wWw.Finans.Ekibi.NET adresine tandk.
Tarafsz ve kk yatrmcy koruyan eitici yorumlarmzla Finans Ekibindeyiz.
IMKB, VOB, FOrex, BES ksacas Ekonomi ve Borsa ile ilgileniyorsanz; sizi de bekleriz.
uanki Zaman: 20-11-2008, 10:46:09 AM
Hogeldin Misafir ! (Giri — ye Ol)
Cüneyt ÜLSEVER Ekonomi alarm veriyor: Soðukkanlý bakan yok!
TÜRKÝYE’nin büyük sorunu; kriz anlarýnda ülkenin durumuna soðukkanlý bakan insanlarýnýn sayýsýnýn çok az olmasýdýr. Onlarýn sesini de kimse duymak istemiyor. Alaturkalýk budur!
Türk insanýný galiba tek bir fiil belirliyor: "Taraf olmak!"
Türk insaný yargýya da, yürütmeye de, yasamaya da taraf tutarak bakýyor.
Her türlü edimde siyasi bir neden arýyor.
Hükümet yalakasý yazarlar Yargýtay Baþsavcýsý’nýn siyasi davrandýðýný düþünüyorlar, yakýn tarihten örnek ararsak; onlarý doðrulayacak çok örnek var.
Azýlý hükümet düþmanlarý ise iddianameyi mahkemenin verdiði son hüküm olarak çoktan kabul ettiler, mahkumiyetin baþlamasýný bekliyorlar. Onlar da AKP’den þikáyet ederken çok doðru örnekler buluyorlar.
Yalakalar utanmadan, sýkýlmadan dünya ekonomik krizini neredeyse tamamen Baþsavcý’nýn sýrtýna yýktýlar, durumu idare etmek isteyenler de pazartesi günü ekonomiyi vuran faktörler arasýnda neredeyse kapatma iddianamesinin hiç rolü olmadýðýný savunuyorlar.
Keþke birileri Financial Times’ýn Türkiye ile ilgili þu yorumuna kulak verse:
"Bir yýl sürebilecek hukuki mücadele, karar verme mekanizmasýný felce uðratabilir ve (zaten) duraksayan ekonomiyi ve yapýsal reform sürecini dondurabilir."
Ülkede her þart altýnda soðukkanlý kalmayý beceren nadir entelektüellerden Osman Ulagay da "Dün önemli bir uluslararasý finans kuruluþunun Londra’daki bir yetkilisiyle konuþuyorum. AKP’nin kapatýlmasý istemiyle açýlan davanýn Türkiye’ye yatýrým yapanlar için bardaðý taþýran damla olduðunu söylüyor. ’Türkiye patladý, bazý çok büyük fonlar dahil, herkes Türkiye’den çýkmak istiyor, yüz milyonlarca dolarlýk satýþ talebi var önümde’ diyor. Türkiye’nin yakýn geleceðini hiç de iyi görmüyor," diye yazýyor. (Milliyet-18.03.08)
Þimdi elimizde sonucu ülkeyi altüst edecek bir devasa dava ve yukarýda alýntýlarla tarif etmeye çalýþtýðým ekonomik bir gerçek var.
Birilerinin bu iki olguyu bir arada yönetmesi gerekir.
Þu anda ülkenin verdiði resim bu iki acý gerçeði birlikte yönetecek iradenin olmadýðýdýr.
Hükümet yalakasý gazeteler tümünü Baþsavcý’nýn sýrtýna yýktýklarý zararý ayný gün biri 18 milyar $, diðeri 33 milyar $ olarak ilan ederek kendi aralarýnda yarýþa giriyorlar ama galiba kimse olasý yýkýntýnýn altýnda yalakasý, statükocusu, iþadamý, iþçisi, köylüsü hep beraber kalacaðýmýzý göremiyorlar.
Anne-baba kavga ederken evi basan selde çocuklar boðulacak ama ne anne ne baba su baskýnýný durdurmak derdinde deðil, ikisi de "Çocuklar senin yüzünden suya kapýldýlar!" diyerek birbirlerini suçlamaya hazýrlanýyorlar.
Hükümetin ekonomi bakanlarý ve ekonomi ile ilgili yöneticileri zaten güven vermiyorlar. Dünyada gittikçe büyüyen kriz dalgasý karþýsýnda onlar çaresiz ve strateji yoksunu duruyorlar. Þimdi de bu dava zaten topun aðzýnda olan ülkemize yeni ve özel bir boyut kazandýrýyor. Ama oralý olan yok.
Bu ortamda en fazla soðukkanlý davranmasý gereken kiþi, kendi bizzat topun aðzýnda olsa da, Baþbakan! Ama o kavgaya tutuþmuþ delikanlý edasýnda yaþadýðý maðduriyetten nemalanma gayreti içinde. Cumhurbaþkaný da hemen kendisini taraf olarak ortaya attý ve vahim olaylara siyaset üstü bakmayý beceremedi.
Dilerim, bir aðabey çýkar ve hükümete her þeye raðmen kendisinin dümende bulunduðunu ve hem siyasi hem de ekonomik kriz yönetiminin en önemli iki unsurunun soðukkanlý durmak ve hazýrlýk yapmak olduðunu hatýrlatýr. Kaynak:Hürriyet
Güngör Uras Dövizde çýkýþ artmasa da giriþ aksayacak
(Turist Bakan Þimþek’in New York’ta söylediði olur ve de IMF ile iliþkiyi kesersek döviz bulmakta zorlanýrýz.)
Bundan önce ekonomimizdeki sarsýntýlar, yabancýlarýn Türk parasýndan dövize dönmeleri ve yurtdýþýna döviz çýkarma telaþýna girmeleriyle baþlardý.
Ýþte onun içindir ki, Baþsavcý’nýn AKP’nin kapatýlmasý için iddianame hazýrladýðýna iliþkin açýklamanýn ve bu açýklama sonrasý Baþbakan ile AKP ileri gelenlerinin baþlattýklarý ve týrmandýrdýklarý sert tartýþmalarýn ekonomide öncekilere benzer sorunlar yaratmasý bekleniyordu.
Haftanýn ilk iki günündeki geliþmeler bu olumsuz bekleyiþin yanlýþlýðýný ortaya koydu. Yabancýlar Türk parasýndan dövize dönüþ paniðine girmedi. Yurtdýþýna döviz çýkýþý büyük boyutlara ulaþmadý.
Sonuç olarak, ilk iki günün faturasý, dünya piyasalarýndaki olumsuz geliþmelerin rüzgârýnda dolar fiyatýnda küçük bir artýþ, borsada önemli bir gerileme sonucu “hazmedilebilir boyutta” kaldý.
40 milyar dolar açýðýmýz var
Pazartesi ve salý günlerdeki þartlar sürerse, yabancýlarýn (þimdilik) büyük ölçüde YTL’den dövize dönme eðiliminde olmadýklarý, bu nedenle de kýsa sürede yurtdýþýna büyük ölçüde döviz çýkýþýnýn beklenmediði söylenebilir.
Ama ortada bir gerçek vardýr. Geçen cuma günü piyasalar kapandýktan sonra baþlayan süreç, önümüzdeki dönemde döviz giriþini aksatacaktýr.
Bizim ekonomimizde “bugünkü þartlarýn sürebilmesi”, yýlda en az 40 milyar dolar döviz giriþi olmasýna baðlýdýr. 40 milyar dolar girerse döviz açýðýmýz kapanýr. Bugünküne benzer biçimde döviz harcarýz. 40 milyar dolardan daha fazla, örneðin 50-60 milyar dolar girerse, döviz bolluðu devam eder. Dolar ucuz ucuz satýlýr.
Bugüne kadar bu böyle oldu. Bunun için döviz sýkýntýsý çekilmedi. Ucuz ithalat yapýlabildi. Döviz fiyatý artmadý.
IMF’siz iþimiz çok zor
Döviz açýðýný kapatacak döviz (sermaye hareketiyle) bugüne kadar ülkeye 3 kanaldan girdi:
(1) Genelde kamunun varlýk satýþlarý, banka ve þirket satýþlarý nedeniyle yabancýlarýn getirdikleri doðrudan yabancý sermaye, (2) Yabancýlarýn hisse senedi ve bono satýn almak için getirdikleri dövizler ve de (3) Bankalarýn ve özel þirketlerin yurtdýþýndan bulduklarý döviz kredileri sayesinde ülkeye bol bol döviz geldi.
Dýþarýda þartlarýn kötüleþtiði dönemde, içerideki þartlar da birdenbire kötüleþti.
Dýþarýda, ABD kaynaklý krizin küresel boyut almasý karþýsýnda para eskisi kadar bol deðil. Ucuz deðil. Eskisi gibi gidecek yer arayýþýnda deðil. Eskisi gibi hangi ülkede olursa olsun þirket alalým, tahvil-hisse senedi satýn alalým, kredi daðýtalým arayýþý yok.
Küresel piyasalardaki þartlar böyle aðýrlaþýrken, Türkiye’nin döviz açýðýnýn kapatýlmasýný kolaylaþtýran 2 önemli çapayý kaybediyoruz. AB ile iliþkiler gevþedi.
Ölçüp biçmeden
“Turist Bakan Mehmet Þimþek, krizin Türkiye’ye faturasýný ölçüp biçmeden New York’ta konuþtu: “IMF ile iliþkiyi kesecekmiþiz!”
Çok yanlýþ bir karar. Önümüzdeki zor dönemde IMF desteðini kaybedersek döviz bulmak daha da güç olacaktýr..
Derken AKP’nin Anayasa’ya aykýrý davranýþlarý sürdürmedeki ýsrarý hem partinin hem ülkenin baþýna dert açtý. AKP ile ilgili davanýn yaratacaðý “belirsizlik” ortamý, AKP iktidarýnýn ve de siyasi kadrolarýn geleceðinin ne olacaðý sorusu, hem içeride hem dýþarýda piyasa oyuncularýnýn ellerini kollarýný baðlayacaktýr.
Önümüzdeki dönemde döviz açýðýmýzý kapatmanýn tek yolu kredi bulmak olacaktýr. Dünya ve ülke þartlarý ise kredi bulmayý hem zorlaþtýrmakta hem de kredi maliyetini yükseltmektedir. Özelleþtirme için, varlýk ve þirket almak için, hisse senedi, bono ve tahvil almak için doðrudan yabancý sermaye giriþi olmayacaktýr. Açýk anlatýmýyla, iþimiz zor... Kaynak:Milliyet
Merkez Bankasý, FED'e raðmen ters köþeye yatýrabilir
Kerem Alkin
Þubat ayý çekirdek enflasyon verileri ve iç talebin seyri, Merkez Bankasý'nýn bir faiz indirimi daha yapabileceðine iþaret ediyor. Ancak, siyasi fay hattýnda biriken enerji ve küresel kriz faiz indirimini ertelettirebilir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasý (TCMB) yönetimi ve Para Politikasý Kurulu (PPK) üyeleri açýsýndan bugünkü faiz karar toplantýsýnýn kolay bir toplantý olmadýðý aþikar. Toplantýyý zorlaþtýran nokta, gerek uluslararasý konjonktürün, gerekse de yurtiçi piyasa ortamýnýn yeterince nahoþ olmasý. Bu nedenle, böyle bir atmosferde, TCMB'nin alacaðý kararla doðru mesajý vermesi kritik önem arz ediyor. Para Politikasý Kurulu'nun mevcut politika faizini deðiþtirmemesi en yüksek ihtimal gibi gözüküyor. Bununla birlikte, yerli ve yabancý aktörlerin, faiz seviyesinin deðiþmemesi en yüksek ihtimalken, faiz indirimi kararýný en yüksek ihtimalmiþ gibi dillendirdikleri de gözlenmekte. Ayrýca, gerekçeleri hayli detaylandýrýlmýþ ve somut baþlýklara dayandýrýlmýþ bir faiz indirim kararýnýn da, piyasalar tarafýndan hayli olumlu karþýlanacaðý vurgulanabilir.
Ýndirimin gerekçeleri
Piyasa aktörleri genel Tüketici Fiyatlarý Endeksi (TÜFE) þubat ayý artýþ oranýnýn beklenenin bir hayli üstünde gelmesinden memnun kalmamýþ olsalar da, Türkiye Ýstatistik Kurumu'nun (TÜÝK), TCMB Para Politikasý Kurulu'nun kararlarýna destek olmak amacýyla hesaplamakta olduðu özel kapsamlý TÜFE oranlarýnýn sýkýntýlý bir tabloya iþaret ettiði unutulmamalý. Yani, TCMB'nin Türkiye'de enflasyon trendini analiz etmek amacýyla kullandýðý A'dan H'ye kadar kodlanmýþ sekiz özel amaçlý çekirdek enflasyon tanýmýnda, B, D, G ve H kodlu çekirdek enflasyon tanýmlarýnda önceki aylara göre tatsýz bir tablo olmadýðý vurgulanmalý.
Bu nedenle, yüzde 1,29 çýkarak herkesi þaþýrtmýþ olan þubat ayý genel TÜFE artýþ oranýna bakýp, TCMB'nin bugünkü Para Politikasý Kurulu toplantýsýndan 0.25 puanlýk, diðer bir deyiþle 25 baz puanlýk daha faiz indirimi kararý çýkmasýný doðal karþýlamak gerekir. Kaldý ki, TCMB'nin her ay ekonomi çevreleri ve daha geniþ anlamda kamuoyu ile paylaþtýðý Reel Sektör Güven Endeksi ile, Tüketici Güven Endeksi verilerine bakalým.
Türkiye ekonomisi soðuyor
Her iki endeks de, Türkiye ekonomisinin soðumaya devam ettiðini, reel sektörün iç talepteki zayýflamadan hayli muzdarip olduðunu, tüketicinin de güvenindeki zayýflamaya baðlý olarak mal almaya pek meraklý olmadýðýný teyit ediyor. Yani, petrol, altýn, metal ve tarýmsal ürün gibi emtialarda yurtdýþý kaynaklý fiyat hareketleri göz ardý edildiðinde, yurtiçinde enflasyonu tetikleyecek bir piyasa ortamý yok. Bununla birlikte, TCMB "arz þoklarý" olarak tanýmladýðý küresel emtia fiyat hareketlerinden kaynaklanan negatif etkiyi dikkate alarak, politika faizini bu ay ayný seviyede tutmayý da tercih edebilir.
Kaldý ki, TCMB'nin þubat ayý enflasyon verilerine yönelik deðerlendirme raporunda, mevsimsel etkilerden arýndýrýlmýþ çekirdek enflasyon tanýmlarýnda yüzde 4 olan yýl sonu enflasyon hedefine yönelik düþüþün süreceði de belirtilmekteydi. Nitekim, tekrarlamak gerekirse, D kodlu çekirdek enflasyonda yýllýk bazda aralýk ayýndan beri gerileme söz konusu ve bu durum TCMB'nin deðerlendirmelerini hem doðruluyor, hem de bugünkü toplantýdan da yeni bir faiz indirimi kararý çýkmasý ihtimalini halen belirli bir noktada tutuyor.
Bu noktada, Para Politikasý Kurulu, olasý bir faiz indirimi kararýnýn siyasi etkiyle alýnmýþ olduðu yönündeki eleþtirilerden rahatsýzlýk duyabilir. Ancak, tekrarlamak gerekirse, gerek reel sektör ve tüketici güven endeksi verileriyle, gerek çekirdek enflasyon deðerlerine yönelik analizle, olasý bir faiz indirimi kararýnýn somut nedenleri iyi ortaya konursa, piyasa "siyasi baský" kokmayan bir faiz indirim kararýný, TCMB'nin ekonominin orta ve uzun vadeli seyrine yönelik pozitif yöndeki beklentisinin bir yansýmasý olarak algýlayacaktýr.
Artýrýmýn gerekçeleri
Peki, politika faizini hiç artýrma ihtimali de yok mu? Muhakkak ki var. Hangi gerekçelerle var dediðimizde, bir kere yýllýk enflasyon þubat ayýnda yüzde 9,10'a ulaþtý. Oysa, bu oran TCMB'nin 2008 yýlýnýn ilk çeyreði için verdiði hedef enflasyon. Daha doðrusu, hedef yüzde 7,10 ve 2 puanlýk sapma aralýðý 9,10. Bu durumda, TCMB'nin mart ayý sonunda açýkladýðý hedefi yakalamasý, mart ayý enflasyonun yüzde 0,90 ve altýnda kalmasýna baðlý. Bu noktada, TCMB'nin Para Politikasý Kurulu'na kadar piyasadan topladýðý veriler, mart ayý enflasyonun yüzde 1'e yakýn ve bir miktar üstünde geleceðine iþaret ediyorsa, mart ayý hedefi tutturulamamýþ olacak.
O halde, önce 19 Mart'ta faiz indirimi kararý alýp, ardýndan 3 Nisan Perþembe akþamý hedefini tutturamamýþ bir banka konumuna düþmek TCMB açýsýndan hoþ durmayacaktýr. 2006 yýlýnda, mayý-haziran döneminde nasýl bir tabloyla karþýlaþtýðýmýzý ve TCMB'nin politika faizini piyasayý sakinleþtirmek için yüzde 13,25'den 17,50'ye yükseltmek zorunda kaldýðýný unutmadýk.
Global piyasalar sýkýntýlý
Bu nedenle, olasý bir faiz indirim kararý, daha sonra bozulan moralle iyice kontrolden çýkmýþ piyasalarý yeniden sakinleþtirmek için misliyle geri alýnacak ise, TCMB "itibar" kriteri açýsýndan politika faizini sabit tutmayý, hatta bir birim artýrmayý da tercih edebilir. Bu noktada, ekonomistlerin bir bölümü Türkiye'nin cari açýðýndaki kompozisyon deðiþikliðini de hatýrlatmaktalar. Global piyasalarýn hayli sýkýntýlý olduðu bir dönemde, doðrudan yabancý sermaye giriþine yönelik endiþe artýyor. Üstüne, Anayasa Mahkemesi'nin yabancý tüzel kiþiliklerin mülk edinebilmesine imkan saðlayan yasa maddesini iptali geldi. Bu nedenle, eðer Türkiye'nin cari açýðýnýn finansmanýna yönelik sorun artýþ gösterecek ise, TCMB politika faizini arttýrmayý da tercih edebilir. Bakalým, bugünkü karar ve TCMB'nin açýklayacaðý gerekçesi ne olacak? Kaynak:Referans
Kara pazartesiden sonra piyasalar dün toparlandý. Ýyi haber! Ama sorun bitmedi. Ne ABD'deki sorun bitti ne de Türkiye'deki sorun.
ABD'de bir gayrimenkul krizinin ardýndan artýk bir finans krizi olduðunu da rahatlýkla söyleyebiliriz. Çünkü eðer daha bir yýl önce piyasa deðeri 20 milyar dolar olan; cuma günkü kapanýþta piyasa deðeri 3.5 milyar dolarý geçen; sadece New York'taki genel merkez binasý "su içinde" (!) 1 milyar dolar edebilecek bir banka, sadece 240 milyon dolara "rica minnet" el deðiþtiriyorsa o ülkede mutlaka bir finansal kriz var demektir.
Þimdi gözler iki cepheye çevrildi: Birinci cephe ABD ekonomisidir. Gayrimenkul ve finans krizi olan bir ülkede, eðer kýsa dönemde çok ciddi önlemler alýnmazsa, mutlaka bir ekonomik kriz de olur. ABD ekonomisi, bu kadar dalgalanmanýn ve heyecanýn ardýndan, mutlaka ekonomik durgunluða girecektir.
Çünkü hem iþini yitiren ve yitirecek binlerce kiþinin tüketimi kýsma etkisi ile hem de çevresinde iþini kaybedenleri görüp kendisinin de ayný kaderi paylaþabileceðini düþünenlerin tüketimlerini kýsmalarý etkisi ile ABD'de tüketim azalacaktýr. Hepimiz ABD'nin bir "tüketim ekonomisi" olduðunu biliyoruz. Tüketim azalýnca ABD ekonomisi mutlaka durgunluða girecektir. Amerikan Merkez Bankasý faizleri agresif bir biçimde düþürmeyi sürdürse bile, tüketim kýsa dönemde canlandýrýlamayacaktýr.
Ýkinci cephe dünya ekonomisidir. Küreselleþen dünyada ABD'de yaþanan bir finansal ya da ekonomik krizin diðer ülkelere yayýlmamasý çok düþük bir olasýlýktýr. Zaten hemen Avrupa'daki bankalar da Amerikan finansal çalkalanmasýndan etkilendiler. Bu etki artarak sürecektir. Çünkü artýk her yerde "korku daðlarý bekliyor". Finansal kurumlarda kimse kimseye güvenmeyecektir. Borçlanma zorlaþmýþtýr. Bankalar arasý borçlanma iliþkileri sertleþmiþtir.
Türkiye resmi iyi okumalýdýr. Ama korkarýz Ekonomiden Sorumlu Bakanýmýz Mehmet Þimþek bir parça "fazla cesaret" içindedir. Ben onun yerinde olsam, daha dün kesinkes "Türkiye'nin IMF (Uluslararasý Para Fonu) ile bir anlaþmaya gereksinimi yoktur" demezdim. Öyle düþünsem bile demezdim.
Bugün dünyada en çok gereksinimi duyulan þey güvendir. IMF ile anlaþmasý olan bir ülke ek güven yaratýr. Zaten Türkiye, ülke içinden kaynaklanan birçok nedenle, uluslararasý yatýrýmcý güvenini azaltmak için elinden geleni yapmaktadýr! O nedenle IMF çapasýný yitirmek, bugünlerde isteyeceðimiz son þey olmalýydý. Dün IMF'ye gerek yok diye düþünsek bile, bugün sessiz kalmalý ve en kötü olasýlýkla "Bekleyelim görelim" demeliydik.
Önlenemez bir biçimde Merkez Bankasý faiz artýracaktýr. Dünyada faizler düþerken Türkiye ne yazýk ki yeniden ve hemen faiz artýrmak zorunda kalacaktýr. Çünkü;
a) Döviz kurunun yükselmesi enflasyon tehdidi yarattýðý için ekonomi yavaþlasýn diye faiz artýrýlacaktýr.
b) Bundan daha önemlisi, portföy yatýrýmcýlarý Türkiye'den kaçmasýn; paralarýný þu anda iki ay öncesine göre çok daha riskli bir ülke olan Türkiye'de tutsunlar diye faiz artýrýlacaktýr.
Adalet ve Kalkýnma Partisi (AKP) þimdi iktidarda sýnanmaktadýr. Bize göre 22 Temmuz seçim baþarýsý ciddi anlamda ekonomik istikrara dayanan AKP, þu anda o ekonomik istikrarýn hýzla elinden kaydýðýný görmektedir. Ülke ekonomisi yeniden eski "yoyo" (zýpla ve geri dön) günlerine dönmeye baþlamýþtýr.
Kapatma davasýnýn AKP'ye oy artýrma anlamýnda yarayacaðýný düþünenler, ekonomik istikrarýn bu ülkede her türlü maðduriyetten çok daha önemli bir oy verme kýstasý olduðunu unutmamalýdýrlar. Kaynak:Referans
Ýbrahim Karagül
ibrahimkaragul@gmail.com
Ekonomik Armageddon ve kýyameti beklemek…
Durumun vahametini anlayabilmiþ deðiliz. Yaklaþmakta olan kýyameti gerektiði gibi algýlayabilmiþ deðiliz. AK Parti'yi kapatmak için açýlan dava, ucu belirsiz zincirleme depremler baþlattý. Nereye varýr, içeride nasýl bir dizayn yapýlmak istenir, planlamanýn amacý nedir kimse öngöremiyor. Derin devlet refleksinin, laik-Ýslamcý tartýþmasýnýn ötesinde, uluslararasý bunalýmlarla dolayýsýyla planlamalarla hangi ölçüde örtüþtüðünü net olarak bilemiyoruz. Bilmek için beklemek gerekiyor. Altý ay veya en fazla bir yýl beklemek…
Ama asýl kýyamet içeride deðil. Asýl kýyamet dýþarýda. Ýç siyasi kriz, dünyayý sarmak üzere olan devasa buhranla ayný zamana denk geldiði için çok tehlikeli sonuçlar doðurabilir. Sorunlarýn, itirazlarýn, öfkenin hiç deðilse bir süre ertelenmesi gerekirken "mükemmel bir zamanlama" ile Türkiye'yi kaosun merkezine doðru sürüklemeye çalýþýyoruz.
Yanýlgý þu: ABD'de baþlayan krizin boyutlarýný hesaplamayý baþarabilmiþ deðiliz. Bunun; sadece finansal kriz olmadýðýný, sadece mortgage kriziyle sýnýrlý olmadýðýný, dev finans kuruluþlarýnýn batmasýnýn beklendiðini, üretim ekonomisini de vuracaðýný göremiyoruz. Küresel sermayeye yön verenlerden Bear Stearns battý. Goldman Sachs International, JP Morgan Chase Bank, Bank of America, Citibank, Merrill Lynch and Morgan Stanley gibi parayý yönetenlerin sonu ne olacak?
Krizin, Latin Amerika, Güneydoðu Asya gibi bölgelerde deðil, dünya ekonomisinin merkezinde olduðunu, geliþmiþ ekonomilerin krizi olduðunu, ABD'nin bir çok ülke ekonomisini yutacak þekilde büyük bir karadelik açtýðýný göremiyoruz.
Finans sisteminin kilitlendiðini, bunun sistemik kýrýlma olduðunu, bir anlamda kapitalizmin krizi olduðunu, 200 milyar dolarlýk desteklerin etkisinin ancak iki gün sürebildiðini, parayý yöneten güçlerin kendilerinin krizde olduðunu, ABD dahil hiçbir ülkenin henüz çözüme dair bir yöntem geliþtiremediklerini, sadece güncel tedbirlerle çöküþü ertelemeye çalýþtýklarýný fark edemiyoruz.
Bunun sadece bir ekonomik kriz olmadýðýný, sosyal ve siyasal sonuçlarýnýn çok aðýr olacaðýný, bir çok ülkeyi ekonomik açýdan mahvetmenin yaný sýra bölgesel düzeyde ciddi çatýþmalara neden olabileceðini, bu çatýþmalarýn en yoðun olarak Avrasya fay hattýnda olacaðýný, bizim coðrafyamýzda derin siyasi dizayn planlamalarý uygulanabileceðini göremiyoruz.
Daha þimdiden on binlerce bankacý iþinden oldu. Bu sayýnýn yüz binlere ulaþmasýndan korkuluyor. ABD'den sonra önce Ýngiltere, ardýndan bütün Avrupa'yý etkisi altýna alacaðý varsayýlan finans krizinin bir süre sonra dev bankalarý ardý ardýna iflasa sürükleyeceði, asýl üretim ekonomisini vurduðunda siyasi ve sosyal sorunlarýn baþlayacaðý söyleniyor.
Göstergeler dengesiz bir seyir izlerken, dolar global kur özelliðini kaybederken, finans baronlarý birbirine düþerken, petrol 110 dolara yükselirken, altýn 1036 dolara çýkarken, ekonomi patronlarý resesyon deðil çöküþ uyarýlarý yaparken bizler üç günlük verilerle konuþmaya devam ediyoruz.
Umutlu olmalýyýz, en büyük hazýrlýk bu. Ancak gerçekleri de görmeliyiz. Durum ekonomik kriz olmanýn ötesine geçip küresel siyasi bunalýma dönüþüyor. Finans sistemin ve kapitalizmin sahtekarlýklarý da bu süreçte ortaya çýkýyor. Mesela, ABD ve bir çok ülkenin hazinesinin altýn rezervleri konusunda gerçekleri söylemediði, 30 bin ton olduðu söylenen rezervin aslýnda 15 bin ton olduðu, bunun bilinmesiyle bugünlerde 1036 dolar civarýnda olan altýnýn 3 bin hatta 5 bin dolara yükseleceði iddia ediliyor.
Krizden ancak kaynaklarý zengin ülkelerin korunabileceði, kaynak fakiri ülkelerde büyük çöküþler yaþanacaðý söyleniyor. Altýn, petrol, madenler ve nakit sahiplerinin kazanacaðý söylenirken bir petrol balonunun patlayabileceði de belirtiliyor.
Açýk söyleyelim: Bir "Küresel Titanik"ten söz ediliyor. Bu dönemde umut pompalamanýn yanýsýra gerçeklere hazýrlanma yöntemlerinin öðretilmesi de gerekiyor. Korkumuz, ekonomik felaketin, bizim bölgemizde büyük çatýþmalara, kaynak savaþlarýna dönüþmesi.
24 Mart 2006'da burada tartýþtýðým bugünkü krizi analiz eden "Europe 2020 Alarm/ Global Systemic Rupture/Iran/USA-Release of global world crisis" adlý çalýþmaya yeniden dönelim: "Ekonomik globalleþmenin aniden durabileceði, transatlantik eksenin çökeceði.." "Dolarýn artýk bir sýðýnak olmadýðý, altýnýn yükseliþinin bu çöküþü hýzlandýracaðý.."
"Ekonomik Armageddon" uyarýsý yapanlar o günlerde þunlarý söylüyordu: "Amerika'nýn topyekun ekonomik çöküþten kurtulma þansý sadece onda bir. Çöküþten sonra kendini vuracak ekonomik gerilemeden kurtulma þansý onda üç. Ardýndan (üçüncü aþama) gelecek karmaþadan sonra nihai anlamda ekonomik kýyametten (Armageddon) kurtulma þansý ise onda altý."
Ýki yýl sonra bu noktaya geldik. O tarihlerde FEMA (Federal Acil Yönetim Ajansý) nükleer saldýrý, isyan ve iç savaþa göre yeniden yapýlanýyordu. Bankacýlýk iþlemlerinden vatandaþlýk yasalarýna kadar ABD olaðanüstü þartlar için hazýrlýk yapýyordu. Toplama kamplarýndan bile söz ediliyordu.
Seçili ileti yok
Okuma panosunda görüntülemek istediðiniz iletiyi týklatýn. Gizliliðinizi ve güvenliðinizi korumak için, bilinmeyen gönderenlerden gelen ekler, resimler ve baðlantýlar engellenir.
Klasörü seçtiðinizde iletilerin otomatik olarak gösterilmesi için, okuma panosu ayarlarýnýzý deðiþtirin
1 ileti seçildi
Güvenli olarak iþaretle | Güvensiz olarak iþaretle
Þu yaþadýklarýmýzdan çýkarýlacak dersler o kadar çok ki...
Bir kýsmýna pazartesi günü deðindim. Bugün sýra, zordaki bankalara borç para (likidite) verme meselesinde.
Gözlem 1: ABD Merkez Bankasý (Fed) ardý sýra faiz indiriyor. Ayný zamanda her türlü yolu deneyerek sýkýþýk durumdaki mali kurumlara borç para (likidite) veriyor. Üstelik verdiði borç karþýlýðýnda aldýðý teminatlarýn kalitesini giderek düþürüyor. Deyim yerindeyse ne getirirlerse onu teminat olarak kabul ediyor.
Ancak, bu durum Bear Stearns örneðinde görüldüðü gibi, çok zor durumdaki bir mali kurumun yok pahasýna "baþkalarýnýn eline geçmesine" engel olamýyor. Zira el deðiþtirmezse o mali kuruma akýtýlan likidite yere dökülüyor, ziyan oluyor; kovanýn dibinde koskocoman bir delik var. Engel olmak bir tarafa, Fed o kovaya likiditeyi dökerken, baþka bir mali kurumun o kovayý tamir etmesini (o kurumu almasýný) þart koþuyor. Yani asla ve
asla delik kovaya su dökmüyor.
Gözlem 2: Þu geçen aylarda Ýngiltere'de devletleþtirilen banka... Northern Rock...
Ne oldu? Kovaya su döküldü; hem de daha önce 'Dökecek suyumuz yok' açýklamalarýna raðmen. Ýþe yaramadý bu eylem. Bankaya el konuldu sonunda.
Ders 1: Yangýna kova kova suyla müdahale etmek durumundaysanýz, kovalarýn dibinde kocaman bir delik olmamasý gerekir. Dibi boþsa kovalarýn, kovalara gerektiðinde (yangýnda) su doldurmakla görevli olan 'merkez muslukçusunun' su doldurmasý bir iþe yaramaz.
O kovalarý ya tamir etmek ya da 'atmak' gerekir.
Þimdi geçmiþe gidelim. 2000 yýlýndayýz...
Gözlem 3: Bir bütün olarak bakýldýðýnda mali sektörün göstergelerinin iyi olmadýðý belirleniyor. Mesela geri dönmeyen kredilerinin toplam kredilere oraný yüzde 15'i aþmýþ durumda (þu sýralarda bu oran sadece yüzde 3'lerde). Üstelik, bilançolar pek saydam deðil; bir bankaya el konulduðunda el konulan bankanýn aslýnda geri dönmeyen kredilerinin çok daha fazla olduðu anlaþýlýyor. Bankacýlýk sektörü kur yükseliþlerine karþý son derece kýrýlgan; döviz cinsinden varlýklarý, döviz cinsinden borçlarýnýn çok çok altýnda. Gecelik borçlanma (likidite ihtiyacý) çok yüksek düzeyde.
Hal böyleyken, öyle bankalar var ki, mali sektörün bu durumu onlarýn durumunun yanýnda çok düzgün kalýyor. Neden likidite verilip 'yaþatýlmadýðý' sýkça eleþtiri konusu olan 'o' bankayý alýn mesela. Tüm özel bankalarýn 2000 Martý'nda tuttuklarý hazine bonolarýnýn toplam varlýklarýna oraný yüzde 31.5 düzeyindeyken, o bankanýn yüzde 58 düzeyinde. Üstelik özel bankalarýn hazine bonolarýnýn yüzde 20'si uzun vadeliyken, o bankanýn yüzde 30'u uzun vadeli. Dahasý, o banka uzun
vadeli kâðýtlarý çok kýsa vadeli borçlanarak (repolarla) tutuyor. Tüm özel bankalarda repolarýn toplam fonlarýna oraný yüzde 38 düzeyindeyken, o bankada bu düzey yüzde 66! Bitmedi... Üstelik o banka çok kýsa vadeli borçlanabilmek için diðer bankalarla iþlem yapmaya muhtaç. Zira gecelik repolarýnýn yüzde 33'ünü diðer bankalardan saðlýyor. Oysa tüm sektör için bu oran yüzde 15.
Daha ayrýntýlý analiz isteyenler için: F. Özatay ve G. Sak, 2002, "Bankacýlýk Sektöründe Kýrýlganlýk ve Türkiye'nin 2000-2001 Mali Krizi", Brookings Trade Forum (derleyenler D. Rodrik ve S. Collins, Ýngilizce), sayfa: 121-172.
Ders 2: Hal böyleyken, yani 2001 krizi öncesinde sistemdeki bazý kovalarýn dibi yokken, üstelik yasaya göre sadece ve sadece hükümetin deðiþtirebileceði bir sabit kur rejimi varken, "Neden dibi boþ kovaya su dökülmedi?" diye her daim eleþtiri gelebilir, olabilir, dert etme... Kaynak:Radikal
Bir gün batýþ öyküleri, ertesi gün toparlanma öyküleri dinlemekten ve izlemekten herkese gýna geldi artýk. Pazartesi günü krizin 1929 krizi kadar büyük olabileceðini tartýþan dünya, çarþamba günü durumun toparlandýðýný konuþmaya baþladý. Bu iþler bu kadar basit mi gerçekten? Fed, giderek geniþleyen ve geniþledikçe de etkisi artan küresel krizi durdurabilmek için her türlü olanaðý deniyor. Son dönemde Fed'in piyasaya pek çok müdahalesi oldu. Bu müdahaleler iskonto faizlerinin ve referans faizinin düþürülmesi, piyasaya likidite verilmesi, deðerini kaybetmiþ kâðýtlarla Hazine bonolarýnýn geçici süreyle deðiþtirilmesi, yatýrým bankalarýna borçlanma imkâný tanýnmasý gibi yaygýn bir alaný kapsýyor. Fed, geçen hafta iskonto faiz oranlarýný 3.5'tan 3.25'e indirdi ve 1929 ekonomik bunalýmýndan bu yana ilk kez yatýrým bankalarýna ve aracý kurumlara borçlanma imkâný sunmaya baþladý. Böylece dünyanýn önde gelen yatýrým bankalarýndan Bear Stern'in batýþýnýn ardýndan geleceði konuþulan büyük çaplý batýþlarýn hiç deðilse bir süre ertelenmesi için elinden geleni yapmaya yöneldi. Ertelemenin batmayý engellemeye yarayýp yaramayacaðý açýk deðil ama hepsinin ayný anda batarak zincirleme bir domino etkisi yaratmasýný önlemeye yarayabileceði düþünülüyor. Fed, bu hafta da referans faiz oranýný 0.75 puan düþürerek 2.25'e indirdi. Yani artýk negatif reel faizde yol almaya baþlamýþ bulunuyor. Bir baþka ifadeyle, Fed açýsýndan enflasyon ikinci derece bir konu halinde gelmiþ, artýk ne pahasýna olursa olsun sistemin kurtarýlmasý ön plana çýkmýþ bulunuyor. Ýngiltere Merkez Bankasý da oluþan sýkýþýklýðý gidermek için piyasaya likidite vermeye devam ediyor. Öyle anlaþýlýyor ki G-7 ülkeleri merkez bankalarý bundan böyle daha sýký bir iþbirliði içinde hareket edecekler.
Ne var ki bütün bu müdahaleler þimdiye kadar sorunu bir süre ertelemekten öteye bir çözüm getirmedi. Bu gibi müdahaleler eðer sorunu çözemiyorsa büyük olasýlýkla daha da büyümesine yol açar. Parasal sorunu daha çok parayla çözmek bir noktaya kadar iþe yarar, sonrasýnda sorun parasal anlamda daha da büyür. Bu gibi durumlarda nihai çözüm, faturanýn vergi ödeyene çýkarýlmasýyla ortaya çýkar.
2001 Türkiye krizi böyle olmuþ, sistem sonunda faturayý vergi mükellefine çýkarmýþtý.
Bugüne kadar kriz olacaðýný söyleyenler arasýnda hemen hiç kimse bu krizin 1929 krizi gibi olacaðýný söylemedi. Son geliþmeleri izleyerek yavaþ yavaþ bu yönde de açýklamalar gelmeye baþlýyor. Bazý iktisatçýlar Fed'in bu müdahalelerinin sorunu çözmeye yetmeyeceðini, sistemik krizin eþiðinde olduðumuzu ve bu krizin týpký 1929 büyük bunalýmý kadar büyük bir kriz olacaðýný söylemeye baþladýlar. Bu krizi ilk öngörenlerden birisi olduðu için bugünlerde þöhreti zirve yapmýþ olan Nouriel Roubini bu krizin 1929 büyük bunalýmýndan bu yana yaþanmýþ en büyük kriz olduðunu söylüyor.
Bear Stern'in batmasýnýn ardýndan adý batma sýrasýnda anýlanlarý duyunca benim aklýma 1980'ler ile 1990'larýn baþýndaki Japon bankalarý geldi. Þimdi isimlerini bile hatýrlamadýðýmýz Japon bankalarý (ki o zamanlar dünyanýn en büyük bankalarý arasýnda ilk 6 -7 sýrayý alýrlardý) tek tek battýlar. Batýþ nedenleri de bugünküyle aþaðý yukarý aynýydý. Her þeyin aþýrý deðerlenmiþ olduðuna bakýlmaksýzýn aþýrý risk alýnmýþtý. Riskler realize olunca aþýrý deðerler iniverdi ve bankalar deðeri düþmüþ kâðýtlar, senetler ve gayrimenkullerle baþ baþa kalýnca batmaya baþladýlar. Japonya o dönemden sonra toparlanamadý.
Hafta baþýnda bulunduðumuz nokta üç ay öncekiyle karþýlaþtýrýlamayacak kadar kötümser bir tabloyu iþaret ediyordu. Ýki gün sonra gelinen nokta ise yeniden iyimserlik havasý estirmeye baþladý.
Fed, yeldeðirmenleriyle savaþan Don Kiþot'a benziyor. Sonu da ona benzeyecek mi göreceðiz. Kaynak:Radikal
Bear Stearns bile batar
Korkmaz Ýlkorur
Bear Stearns, ABD'nin en büyük bankalarýndan biri idi. Artýk yok. Eðer, otoriteler tarafýndan gerekli izinler verilirse, ABD'nin bir baþka ve köklü bankasý JP Morgan Chase tarafýndan satýn alýndý. Karar, pazartesi günü piyasalar açýkken alýnýp yeni ve derin felaketlere yol açmamak için, belki de daha önemlisi, Fed'i salý günü açýklayacaðý faiz indirimi konusunda çok fazla zorlamamasý için, hafta sonu falan denmeden pazar akþamý açýklandý.
Bear Stearns, hem ABD'deki subprime kredi sorununu, hem de bu nedenle kendisinin derin bir sorun içinde olduðu mesajlarýný ilk kez 2007 Haziran ayýnda vermiþti. 22 Haziran 2007 tarihinde yaptýðý açýklama ile Hedge Fund'larýndan birinin, ABD'deki yüksek riskli mortgage kredilerindeki geri ödeme sorunlarý nedeniyle zor durumda olduðunu açýklamýþ ve bu sýkýntýya çare olarak Fed'in ve JP Morgan'ýn acil durumlarda kullanýlan fonlarý ile 3.2 milyar dolarlýk bir paket konusunda mutabakata varýldýðýný belirtmiþti. Buna raðmen, Temmuz 2007'de Bear Stearns iki hedge fund'ýndan birinin hiçbir deðeri kalmadýðýný, diðerinde de her bir 100 dolarlýk yatýrýmýn 9 sente düþtüðünü açýkladý. Yani o da batmýþtý. Bu açýklama ile hem bugünkü küresel sýkýntý tetiklenmiþ oldu, hem de Bear Stearns'ün sun'i teneffüs ile yaþatýlmasý baþladý. Yer darlýðýndan Aðustos 2007'den bugüne deðin ne oldu, teker teker anlatmayacaðým, ama iþin hýzla aþaðý gidiþini göstermek için þunlarý söylemekle yetineceðim:
Ocak 2007'de hisse baþýna 169 dolar olan bankanýn hisse senetleri geçen cuma günü, yani satýlmadan evvelki son çalýþma gününde 30 dolara düþtü. Satýþ ise hisse baþýna 2 dolar, evet rakamla 'iki' dolara gerçekleþti. JP Morgan, bu dev banka için toplam 236 milyon dolar, evet yalnýzca
iki yüz otuz altý milyon dolar ödedi. Bear Stearns'ün batýþýnýn vehametini anlatabilmek için þu küçük notu da düþmeden geçemeyeceðim: Bear Stearns için son on-on beþ sene o kadar parlak ve ümit verici geçiyordu ki, banka ünlü Madison Avenue'da çok prestijli bir bina yaptýrmýþ ve yakýn geçmiþte o binaya geçmiþti. JP Morgan bu satýþ ile deðerinin 1.4 milyar dolar olduðu tahmin edilen binayý da aldý. Eðer otoriteler satýþa izin vermezler ise, yapýlan anlaþmaya göre JP Morgan'ýn binayý 1.1 milyar dolara satýn alma opsiyonu var.
Bear Stearns aslýnda battý ama kâðýt üzerinde batmadý; kurtarýldý. Bunda, þüphesiz, Fed'in zorlamasý var. Batanlar, hisse senedi sahipleri ile çalýþanlar. 169 dolarlýk Bear Stearns hissedarlarýnýn ellerinde þimdi 2 dolarlýk hisse var. Çalýþanlarýn büyük bir kýsmý iþten çýkartýlacaðý gibi bankanýn çalýþanlarý banka sermayesinin yaklaþýk üçte birine sahip. Olaya bu açýdan bakýldýðýnda çok ciddi bir batýþ olduðu anlaþýlýyor. Bu þekilde, Amerikan finans sektörü, ilk ciddi kaybý verdi. Piyasalar (ve de uzmanlar)
batýþlarýn, ve muhtemel kurtarmalarýn bununla kalmayacaðýný savunuyor ve bundan sonra sýranýn kimde veya kimlerde olacaðýný tahmin etmeye çalýþýyor. Umarýz beklentiler çýkmaz; ama, Fed'in faizleri bir seferde üç çeyrek düþürmesi de durumun daha da kötüleþtiðini gösteriyor.
Ýþin bu tarafýný ve Bear Stearns'ü bir tarafa býrakalým ve bu olayýn 'banka batýþlarý' hakkýnda hatýrlattýðý birkaç hususu vurgulayalým.
Birincisi þu: Gösteriyor ki, bu kriz, merkez bankalarýnýn 'banka kurtarma' karþýtý 'moral hazard' söylemlerinin bir sýnýrý olduðunu gösteriyor. Bu konu, bundan sonra çok konuþulacak. Ýkincisi: 'Batmak için çok büyük', yani, 'Büyük bankanýn batmasýna izin verilmez ' inancýnda da kýsmi delik açýldý. Öyle anlaþýlýyor ki, büyük bankanýn mudisi kurtarýlýr ama hissedarýnýn batmasýna göz yumulur. Üçüncüsü: Eðer dikkatli yönetilmezler ise her banka çok kolay batabilir. Zira, bugün defterlerinize 'kâr' diye yazdýðýnýz iþlemler, ansýzýn, tedbir bile alýnamadan 'zarara' dönüþebilir. Bu husus, özellikle bizim gibi ülkeler için çok daha tehlikeli. Zira, biz, finansal ürün, hizmet ve kurum çeþitlendirmesi ile oldukça yeni karþý karþýyayýz ve bunlar hakkýnda bilgi ve tecrübemiz oldukça kýsýtlý. Bunun bir örneðini, 1994 ve 2000-2001 krizlerinde yaþadýk. Oldukça yeni serbestleþmiþ bankacýlýk sektörümüz açýk pozisyon ve Hazine kâðýdý iþlemlerinde bilgi ve tecrübe eksikliði nedeni ile 'bugün' yazdýðý kârlarýn 'yarýn' zarara dönüþmesi ile çok sýkýntý çekti. Kaynak:Radikal
ükrü KIZILOT Melahat Teyze’nin Eurobond’larý
MELAHAT Teyze, Neriman Teyze’nin komþusu ve yakýn arkadaþý. Geçenlerde, Neriman Teyze ile birlikte geldiler. Konu döndü, dolaþtý, Eurobondlara geldi;
- Evladým, ölümlük dirimlik biraz param var. Eurobond mu ne, dilim bile dönmüyor. Bitiþiðimizdeki bankacý "daha çok faiz alýrsýn" diye, bana Eurobond aldýrdý. Sonra bir kýsmýný sattým, bir kýsmýndan da faiz geliri aldým. öyle bir baktým, etrafýmda Eurobond alan çok kiþi var. Ancak hiçbirimiz bunun vergi durumunu bilmiyoruz. Anlayacaðýmýz dilde, bunu bir yazsan da öðrensek...
- Peki, Melahat Teyze, senin gibi soran çok kiþi var, yazayým.
FAÝZ GELÝRLERÝ
Eurobondlarýn faiz gelirinde, vergi yönünden, "ihraç tarihi" çok önemli.
1) 26 Temmuz 2001 Öncesi Ýhraç Edilenler
2007 yýlý faiz geliri 19 bin YTL’yi aþmýyorsa, beyan edilmeyecek.
2) 26 Temmuz 2001 - 31.12.2005 Arasýnda Ýhraç Edilenler
a- 2007 yýlýnda elde edilen faiz gelirinden, önce 205.994,16 YTL istisna düþülecek (GVK Geçici Md. 59).
b- Ýstisna düþüldükten sonra, kalan tutar 19 bin YTL’yi aþmýyorsa, beyan edilmeyecek. Aþýyorsa, istisnayý aþan tutarýn tamamý beyan edilecek (Gelir Vergisi Genel Tebliði No:258/5.2 ve 5.3 http://www.yaklasim.com).
Buna göre; 2007 yýlýndaki faiz geliri, 224 bin 994,16 YTL’yi aþmadýðý sürece beyan edilmeyecek.
c- 2008 yýlýnda, faiz gelirine istisna yok. Faizler 19 bin 800 YTL’yi aþýyorsa, beyan edilecek.
3) 1 Ocak 2006’dan Ýtibaren Ýhraç Edilenler
Faiz tutarý 2007’de 19 bin YTL’yi, 2008 yýlýnda da 19.800 YTL’yi aþmadýðý sürece beyan edilmeyecek. Aþýyorsa tamamý beyan edilecek.
4) Türkiye’de Yerleþik Olmayanlar
Eurobond faiz gelirlerinin tutarý ne olursa olsun beyan etmeyecekler.
b- Bu bedel ÜFE endeksindeki artýþ oranýna göre endekslemeye tabi tutularak, maliyet bedeli bulunacak.
c- Satýþýnda elde edilen dövizin, satýþ tarihindeki YTL karþýlýðý bulunacak.
d- Endeksleme yolu ile yükseltilen (5281 sayýlý Kanunla mükerrer 81. maddeye eklenen hükümle 01.01.2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere, endekslemenin yapýlabilmesi için artýþ oranýnýn % 10 veya üzerinde olmasý koþulu getirilmiþ olmakla birlikte, 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen eurobondlarýn elden çýkarýlmasý durumunda, artýþ oraný % 10’dan az olsa dahi kazancýn tespiti sýrasýnda endeksleme yapýlabilecek) maliyet bedeli ile satýþ tutarý arasýndaki fark YTL olarak bulunacak.
e- Aradaki farktan (2007 yýlý için) 15 bin YTL, 2008 yýlý için de 16 bin YTL istisna düþülecek.
f- Kalan tutar ne olursa olsun beyan edilecek.
2) 26.07.2001-31.12.2005 Tarihleri Arasýnda Ýhraç Edilen Eurobondlar
a- Yukarýda belirtilen yönteme göre, alým-satým kazancý hesaplanacak.
b- Hesaplanan kazançtan (2007 yýlý için) 205.994,16 YTL istisna düþülecek.
c- Kalan tutar ne olursa olsun, beyan edilecek (MB’nin, 27.10.2004 gün ve 050915 sayýlý Özelgesi).
Bu eurobondlarýn, 2008 ve izleyen yýllarda alým-satýmýndan doðan kazanca, istisna yok. Baþka bir anlatýmla, 2008 yýlý alým-satým kazancý, 30 bin YTL dahi olsa, beyan edilip, gelir vergisi ödenecek.
3) 01.01.2006 Tarihinden Sonra Ýhraç Edilen Eurobondlar
Kazanca herhangi bir istisna uygulanmayacak. Maliyet bedeli endekslemesi yapýldýktan sonra, bulunacak kazancýn 900 YTL’yi aþmasý halinde tamamý beyan edilecek. Ayrýca, endekslemenin yapýlabilmesi için, artýþ oranýnýn yüzde 10 veya üzerinde olmasý gerekecek.
4) Türkiye’de Yerleþik Olmayanlar
Türkiye’de yerleþik olmayan gerçek kiþiler (dar mükellefler) eurobondun ihraç tarihi ne olursa olsun, alým-satým kazancýný beyan etmeyecekler. Kaynak:Hürriyet
AMERÝKAN Dolarý hýzla düþüyor. Dolarýn geldiði yer hem Amerikalýlarý hem de diðer büyük ekonomileri kaygýlandýrmaya baþladý. Kaygýnýn iki boyutu var. Birincisi, Amerika’ya yönelik mal ticaretinin azalmasý riski, diðeri dolar cinsinden tutulan varlýklarýn deðer yitirmesi.
Dünyanýn en büyük alýcýsý konumundaki Amerika’ya mal satmak zorlaþýyor. Dolar düþtükçe Amerika’da satýlan mallarýn dolar fiyatý yükseliyor. Dolar bazýnda fiyatlarý yükseltmemek için üreticiler kendi paralarý cinsinden fiyatlarý düþürmeleri gerekiyor. Bunun da bir sýnýrý var.
2000’li yýllarda dünya üretti. Amerika satýn aldý. Amerika önemli ölçüde diðer ülkelerden borçlanarak tüketim artýþýný devam ettirdi. Borçlanmasý, ticaret yaptýðý ülkelere dolar vermesiyle oldu. Þimdi, dünyanýn neredeyse tüm ülkeleri dolar zengini oldu. Dolarýn deðerinin düþmesi bu ülkelerin varlýklarýnýn deðer yitirmesi anlamýna geliyor.
SESSÝZ KALINABÝLÝR MÝ?
Dolar altýna karþý deðer yitiriyor. Altýnýn ons fiyatý 2001 yýlýnda 300 dolarýn altýndayken, bugün 1000 dolarý aþtý. Dolar petrole karþý deðer yitiriyor. Bir varil petrol 2001 yýlýnda 20 dolar civarýnda salýnýrken, bugün 100 dolarý aþtý. Dolar Euro’ya karþý deðer yitiriyor. 2001 yýlýnda bir Euro 0.9 dolar civarýndayken, bugün 1.58 dolar oldu. Dolarýn deðer kaybý son dönemde giderek hýzlandý.
Avrupa ve Japonya Amerikan dolarýnýn deðer yitirmesinden kaygýlý. Çünkü, Amerika’ya olan satýþlarýn düþmesiyle bu bölgelerdeki üretimin olumsuz etkilenmesi gündeme gelecek. Amerika da durumdan kaygýlý. Çünkü, deðer yitiren dolar Amerika’da daha yüksek enflasyonun habercisi olacak. Herkes kaygýlý olduðu halde, þimdilik bu konuda bir þey yapýlmýyor.
Son dönemde dolarýn deðer yitirmesinin hýzlanmasýnýn arkasýnda, Amerikan ekonomisine yönelik genel kaygýlarýn yanýnda, Amerika’da faizlerin düþürülüp Avrupa’da sabit tutulmasý var. Göreli faizler Avrupa’nýn lehine geliþiyor. Dolar cinsinden varlýklarýn getirileri giderek düþerken, Euro cinsinden varlýklarýn getirileri yüksek kalýyor. Yatýrýmcýlar dolar cinsi varlýklardan çýkýp Euro cinsi varlýklara geçiyorlar. Dolar satýlýp diðer paralar alýnýyor.
Bugünkü ortamda Avrupa ve Japonya Amerika’ya paralel faizlerini düþürmek pek istemiyorlar. Çünkü, faizlerin düþmesiyle zaten artan enflasyon baskýsýnýn daha da artacaðýndan korkuyorlar. Fiyat istikrarýna öncelik verilince, dolarýn düþüþünden kaynaklanabilecek üretim kaybý en azýndan bugüne kadar çok önemsenmedi. Avrupa ve Japonya bu tutumunu devam ettirebilir mi?
BAÞARILI OLUR MU?
Dolarýn daha da deðer kaybetmesi durumunda dünyanýn diðer ülkelerinin kayýtsýz kalmalarý çok mümkün deðil. Dolarýn düþüþünü durdurabilmek için ya büyük ekonomiler faizleri indirecek ve/veya merkez bankalarý tarafýndan dolar alýnýp kendi paralarý satýlarak doðrudan müdahale edilecek.
Bir aþamada, tek baþýna, ama büyük bir olasýlýkla birbirleriyle uyum ve iþbirliði içinde, dünyanýn belli baþlý merkez bankalarý dolarýn düþmesini engellemeye yönelik müdahalelerde bulunabileceklerdir. Onlar açýsýndan sorun, müdahalelerin arzulanan sonucu kýsa dönemde verip veremeyeceðidir.
Amerikan finans piyasasýnda yaþananlar olasý bir müdahalenin sonuç vermesi olasýlýðýný azaltan bir etken olarak görülüyor. Amerikan finans piyasasýnda yaþanan "güven bunalýmý" göreli faizlerin ötesinde, dolar cinsi varlýklardan çýkmayý özendiriyor. Bu durumda, diðer merkez bankalarýnýn doðrudan müdahalelerinin ya da göreli faiz farkýný azaltmaya yönelik faiz indirimlerinin Amerika’da "güven bunalýmý" aþýlmadan sonuç vermesi olasýlýðýnýn düþük olabileceði düþünülüyor.
Birçok açýdan, politika yapýcýlarý da zorda. Kaynak:Hürriyet
Salý akþamý ABD Merkez Bankasý FED kýsa vadeli gösterge faizini (yani piyasalara borç verme faizini) 75 baz puan indirdi; böylece faiz yüzde 2.50 oldu. Oysa piyasalarýn beklediði indirim 100 baz puandý (yani yüzde 1). Buna raðmen piyasalarýn morali düzeldi ve borsa yükseldi.
Çünkü dün iki büyük yatýrým bankasýnýn ilk 3 aya iliþkin bilançolarý, beklenenin aksine, oldukça olumlu açýklandý. Ne Goldman Sachs ne de iflasýn eþiðine geldiðine dair sýk sýk adý geçen Lehman Brothers’ýn batma riski içinde olmadýðý anlaþýldý.
Bu geliþmeler de gösteriyor ki, ortada müthiþ bir güvensizlik ve belirsizlik var. Anlaþýlan þu anda ABD’de yaþanan sýkýntýnýn nedeni faizlerin yüksekliði ya da kredi maliyetleri deðil. Asýl sorun, piyasalarda güvenin aþýnmasý ve mali sistemin sistemik olarak çökmesinden korkuluyor. Bu nedenle FED ve ABD Hazinesi’nin önümüzdeki günlerde ele almasý gereken önlemlerin bunlara odaklanmasý þart.
Etkileri zaman alacak
ABD’de faizler bir hayli indi. Ancak para politikasýnýn gevþetilmesinin iki yönü olduðu unutulmamalý. Birincisi, bunun ekonomik canlýlýk getirmesi zaman alacaktýr. Bu da yaz aylarýndan önce olmaz.
Ýkincisi, gevþek para politikasý ayný zamanda küresel likiditeyi hýzla artýracaðýndan hem ABD içinde (artan emtia fiyatlarýnýn da desteðiyle) enflasyonist etkiler yaratacaktýr, hem de dünyada yeni köpükler yaratacaktýr. Yani emtia fiyatlarýnda artýþlar sürebilir. Petrol, altýn ve tarým ürünlerindeki fiyatlar artmaya devam edebilir.
Türkiye’ye dönersek; dün piyasalar coþku içinde açýldý. Ama dikkat edilirse bu coþku önceki günün New York borsasýnda yaþanan coþkudan çok daha sýnýrlý kaldý. Yani Türkiye diðer ülkelerden daha az umut veriyor, ya da daha riskli görülüyor.
Bunu da iki bakýmdan haklý buluyoruz. Birincisi, Türkiye ekonomisinin çok önemli bir kýrýlganlýðý var. Cari açýðý çok yüksek ve böylesi bir küresel mali yapýda bunun finansmaný kolay deðil. Ýkincisi, TSK sýnýrlarýmýzda terörle mücadele ederken, þimdi bir de iktidar partisinin kapatýlmasý için dava açýldý.
Bunlar elbette siyasal istikrarý ortadan kaldýran geliþmeler. Bu koþullar altýnda mali piyasalarda kimi günler olumlu geliþmeler gözlense de, orta vadede doðrultunun yukarý olmayacaðý söylenebilir.
Paltolarýnýzý giyin
Böylesi bir ortamda Türkiye’de MB’nin faizleri düþürmesi elbette kolay deðil. Zaten düþürürse kendini ayaðýndan vurmuþ olur. Çünkü dünyada likidite daralýrken faizleri göreli olarak düþürmek içeriye giren sermayeyi caydýracaktýr. Yahut da çýkýþlar hýzlanacaktýr. Hele enflasyon hedefinin çok uzaðýndayken bu hiç de akýllýca olmayacaktýr.
Bununla beraber, kimse kriz beklememeli. Krizi oluþturacak unsurlar Türkiye ekonomisinden ayýklandý. Üstelik artýk hiçbir meslektaþýmýz aymazlýk içinde deðil. Birçok ekonomist riskleri önceden ikaz ediyor.
Bununla beraber, AKP iktidara geldiðinde dünyada meltem rüzgârý esiyordu, þimdi ise fýrtýna dinmiyor. (Yine dün öðleden sonra bazý Avrupa bankalarýnýn batacaðý söylentisi çýktý; Avrupa borsalarý iniþe geçti) Öte yandan o zaman Türkiye’de kýrýlganlýklar çok azdý. Þimdi ise çok fazla. Kýsacasý, paltolarýn giyilme ve þemsiyelerin açýlma vakti geldi. Kaynak:Milliyet
Yiðit Bulut Tanrýlara karþý gelinir mi
Baþlýðý görünce manevi konulara giren bir kitap sanmayýn, özü risk kavramý ve riskin geliþimi üzerine kurulmuþ. Amaç, insanoðlunun varolan kaotik yapý içinde riski kontrol etme çabasýný ortaya koymak ve geliþtirdiði yollarý örneklerle aktarmak. Yazýyý bu noktaya kadar okuyanlar, kitaptan bahsedeceðimi düþünebilir, piyasa ve dalgalanma gibi kavramlarla ilgilenenler mutlaka okumalý notunu düþmekle birlikte, asýl ele almak istediðim konu alýntý bir cümleden türetme. Hatýrladýðým kadarýyla aktarýyorum, risk alma özgürlüðünün tanýnmadýðý, serbest giriþimin desteklenmediði sistemler geliþemez. Sistemi geliþtiren katýlýmcýlarýn risk alma potansiyeli ve aldýklarý riskler ile zorladýklarý sýnýrlardýr.
Ýlk okuyuþta cümle çok doðru. Doðru ama liberalizm kavramýnýn özünü bulduðumuz ilk algýlama sonrasý aklýma þu soru da gelmiyor deðil, risk alma seçeneðinin bireysel anlamda kapalý tutulduðu SSCB'de sistem nasýl oldu da ABD gibi aþýrý liberal bir yapý ile belli bir noktaya kadar kýrýlmadan rekabet edebildi?
Sokaklar ateþe veriliyor
Deðerli dostlar, yukarýdaki soruyu sadece düþünce ortamýna býraktým, herhangi bir vurgu yapmak gibi bir niyetim yok. Liberalizm-risk alma-geliþme üçgenindeki tespitleri aktardýktan hemen sonra konuyu biraz daha açmak ve bugünün Avrupa Birliði (AB), ABD ve Türkiye modellerini sorgulayanlar için ikinci bir soru daha sormak istiyorum. Giriþimin ve siyasi-ekonomik liberalizmin dünya üzerindeki en iyi modeli olan AB ülkelerinde vatandaþlar neden sokaklarý ateþe vererek sisteme baþ kaldýrýyor? AB modelinin özüne, Anayasa'ya "hayýr" diyerek neden dinamit koyuyorlar? "Hayýr" denilen, daha özgür ve sýnýrsýz bir hayat mý? Yoksa bu tepkinin sebebi "Yeni Dünya Düzeni"ne göre kurulmamýþ halkýna gerçek bir sosyal-ekonomik yaþam þansý tanýyan bir sistemin zorlamalar karþýsýnda kendini koruma içgüdüsü mü? Bu sorularýn da cevabýný tamamen çekimser kalarak sizlere býrakýyorum.
Sonuç 1: Riski, sistemleri ve geleceði sorgularken kafam karýþtý ve yukarýdaki çýkarýmlarý sizlere aktardým. Bu noktada konuyu daha da açarak irdelemeniz için size bir tez ve hemen altýnda iki farklý görüþ sunmak, sonrasýnda fikirlerinizi lütfen benimle paylaþýn diyerek sizlere veda etmek istiyorum.
Serbest piyasaya baðlýlýk
Tez: Günümüzün zengin ülkeleri serbest piyasaya kararlý bir baðlýlýk göstererek, bireysel giriþimi destekleyerek baþarýya ulaþmýþlardýr.
Destekleyen görüþler: ABD ve Ýngiltere serbest piyasaya tavizsiz baðlýlýklarý ile dünya lideri olmuþlardýr. 19. Yüzyýlda Fransa, Ýngiltere'ye karþý üstünlüðünü aþýrý devlet müdahaleciliði yüzünden yitirmiþtir. Serbest ticaret 1870-1913 arasýnda eþi görülmemiþ bir büyüme yaratmýþ, 1. Dünya Savaþý ile son bulunca büyüme duraklamýþtýr. Geliþmekte olan ülkelerin en büyük sýkýntýsý yerel makamlarýn müdahale etme isteði ve yaptýrýmlarýdýr. 1980'lerde bu ülkeleri saran krizler o politikalarýn sonucudur.
Karþý görüþler: Ýngiltere ve ABD, kalkýnma dönemlerinde serbestleþmeye deðil tam tersine, aþýrý düzenlemelere yer vermiþlerdir. Örnek: 18. yüzyýlda Ýngiltere, Hollanda ve Belçika'nýn sanayideki üstünlüðüne meydan okumak için ithalatý kýsýtlayýcý, ihracatý zorlayýcý önlemler almýþtýr. 19. yüzyýlda özellikle 1945'lere kadar dünyanýn en çok korunan ve en kapalý ekonomisi ABD ekonomisidir. ABD ayný zamanda bebek sanayileri koruma stratejisinin de anavatanýdýr. Geliþmekte olan ülkelere gelince. Neredeyse tamamý 1980 öncesi korumacý dönemde daha baþarýlý olmuþ, iddia edildiðinin tam aksine 1980 sonrasý dayatýlan neoliberal uygulamalarla devam eden bir kriz döngüsüne girmiþlerdir...
Sonuç 2: Tezi ve görüþleri sizlere aktardým. Sentez size ait. Ne dersiniz; "liberalizm mi geliþimi saðladý" yoksa "korumacý ekonomik yapýlar" mý?
Son söz: "Ýkisi de saðlamadý" diyorsanýz; bir de Türkiye gibi ne yaptýðýný bilmeden, her þeyini satan ülkelerin modelini inceleyin...
Piyasa dýþarýya endeksli
Not: Hafta sonunu, kapatma davasýnýn piyasalarý nasýl bozacaðýný hatta Kara Pazartesi'nin boyutlarýnýn ne kadar büyük olacaðýný okuyarak-dinleyerek geçirdik. Piyasalarýn içeriden yaratýlan dinamik ile iþlediðini sanýp, konuya Fransýz olanlar, iç siyasi riskin her þeyi bozup parçalayacaðýný düþündüler ve bunu bolca paylaþtýlar.
Beklentileri dolar kurunun ilk etapta 1.40'lara kadar gidebileceði hatta krizin pazartesi sabahý baþlayacaðý yönündeydi. Oysa beklenen olmadý ve içeride yaratýlan iyi veya kötünün ana iþleyiþe etkisiz olduðu gerçeði, Türk piyasalarýnýn dýþarýsý ne gerektiriyorsa o kadar bozulmasýna yol açtý.
Dava açýlmasaydý, Dow Jones'un 11.960 desteði altýnda kapanmasý gereði kurun 1.23-1.25 bandýný geçip orada taban oluþturmayý denemesi gerekiyordu, kur tam denklem kadar hareket etti. Dow Jones'ta 11.960-12.200 destek bandý çalýþtýðý sürece borsamýzda 40.800-41.000 ana destekti, 11.960 altýnda ilk kapanýþ ile ÝMKB 41.000-36.000 bandýna düþtü. Uzun lafýn kýsasý hükümetin varlýðýný fiyatlamayan piyasalar, yokluðu fikrini de görmedi.
Maske düþebilir
Peki bundan sonra neler olabilir? Ne olabileceðini anlamak için 2003-2007 Kasým arasýnda ortaya çýkan olumlu yapýnýn içeriden kaynaklanmadýðýný yani "bizde ne olursa olsun, özde konjonktürel dinamiðin bizi þekillendirdiðini" hatýrlamak gerekiyor. Bunu dikkate alýnca ne olacaðý açýk. Hatýrlarsanýz 2007 Kasým ayýnda bu köþede dünya için genleþme bitti tezimi aktarmýþtým. Tezin gereði net, dünya ne kadar büzüþürse biz de ona paralel ve kendi makroekonomik gerçeklerimiz ile oluþacak bir katsayý eþliðinde büzüþeceðiz. Fazla veya eksik deðil. Algýlanmayan cari açýk algýlanacak, sýcak para etkisi ile sorgulanmayan dinamikler sorgulanacak. Dünya bozulmaya devam eder, dozu artarsa, bizde de maske düþecek. Zaten 2007 Kasým baþýndan itibaren yaþanan da bu süreç. Kaynak:Referans
Murat Turan Piyasalarda olumlu senaryo yok gibi
Hakkýnda kapatma davasý açýlan iktidar partisi, Yargýtay Baþsavcýsý hakkýnda o kadar çok konuþtu ki Anayasa Mahkemesi'nin davayý reddetme þansý bizce neredeyse tamamen ortadan kalktý. Davanýn görülmesi minimum 6 aylýk bir süreç. Dolayýsýyla önümüzdeki dönemde, iç dinamiklerin üzerinde yeni bir "Damokles'in kýlýcý" sallanacak artýk. AKP'nin davaya gösterdiði tepki o kadar büyük oldu ki MHP bile, bu konuda yardým etmenin partiyi tam anlamýyla "uydu parti" konumuna düþüreceðinin farkýna vardý. Bu dava AKP'ye açýlan 4. kapatma davasý.
Türkiye'de piyasa denildiðinde anlaþýlan döviz, faiz ve borsanýn bu geliþmelerden olumsuz etkilenmemesi ise imkânsýz. Henüz geliþmeler sýcakken, ilk ana tepki yurtdýþý geliþmelere baðlý verilirken iþin vahameti çok ciddi olarak algýlanamadý. Ancak 6 aylýk süreçte likidite açýsýndan önemli gel-gitler yaþanacaðý kesin. Karar anýna yaklaþýldýkça ise tedirginlik artacak ve likidite piyasalardan çekilerek geliþmelerin sonucu görülmek istenecektir. Yabancý sermaye giriþinin ocakta geçen seneye göre yüzde 86,3 azalmasý, en kötü kâbusumuzu yaþamaya baþladýðýmýz anlamýný taþýyor.
Türkiye'nin hangi rotada ilerlediði ise henüz belli bile deðil. Normal bir konjonktürde, sakin bir denizde rotanýn bu denli rehavetle belirlenmesi güç olmazdý belki. Ancak, fýrtýnaya bu kadar yaklaþmýþken rotasýz seyir, ciddi risk taþýmaktadýr. Yýllar önce 2 çýpa ve sýcak para ile sermaye piyasalarýný yükselten dinamik, þimdi açýk denizde kendini dalgaya býrakmýþ durumda.
Þimdilik Dow Jones'u izlemek yeterli
Bu çýpalardan ilki olan IMF ile olan baðlarý koparmýþ durumdayýz. IMF ile yeni bir stand-by anlaþmasýna gerek olmadýðýný ve yeni bir anlaþma beklenmediðini bizzat Devlet Bakaný Mehmet Þimþek açýkladý. IMF, disipline olmak açýsýndan oldukça yararlý bir iþleve sahipken, sosyal programlarla arasýnýn iyi olmamasý nedeniyle çok eleþtirilmiþti. Ancak sonuçta yabancý yatýrýmcý açýsýndan önemli bir güvenceydi. Türkiye, bu güvence kapsamýnda olmaktan vazgeçti. Diðer çýpa ise Avrupa Birliði'ne dahil olma projesiydi. Ýyi niyetle baðdaþmayan isteklerin sonu gelmeyince, önce soðutulduk, sonra da soðumaya býraktýk.
Çýpalara eþlik eden yasal düzenlemelerde ise yavaþ kaldýk. Örneðin, uzunca bir süre devamlý olarak ertelendikten sonra nihayet TBMM gündemine alýnan Sosyal Güvenlik Reformu'nda gelen tepkilerin ardýndan geri adým atýlmasý, iþi iyice çýkmaza soktu. Her þey bir yana, atýlan bu geri adým herkese istediði tavizin verilebileceði imajýný yarattý. Sosyal güvenliðe 13 yýlda ödenen para Türkiye'nin milli gelirine eþitken, bunu siyasi bir bedel ödemeden yapmak neredeyse imkânsýz. Ancak iktidarýn da çok iyi bildiði gibi yerel seçimler öncesi böyle aðýr bir faturanýn yükünü kimse taþýmak istemez.
Ýçeride yaþanan kargaþa ortamýna raðmen, þu anda Türkiye'deki para piyasasý hareketlerinin yüzde 80'i yurtdýþý kaynaklý. Hareketin yönünü, Amerika Dow Jones Endeksi belirliyor. Dow Jones Endeksi, istisnasýz her gün en önemli veri olarak karþýmýza çýkýyor. Spekülatif kâr peþinde koþan finans sektörü, verdiði kredilerin geri dönmemesi ile inanýlmaz zararlar yazýyor. Yüksek faizli ve daha riskli kredilerin piyasaya pompalanmasýyla baþlayan bu likidite krizinin bedelini ödeyen finans kuruluþlarý, tüm dünyaya da aðýr bir bedel ödetiyor. Þu sýralarýn gözde ekonomisti Roubini'nin dediði gibi; "FED bir likidite krizi varmýþ gibi davranýyor ancak sistem bir iflas krizinin ortasýnda. FED bilançolarýný bilmediði yatýrým bankasý ve aracý kurumlarý açýk çek vererek kurtarmaya çalýþýyor ancak bu FED'in almamasý gereken çok büyük bir risk."
Ýç geliþmeler aðýrlýðýný artýracak
Global ekonomide yaþanan bu durumun çözümü için alýnan önlemler yalnýzca para politikasý önlemleri. Krizin yaþanmasýna sebep olan sistem ise aynen devam ediyor. Buhar olan paralarýn verdiði hasarlar göz ardý edilse bile yansýmasýnýn resesyon olmasý neredeyse kaçýnýlmaz. Piyasalarýn yaralarýný sarmak için dinlenmeye ihtiyacý var. Hele geliþmekte olan piyasalarýn hormonu olan "carry trade"ciler için biraz çekilip hasar raporu hazýrlama zamaný.
Yurtiçinde ise piyasalarý bekleyen öncelik yurtdýþý iken günler geçtikçe yurtiçi haberlerinde etkisi artmaya baþlayacak. Ýç geliþmeler gündemdeki aðýrlýklarýný her geçen gün daha fazla hissettirecek. Belki piyasa kýsa vadeli önlemler ile yatýþtý ancak kara bulutlar halen havada. Ýbre yurtdýþýna da dönse, sadece yurtiçi geliþmelere de odaklansa önümüzdeki günlerde bahar yaþanmayacaðý kesin. Büyük ihtimalle bahar, henüz yaþanmayan, yeni baþlamýþ, sert geçecek kýþýn ardýndan yüzünü gösterecek. Kaynak:Referans
Baturalp Candemir Faiz indirimi yaz, 228X'e gönder
Bankasý (FED) fonlama faizleri 0.75 puan indirildi. Bu faiz indirimi, 1-1.25 arasýnda deðiþen beklentilerin altýnda kalmasýna raðmen, iki yatýrým bankasýnýn iyi kâr açýklamasý nedeniyle, salý günü Dow Jones endeksi yüzde 3,5, S&P endeksi yüzde 4,2 yükseldi. Moraller yerine geldi. Ya da bir günlük bir balayýydý; yarýn iþler deðiþecek.
Aslýnda piyasa oyuncularý da FED'in faiz indirimiyle pek bir þeyin deðiþmeyeceðini tahmin ediyor; ancak, "Kâr kârdýr" deniyor. Faiz kararlarýnýn alýndýðý, FOMC toplantýlarý öncesinde düzenlenen anketler, piyasanýn toplantýda nasýl bir faiz kararý çýkmasý beklediðini görmek için yapýlýyor olsa da son aylarda piyasa oyuncularýnýn karar alýcýya beklediðimiz kadar "Faiz indirimi þu kadar, bunu yapmazsan piyasalar bozulur" mesajýný verdiði bir platforma dönüþmüþtü. Ýlk kez bu kez FOMC üyeleri beklenenden düþük bir faiz indirimi yapmayý göze aldý.
Mortgage oranlarý düþmedi
0.75 puanlýk faiz indirimine karþýn, mortgage oranlarý gerilemedi. Piyasaya daha ucuz likidite veriliyor olsa da esas sorun, bazý þirketlerin borç ödeme gücünün kalmamýþ olmasý. Ödeme gücü kalmayanlarýn zararý o kadar büyük ki, devlet hariç pek kimsenin yapacak bir þeyi yok. ABD'deki seçimler, savaþýn bütçede açtýðý gedik, büyük bir mali paketle kurtarma operasyonunu da mümkün kýlmýyor. Kýsacasý, global piyasalarda iþler sanki þimdi tahmin edenden daha uzun bir süre kötü gidecek gibi gözüküyor.
Bu arada bizde de Para Politikasý Kurulu (PPK) toplantýsý dün yapýldý. Biz bu yazýyý yazarken, toplantý henüz baþlamamýþtý. Siz bu yazýyý okuduðunuzda ise karar açýklanmýþ olacak. Muhtemelen de kýsa vadeli faizler deðiþtirilmemiþ olacak. Ya da umarýz öyle olur. Yaklaþýk 10 gün önce yapýlan anketlerde piyasa oyuncularýnýn çok büyük bir kýsmý faiz indirimi bekliyordu. Kurun yükselmesi, geçtiðimiz hafta faiz indirimi bekleyenler ile beklemeyenlerin sayýsýný birbirine yaklaþtýrmýþtý. Toplantý günü yapýlan son ankette ise, faiz indirimi bekleyen kalmamýþtý.
Faizde zor karar
Biz geçtiðimiz ayda da PPK'dan faiz indirimi kararý beklemiyorduk. Nedeni basitti; enflasyon hedefi yüzde 4 iken, yýlýn sonuna daha 10 ay varken, Merkez Bankasý'nýn kendi tahmini hedefin 1.5 puan yukarýdayken, gýda ve enerji fiyatlarýnda düþüþ sinyali yokken, enflasyonun en önde gelen belirleyicisi olan kurun yükselme ihtimali apaçýk ortadayken, Merkez Bankasý'nýn faizleri 0.25 puan indirmemesi gerekirdi. Bunun ötesinde, 0.25 puanlýk indirimle, para otoritesi yanlýþ mesaj verecekti. Öyle de oldu: Bono ve kredi faizleri yükseldi; kurlar da yükseldi. Ayrýca, petrol fiyatlarý daha da yükseldi. Enerji KÝT'lerinin yeni zam yapma ihtiyacý doðarken, dýþ piyasalar daha iyi durumda deðil. Dolayýsýyla, PPK toplantýsýndan bir faiz indirimi kararý çýkmamalý; tahminimiz de çýkmayacaðý yönünde. Aðustos-eylüle kadar da yeni bir faiz indirimine karar vermek çok kolay olmayacak; her türlü yeni veri ve haberin, Kurul'un geleceðe yönelik duruþunu deðiþtirmesine neden olacaðý vurgulansa bile. Kaynak:Referans
Kapatma davasýný bir kenara býrakýrsak herkesin birbirine sorduðu soru þu: "Dünyada ve Türkiye'de ekonomi nereye gidiyor?"
Daha açýk bir ifadeyle kriz kapýda mý?
Bundan 2 ay kadar önce yazdým, hâlâ ayný yerde duruyorum. Bir ekonomi gazetesi yöneticisi olarak "kriz" kelimesinin özellikle Türkiye konteksinde geliþigüzel kullanýlmasýna karþýyým. Nedenini ve yaþananlarý nasýl tanýmladýðýmý yazacaðým fakat öncesinde giderek tehlikeli bir hal alan bir ekonomi haberciliðine dikkatinizi çekmek istiyorum.
Evet, Türkiye AK Parti'nin kapanmasý için açýlan davadan dolayý siyasi bir krizin eþiðinde ama ekonomik anlamda bir kriz söz konusu deðil.
Bu ikisini bilerek ya da bilmeyerek karýþtýranlarýn pazartesi günü tüm dünya piyasalarýnda yaþanan çalkantýyý bütünüyle AK Parti'nin kapatýlma davasýna baðlayan yayýnlar yapmasý ya ideolojik tercihten ya da ekonomik cehaletten.
Belki de ikisi birden!
Parti kapatma davasýnýn ÝMKB üzerinde az da olsa bir etkisi oldu ancak bu ne 33 milyar dolar ne de 18 milyar dolar. Bu iþin basit bir hesabý yok. Fakat illa da borsa üzerinden basit bir hesap yapýlacak olursa söz konusu etki en abartýlý rakamla yüzde 10'dur.
AKP davasýnýn ÝMKB'nin düþüþündeki payý
Borsalar 31 Aralýk-14 Mart
deðiþim (%) 14-17 Mart
deðiþim (%)
ÝMKB -23,3 -7,5
Geliþmekte olan ülkeler endeksi -12,5 -3,6
ÝMKB kaç kat daha fazla düþtü 1,9 2,1
1.9'luk katsayý ile 17 Mart
düþüþü ne kadar olurdu -6,7
ÝMKB'nin düþüþ
katsayýsýndaki artýþ 11,8
Ekonomist olmanýza gerek yok, Referans Finans Servisi'nin hazýrladýðý grafiðe þöyle bir bakmanýz yeterli.
Türk ekonomisinin cari açýktan sosyal güvenliðe, mali disiplinden IMF ve AB çýpasýna taþýdýðý riskler artý dünya finans piyasalarýnda yaþanan iflaslarýn etkisi en az yüzde 90.
Dolayýsýyla kimse siyasette yaþanan krizi ekonomi ile karýþtýrýp ortalýðý bulandýrmasýn. Böylesi çalkantýlý bir ortamda Türkiye'nin siyasi istikrarý elbette çok önemli. Ancak siyasi istikrarý korumak adýna bile olsa "ekonomik kriz" havasý yaratmak, her þeyden önce siyasi istikrarý samimiyetle savunanlarý vurur.
Geçen hafta sonu Ekonomi Gazetecileri Derneði'nin davetlisi olarak TOBB Baþkaný Rifat Hisarcýklýoðlu ile Kartepe'de bir araya geldik. Rifat Bey, dünyada ve Türkiye'de yaþananlara dair çok etkili bir sunum yaptý. Fakat sunumun küresel piyasalarda yaþanan çalkantý boyutunu anlatýrken "kriz" kelimesini kullandý. Hisarcýklýoðlu'nun kriz kelimesini geliþigüzel kullanmamak konusunda çok hassas olduðunu bildiðim için uyarmak zorunda hissettim.
Nitekim o da soru-cevap kýsmýnda "Aman yanlýþ anlaþýlmasýn, ben 'Türkiye'de bir ekonomik kriz var' demedim, demem de" diyerek hassasiyetine uygun bir açýklama yaptý.
Tüm yaþananlara raðmen özellikle bu dönemde Türkiye için "kriz" kelimesinden uzak durmayý neden tercih ediyorum?
Çok basit iki sebebi var:
1- Son 15 yýlda 3 defa ark