘global finans krizi'nin mayýs ayý ortasýndan itibaren zayýflayabileceðine dair beklentiyi artýk sýfýrlamýþ durumdalar. Yani, global yatýrýmcýlarýn ve profesyonellerin yeni beklentisi söz konusu türbülansýn 2008 yýlý sonuna kadar etkisini sürdüreceði yönünde. Bu nedenle, FED New York ve JP Morgan'ýn Bear Stearns'ü iflastan kurtarmak için ortak operasyonu giriþmeleri dahi, dolardaki kan kaybýný durdurmadý.
Kriz yýlsonuna kadar sürecek
Uzmanlar, ABD ekonomisindeki karanlýk tablonun ve dolardaki deðer kaybýnýn yýlsonuna kadar devam edeceði yönündeki beklentinin güçlenmekte olduðunu vurgulamaktalar. Oysa, geçtiðimiz kasým ayýndan bu yýlýn þubat ayýna kadarki zaman diliminde, global piyasa aktörlerinin genel beklentisi, ABD baþkanlýk seçimi sürecinin hýz kazanacaðý mayýs ayý ortalarýndan itibaren, ABD ekonomisinin ve global piyasalarýn toparlanma sürecine gireceði ve dolarýn yeniden deðer kazanmaya baþlayacaðýydý. Ancak, bu beklenti son 10 gündür, ‘subprime morgage' krizinin etkilerinin gerek ABD kredi piyasasýnda, gerekse de uluslararasý finans piyasalarýnda yýl sonuna kadar hissedileceði ve bu kriz nedeniyle dünyanýn tanýnmýþ finans kurumlarýnýn zararlarýnýn, ilk tahmin olan 350 milyar dolarýn çok üstünde, 450-500 milyar dolara ulaþabileceði þeklinde deðiþime uðradý.
ABD'li piyasa deðerlendirme kuruluþlarýnýn raporlarý, Bear Stearns, Deutsche Bank ve Lehman Brothers gibi tanýnmýþ yatýrým bankalarýnýn 2005 ve 2006 yýllarýnda sattýklarý ‘subprime mortgage' bazlý yatýrým araçlarýnýn bedelinin 1,2 trilyon dolara ulaþmýþ olabileceðini gösteriyor. Fannie Mae and Freddie Mac gibi, ABD konut kredisi piyasasýnda kredi sigortalamasý gerçekleþtiren þirketlerin talep ettikleri sigorta bedelleri ise, son 22 yýlýn en yüksek seviyesine çýkmýþ durumda. Ünlü Ýsviçre'li finans kurumu UBS'nin analistleri, kredi piyasasýndaki kayýplarýn 600 milyar dolara dahi ulaþabileceði tahminini paylaþmakta. Bu nedenle, tüm bu sýkýntýlý tablo, krizin en erken 2008 sonu etkisini kaybedeceði ve finans kurumlarýndan iflas haberlerinin gelebileceði yönündeki beklentiyi güçlendirmiþ durumda. Nitekim, ABD menþeli bireysel varlýklar þirketi Carlyle tarafýndan yönetilen sorunlu bir yatýrým fonunun, aldýðý kredilere iliþkin bir anlaþmada baþarýsýz olmasý ve kreditörlerinin bu fona ait varlýklarý devralacaðýný açýklamasý kötümser beklentileri doðrulayan bir haber oldu. Carlyle Capital Corporation 17 milyar dolarlýk kredi borcunu zamanýnda ödeyemediðini açýklamasý, piyasalarý zaten tedirgin etmeye yetmiþti. Üstüne gelen ‘Bear Stearns' haberi tam tuz-biber oldu diyorsanýz, size AK Parti'ye yönelik kapatma davasýný hatýrlatalým.
Kapatma davasý ve ‘çapa'lar
Yurtiçi piyasalar açýsýndan durum iyice karýþmýþ durumda. Geçtiðimiz 2003-2005 döneminde, yurtiçi piyasalarý uçurmuþ olan dört temel sacayaðý da þimdi zedelenmiþ durumda. Merkez Bankasý baðýmsýzlýðý ile kur ve fiyat istikrarý, IMF'le iliþkiler, Türkiye-AB iliþkileri ve siyasi istikrar baþlýklarýnýn tümünde darbeler ve kýrýlganlýklar var. 22 Temmuz'daki seçim sonuçlarýndan sonra, en saðlam duran ‘siyasi istikrar' sacayaðý, kapatma davasý ile önemli bir zedelenme gördü. Gerek, taraflarýn olasý karþýlýklý sert açýklamalarý, gerekse de uluslararasý basýnda haberin ‘flash' olarak verilmesi, Türkiye'deki pozisyonlarýný deðerlendirmekte olan yabancý sermayeyi hayli tedirgin edebilir. Bu nedenle, bu sabah piyasalarýn güne hayli sýkýntýlý baþlayacaðýný tahmin etmek çok zor olmasa gerek.
Altýn 1000 dolarý aþtý
13 Mart perþembe günü ise, New York Emtia Borsasý'nda nisan vadeli ham petrol fiyatý, petrol iþlemlerinin baþladýðý 1983'den beri ilk kez 110,33-111,00 dolar seviyesini test etmiþ durumda. Petrol fiyatýnýn rekor kýrmasýnda, 1995 yýlýndan beri ilk kez dolarýn yen karþýsýnda 100 yen ve bir miktar altýný test etmesinin etkisi göz ardý edilmemeli. Üstelik bu fiyat rekoru, ABD'de ve daha geniþ anlamda Ekonomik Ýþbirliði ve Kalkýnma Örgütü'nün (OECD) üyesi olan geliþmiþ ülkelerde petrol stoklarýnýn arttýðý bir dönemde kýrýlýyor. Petrol stoklarýndaki artýþ, söz konusu dünyanýn önde gelen ekonomilerinde, ekonomik hayatýn kýsmen yavaþladýðý ve/veya enerji tasarrufuna yönelik adýmlarýn etkisi olarak yorumlanabilir. Ama, bu tür deðerlendirmelerin fiyat artýþýný durduramadýðý anlaþýlýyor.
Altýn ise, ABD Merkez Bankasý FED'in geçtiðimiz eylülde faiz indirimlerine baþladýðý periyottan bu yana yüzde 40'a yakýn deðer kazanarak, 14 Mart cuma günü ons baþýna 1009 dolarý test etti. FED Minneapolis'in internet sitesinde yer alan bir istatistiki veri, enflasyon etkisi de hesaba katýlarak, altýnýn bir onsunun bugüne kadar gördüðü en yüksek fiyatýn, bugüne çevrilmiþ olarak, 21 Ocak 1980'de ons baþýna 2,284 dolar olduðunu gösteriyor. 2007 yýlýnda yüzde 31 deðer kazanan altýnýn, üçte bir oranýnda bir artýþý 2008'de de göstermesi çok þaþýrtýcý olmamalý. Bir baþka rekora doymayan deðer de euro-dolar paritesi. Parite, 14 Mart cuma günü 1,5688 dolarla yeni bir rekoru test etmiþ durumda. Euro'daki yükseliþi kaygýyla izlediðini belirten Avrupa Merkez Bankasý Baþkaný (ECB) Trichet, petrol ve diðer emtia fiyatlarýnýn yükseldiði bir dönemde orta vadeli fiyat istikrarýnýn saðlanmasýnýn önemine iþaret etmekte. Trichet, baþta ECB olmak üzere, önde gelen merkez bankalarýnýn ve otoritelerin fiyat istikrarýný saðlama konusunda hane halkýnýn güvenini kaybetmeleri halinde, finans piyasalarýnýn da enflasyonun orta vadede belirsizliðinden rahatsýz olacaklarý için daha çok çalkantý yaþayacaðýný hatýrlatmakta. Bu nedenle, ‘güçlü dolar'dan yana olduðunu vurgulayan Baþkan Bush ve Beyaz Saray'ýn daha fazla adým atmasý gerekecek. Kaynak:Referans
Avrupa, Amerika ve Japonya’daki yetkililer yaþanan sýkýntýlarý aþmak için çok çalýþýyorlar. En fazla çalýþanlar buralardaki merkez bankalarý.
Neredeyse her hafta yeni bir önlem açýklanýyor. Önlemlerin bir kýsmý finans piyasalarýndaki çalkantýlarý durdurmaya yoðunlaþýyor. Amerika özelinde, ekonominin bir durgunluða girmemesi için geniþleyici maliye politikalarý da uygulamaya kondu. Þimdilik, hiçbir önlem kendinden bekleneni vermiþ gibi görünmüyor.
GÜNLÜK SEVÝNMELER
Amerika’da konut kredilerinin en riskli bölümünde risklerin gerçekleþtiði fark edilince, pislik ortaya çýktý. Bu çeþit kredilere dayandýrýlan menkul kýymetler hýzla deðer yitirdi ve teminat olma özelliklerini kaybettiler. En büyük finans kuruluþlarý dahi likidite sýkýntýsýna girdiler.
Geliþmiþ ülkelerdeki merkez bankalarý piyasadaki yaþananlara önce para basarak tepki verdi. Yaþananlarýn inþaat sektöründeki olasý durgunluk yoluyla tüm ekonomiye yayýlmamasý için Amerika’da (FED) kýsa vadeli faizleri indirmeye baþladý. Faiz indirimleriyle ayný zamanda finans kurumlarýnýn borçlanma maliyetlerinin düþürülmesi hedeflendi. Kýsacasý, Amerika’da para politikasý gevþetildi. Avrupa ve Japonya merkez bankalarý ise faizleri artýrma eðilimindeyken, artýrýmlarý durdurdular. Oralarda da para politikasýnýn sýkýlaþtýrýlmasý durduruldu.
FED’in her faiz indiriminde piyasalar sevindi. Sonra her þey eskiye döndü. FED olaðanüstü toplantýlarda piyasalarý þaþýrtarak faizleri indirdi. Piyasalar birkaç gün sevinip eski hallerine göndüler. Bush Ýdaresi ekonomiyi canlandýrmak için vergi iadesi yapmaya kalktý. Piyasalar önce sevinip sonra eskiye döndüler. FED ve diðer dört büyük merkez bankasýnýn ortaklaþa açýkladýklarý likidite kolaylýðý stratejisi de ayný etkiyi yaptý.
KURBAN GEREKÝYOR
Piyasalarda hiçbir önlem iþe yaramýyor. Piyasalar alýnan önlemleri beðenmiyor. Çünkü, finans kurumlarý arasýnda ve finans kurumlarýna karþý geliþmiþ ülkelerde "güven bunalýmý" yaþanýyor. Bilançolarda eskiden "varlýk" olarak deðerlendirilen yatýrýmlarýn bir kýsmýnýn deðeri kalmadý. Ama, hiç kimse, kimde ne olduðunu bilmiyor. Açýklanan kar/zarar rakamlarýna da fazla güvenilmiyor. Dolayýsýyla, kurumlar birbirleriyle borç-alacak iliþkisine girmekten kaçýnýyorlar. Alýnan önlemler de güven bunalýmýnýn aþýlmasýna yetmiyor. Hatta, bunalýmýn artmasýna neden oluyor. Çünkü, otoritelerin her olaðanüstü tepkisi, piyasalarda gerçeklerin düþünülenlerden de kötü olabileceði izlenimini güçlendiriyor.
Güvenin yeniden tesisi, ancak gerçek resmin tam olarak ortaya çýkmasýyla oluþacak gibi görünüyor. Resmin ortaya çýkmasý sistemde bazý temizliklerin olmasýný kaçýnýlmaz kýlýyor. Amerika böyle bir durumu tasarruf sandýklarý (Savings&Loan) batýþýnda da yaþamýþtý. Ancak temizlik yapýlarak güven bunalýmý aþýldý.
Böyle durumlarda, likiditeden çok, batýklarýn ayrýlmasý (sistemden çýkarýlmasý) daha büyük önem taþýyor. Batýklarýn ayrýlmasý çoðu zaman kamu parasý gerektirir. Pahalýdýr. Dolayýsýyla, otoriteler bu operasyonu en son seçenek olarak görürler. Ama, bu çözüm genellikle kaçýnýlmaz olur. Geciktikçe maliyet artar.
Piyasalar kurban istiyor. Herkesin þaþýracaðý kurban ya da kurbanlar verilene kadar sýkýntýlarýn aþýlmasý zor görünüyor. Bu süreç belki de baþladý. Ama, daha iþin baþýndayýz. Kaynak:Referans
Güngör Uras Artýk dolar bozdurmanýn zamaný geldi mi?
Ayþe Haným Teyzem “Dolar bozdurmanýn zamaný geldi mi?” diye soruyor. Sonra da ekliyor “Kendim için sorduðunu sanma... Komþular için soruyorum...”
Güldüm “Ayþe Haným Teyzeciðim” dedim... Memlekette ortalýðý toz duman kaplasa kimse baþka þey ile ilgilenmiyor da... Bu toz dumanda dolar fiyatý ne olur diye merak ediyor.”
Ayþe Haným Teyzem cevap almakta ýsrarlý “Lafý çevirme... Bak geçen cuma akþam üzeri Yargýtay Baþsavcýsý’nýn AKP hakkýndaki iddianamesi açýklandý. Komþular diyor ki, pazartesi sabahý dolar fiyatý yükseliþe geçer... Pazartesi dolarlarý satalým mý?”
Bu defa ben sordum “Neden dolar satmak istiyorlar? Bundan sonra Türk parasýna mý dönecekler?”
Ayþe Haným Teyzem ciddi ciddi anlattý: “Garibanlar dolar fiyatý artacak diyerek ellerindeki avuçlarýndaki üç kuruþ ile dolar almýþlar... Dolarý 1.25 YTL’den 1.30 YTL’den alan var. Kaç aydýr dolar 1.20 YTL’nin altýnda dolanýp durdukça, “Ah biz ne yaptýk da dolar aldýk” diye dertleniyorlar. Dolar fiyatý biraz artsa hemen satacaklar...”
Halkýmýz dolardan vazgeçemiyor
“Ayþe Haným Teyzeciðim” dedim, “Satarlar ise bundan sonra bir daha dolar almayacaklar mý?”
Bu defa o güldü “ Vallahi” dedi, “Ben bizim komþularý bir türlü anlayamýyorum... Bunlardan biri var... Dolar 1.20’ye çýksýn... Elimdeki dolarlardan kurtulacaðým. Bir daha dolara el sürmeyeceðim diyordu. Dolar 1.20’ye çýkýnca sattý. Derken efendim, dolar bir ara 1.23 falar oldu ya... Bizimki koþa koþa gene döviz büfesine gitmiþ... 1.20’den sattýðý dolarlarýn yerine 1.23 YTL den dolar almýþ... Þimdi o da baþýmýn etini yiyor. Pazartesi dolar 1.23’ün üzerine çýkacak mý diyerek sorgu sual eyliyor. Söyle bakalým bu dolar fiyatý neden artmýyor? “Yargýtay Baþsavcý iddianame yazdý, AKP’nin kapatýlmasý isteniyor” haberi üzerine dolar fiyatý artar mý?
“Ayþe Haným Teyzeciðim” dedim, “Dolar fiyatýnýn uzun süredir artmamasýnýn nedeni, sizin anlatýmýnýzýn içinde var... Dolar fiyatý nasýl olsa artacak diye düþünen halkýmýzýn bankalarda 80-90 milyar dolarý var. Diyelim ki ceplerde, yastýk altýnda da 20-30 milyar dolar... Demek ki dünya kadar dolar bir köþede duruyor. Bunlarýn büyük bölümünü halkýmýz, sizin komþular gibi dolar pahalý iken satýn almýþlar...
Dolar fiyatý biraz baþ kaldýrýnca, 1.23-1.25 YTL olunca, bazýlarý fýrsat bu fýrsat diyerek dolarlarýný satmaya kalkýyor. Onlarýn dolarý piyasaya dökülünce de dolar fiyatý pattt diye 1.20 YTL’ye veya altýna iniyor.
Bugün dolar kaç YTL olur?
Pazartesi sabahý dolar fiyatý 1.25 YTL’den açýlacak. Çok olasýdýr ki 1.30 YTL’.ye doðru yükseliþe geçecek. Ama bazýlarý fýrsat bu fýrsat diyerek dolar satacak... Dolar fiyatý gene 1.25 YTL’ye doðru iniþe geçecek...”
Ayþe Haným Teyzem, “Ýnanayým mý sana?” dedi. “Bu söylediklerini komþulara söyleyeyim mi? Bak iþin sonunda mahcup olmak var... Komþular dolar fiyatý pazartesiden sonra týrmanýr, týrmanýr 1.50 YTL olur diyorlar... 1.70 YTL olacak diyenler var.”
“Ayþe Haným Teyzeciðim, dolar fiyatýnýn ne olacaðýný kimseler tahmin edemez. Bakýnýz 1 euro þimdilerde 1.50 dolarýn üzerine çýktý. Bunu tahmin edecekler olsa idi 1 euro 1.20 - 1.30 dolarlarda dolanýrken herkes dolardan euro’ya dönerdi... Ben de size ‘mesala’ diyerek tahminde bulunuyorum.
Tahmin yaparken de 2 göstergeye bakýyorum (1) Ocak ayý rakamlarý açýklandý. Ülkeye döviz açýðýndan daha fazla döviz giriþi devam ediyor. Kredi olarak giriyor ama döviz giriyor. (2) Halkýn dolar stoðu çok büyük .Dolar fiyatý biraz baþkaldýrsa halk dolar satýþýna baþlýyor. Piyasa sýð olduðu için dolar fiyatý hemen geriliyor.
Döviz kredisi yükü olan bankalar ile Türkiye’de riski olan yabancýlar dolar fiyatýnýn artýþýný istemiyor. Ýþte bunun içindir ki, Baþsavcý iddianame hazýrladý diye dolar fiyatý patlamaz. Ama bu iddianame üzerine AKP Baþkaný olarak Baþbakan ortamý gerer, huzursuzluðu artýrýr ise... Ýþte o zaman ne olur bilemem..” dedim.
Ayþe Haným Teyzem beklediði cevabý alamadýðý için yüzünü astý. “Hadi ben gidiyorum” diyerek uzaklaþtý. Kaynak:Milliyet
Cuma akþamý Yargýtay Baþsavcýsý AKP’nin kapatýlma istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açýnca siyasal gündemin ana konusu bu oldu.
Hafta sonunda hemen herkes piyasalarýn pazartesi günü nasýl açýlacaðýný merak etti, tahminler yürüttü. Profesyonel finansçýlarýn beklentisi YTL’nin dolar karþýsýnda 1.25’e, amatörlerin ise 1.30’a kadar düþeceði biçimindeydi. Açýlýþ her iki beklentinin arasýnda oldu. Ancak borsada daha sert satýþlar gözlendi.
Kimileri yaþanan bu gerginliðin tamamýný AKP’nin kapatýlma istemine baðlýyor. Hatta bu nedenle de Yargýtay eleþtiriliyor. Ancak yaþanan gerginliðin tamamý bu süreçten kaynaklanmýyor. Nitekim cuma akþamý davanýn açýldýðý sýralarda döviz kurunda çok az bir deðiþiklik olmuþtu. Aslý deðiþiklik ise ABD’den gelen bir baþka önemli haberle baþladý.
FED teyakkuz halinde
Cuma günü New York’un tanýnmýþ yatýrým kuruluþlarýndan Bear Stearns’ün mali durumunun öylesine bozulduðu anlaþýldý ki, tam bir iflas haline geldi. Borsada þirketin hisse senedi fiyatý yarý deðerine indi. Borsada büyük bir satýþ dalgasý yaþandý. Ve nihayet pazar günü apar topar toplanan FED hem iskonto faizini 25 baz puan indirdi, hem de Bear Stearns’ün JP Morgan Chase tarafýndan 2 dolara satýn alýnmasýný saðladý.
Kýsacasý, dün yaþanan gürültünün ana nedeni yurtdýþýnda akla bile gelmeyecek önemli finans kuruluþlarýnýn batma noktasýna gelmesiydi. Düþünebiliyor musunuz; bu hafta bir de Lehman Brothers þirketinin batacaðý dedikodusu çýktý. Ýnanmak mümkün deðil!
Bu akþam ise FED’in önceden açýkladýðý mutat toplantýsý var. Bu toplantýdan piyasalar en az 75 baz puan indirim bekliyor. Belki de bu yetmeyecek, depremin durmasý için 100 baz puan indirim gerekecek. Ancak faiz indirimleri artýk fayda saðlamadýðýna göre yaralý finans kuruluþlarýna doðrudan yardým saðlamak belki de daha uygun çözüm.
Türkiye’nin riskleri büyük
Küresel deprem sürecinde Yargýtay Baþsavcýsý’nýn açtýðý dava elbette iþe tuz biber ekti. (Gerçi yanlýþ anlaþýlmasýn; piyasalar bozulmasýn diye elbette hukuk savsaklanamaz.) Fakat dünyada sarsýntý olurken Türkiye ekonomisinin çok daha fazla etkilenmesinin somut nedeni göz ardý edilmemeli:
Türkiye’nin dýþ açýðý 2007 yýlýnda 38 milyar dolara dayandý. 2008 yýlýnda petrol fiyatlarý bu düzeyde kalýp artmazsa bile açýk 45 milyar dolardan aþaðý olmayacaktýr.
Hele yabancý yatýrým kuruluþlarýnýn çýkardýklarý 10 milyar dolar yakýn para da buna eklenirse 55 milyar dolarlýk finansman gerekecektir. Bunun da ne Merkez Bankasý ne de bankalar rezervlerinden (yani DTH’lerden) karþýlanmasý mümkün deðildir. Kýsacasý, Türkiye’nin riskleri daha da artmýþtýr.
Bu durumda hükümete hatýrlatýlacak bir ekonomik gerçek var; ekonominin temelleri saðlam olsaydý bu tür davalarla piyasalar çökmezdi. “Yoðurdum karadýr diyen olmaz” ama baþkalarýna kabahat yükleyerek de bu iþler hiç hallolmaz. Elbette AKP kapanýrsa ülke siyasal istikrarsýzlýk içine girer diye ürkenler olabilir. Ama unutmayalým ki, bu þimdilik uzak olasýlýk. Kaynak:Milliyet
Yaman Törüner Yapýlacak daha çok þey var
1-Ülkemizde sosyal güvenlik kurumlarýnýn kamuya ait olmasý ve bunlarýn bütçelerinin sürekli açýk vermesi bu kurumlarýn sermaye piyasasýna girmesini engelliyor. Sosyal güvenlik reformu bile, bu konuya tam çare bulamayacak. Sosyal güvenlik sistemimizin hiç olmazsa bir bölümünü, mutlaka özelleþtirmeli; özel saðlýk sigortacýlýðýný desteklemeliyiz.
2- Yatýrým fonu kurulmasýnýn þartlarý aðýr. Kuruluþ prosedürü uzun ve aðýr yükümlülükleri var. Sermaye Piyasasý Kurulu bu þartlarý hafifletmeli. Yatýrým fonlarýný þahýslar da kurabilmeli. Kimin kurucu olduðundan çok bunlarýn faaliyetleri önemli olmalý.
3- Halka açýk þirketlerin sayýsý ve bu þirketlerin halka açýklýk oranlarý düþük. Bu durum manipülasyonlarý da kolaylaþtýrýyor. Hem halka açýk þirket sayýsýnýn artmasýný özendirmeli, hem de açýklýk oranýnýn artýrýlmasý için teþvikler getirilmeli.
Yeni enstrümanlar
4- Sermaye piyasasý araçlarý yetersiz. Özel sektör tahvilleri bir borçlanma enstrümaný olmaktan tamamen çýkmýþ görünüyor. Kara iþtirakli tahvil, hisse senedine deðiþebilir tahvil gibi enstrümanlar özendirilmeli. Yeni enstrümanlar, alýþveriþ sistemleri ve borsalar sisteme dahil edilmeli. Bunlar ekonomilerde istikrarý sürdüren önemli hususlardýr.
5- Yurtdýþýndan piyasalara giren fonlar tamamen denetimsiz. Bunlardan hiçbir bilgi alýnamadýðý gibi, bu fonlar aracýlýðýyla yatýrým yapanlar vergi de vermemekteler. Devlet, bunlarý kontrol edemediði için bütün dikkatini içerideki yatýrýmcýlar üzerinde toplamýþ vaziyette.
6- El konulan halka açýk bankalarýn durumu çok sayýda yatýrýmcýnýn birikimlerinin heba olmasýna yol açtý. Bankalara el konulurken küçük tasarruf sahibinin hisselerine de bedelsiz el konulmuþ oluyor. Bu konu çözüme kavuþturulmalý.
7- Ekonomi yönetiminin “B Planý” yok. Bir savaþ anýnda, bir doðal afetle karþýlaþýldýðýnda, bir global krizle veya hükümet buhranýyla karþýlaþýldýðýnda, ne yapýlacaðý belli deðil. Devlet Planlama Teþkilatý, sorumlu olmasý gereken bu iþleri yapamýyor.
Bankacýlýðýn yükleri
8- Bankacýlýk sistemimizde, krediler üzerindeki yükler bir türlü azaltýlamadý; kaldýrýlamadý. Bu yüzden, Türk sanayisi geliþemiyor. Örneðin, yabancý bankalarýn verdikleri krediler, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi’ne tabi deðilken, bizim bankalarýmýzýn, hatta bizim bankalarýmýzýn yurtdýþýndaki þubelerinin verdikleri kredilerden bu vergi alýnýyor. Devlet, bütün bankalarla bu nedenle mahkemelik. Maliye, bu soruna mutlaka çare bulmalý.
9- Devlet, vergileri tahsil ederken ediyor ama yanlýþ tarh edildiði mahkeme kararlarýyla kesinleþen vergi borçlarýný geri ödemiyor. Bunun dýþýnda da, birçok ekonomik konuda, devlet mahkeme kararlarýna uymuyor. Sonra, hukukun üstünlüðünden bahsediliyor.
10- Merkez Bankasý’nýn denetimi bir türlü Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafýndan yapýlýr hale getirilemedi. Oysa, Merkez Bankasý’nýn denetimsiz harcamasý, toplam emisyonun yüzdelerle ifade edilebilecek bir bölümünü teþkil ediyor. Kaynak:Milliyet
Dün önemli bir uluslararasý finans kuruluþunun Londra’daki bir yetkilisiyle konuþuyorum. Adalet ve Kalkýnma Partisi’nin kapatýlmasý istemiyle açýlan davanýn Türkiye’ye yatýrým yapanlar için bardaðý taþýran damla olduðunu söylüyor. “Türkiye patladý, bazý çok büyük fonlar dahil, herkes Türkiye’den çýkmak istiyor, yüz milyonlarca dolarlýk satýþ talebi var önümde” diyor. Türkiye’nin yakýn geleceðini hiç de iyi görmüyor.
Türkiye büyüyen dýþ açýðýyla zaten dikkat çekiyordu ve aþýrý deðerlenmiþ Türk lirasý küresel sistemdeki en zayýf halkalardan biriydi. YTL’nin deðerinin bu güne dek korunabilmesi ise yüksek getirinin yaný sýra Türkiye’nin kendine özgü koþullarýna baðlanýyordu. Þimdi bu “kendine özgü koþullar”, 21 Þubat 2001’de olduðu gibi, Türkiye’nin aleyhine iþleyecek ve Türkiye’den para kaçýþýný körükleyebilecek.
Bunun sonucunda Türk lirasýnýn nereye gideceðini ve ekonominin nasýl etkileneceðini göreceðiz.
Tehlikeli bir döneme girildi
Bu noktadan sonra Türkiye’deki her geliþme çok daha yakýndan izlenecek ve öncelikle olumsuz faktörleri görme eðilimi artacak. Türkiye’nin dýþ kredi notunun yükselebileceði yolunda bir beklenti yaratma çabasýnda olanlar ise þimdi notun düþürülmemesi için dua etmek zorunda kalacak.
Türkiye’nin dýþ dünyadaki riskini týrmandýran geliþmelerin, küresel finans sistemindeki derin krizin zirveye týrmandýðý bir noktada gündeme gelmesi de ürkütücü bir faktör. ABD banka sistemindeki çöküþün bundan sonra nelere yol açacaðýný, yeni kurbanlarýn kimler olacaðýný kimse bilmiyor. Küresel sistemdeki bütün bankalarýn bu büyük depremden etkilenmesi söz konusu. Küresel kredi havuzundaki her damlanýn kýymete bineceði bir döneme giriyoruz.
Bu ortamda, büyük ölçüde dýþ kaynak giriþiyle dönen Türkiye ekonomisinin zorlanmasý zaten gündemdeydi. Þu ya da bu hesapla siyasal istikrarsýzlýk riskini göze alanlar bunu ne kadar hesaba kattý bilmiyorum ama çok tehlikeli bir döneme girdiðimiz açýk. Kaynak:Milliyet
Dün ‘çok iyi’ geçti. Bakmayýn dolarýn 1.27 YTL’lerin üzerine çýkmasýna. Bakmayýn borsada hisse senetleri fiyatlarýnýn yüzde 7.5 düþmesine... Bunlar olaðan.
Kapatma davasý ve AKP’nin gösterdikleri sert tepkiden sonra pazartesi sabahý ekonomideki oyuncularýn ne yapacaðý merakla bekleniyordu.
En iyimserler bile, dolarýn en fazla 1.30’lara kadar çýkabileceðini, kötümserler ise 1.30 YTL’nin üzerinde týrmanýþa geçeceðini söylüyordu.
Çok ilginçtir ki, pazartesi günü bizde (1) dolar fiyatýndaki yükselme (2) borsada endeksindeki gerileme Baþsavcý’nýn iddianamesiyle baþlayan ve Baþbakan’ýn sert açýklamalarýyla doruða çýkan tansiyondan etkilenmedi.
Piyasalar yurtdýþý piyasalarýn tamamýný etkileyen, dalgalanmalarýn rüzgârýyla sallandý.
Oyuncular korkuyor
Bundan önce ‘Cumhurbaþkaný’nýn elindeki Anayasa kitabýný masaya fýrlatmasýyla’ krize giren ekonomi, iktidar partisinin kapatýlmasýyla sonuçlanacak bir mahkeme süreci karþýsýnda nasýl oldu da bu kadar sakin kalabildi?
Bizim piyasalarýmýz büyük sarsýntýlara ‘dolara hücum’la girer. Önce yabancýlar, sonra bankalar ve de daha sonra onlardan etkilenen halk dolara hücum ettiðinde, piyasalar çöker.
Bu defa yabancýlar da, bankalar da, halk da dolara hücum etmedi. Çünkü þartlar dünden çok farklý.
- Yabancýlar Türkiye’de 56 milyar dolarlarýný hisse senetlerine, 31 milyar dolarlarýný bono ve tahvile baðlamýþ durumda.
Borsadaki fiyatlar dünyadaki çalkantýdan etkileniyor. Dünya borsalardaki paniðin ardýnda, özellikle bankalarýn çöküþü ve sanayi þirketlerinin kârlýlýðýnýn azalmasý var.
Bizde bankalar çökmediðine, büyük sanayi þirketlerinin kârlýlýðý devam ettiðine göre, hisse senetlerinin karþýlýðý saðlam... Ama fiyatlarý geriliyor. Bu kargaþada yabancýnýn satarak Türkiye’den çýkmasý pek akýl kârý deðil.
- Batý piyasalarýnda iþlem gören kâðýtlarýn deðerinin sanal olduðu anlaþýldý. Piyasada güvenilir kâðýt kalmadý. Halbuki T.C. Hazine kâðýtlarý hem saðlam hem de reel getirisi yüksek. Yabancýlarýn Türk piyasasýný hemen terk etmelerini gerektirecek bir durum yok. Ýþte bu nedenlerle dolara hücüm etmediler.
Kimseye yaramaz
- Bankalar büyük ölçüde döviz kredisi kullanýyor. Vadesi geldikçe döviz kredilerini yeniliyor. Bu döviz kredileri karþýlýðý içeride müþterilerine dolar ve YTL kredisi açýyor.
Bankalar dolara hücum ederek dolar fiyatýnýn yükselmesine yol açmaktan, piyasada panik yaratarak kredilerini riskli duruma getirmekten çekiniyorlar. Bu, kendi ayaklarýna kurþun sýkmak olur. Tersine, dolar fiyatýný aþaðýda tutmaya çalýþýyorlar.
Ýþte bu nedenle bankalar dolara hücum etmiyor.
- Halkýmýzýn bankalarda 95 milyar dolarý var. Yastýk altýnda tuttuklarý nakit döviz miktarý 15-20 milyar dolar kadar. Halkýmýz döviz tutmaktan bugüne kadar zarar gördü. Genel beklenti dolar fiyatý yükselince satýþa geçmektir. Piyasa sýð olduðu için halk biraz dolar satmaya kalksa dolar fiyatý gene eski rakama iniyor.
Halkta YTL kalmadý. Halkýn borcu var. Dolar almaktan korkuyor. Almak istese parasý yok.
Ýþte bu nedenle halkýmýz dolara hücum etmiyor. Ve de iþte bunun için pazartesi “iyi“ geçti... Pazartesi “iyi geçti” diyerek, “Ekonominin geleceði saðlamdýr. Böyle geldi, böyle gider“ diyebilir miyiz? Hayýr... Þimdilik derdimiz “günü kurtarmaktýr”. Günü kurtardýk ya... Yarýnlar için Allah kerim! Kaynak:Milliyet
Ercan KUMCU Sallantýyý yine vergi verenler durduracak
GELÝÞMÝ ülkelerin finans piyasalarýnda yaþanan çalkantýlar yeni bir döneme girdi. Varlýk fiyatlarýnýn düþüþü ile baþlayan süreç banka ve aracý kurumlarýn birbirlerine borç vermekten çekinmeye baþlamasýna yol açtý. Güven bunalýmý giderek artýyor.
Bu aþamada merkez bankalarýnýn para basmasýyla sorunlarýn aþýlabilmesi olanaðý kalmadý. Merkez bankalarý tarafýndan piyasaya verilen likiditenin zordaki finans kurumlarýna ulaþabilmesi olanaðý giderek ortadan kalktý.
Finans kurumlarýnýn birbirlerine olan güveninin yok olmasýyla, sistem giderek daha fazla katýlaþtý. Hakkýnda çeþitli dedikodular çýkan banka ve aracý kurumlar borçlanabilme olanaklarýný giderek kaybettiler. Sonuçta, bu kuruluþlar yükümlülüklerini yerine getirememeye baþladýlar. Doðru ya da yanlýþ, dedikodular da artmaya baþladý.
DEVLETE YASLANMAK
Ýlk aþamada Amerikan Merkez Bankasý (FED) yükümlülüklerini karþýlayamayan bir finans kuruluþuna "acil yardým" yaptý. Bu haber, hem bu kuruluþu hem de benzerlerini sistemin hedefi haline getirdi. Bunlar piyasadan üç-beþ kuruþ borçlanabilirken, þimdi hiç borçlanamamaya baþladýlar.
Acil yardým alan kuruluþ, geçen haftaki piyasa deðerinin yüzde 10’una bir banka tarafýndan satýn alýndý. Bir baþka yatýrým fonu tasfiyesini talep etti.
Ýçinde yaþanan sürecin son aþamasý zordaki finans kurumlarýnýn devlete yaslanmasýdýr. Yani, vergi verenler çözümün bir parçasý olmak durumundadýr. Bu enflasyon yoluyla ve devletin zordaki kurumlara doðrudan para koymasýyla olacaktýr.
Devletin iki seçeneði vardýr. Birincisi, durumu bozulan finans kuruluþlarýnýn, elindeki deðerleri neredeyse sýfýra gelmiþ varlýklarýnýn devlet tarafýndan çok daha yüksek fiyattan satýn alýnmasýdýr. Bu seçenek yalnýzca finans kurumlarýný deðil, onlarýn hissedarlarýný da kurtarmak anlamýna gelir. Dolayýsýyla, tercih edilebilecek bir yol deðildir.
Ýkinci seçenek, devletin zordaki finans kurumlarýna sermaye koymasýdýr. Devletleþtirme ile hem sermaye yapýsý güçlenecektir hem de güven krizi aþýlacaktýr. Yeni sermaye ile bir süre bu kurumlar tedavi edilebilirler.
Güçlendirilmiþ sermaye ve biraz düzelmiþ bilançolarýyla bu kurumlar satýþa çýkarýlabilirler. Belli bir fiyattan alýcý da bulabilirler. Satýldýklarýnda, devlet koyduðu sermayeyi geri alabilir. Alamadýðýnda, fatura vergi verenlere çýkacak demektir.
Devletin bazý finans kurumlarýnýn birer birer batmasýna seyirci kalmasý hem Amerikan ekonomisi hem de dünya ekonomisi için çok daha maliyetlidir.
Finans piyasalarýndaki batýþlarýn devam etmesi güveni çok daha sarsýp krizin hýzla büyüyüp derinleþmesine yol açabilecektir. Böyle bir olasýlýk karþýsýnda hiçbir devlet yaþananlara kayýtsýz kalamaz. Sonuçta, ekonomideki toplam tasarruflarýn hýzla erimesi riski vardýr.
PARA ÇÖZÜM DEÐÝL
Kýsa dönemde, sorunlarýn çözümü halá merkez bankalarýndan beklenmektedir. Örneðin, FED, hafta sonunda zordaki kurumlara kredi verme yolu olan ýskonto penceresinden kullanýlan kredilerin faizini düþürdü. Bugün büyük bir olasýlýkla kýsa vadeli faizleri yine yüklü bir miktarda düþürecektir.
Belki, þimdi daha yüksek olan ýskonto faizini kýsa vadeli hedef faize eþitleyecektir. "Kavgada yumruðun hesabý olmaz" anlayýþýyla para politikasýnýn gevþetilmesiyle enflasyon risklerinin giderek artmasý göz ardý edilecektir.
Sorunlarýn çözümü artýk FED’in elindeki araçlarla olanaklý görünmemektedir. Aksine, FED, gelinen noktada, ne denli bu sorunlarý kendi olanaklarý içinde çözmeye kalkarsa, ileride faizleri eskiye göre çok daha fazla artýrmak zorunda kalacaðý bir sürece sürüklenmektedir. O döneme gelindiðinde, FED baþka krizlerin de tetikleyicisi olabilecektir.
Kalýcý çözümün gecikmesi uluslararasý piyasalarý da giderek daha tedirgin ediyor. Kaldý ki, Avrupa ve Japonya’dan daha neler çýkabileceði de henüz belli deðil. Kaynak:Hürriyet
Erdal SAÐLAM Kapatma davasý etkisi yüzde 10-20
DÜN piyasalar çok kötüydü. Kötüydü ama bunun AKP hakkýnda açýlan kapatma davasýyla ilgisi yok denecek kadar azdý.
Düne iliþkin tahminlerimizin bu yönde olduðunu yazmýþtýk. Dün akþam saatlerinde piyasa oyuncularýyla konuþtuðumuzda, piyasalardaki kötüleþmenin hemen hemen tümüyle dýþarýdaki geliþmelerden kaynaklandýðýný söylediler.
Dýþ piyasa bu kadar kötüyken, AKP kapatma davasýnýn iç piyasalara etkisinin kolay kolay ölçülemeyeceði açýk. Bankacýlar da ayný görüþü benimsiyor ama ille de kapatma davasýnýn etkisi için bir oran vermelerini istediðimizde, "Yüzde 10-20 etkili oldu belki" diyorlar.
Bu etkinin çok daha fazla olduðu görüþünü savunanlar da var. Bu yorumda bulunanlarýn dayandýðý temel veri ise Avrupa hisse senedi piyasalarýndaki yüzde 3-4’lük düþüþlere karþýlýk, ÝMKB’deki dünkü düþüþün yüzde 6-7 oranýný bulmasý.
Halbuki baþka zamanlar da, yani kapatma davasý yokken de, Avrupa piyasalarýndaki düþüþler, fazlasýyla Türkiye’ye yansýdý. Yakýn geçmiþte bunun örneklerini çok gördük.
Çünkü Avrupa hisse senedi piyasalarý çok daha derin ve bu piyasalardaki yabancý payý çok daha sýnýrlý. Daha doðrusu, bir panik olduðunda geliþmiþ ülkelerden kaçýþ örneðin 2 birim olunca, bizim gibi geliþmekte olan ülkelerden kaçýþ yüzde 4-5’i buluyor. Yani ABD ve Avrupa piyasalarýndaki kötüleþme bize her zaman fazlasýyla yansýyordu, yine öyle oldu.
Bu nedenle hisse senedi piyasalarýndaki düþüþü örnek gösterip AKP’ye kapatma davasý açýlmasý bizim piyasalarý iki kat fazla olumsuz etkiledi demek, bizce doðru deðil.
Zaten bu olumsuz etkinin katlanmamasý için hükümetin biran önce önlem almasý gerektiðini, krize karþý ekonomiyi daha dayanýklý kýlmasýný istiyorduk. Böyle bir þey yapýldý mý?
Bizce kapatma davasý açýlmasaydý da, hükümet önlem almadýðý için, Avrupa hisse senetleri piyasalarýndaki kötüleþme, yine bize fazlasýyla yansýyacaktý.
ARTIK BATIKLAR BEKLENÝYOR
Kurlara ve faizlere baktýðýnýzda ise bizdeki olumsuz etkinin ancak yurtdýþýndaki kadar olduðunu görürsünüz. Türkiye ekonomisinde hisse senedi payýnýn ne kadar düþük olduðunu göz önüne alýrsanýz, zaten toplam ekonomiyi etkileme derecesi de kendiliðinden ortaya çýkar.
Bütün bunlarý "AKP’ye kapatma davasý açýlmasý iyi oldu" demek için söylemiyorum, aslýnda tam tersini söylüyor, bu davanýn AKP’nin azalan oylarýnýn yeniden canlandýrýlmasýna yol açacaðýný düþünüyorum. Ancak piyasalar açýsýndan da doðru analizler yapmamýz gerekiyor.
Piyasalarý kötüleþtiren tümüyle dýþ piyasalar. ABD Merkez Bankasý FED, hafta sonunda iskonto faiz oranlarýný 25 baz puan indirdi ve iskonto penceresinden verdiði borçlarda, karþýlýk olarak birçok senedin alýnabileceðini açýkladý. Yani, bankacýlarýn yorumuyla, "FED o noktaya geldi ki; duvar kaðýdý getirsen bile sana ucuz para vereceðim" demeye baþladý.
Buna raðmen piyasalar sakinleþmediði gibi panik havasý daha da arttý.
Bugün FED yeniden faiz kararý verecek ve piyasalar artýk bu indirimin 1 puan olabileceðini bile düþünüyor. "Peki bu yüksek indirim çare olacak mý" derseniz, piyasalarýn hiç umudu yok.
Çünkü, küresel krizi faiz indirimleriyle idare etmenin mümkün olmadýðý da artýk anlaþýldý.
Ne olacak derseniz, artýk iflaslar bekleniyor. Yani önemli þirket batýþlarý olmadýðý takdirde, bu krizin dip noktasýný bulduðumuzu söyleyemeyeceðiz.
Dünyada riskten kaçýþ eðilimi devam edip, doruk noktalara ulaþýrken, bizde tüketici güven endeksi þubat ayýnda yüzde 5 düþüþ gösterdi, ilk kez yüzde 90’ýn altýna düþtü.
Bu endeksin içinde kapatma davasý filan da yok. Yani gidiþat, bu kapatma davasýndan baðýmsýz olarak da kötüydü, önlem alýnmadýðý için kötü gidiþat devam edip, güven azalýyordu. Þimdi bu trend devam ediyor, önlem alýnmadýðý takdirde devam de edecek... Kaynak:Hürriyet