wWw.Finans.Ekibi.NET adresine taşındık.
Tarafsız ve küçük yatırımcıyı koruyan eğitici yorumlarımızla Finans Ekibindeyiz.
IMKB, VOB, FOrex, BES kısacası Ekonomi ve Borsa ile ilgileniyorsanız; sizi de bekleriz.
Uyuyan dev Türkiye’nin cari açık sorunu. Ekonomideki kuşkusuz en önemli dengesizlik. Dün Temmuz ayı cari açık rakamları açıklandı. Aslında böyle şeyler artık Türkiye’de anında analiz ediliyor ve oyuncular açısından haber değeri 24 saat içinde sıfırlanmış oluyor. Ama bu kez biraz farklı bir yorum getireceğiz. Ayrıca cari açık konusuna epeydir değinmedik. Oysa sorun ciddiyetini koruyor. Sadece… Son kredi krizi sırasında tam anlamıyla bir uyuyan deve dönüştü.
Uluslararası piyasalarda kopan bütün toz dumana rağmen Türkiye bu kredi krizi sırasında büyük cari işlemler açığından dolayı dezavantajlı bir durumda kalmadı. Cari işlemler fazlası veren Brezilya ile aynı kategori içindeymiş gibi işlem gördü.
Şu anda da uyuyan dev uyumaya devam edeceğe benziyor. Ama kim bilebilir?
1990’lardan bu yana bakarsak...Cari işlemlerde yapısal bir bozulma var...
Yukarıda aylık cari işlemler rakamlarının son 17 yılı görülüyor. Dikkat ederseniz 1998 yılına kadar cari işlemler rakamları kabaca yatay bir trend üzerinde hareket etmiş. Elbette büyük çalkantılar yaşanmış ama gidiş yatay.
1998’den sonra bu değişiyor. 1998-1999 Türkiye’de sıkı sıcak para politikası uygulama dönemi.
Trend değişikliği 2002 yılında başlıyor. Son 5 yıl boyunca cari işlemler açığı sürekli kötülemiş.
...2007’ye kadar.
Son 12 aya bakarsanız cari açık yine büyük ama aynı zamanda görece bir düzelme de var.
Ancak rakamlara bir de euro cinsi bakalım... Cari işlemler görece toparlamış
Yukarıdaki grafikte aynı cari işlemler rakamlarına farklı bir gözlükle bakıyoruz. Bir kere rakamları euro cinsiden ölçüyoruz. İkincisi de 2001 yılından sonraki döneme odaklanıyoruz.
Euro dolara karşı ciddi biçimde değer kazanmış durumda. Rakamlar euro cinsinden ölçülünce dolar cinsiden ifade edilen kalemler küçülüyor. Sonunda da cari işlemler açığındaki düzelme belirginleşiyor.
Bunu yukarıda 12 aylık hareketli ortalamalarla gösteriyoruz. Mevsimlik hareketleri büyük çapta elimine eden bu hareketli ortalama grafikte mor çizgi ile gösteriliyor. Dikkat ederseniz ortalama bir dip yapmış gibi. Elbette devam edip etmeyeceği belirsiz.
Petrol fiyatları rekorda Bir açıklaması şöyle…
Petrol fiyatları dün New York vadeli borsasında 80 doları geçti. Günü 80 doların hemen altında 79.9’da kapattı.
Bu bir rekor.
Aşağıda aylık veriler şeklinde petrol fiyatlarının geçmişini veriyoruz. Geçen yıl yaz ortasında başlayan petrol fiyatlarındaki gerileme 2007 başında duraklamış...O günden bu güne de eski trende benzer bir yükseliş içine girmiş.
Grafiğe bakarsak Eylül ayı gibi de fiyatlar geçen yılki rekor seviyeleri kırıp geçmiş.
Bunun arkasındaki nedenler olarak, dünya ekonomisindeki büyüme.. Ve son günlerde beklentilerden düşük çıkan ham petrol stokları gösteriliyor. Kuşkusuz bunların önemli bir rolü var.
Ama biz bir adım daha gideceğiz.
Alttaki ikinci grafikte petrol fiyatlarının yakın geçmişi var. Bu grafiğe dikkatli bakarsak şunu görürüz.
Petrol fiyatları FED’in son müdahalesinden sonra hızla ve şaşmaz bir şekilde yukarı gitmiş. Önemli bir gözlem. Nedenine de iki farklı açıdan bakabilirsiniz.
Bir...Piyasalar FED’in havlu attığı ve bütün “kabadayılık” tavırlarına rağmen piyasalara isteneni vereceği görüşünde. Bunun büyümeyi sağlam tutacağı, petrol talebini artıracağı ve aynı zamanda da enflasyonu yükselteceği düşünülüyor. Oyuncular petrolde alıma geçiyor.
Diğer bir deyimle petrol fiyatlarındaki yükseliş piyasaların yeni balon beklentisi ile uyumlu bir gelişme.
İkinci açıklama biraz daha farklı.
Piyasalar FED’in faiz indireceğini görmüş ve bunun da Amerikan dolarını olumsuz etkileyeceği sonucuna varmış. Dolarla ölçülen petrol fiyatları da dolar değer kaybedince ister istemez yükselecek.
Üç aylık Libor piyasasındaki tedirginlik devam ediyor…
Bu hafta üzerinde fazla durmadık. Ama yanlış anlamayın, olay halen de gündemin ilk maddesi.
ABCP piyasasının kapanması nedeniyle CDO dilimlerini Libor piyasasında fonlama çabalarından söz ediyoruz.
ABCP seçeneği ortadan kalkınca büyük bankalar bu CDO dilimlerini bilançolarına geri aldı ve bunları Libor piyasasında buldukları fonlarla fonlamaya başladı. Oysa, Libor piyasasının bir de kendi müşterileri var.
Sonuçta aynı miktardaki paranın peşinde daha çok kurum koşmaya başladı ve bu da Libor cinsi faizleri yükseltti.
Buradaki stresi en iyi izleme yolu Sterlin cinsi Libor’a bakmak. İngiliz Merkez Bankası taviz vermeye yanaşmadığından en büyük stres burada... Kaynak :Salih Neftçi 13.09.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Bu Mesaj 13-09-2007 09:08:38 AM değiştirilmiştir. Değiştiren... : ToKoBa.
Orta ve uzun vadeli görüşleri bir kere daha vurgulamamız gerekiyor. Yatırımcılar kadar bizim de buna ihtiyacımız olacak. Çünkü insan yüksek volatilite döneminde duygusal davranıp kendi ilkelerini unutabiliyor.
Orta ve uzun vadeli görüşler şöyle…
Merkez bankaları sert davranıyor gibi yapıp finansal piyasalara istediğini verecektir.
Piyasalar aslında dengelerin ne kadar riskli olduğunu biliyor...Ama dünya ekonomisindeki yeniliklerin de farkında. Emerging piyasalarda ve Avrupa’da çok olumlu temel değişiklikler var.
Bu nedenle herkes fena korkacak...yürekler ağza gelecek ama…
Borsalar ve emlak piyasaları yine de sıkı şekilde yukarı gidecek.
Emin miyiz?
Elbette hayır. Kim hangi öngörü konusunda emin olabilir ki? Mesele söylenenlerin yazı turadan daha iyi bir tahmin olup olmadığında. İşte burada da en önemlisi de şu ana kadar yukarıdaki öngörülerin iyi tuttuğu.
Peki...Kısa vadeli durumlar ne durumda?
1. Libor piyasası dün biraz rahatladı.
Bildiğiniz gibi biz son günlerde Libor faizlerinin yükselmesine önem veriyoruz. Çünkü ABCP piyasası kapanmıştı. Bankaların likidite seçenekleri azalmıştı. Ama dün gibi Libor faizleri geriledi. (FED ve ECB yüklü miktarda para vermeye devam ediyor. Ve oyuncular artık FED’in faizleri indireceğinden de emin) Libor faizlerinin dün gerilemesi oyuncuları biraz rahatlattı. 2. CP piyasası da dün biraz olsun açıldı. Bu oyuncuların yakından izlediği bir parametre ve bu gelişme de kısmi bir rahatlamaya neden oldu. 3. Alliance Boots şirketinin borçlanma ihtiyacı şu anda tanık olduğumuz krizin başlamasında önemli bir rol oynamıştı. Dün buradan da görece iyi haberler geldi. Alliance Boots şirketinin ihtiyacı olduğu borçların yarısı alıcı buldu. Piyasaların şu anki psikolojisi açısından hafif iyice bir gelişme.
Ama…bütün bu olumlu gelişmelerin yanında,
1. FED evvelsi gün “discount” penceresinden rekor miktarda borç verdi. 2. ABCP piyasası hafif düzeldi ama dün açıklanan verilere göre piyasa geçen hafta yine 31 milyar dolar daraldı. Bir önceki haftadan daha az bir daralma...Ama yine de bir daralma. (İlk 2 hafta daralma 90 milyar dolar civarında olmuştu. Geçen hafta piyasa 54 milyar dolar daraldı. Bu hafta da 31 milyar daralmış oluyor)
Sonuç
Ama bütün bunlar fazla da fark etmiyor.
Piyasalar FED’in faiz indirmesine kesin diye bakıyor. Yeni balonları yüksek bir olasılık olarak görüyor.
Ve…bu durumda da,
Gelişmeleri olumlu yorumluyor.
Volatilitenin de çok yüksek olacağını bilerek.
Evet, bizce...
Şu ana kadar gelişmeler iyi.
Uslu çocuk ve... İki sürpriz faiz kararı
Dün iki sürpriz faiz karanına tanık olduk. İkincisinden başlayalım. İsviçre Merkez Bankası faizleri 25 baz puanı yükseltti. Denecek ki…
“Bu önemli değil. İkinci sürprize gel.”
Yanlış.. Çünkü bizim short giden oyuncuların büyük bir kısmı pozisyonları CHF ile fonluyor. İsviçre Merkez Bankası’nın faizleri yükseltmesi bizimkiler açısında en kötü haber.
Şimdi gelelim ikinci sürprize…Bunu herkes biliyor.
TCMB.
Evet...TCMB kimse beklemezken faiz indirdi.
Tam bir sürpriz. Ajansların da geçtiği gibi “Ekonomistlerin hiç birisi” beklemiyordu. (Biz ekonomist değiliz ama bu “sürpriz” tanımlamasına biz de dahiliz)
Ancak, işin en ilginç tarafı da faiz indiriminin miktarı idi…
25 baz puanı.
Peki bu çeşit bir indirim konusunda ne denebilir?
…
Bizden bir yorum yok.
Biz…Mike Hammer değiliz. Çince deyimiyle...
“Guai hait’zi” yız.
Yani,
Uslu çocuk.
Yarınki FED kararına bir faiz saptama toplantısı olarak bakmak yanlış olacaktır. Yarınki toplantı sadece faizleri saptamayacak, para politikasında 4-5 yılda bir yaşanan bir değişikliğe gidecektir. Bizce bu toplantı önümüzdeki 1-2 yıl boyunca izlenecek para politikalarının ilk adımını oluşturacaktır. Bir tavrı ortaya koyacaktır.
Üstelik…
Bu toplantının yanlış atılmış bir adım olması olasılığı da yükselmiştir. Kısa ve öz görüşlerimiz şöyledir.
Bir... 25 baz puanlık bir faiz indirimi piyasalara yetmez. Çünkü bu gibi bir karar “FED balonlara karşı direnmeye çalışıyor” şeklinde yorumlanacaktır. Piyasalar hemen olmasa da birkaç gün sonra bunun üzerine gider. FED’i daha yüksek bir faiz indirimine zorlar. Fed direnirse piyasalarda çok ciddi kayıplar gündeme gelebilir.
İki...Piyasa 50 baz puanlık faiz indiriminden hoşnut olacaktır. Nedeni indirimin kendisi değildir. 50 baz puan sadece bir semboldür ve piyasalara verilmiş bir “balonlara devam” mesajı olarak yorumlanacaktır.
Konu önemlidir....
Mesele bir faiz seviyesi değildir. Mesele balonlara karşı FED’in alacağı tavırdır. Gelişmeler bu kıstasla yorumlanmalıdır.
Aşağıdaki grafiklerde önemli bir gelişmeye işaret ediyoruz. Gecelik faizler FED’in müdahalesi ile geriledi. Piyasa gecelik olarak likit kalmayı yeğliyor. Ama aynı zamanda da Libor cinsi 3-aylık faizlere bakın kriz öncesine kıyasla 50 baz puanı daha yüksek. Fed açısından önemli bir ikilem. Çünkü konut kredilerinde baz alınan faizler büyük çapta Libor. FED 3-aylık Libor’u doğrudan kontrol edemiyor, ona göre.
Overnight repo faizleri
Parayı gecelik repoya ver, karşısında bir gün için Amerikan Hazine Bonosu al. Repo faizlerinin son 12 aylık gidişi yanda. Bize şu bilgiyi veriyor. Mayıs ayında başlamak üzere bu işleme gidenlerin sayısında görece bir artış olmuş. Piyasalar parayı düşük riskli bu yoldan plase etmeye yönelmiş.
Bir çeşit güvenli liman ve riskten kaçış göstergesi. Son günlerde fazla bir düzelme de yok….Stres devam ediyor.
Efektif Fed Funds faizleri…
Fed funds’a değil efektif Fed funds faizine bakmak gerekiyor. Piyasada geçen işlemlerin ortalaması. Son beş aylık durum yandaki grafikte. Piyasada bir stabilizasyon var. Ama riskten kaçışı burada da görüyoruz. Bu faiz 5.25 civarında gitmesi gerekirken son iki haftanın ortalaması 5.1 civarında. (Oysa FED’in buradaki hedefi bilindiği gibi 5.25) Kritik bir gözlem, FED eğer faizleri 25 puanı indirse bu şu anki duruma göre paranın maliyetinde ancak 10 baz puanlık bir gerileme anlamına gelir.
Gecelik depo faizleri…
Bir üçüncü kanıt… Gecelik depo faizleri de FED’in dilediği seviyenin altında. Yandaki grafikte görülüyor.
Grafik aynı zamanda piyasanın krize ilk baştan itibaren nasıl tepki verdiğini de gayet güzel bir şekilde gösteriyor.
Çalkantı azalıyor… Ama kriz durdurabilmiş değil. Trend, işlerin normale dönmekte olduğu göstermiyor.
Hata payı yüksek... bir Bernanke psikanalizi
Bernanke'nin şu anda kendisini çok zor bir durumda hissettiğini düşünüyoruz. Doğru... Objektif olarak bakıldığında FED başkanı gerçekten de zor durumda. Ancak bu zor duruma kendi bakışı ile bizim bakışımız birbirinden sanırız epeyi farklı.
Bunun için hata payı yüksek bir Bernanke psikanalizi yapmaya çalışacağız. Tümüyle kişisel. Bir çeşit spekülasyon olarak bakın. Ama oyuncuların karar almasına da yardımcı olabilecek bir analiz.
1. Bernanke esas olarak bir profesördür. Piyasalara yakınlığı ve piyasalarla ilgili bilgisi bizimkinden daha azdır. (Öte yandan makroekonomik konularda bizden çok daha bilgilidir)
2. Bernanke trader mantığı denen nesnenin farkında değildir. Kafası o şekilde çalışmaz. Trader’ı fazla düşünmeyen, o anki duruma göre hareket eden bir kişi olarak görür ve önemli bir oyuncu olduğuna inanmaz. Trading ve trader Bernanke açısından bir ayrıntıdır. Üzerinde durmaz.
3. Hedge fonları vs… gibi kıvrak ve büyük oyunculara aslında esas olarak aynı gözlükle bakar. Elbette bunların gücünü bilir. Zeki olduklarının da farkındadır. Ama gelişmeleri anlamadıkları yönünde bir kanaati vardır.
4. Kısacası… Piyasa profesyonelleri kendisi açısından piyasalarda ne yaptığını pek bilemeyen, oradan oraya koşuşturan ve sık sık da gereksiz riskler alan yetenekli oyunculardır.
Anlayacağınız Bernanke’nin gözünde piyasa oyuncularının ağırlığı epey sınırlıdır. Eğer bir örnek isterseniz, Bernanke piyasa oyuncularına The Economist dergisindekine benzer bit gözülükle bakar. Önemli, hesaba katılması gereken…Ama yine de iktisatçılarla kıyaslandığında meseleleri daha az anlayan etkisi sınırlı bir grup. (Greenspan ise piyasa oyuncularının çok güçlü olduğuna inanırdı. Onları FED’den bile daha güçlü görürdü)
İşte FED toplantısında alınacak yeni parasal politika kararı bu psikoloji ile yakından ilgili olacaktır.
Bernanke’nin yanlış adım atma olasılığı yüzde 10-20’den en az yüzde 40’a yükselmiştir. Kaynak :Finansonline 17.09.2007
Evet, büyük bir olasılıkla yanlış… Ama kime göre yanlış?
Bütün piyasa profesyonelleri ve yatırımcılar açısından dönüm noktası diyebileceğimiz bir gün başlıyor. Türkiye’de saatler 20:00’ye vurduğunda büyük bir olasılıkla Bernanke’nin faiz kararını öğrenmiş olacağız.
Elbette karar ne olursa olsun FED bundan her zaman dönebilir. FED faizler konusunda bugün yanlış karar alsa dahi bunu önümüzdeki günlerde telefonla yapacağı özel bir faiz toplantısında değiştirebilir, faizleri günün koşullarına göre gerektiği gibi yeniden ayarlar. FED’in böyle bir harekat alanı kuşkusuz vardır ve bu da önemlidir.
Unutulmamalıdır.
Ama eğer böyle özel bir toplantıya gerek kalırsa FED’in bugünkü kararı da yanlış alınmış bir karar olur.
Aynı 7 Ağustos’ta yapılan bir önceki faiz toplantısında olduğu gibi.
FED 7 Ağustos toplantısında işlerin “iyiye” gittiğini vurgulamış ve faizleri değiştirmemişti. Üzerinden 10 gün geçmeden piyasalarda son elli yılın en önemli volatilitelerinden birisi oluştu ve FED aniden faiz indirme zorunda kaldı. Daha da önemlisi piyasalara 250 milyar dolar para verdi. (Bu Avrupa Merkez Bankasının enjekte ettiği 300 milyar dolara ilaveten yapıldı)
Evet...7 Ağustos’taki toplantıda FED yanlış karar almıştı. Piyasalar ve Bernanke’nin kendisi şimdi bunu gayet iyi biliyor.
FED bugün de yanlış bir karar alırsa bunu elbette 10 sonra değiştirebilir.
Ama fena kredibilite yitirir.
Bu nedenle bugün alınan yanlış bir kararın maliyeti aslında göründüğünden daha yüksektir. Ve karar değişse bile bu yaşanacak yüksek volatiliteden sonra gelecektir. Aradan geçecek 10 günde kim bilir Northern Rock benzeri kaç kurum hit yer?
Böyle şeylerin ne kadar zararlı olduğunu sanırız vurgulamaya gerek yok.
Demek ki FED açısından en iyisi bugün doğru karar almaktır.
Peki doğru karar nedir?
Bu kiminle konuştuğunuza ve gelişmeleri hangi açıdan değerlendirdiğinize bağlı. Piyasaların deyimiyle pozisyonlarınıza…
A. Gelişmelere uzun vadeli bakan iktisatçı
Gelişmelere uzun vadeli bakan iktisatçı şöyle düşünecektir.
Greenspan dönemi bir balonlar dönemiydi. Bizi şimdi bulunduğumuz noktaya getirdi. Bıraktı. 20 yıldır yaşanan balonların faturası kapıda bekliyor.
Bu fatura büyük.
Ama bir balon daha yaratılırsa ileride aynı fatura daha da kabarmış bir şekilde karşımıza gelecektir. Balonları durdurmanın maliyeti daha da büyüyecektir.
Bu nedenle FED faizleri sadece 25 baz puan artırıp yaptığı açıklamada spekülasyonu desteklemediğini ve fazla risk almış olan oyuncuların bunun maliyetine katlanması gerektiğini vurgulamalıdır.
Diğer bir deyimle FED yirmi yıl sonra ilk kez gerçek bir merkez bankası gibi davranmalıdır.
Gelişmelere uzun vadlei bakan iktisatçının “Doğru”dan kastı budur.
B. Traderin bakış açısı
Trader’in bakış açısı tümüyle farklıdır.
Trader günü gününe yaşar. O gün eğer piyasaların göçeceğini düşünürse, herkesten önce kendisi satmaya çalışır.
“Ben çıkayım...Gerisi beni ilgilendirmez.”
Doğrudur.
Gerçekten ilgilendirmez.
Normalde bunun fazla bir zararı yoktur. Ama...Eğer Northern Rock adlı bankanın önünde insanlar paralarını çekmek için 40 metre kuyruk oluşturmuşsa o zaman iş değişir. Çünkü trader bu kuyruklarda en öne geçer. Geçer...Çünkü piyasayı kendisi “yapmaktadır”.
Ve Northern Rock örneğini başkaları izler.
Sonuç
İşte bu da Bernanke’yi sonunda havlu atmaya zorlar. Belki iki hafta içinde belki de 8 hafta sonra.
Ama böyle durumlarda FED sonunda trader’in istediğini yapmak zorunda kalır.
Greenspan bu noktaya istediği için gelmedi...
Bernanke’nin ne yapacağını ise bugün beraberce göreceğiz. Kaynak :Finansonline 18.09.2007
Müthiş bir oyundu.
Sonunda Profesör, piyasa oyuncuları karşısında yenilgiyi kabullendi. Hem de fazla direnmeden.
Çince tabiriyle… (Hatırlarsınız)
Guay Hait’zi
Uslu çocuk oldu.
(Aslında FED’in faizleri 50 baz puan indirme kararının arkasında Rick’in önemli bir rolü olduğunu düşünüyoruz. Ben biraz “k.b.z”ca bir kişiliktir. Rick ise bir komiteye girince kişiliği nedeniyle duruma hemen hakim olur)
Sanırız dün de böyle oldu ve traderler iyi bir skorla işin bu kısmını kapattı. Evet trader açısıdan çok iyi bir sonuç ama merkez bankacılığı açısından da kaybedilmiş bir diğer kale.
Ne var ki... İşin bu tarafı bizi ilgilendirmiyor.
Sonuç
Biz Bernake’nin trader’in bakış açısıyla yanlış yapmasını bekliyorduk. Bernanke, yanlışı iktisatçı açısından yaptı. Diyecek ne olabilir?
“Eee bu işler böyledir.”
Bir de…
“Thank you Ben.”
Unutmayın….Bütün bu kargaşa sırasında oyuncuların hisse senetlerinde ve emlak piyasasında Long olması gerektiğini vurguladık. Şüpheye düşsek dahi aynı görüşü vurgulamaya devam ettik.
Sonuç müthiş.
Aşağıda.
Mike Hammer saatiyle, saat New York’ta 21:10 (Türkiye’de gecenin 4:10’u)
Tokyo’ya bakıyoruz.
Nikkei yüzde 3.46 yükselmiş durumda.
Gözümüz Güney Kore borsasına ilişiyor.
Güney Kore endeksi KOSPI yüzde 2.85 yukarıda.
Bu mutlu günde “Çin’e bakmadan olmaz” diyoruz. Şanghay A hisseleri endeksinin durumunu görmek istiyoruz. Piyasa daha açılmamış.
Bir hareket yok.
Soruyoruz. “O zaman...Tahmin et “. Denebilir ki Çinliler bu işin farkında değil kendi dünyalarında yaşıyor. Yanlış. Gün boyu bize telefonlar geldi. “FED ne yapacak?” diye soruldu.. Şimdi…
Bizce Şanghay A hisseleri endeksi normalde yüzde 4 yukarı gider.
Ama bugün tayfun’la başları dertte.
Ya İMKB?
İMKB de elbette yukarı gidecek. Bizim bonolar...Eurobondlar..konut piyasası...etrafta ne görüyorsanız değer kazanacak. (Ama kısa vadede)
Hepsi bir yana...Türkiye piyasaları aslında diğer emerging piyasalara kıyasla daha da güçlü bir duruma geldi.
AB…
Yeni hükümet…
Daha iyi bir ekonomi yönetimi..
Ve ciddiyet.
Peki nereye kadar?... Ne kadar prim bırakır? Bize sormayın.
4 haftadır korkarak da olsa hisse senetlerinde ve emlak piyasasında long olmak gerekir diye yazıyoruz. Bizden bu kadar.
Bir dostun sorusu…
İstanbul’da 2 Eylül tarihinde bir toplantı yaptık. Bizi yıllardır izleyen İstanbul’un en ciddi ve yetenekli oyuncularından birisi toplantıdan sonra bize yaklaştı.
“Hocam” dedi…
“Sizi ilk kez bu kadar iyimser görüyorum.”
Tam ne yanıt verdiğimi hatırlamıyorum…”Durum aslında çok riskli ama şans eseri gelişmelerin mantığını iyi yakalayınca iyimser olmak gerekiyor.” Sanırım yanıt böyle bir şeydi.
Havlu atmanın böylesi…
Şimdi gelelim işin uzun vadeli yanına.
Fed şaşırtıcı biçimde havlu attı. Amerikan toplumunun balonlarla yaşamaya fena alışmış olması ve bu alışkanlığı 20 yıl sürdürmesi aslında fazla önemsenmiyor. Ama bu noktaya bir kere gelindikten sonra, Merkez bankalarının…”Batan Batsın…” denmesi anlaşılan çok zor.
Özellikle de kendinizi dünyanın en zengini olarak görüyorsanız.
Biz Amerika’yı severiz. Yanlışlarını vurgularız. Ama severiz. Dün tanık olduğumuz olay bizi hem acayip sevindirdi.
İşin felsefesi… Piyasaların bulunduğu nokta konusunda bazı düşünceler…
Bir süredir üzerinde durduğumuz bir görüş son FED toplantısı ile bir kez daha kanıtlandı.
Biz kendi görüşlerimize devamlı şüphe ile bakarız. Düşündüklerimiz bizce...hep sakattır. Sürekli bir şüpheyle yaşarız. “Acaba görüşlerimiz ne zaman, nasıl yanlış çıkacak?”
Son yıllarda gitgide güven duyduğumuz bir görüş vardı. Şöyle özetlemiştik…
“Amerikan toplumu artık balonlarla yaşamaya fena alıştı. Çalışıp, ter dökerek para kazanma yerine averaj Amerikalı transfer geliri ile yaşıyor. Evinden elde ettiği spekülatif kazançları paraya çevirip harcıyor...Veya hisse senetlerindeki kazançları “gelire” dönüştürüyor.”
Zaten bu nedenle de... Averaj Amerikalının tasarruf oranı negatif. Averaj Amerikalı geçmişte biriktirmiş olduğu varlıkları tüketiyor. Çünkü bu varlıkların değeri artıyor. Adam da kendisinin “zengin”leştiğini düşünüyor.
Bütün bunların nedeni de bir piyasadan diğerine sürekli yeni balonların yaşanması… 20 yıldır devam eden bir süreç.
FED kararı
Bize öyle geliyor ki son FED kararı bu görüşü bir kez daha kanıtladı. FED yanlış pozisyon almış oyuncuları batırmaya cesaret edemedi ve oyuncular “toplumun genelinin çıkarları” nedeniyle kurtarıldı.
Çünkü bu oyuncuların batması durumunda Amerikan ekonomisinden çok olumsuz gelişmeler yaşanacaktı. Göze alınamadı.
FED piyasalara istediğini verdi.
Anlamı
Biz bu durumu “FED yeni Balonlara yeşil ışık yaktı” diye tanımlıyoruz. İşin ilginç tarafı Bernanke son günlerde “sert erkek” rolünde epey de ısrarlı olmaya başlamıştı. Ama kapalı kapılar arkasına geçince takke öne kondu ve…
Yeşil ışık yakıldı.
Çünkü Amerikalı tüketici “Too big to fail” olmuştu. Yani…
Batmasına izin verilmeyecek kadar büyük. Balonlar da zaten böyle durumlarda varlığını sürdürür.
ABX endeksindeki toparlanmaya bakın…
Eylül ayı başlarında İstanbul’da bir toplantı yapmış ve bu toplantıda ABX endekslerinin dip yapmış olması olasılığını gündeme getirmiştik. Toplantıdan bu yana iki buçuk hafta geçti ve şimdi yukarıdaki grafiğe bakıyoruz.
ABX endekslerinin tümünde iyi bir toparlanma var. En büyük para AA ratingli endekslerde kazanılmış. Bu endeks bir ay içinde 75’ten...90’a yükselmiş. Yüzde 20’lik bir artış! Daha düşük boyutlarda olsa da diğer ratingli endekslerde de artış var. Bu grafikler de gösteriyor ki...ABX endeksleri dip yapmış durumda.
Elbette endeksler dönüp birden yine gerileyebilir. Hiç belli olmaz. Ama FED’in son adımından sonra bunun olasılığı epeyi düşük. ABX endekslerinde genelde iyi bilgiler saklıdır. Bu bilgilere göre de...16 Ağustos’ta kredi krizi dip yaptı.
Biliyoruz...krizin reel etkileri daha çok sonra ortaya çıkacak. Ama ABX endeksleri de bir öncü gösterge…
Hem de şu ana kadar iyi çalışmış bir öncü gösterge. Kaynak :Finansonline 20.09.2007
Kredi krizi bizce en tehlikeli noktayı geçti. Elbette bu işler hiç belli olmaz, bir de bakarsınız piyasalara yine hiç beklenmedik haberler gelir... Durum daha da kötüleşir. Mümkündür. Ama bizce daha yüksek bir olasılık bundan sonra kötü gelişmeler yaşansa da krizin yavaş yavaş gerilerde kalmaya başlamasıdır.
Resesyon tehlikesi halen de vardır... Reel ekonomiyle ilgili olumsuz veriler bundan sonra da gelecek ve piyasaları tedirgin edecektir. Ama bu ayrı bir olaydır. Kredi krizi sırasında kapanan piyasalar yavaş da olsa açılmaya başlamıştır. Bu açılma bizce devam edecektir.
İşte bu noktada geriye dönüp baktığımızda ortaya beklenmedik bir sonuç çıkıyor.
Kredi krizi sırasında klasik bir Merkez bankası başkanına en yakın davranışı İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mervyn King gösterdi. Sıkı durdu. “Spekülatörleri kurtarmayacağız...Yoksa bu iş yürümez...” dedi. Ve piyasalara çok sınırlı miktarda likidite vermeye çalıştı.
Ama…
Dün öğreniyoruz ki Ağustos’un ikinci yarısında, yani kredi krizinin en şiddetli zamanlarında piyasaları denetlemekten sorumlu olan İngiliz Merkez Bankası Başkan Yardımcısı tatile çıkmıştı.
Kendisine bu sorulduğunda şöyle bir yanıt verdi…
“Başkana sordum..bir sorun çıkmaz tatile gidebilirsin dedi…”
(Bunu söylerken Başkan da yanında oturuyor)
Sonuç
Bunların hepsi bir yerde beklenmedik şeyler değil. İlkeli bir Başkan...Tatile çıkan bir Başkan Yardımcısı….Ve benzer başka uygulamalar. Ama ne oldu?
Northern Rock bir iki gün içinde (gereksiz yere) battı. Sonuçta...
Piyasalara nakit veren başkanlar kurtardı. Para vermeyen ise çarmıha gerilme aşamasında.
Bizce bu durumda Mervyn King kafa derisini kurtarsa süper şanslıdır. Sanırız bu da diğer merkez bankası başkanlarının dikkatinden kaçmayacak bir şeydir. Yarı-doğru bir örneği aşağıda...
Bu hareket biraz daha önem kazanıyor. Şu an için bir şey demek değil. Ama bir kenara yazıyoruz.
Aynı grafiği dün vermiştik...Bu ne oluyor?
Şu işe bakın, dün ABX endekslerinin grafiğini vermiş ve endekslerde iyi bir toparlanma yaşandığını vurgulamıştık. Önemliydi, çünkü bu endeksler şu ana kadar gelişmeleri çok başarılı bir şekilde önceden tahmin etmişti. Dün verdiğimiz grafikte bütün endeksler yukarı idi ve bunlar arasında da en çok AA ratingli endeks dikkatimizi çekmişti. Bunu da yazıda vurguladık.
Ama aradan sadece bir gün geçti.
ABX endekslerine dün akşam üzeri bir kez daha baktık. O da ne? Bütün endeksler dün yine inişe geçmiş. En büyük gerileme de AA cinsi ABX endeksinde! (Yukarıdaki birinci grafik)
Bizce rahatsız edici bir durum. Dün FED’in piyasalardan yine yüklü miktarda MBS çeşidi senedi teminat olarak aldığını hatırlarsak…
Bu hareket biraz daha önem kazanıyor. Şu an için bir şey demek değil. Ama bir kenara yazıyoruz.
VIX ise dün sakindi…
VIX endeksinin günlük gidişi aşağıdaki grafikte. Aslına bakarsanız VIX endeksi bu kriz sırasında gelişmeleri sadece geriden izledi. Ve bize önemli yeni bilgileri vermekten de çok uzak kaldı. Ama yine de piyasalardaki tedirginliğin bir göstergesi. ABX endeksleri dün hızla değer yitirdi ama VIX endeksinde her hangi bir yükseliş yaşanmadı. Yine de bir gösterge…
Son kredi krizi sırasında aslında bir çok gelişme aynı anda yaşandı. iTraxx endekslerinin durumu...ABCP piyasası...ABX endekslerinin verdiği sinyaller ve elbette merkez bankacılığı uygulamaları, buradan kaynaklanan büyük faiz muhabbeti ve spekülasyonu. Bunların hiç birisi aslında sona ermiş değil. Kuşkumuz yok ki bu konuların çoğuna ileride geri döneceğiz.
Ancak kredi krizi sırasında yaşanan bir diğer olay daha vardı. Bizi izleyen yatırımcılara sık sık duyurmuş ve tahminlerimizi gayet açık bir şekilde her seferinde şaşmadan aynı şekilde vermiştik.
Mesele Amerika’daki banka hisseleri ile ilgiliydi. Önde gelen Amerikan bankalarının hisseleri 6 aydır sürekli değer yitrimekteydi. Temmuzdan sonra daha da sıkı bir satış gelmiş ve büyük Amerikan bankalarının hisseleri yüzde 40’tan fazla gerilemişti. Örneğin Citibank… Goldman Sachs yüzde ise 20’den fazla değer yitirmişti. Oysa geçen yılın en başarılı bankasıydı.
Bu konuya, gerek yaptığımız toplantılarda, gerekse Finansonline’da birkaç kez geri döndük ve şu soruyu sorduk:
Amerikan bankalarının hisseleri henüz bilmediğimiz bir haberden dolayı mı geriliyor? Yani piyasanın bir bildiği mi var?
...Yoksa kötü haberler ikinci planda ve esas olarak yatırımcılar irrasyonel olarak paniklediği için mi böyle bir düşüş yaşanıyor?
Her seferinde bu ikinci seçeneğin daha yüksek bir olasılık olduğunu vurguladık.
Geçen haftanın haberleri
Geçen hafta Amerikan bankalarının üçüncü çeyrek rakamları açıklandı. Bazıları beklenenden kötü (Bear Stearns, Morgan Stanley gibi) diğerleri de beklenenden epey iyi geldi. (Goldman gibi) Ama her seferinde de ortaya çıkan tablo, Amerikan bankalarının bu krizden fazla etkilenmediğini gösteriyordu.
Evet...Riskler halen de devam ediyor ama tahmin ettiğimiz gibi, Amerikan bankaları kredi krizinden önce tedbirlerini iyi almış. Risk yönetiminden makul bir başarılı ile çıkmışa benziyor. Bundan sonra yine riskler var ama şu ana kadar elimize geçen bilgiler bu yönde...
Amerikan bankalarından üçünün hisselerinin son bir yıllık seyri aşağıda. Dikkat ederseniz 19 Ağustos tarihi itibariyle Amerikan bankalarının hisselerini alanlar iyi para kazanmış.
Üstte Goldman Sachs hisseleri var. Banka geçen hafta çok iyi sonuçlar açıkladı. Buna göre 2007’de bonuslar artacak. Şaşırtıcı bir performans. Hisseler yüzde 30 sıçradı.
Bu grafik Bear Stearns’in hisse senetlerini gösteriyor. Dip yapmış gibi ama henüz ciddi bir artış yok. Banka geçen hafta beklentilerden biraz daha kötü bir sonuç açıkladı.
Son olarak Citibank hisselerinin gidişi var. Hisseler hazirandan ağustosa yüzde 40’tan fazla değer yitirmiş. Ama o günden bu yana da yüzde 10 yükselmiş.
Önemli bir göstergenin seyri ne durumda?
Kredi piyasası normalleşme yolunda. Ama koşullar henüz eski haline de gelmiş değil. Tedirginlik kısmen de olsa devem ediyor.
Peki bu tedirginliği en iyi ölçen gösterge bu aralar nedir? Her şeyden önce neye dikkat etmek gerekir?
Federal funds efektif faiz oranını alın bundan 3 aylık dolar cinsi Libor faizi çıkarın. Normalde bu ikisi arasındaki farkın 5-6 baz puanından fazla olmaması gerekiyor. Ama son kredi krizi sırasında bu fark (spread) 90 baz puanına kadar çıktı.
Burada da bu olayı ayrıntıları ile tartışmıştık. FED funds faizleri düşerken...3 aylık Libor cinsi faizler 5.70’e yükselmişti ve FED’in istediğinin tersine gidiyordu. (FED faizleri düşürme derdindeyken aslında faizler kredi krizi öncesine kıyasla en az 50 baz puan artmıştı..Aynı olgu Avrupa ve İngiltere de de yaşandı.)
FED faiz indiriminden sonra burada bir düzelme var. Ama ne kadar?
Bir analizi aşağıda.
Yukarıdaki grafikler karmaşık gibi görünüyor. Ama değil. Açıklayalım.
Birinci grafik 3 aylık Libor cinsi Dolar cinsi faizlerle, Fed funds efektif faizlerini bir arada gösteriyor. Libor beyaz eğri. Turuncu eğri efektif fed funds faizleri. (Fed fundlarda doğru gösterge efektif faizler. Çünkü bu ortalama faizi gösteriyor. Unutmayın Libor da ortalama bir faiz)
İkinci grafik bu iki faiz arasındaki farkı (spreadî) alıp bir göstergeye dönüştürmüş.
Şimdi yorumlayalım.
Libor normalde FED funds faizlerinin 4-5 az puanı üstünde seyreder. Ama kredi krizi vurumca bu fark 90 baz puanına kadar çıkmış. 14 Ağustos’ta zirve yapmış. Ondan sonra Fed piyasalara likidite verine bu anormal durumun biraz düzelmiş olduğunu görüyoruz. Ama Ağustos sonundan bu yana daha fazla bir iyileşme de yok.
Geçen Cuma gibi bu spread 43 baz puanında…
Halen de yüksekçe.
Godzilla’nın intikamı
Mervyn King İngiliz Merkez Bankası Başkanı. Aslında fena bir başkan da değil. Ama...sanırız finans tarihine bir Mervyn King sendromu olarak geçecek.
Merkez bankacılarını bundan sonra tir tir titretecek bir sendrom.
Mervyn King son krizde banka kurtarmaya karşı tutum aldı ve FED ile ECB’nin piyasalara bol likidite vermesini eleştirdi. Kendilerinin bunu yapmayacağını belirtti.
“Yanlış karar almış olan bunun fiyatını ödemeli” dedi. Ama unuttu.
İngiltere’deki küçük tasarrufçu bu sözleri duyunca ne yapar?
“Aferin yanlış karar alan batsın!” mı …
...Yoksa “Aman batmadan ben bir an önce paramı şu bankadan çekeyim” mi der?
Northern Rock olayı işte böyle yaşandı.
Bu da...Hiçbir merkez bankacının dikkatinden kaçmadı. Bundan sonra bir merkez bankası başkanının çıkıp..
"Yanlış risk almış olanlar batsın” diye demeç vermesi sanırız hiç de kolay olmayacak.
Godzilla’nın intikamı hangi sinemada oynadı bilmiyoruz.
Bubble’ın intikamı…
...ise şu anda (ve daha uzun süre) Kaynak : Finansonline
Değil. Ama zaten bize sorarsanız başı belada olan zaten dolar da değil.
Euro…!
Neden mi?
Açıklayalım. Ama önce dolarla başlayacağız..
Crash senaryosu
Dolarda crash senaryosu oyuncuların panik halinde dolardan çıkmaya çalışması demek. Örneğin böyle bir durumda yaşanacak gelişmeler birkaç gün içinde dolara yüzde 5-10 değer kaybettirebilir.
Olay da Real Money denen yatırımcıların dolar pozisyonlarından çıkmaları ve her şeyden de önce ellerinde yüksek miktarda Amerikan Hazine bonosu bulunduranların birden bu bonoları boşaltmaya başlaması demektir.
Olur mu?
Bizce zor. Çünkü dolar zaten 1.41 Euro’ya vurmuş...Euro-Dolar paritesi bundan sonra daha ne kadar geriler ki? Yüzde 10 gerilese dolar dip yapmış olmaz mı? Dip noktasına bu kadar yakınken büyük merkez bankaları neden Amerikan bonolarını boşaltsın? Bizce anlamsız.
Öte yandan özellikle Rusya ve Orta Doğu’daki Real Money adı verilen paralı yatırımcıların da dolardan aniden çıkmaları zor çünkü bunlardan çıkabilecek olanlar zaten büyük çapta çıktı. Dolar da kısmen bu yüzden bu kadar geriledi.
Diğer bir deyimle dip noktasına bu kadar yakın bir dolar kurunda oyuncuların aniden dolar satmaya başlaması biraz anlamsız olur. Ve kendilerine “Şu ana kadar aklınız neredeydi” diye sorulur.
Evet. Dolar bundan sonra da değer yitirebilir.
Ama bir panik…
O kadar anlamlı bir şey değil.
Şimdi geldik Euro’ya.
Aşağıda.
Euro-dolar tamam… Ama bir de bu iki kura bakın
Euro dolar karşısında değer kazanıyor. Avrupalı ihracatçılar “Eyvah ne kadar kötü!” diyebilir. Ama doğrusunu söyleyelim Amerika Avrupa ile rekabet etse bile Amerikan ihraç ürünlerinin kurlar nedeniyle ucuzlaması Avrupa ekonomi yönetimlerini fazla da tedirgin etmiyor.
Öte yandan bir de yukarıdaki kura bakın….
Yukarıdaki grafikte Euro-Renminbi kurunu veriyoruz. Dolar Euro karşısında değer kaybederken gözlerden kaçan önemli bir gelişme bu kurda. Euro, kredi krizinden bu yana Renminbi karşısında yüzde 4 değer kazanmış durumda.
Batılılar Renminbinin revalüe edilmesi için baskı yapıyor.
Ama uluslararası döviz piyasalarında yaşananlar Renminbiyi ucuzlatıyor ve…
Çin mallarına Avrupa’da bir ayda yüzde 4 rekabet gücü kazandırıyor .
Avrupalıları titreten esas bu.
Peki bu durumdan Avrupalıdan başka kim tedirgin olabilir?
Bu da aşağıda.
Çinlilerden söz açılmışken…
Yukarıda verdiğimiz Euro’nun Çin parası cinsinden ölçülmüş haliydi. Yani Euro-Renminbi kuru.
Şimdi bu grafiği bir de alttaki ile bir araya getirin… Euro-YTL kuru. Altta
Çin parası Euro karşısında yüzde 4 gerilerken… Bizim YTL Euro karşısında yüzde 5’ten fazla değer kazanmış.
Yani Çin ihraç malları Türkiye piyasalarında yüzde 10’a yakın bir rekabet gücü elde etmiş.
Dört beş hafta içinde. Kaynak :Finansonline 25.09.2007
JP Morgan analistleri dün Türkiye piyasaları kapandıktan sonra Türkiye hisse senetlerinin portföylerdeki ağırlığını normalin altına çektiler. Bunun anlamı Türkiye hisse senetlerinde JP Morgan’ın ciddi bir gerileme bekliyor olmasıdır.
Zaten banka da bu konuda gayet açık davrandı. Emerging piyasalarda ve özellikle de Türkiye örneğinde 2008 yılının epey stresli geçebileceğini vurguladı. Bu yorum bugün İMKB’yi etkileyecektir. Banka bu görüşün arkasındaki üç nedeni şöyle özetledi.
Türkiye’nin büyük bir dış açığı var.
YTL aşırı değerli.
TCMB’nin faiz indirmesi gıda fiyatlarındaki enflasyon üzerinde olumsuz etki yapabilir.
Bankanın dünkü açıklamasını biz kendi açımızdan bu gibi durumlarda yapılan açıklamalar arasında nispeten “sertlerinden” birisi olarak yorumladık.
Peki katılıyor muyuz?
Doğrular...Ve yanlışlar
JP Morgan’ın vurguladığı ilk iki konuya katılmamak imkansız. Zaten biz de bir çok yorumcu gibi YTL’nin aşırı değerlenmiş olduğunu uzun süredir yazıyoruz. Bu kesin doğru.
Dış açığın önemli bir sorun olduğu da yıllardır biliniyor. Ama zaten bu da YTL’deki aşırı değerlenmenin bir sonucu. YTL Çin parası Renminbi karşısında daha son bir ay içinde yüzde 10’a yakın değer kazandı. Böyle bir ortamda dış açık sorunu çıkmaz da ne olur? Diğer bir deyimle dış açık da sorun. Ama yukarıdaki sorunun bir aynası. Farklı bir sorun değil.
Şimdi gelelim işin diğer yanına.
Peki bu iki sorunun ortak nedeni ne?
Nedenin ne olduğunu herkes biliyor. Dünya yatırımcılarına bir buçuk yıldır verilmekte olan rekor faizler ve bu faizler nedeniyle ülkeye giren carry trade sermayesi. YTL ve dış açık sorununun temel nedeni bu. (Elbette petrol fiyatları gibi ikinci derecede önemli olan faktörler de var. Ama orası ayrı)
Gıda fiyatları sorunu
Gıda fiyatları dünyanın her yerinde büyük bir soruna dönüşme yolunda. Bunu yazılarda yarından itibaren ele alacağız.
Türkiye ekonomisinin iç sorunlarından kaynaklanan etkenler de elbette gıda fiyatları üzerinde etkili.
Ama…
Burada da esas sorun dış kaynaklı. Sanırız yazılardan görülecek.
TCMB’nin faiz politikası ile dünya buğday fiyatları arasında kurulacak ilişki de epey dolaylı olacaktır..
Sonuç
Geldik esas soruya. Peki hisse senetleri JP Morgan’ın dediği kadar geriler mi?
Büyük bir bankanın Türkiye’yi underweight yani normalin altında bir ağırlığa çekmesi kendi başına fiyatlar üzerinde etkili olabilecek bir şeydir. JP Morgan ciddi bir oyuncu ve buna benzer durumlarda her zaman olmasa da çoğu kez haklı çıkar. (Son kredi krizi sırasındaki tahminleri aslında “epey” saptı. Ama o ayrı bir sektör…)
Eğer FED faiz indirimleri yeni balonlar başlatmazsa bankanın dedikleri gerçekleşebilir. Yeni balonlar yaşanırsa olasılığı daha azdır.
YTL volatilitesinde bir trend kırıldı. Kaza mı?...Yeni bir sinyal mi?
Yukarıdaki grafikte Dolar-YTL kurunun bir aylık volatilitesi var. Bu volatilite yıllık bazda yüzde olarak ölçülüyor ve döviz opsiyonlarından elde ediliyor. Daha önce de okurlara duyurmuştuk. YTL volatilitesi yıl başından beri yükselen bir trend çizgisi izliyordu. Yukarıda kırmızı ile gösteriyoruz. Epey güvenilir bir trendline idi ve sonunda da volatilite yüzde 25’lere sıçradı ve çalkantı çıktı.
Ama Ağustos ortasından bu yana Dolar-YTL volatilitesi ciddi biçimde gerilemiş bulunuyor. Daha da ilginci, iki gündür volatilite kırmızı trend çizgisini kırmış durumda. Genelde böyle şeyler “Volatilite’de trend değişti. Uzun vadeli yükseliş trendi yerini yine uzun vadeli gerilemeye bırakacak” şekilde yorumlanır.
Ancak bu bir kaza da olabilir.
Bizim görüşümüz de bunun böyle olduğu yönünde. YTL volatilitesi yükselmese de bizce yeni bir uzun vadeli gerileme trendine kolay kolay dönemez.
Neden mi?
Şu rakama bakın…
1.2234
Bu seviyeler oyuncuları iğne üstünde oturtuyor olacaktır.
CP faizleri geriledi
Yakından izlediğimiz göstergelerden birisi de Commercial Paper yani CP faiz oranları.
Bu senetler kredi kalitesi yüksek enstrümanlar. Vadeleri de 7 gün ile 270 gün arasında değişiyor. Son kredi krizinde kritik bir rol oyandı çünkü bu piyasa bir çok oyuncuya kapandı. Çaresiz kalan oyuncular Libor piyasasından borçlanmaya başladı.
Altta 30 günlük CP faizleri var. Dikkat ederseniz Fed faiz indirimi ile birlikte CP faizleri hızla gerilemiş ve dün gibi yüzde 5’e inmiş.
Henüz “normal” değil...Ama gerileme piyasanın kısmen de olsa yeniden işlemeye başladığını gösteriyor.
Bu faizler 4.90’a geldiğinde işler “normalleşmiş” olarak algılanabilir.
ABX endekslerinde bir göz atın…
Özellikle ABX, BBB ve BBB– kategorilerinde hoşumuza gitmeyen hareketler var. Şu an için sadece izlemekle yetiniyoruz.. Ama epeyi dikkatli izliyoruz. Link aşağıda
Asya derseniz. Zaten bir “ibre sürekli yukarı” diyarı.
Doğru, Avrupa bankaları fena yakalandı. Ama orada da moraller yüksek. Amerikan bankaları ise zaten yakalanmamıştı. Bilançolar iyi geldi.
Borsalara bakmaya bile gerek yoktu.
Hepsi yukarı.
Göstergeler
Kredi piyasasında tüm göstergeler dün birden yine iyiye gitti. ABX endekslerinde bizi şaşırtan gerileme bile dün hafif toparladı.
CP piyasası işlemeye başlamıştı.
CLO ve CDO piyasalarında dün yeni ihraçlar gerçekleşti.
Oyuncular...spread’ler yüksek olsa bile...normale benzer günlere geri döndüler.
Kuşkumuz yok ki, bundan sonra da kötü haberler piyasaları vuracaktır. Ama bunlar sanırız olağan kötü haberler olacak. Reel ekonomi ile ilgili epey olumsuz rakamlar açıklanacak.
Büyük bir olasılıkla yine hepimiz korkacağız.
Kuşkusuz reel büyüme dünyanın her yerinde yavaşlayacak.
Ama...
Ama bubble dediğiniz olgunun bunlarla fazla bir ilgisi de yok. Oyuncular balonların başlayacağına inanırsa balonlar başlar.
Şu anda da etrafa bakıyoruz. Ve sadece bu çeşit bir inanç görüyoruz.
Bu konuda tek temkinli gidenler Amerika’daki konut piyasası oyuncuları. Bu oyuncular çok kötü zamanların “geleceğine” inanıyor.
Ama bize de öyle geliyor ki…
Esas kazançlar da zaten orada..
Bubble’lar yaşanacak ...ama bu kadar hızlı mı?
Önümüzdeki dönemde yeni bubble’lar yaşanacağı inancı o kadar yüksek ki piyasalar dün burada verdiğimiz JP Morgan analizinin üzerinde bile durmadı. Vurdu geçti. Türkiye’nin underweight bir statüye itilmesi oyuncuları bir an için bile etkilememişti. (Oysa normalde bu ciddi bir şey)
Biz orta ve uzun vadede dünyanın her yerinde borsa ve konut piyasalarında balonlar başlayacağını düşünen taraftayız. Ama...kendi tahminlerimize de hiç güvenmeyiz.
Oysa şaşılacak şey.
Piyasalar gerçekten de tam bir balon psikolojisine girmeye başladı…. Kaynak :Finansonline 27.09.2007
Bugünkü görüşleri felsefi diye adlandıracağımız bir konuya ayıracağız. Ama bizim üniversitedeki (Parasız ama “havalı”) felsefe profesörlerinin tersine bu seferki felsefi konunun arkasında iyi para var. İki ay önce gündeme getirdiğimiz bir konuyla ilgili bir pozisyona yeniden bakacağız.
Ama çok farklı araçlarla….
Soru
Soru şu.
Türkiye BB– kredi derecesinde. Şimdi Avrupa’nın benzer derecedeki en iyi 50 şirketini alın. Bu şirketlerin kredi riskinin bir ortalamasını hesaplayın. Rating dediğiniz...Rating. Eğer rating aynı ise uzun vadede bu iki kredi riski arasında fazla bir fark da olmaması gerekiyor. Fark normalde diyelim 10-20 baz puan.
Ama... bu iki kredi risk spread’ı arasındaki fark 50...60...70 baz puanına çıkarsa bu işte bu sakatlık var demektir. Peki diyelim ki oldu. (Çünkü olan bu)
Birinci olasılık...Türkiye riski sakat hesaplanmıştır.
İkinci olasılık... Avrupa’nın 50 şirketinin kredi riski yanlış hesaplanmıştır.
Ve üçüncü olasılık…
Bu fark olmaması gereken bir yerdedir. Yani bu işte bir sakatlık vardır. Ve iyi bir para kazanma fırsatı oluşturacaktır. Çünkü Türkiye kredi riski ile Avrupa’nın 50 şirketi arasındaki risk bir süre sonra normal seviyesine dönecektir.
Peki...durum öyle mi?
Durum
İlişikteki grafik Bloomberg’den. (Ama nasıl elde edileceğini bilmek gerekiyor)
Grafiğin üzerinden ayrıntıları ile geçip yatırımcılara yardımcı olmak istiyoruz.
Grafikte iki gösterge var. Yukarıdaki sarı ile çizili eğri iTraxx Crossover endeksinin Mart ayından bu yana verdiği risk primi. Yani...Avrupa'nın Türkiye benzeri en iyi 50 şirketinin kredi riskini sigorta etmek istiyorsanız bu sarı çizgide gösterilen primi ödemeniz gerekiyor.
Beyaz çizgili gösterge ise Türkiye kredi riskini sigorta etmek için gerekli olan prim.
Unutmayın...Bu iki kredi de resmi ratinglere bakarsanız BB– ratinginde. Yani resmi ratinglere göre kredi risklerinin aynı olması gerekiyor.
Ama grafiğe bakın… Son 6 ay içinde üç farklı dönem görüyoruz.
Haziran başında Türkiye kredi riski Avrupa’nın en iyi şirketine kıyasla 40 baz puan daha düşük bir prim gerektiriyor. Yani Türkiye’nin default riski piyasalar tarafından daha düşük olarak algılanıyor. Ve.. öyle fiyatlandırılıyor.
Haziran başından itibaren aradaki bu fark hızla yükselmiş ve 241 baz puanı gibi inanılması imkansız bir seviyeye çıkmış. Nasıl olur? Türkiye BB-...Avrupa’nın benzer derecesindeki ortalama kredi primi aynı bu derecede. Ama kredi riskini sigorta etmek için Avrupa şirketlerine 241 baz puan daha fazla ödüyorsunuz.
Ne zaman?
Temmuz sonunda.
Sonra üçüncü dönem başlamış ve aradaki fark inişe geçmiş. Üçüncü dönemin başlangıcı 18 Eylül. Yani. FED’in 50 baz puanlık faiz indirimi. Uzun lafın kısası, sonuçta Türkiye riski primi ile Avrupa’nın benzer şirketleri arasındaki fark dün gibi 86 baz puanına gerilemiş.
Yatırımcı açısından…
Profesyoneller açsından bakalım. (Zaten grafikteki Bloomberg fonksiyonu da böyle bakıyor) Türkiye kredi riskini satın...Avrupa’nın benzer kategorisindeki 50 riskin ortalamasını alın…
Bu portföy Haziran ayından bu yana çok iyi para kazandırmış.
(Biz pozisyonu aslında Haziran ayında önermiştik. Gerizekalı profesör önerisi..Şimdi bulunduğumuz anda iyi para kazandırmış oluyor. Ama biraz sabretsek daha da iyi para kazandıracaktı)
Sonuç
Dün bizim yetenekli Türk bir hedge fonu yöneticisiyle konuşuyorduk. YTL-Dolar kuru konusunda…
“Hoca geçmişi bırak bundan sonra ne olacak” diye sordu.
Doğru.
Yukarıdaki grafiğe bakınca Türkiye ile benzer 50 Avrupa şirketi arasındaki fark gerilemiş. Peki bundan sonra ne olur?
Ne olacağını “söyleyelim”. (Söyleyelim ama...bize bakarak pozisyon almayın)
Fark... önce daha da gerileyecek...
Sonra biraz yükselecek ve…
orta vadede…
Negatife dönecek.
Evet…
Negatife.
Bu tahmin işte böyle. Sadece,
Lütfen...
...bize orta vadenin ne olduğunu sormayın.
Not: Aslına bakarsanız felsefe hocalığının günümüzde ne kadar havası kaldığı da şüpheli. Günümüz öyle gün ki...Hava atmak için felsefeden daha iyi seçenekler var.
Birisi “Financial Engineering”.
Diğeri ise…
“Akdeniz Engineering”
Bunun ne olduğunu da lütfen bize sormayın. Bizim piyasalarda uzmanı çok. Kaynak :Finansonline 28.09.2007
Uzun vadeli öngörüler değişmeden devam ederken…Üç kısa vadeli gelişmeye dikkat!
Uzun vadeli öngörüler değişmeden devam ederken…Üç kısa vadeli gelişmeye dikkat!
Uzun vadeli görüşlerimizi belli aralıklarla tekrarlıyoruz. Kendi düşüncelerimize bir disiplin getirmenin bir yolu da bu. Uzun vadede (1) Genel trend reel varlıklarda yukarı doğru olacaktır. Hammadde...Hisse senetleri ve Amerika dışında gayrimenkul piyasası. (2) Ancak bu genel trend etrafında çok sert hareketler de görebileceğiz. Zaman zaman hepimiz fena halde korkacağız. Hatta görüş değiştirme noktasına bile geleceğiz. (3) Ama merkez bankalarının başka çaresi yok. Greenspan’la başlamış olan balonlar dizisi “too big to fail” haline geldi.. Yani... Batmasına izin verilemeyecek kadar büyüdü. Merkez bankaları yola balonlara devam etmek zorunda kalacaklardır. Aksi kısa vadede çok maliyetli olur.
Görüşlerimiz böyle. Şimdi gelelim geçen haftanın dikkatle izlenmesi gereken üç gelişmesine.
Geçen hafta Euro cinsi Libor faizleri yukarı gitti. Oysa gerilemesi gerekiyordu. Yanda...
iTraxx Crossover endeksi de geçen hafta bir yükseliş gösterdi. Bunun da hafif gerilemesini bekliyorduk. Yanda...
Dolar-YTL kurundaki gidişte bazı dengesizlikler görüyoruz. Kur daha da gerilemeye devam ederse iyi fırsatlar oluşabilir. Aşağıda ele aldığımız bid-ask fiyat farkı burada ilginç bir duruma işaret ediyor.
Bunlar henüz bizi korkutan gelişmeler değil. Ama ciddi soru işaretleri...
Döviz piyasasından bir soru işareti
Aşağıda Dolar-YTL kurunun bid-ask fiyat farkı var. Doların satış fiyatı ile alış fiyatı arasındaki farkı günlük olarak hesaplayıp bunun 5 günlük bir hareketli ortalamasını alıyoruz. Kırmızı ile gösterilmiş.
Bu fiyat farkı piyasalardaki tedirginlik ve likidite seviyesi konusunda genelde iyi bir göstergedir. Alım fiyatı ile satış fiyatı arasındaki fark azalırsa piyasalardaki belirsizlik de azalıyor demektir. Likidite de artmış olur.
Tedirginliğin arttığı dönemlerde bazı oyuncular tribünlere çekilir ve piyasa yapımcıları da hangi fiyatın doğru olduğu konusunda şüpheye düşer. Ellerindeki dövizi yüksek fiyata satıp düşük fiyata alacağını gösteren kotasyonlar verir. En kısa şekliyle işlem yapma konusunda bir isteksizlik göstergesidir.
Yukarıdaki grafik bu bakıma ilginç. Doğru, kredi krizi YTL’nin seviyesini etkilemedi. Ama dikkat ederseniz piyasanın likiditesini epey etkilemiş durumda. Tribünlere çekilmiş oyuncular halen de geri dönmüş değil. Belki biraz da bu nedenle bir iki oyuncu fiyatlara asılınca bunları istedikleri yere daha kolay getirebiliyor.
Döviz piyasasının günümüzdeki bu özelliği önemlidir.
Bilin bakalım...YTL hangisi?
Dolar-YTL kuru riskli bir bölgeye geldi. Kurda 1.20’ler test ediliyor. Kuşkusuz büyük çapta dolardaki gerilemeden dolayı. Dolar Euro karşısında gerileyince YTL karşısında da değer yitiriyor. Çünkü Türkiye açısından önemli kur şu anda Euro-YTL. Ne var ki...YTL sadece dolar karşısında değer kazanmakla kalmıyor. Euro karşısında da değer kazanıyor. Dolar’ın bu zayıf seyri devam ettikçe YTL’nin dolar karşısındaki gücü de şimdiki gibi devam edebilir. Sadece 1.20 psikolojik bir seviye ve geçilmesi bir kaç deneme gerektirebilir.
Okurlardan gelen mailler bu durumu analiz etmemizi istiyor. Bizce durum şu
YTL’nin gücü bir kere Türkiye’nin dinamikleriyle her hangi bir şekilde ilgili değil. YTL cinsi faizler 200 baz puan düşük olsaydı bile yine benzer bir trend yaşardık. TCMB’nin faiz politikaları vs… bizce şu anda döviz piyasasında önemli parametreler değil. Döviz piyasası sadece emerging paraları alıyor. Carry trade emerging paralarla devam ediyor. Diğer bir deyimle yaşananların arkasında emerging paralara dışarıdan gelen büyük bir alım dalgası var. Doğru veya yanlış orası ayrı. Bu sadece olan.
Bunun en iyi kanıtlarından birisi de yukarıda.
Yukarıda iki grafik var. Bunlar birisi Dolar-Brezilya Real’i...diğer Dolar-YTL kuru. Bilin bakalım hangisi hangisi?
İki kur son 3 ay içinde adeta aynı para gibi hareket etmiş. Ağustos ayı ortasından bu yana YTL’nin dolar karşısındaki kazancı yüzde 14... Brezilya Reali’nin değer kazancı yüzde 13. Son bir ay içinde oyuncular Brezilya-Türkiye arasındaki bazı önemli farkları herhangi bir şekilde dikkate almadan emerging paralara girmeyi yeğlemiş.
Bu nedenle döviz piyasasındaki son hareketleri içerideki nedenlerle açıklamaya çalışan yorumlar bizce bugünlerde hiç bir şekilde geçerli değil. Emerging paralara bu giriş devam ettikçe YTL’nin gücü de devam edecektir.
Dolar-YTL kuru ancak emerging paralara gelen bu alım dalgası durduğu zaman döner. Ne dış açık...Ne ihracat...Ne faizlerde 50-100 baz puanlık oynamalar.
Bize öyle geliyor ki ortada yapısal bir emerging piyasalara kayış var.
Nedenini henüz tam olarak açıklayabilmiş değiliz. Kaynak :Finansonline 01.10.2007
Tahminlerimizin doğru çıkmasını istiyoruz elbette, ama, fazla erken ve fazla hızlı da
Tahminlerimizin doğru çıkmasını istiyoruz elbette, ama, fazla erken ve fazla hızlı da değil…
Dün Dow rekor kırdı. Hong Kong piyasaların bakın. O da bir çeşit rekor kırdı. Singapur? Tam anlamıyla bir rekor. Ya...Avustralya...o da öyle…Fazla uzatmayalım.
Dün küresel borsalar bir rekor kırdı.
Hem de kredi krizinin doruğundan 6 hafta sonra!
(Aslına bakarsanız bu doruk meselesi de şu anda ancak yüzde 90 olasılıkla doğru. Halen de yüzde 10 kargaşa olasılığı var. Ama neyse. Biz de dahil olmak üzere pek kimse işin bu yanına bakmıyor. Ne de olsa rekor ...rekordur)
Biliyoruz. Okurlar diyecek ki… “Daha ne istiyorsun, bu şikayet niye? FED Ağustos ayında ıskonto faizini indirdikten birkaç dakika sonra herkes borsa ve reel varlıklara girmeli” diyen “Sen değil miydin?”
Doğru. Bunları söyleyen naçiz kulunuzdu. Ama unutmayın biz bu tahmini uzun vade için yapmıştık. En az bir-iki yıl...Ama normalde beklentimiz 3 yıldı.
Şimdi tahmin 6-7 haftada gerçekleme yolunda.
Yani tahmin yanlış çıkacağa benziyor..
Biliyoruz, bizi izleyenler (şu an için) epey memnun. Ama yanlış çıkan tahmin de bizim için yine de yanlış çıkan tahmindir. Para kazanılsa da...
Dolar endeksinin durumu…
Borsa yatırımcısı elbette önemli. Ama bizde esas önemli olan açık pozisyondur. Açık pozisyonda da en çok para faizden değil kurlardan kazanılır. Burada da doğal olarak doların durumu ön plana çıkıyor.
Yukarıdaki grafikte özel bir veri var. Aylık rakamlar halinde doların diğer dövizler karşısındaki ortalama durumu. Yani Euro değil...Japon Yeni değil, grafikte doların tüm diğer paralar karşısındaki değeri görülüyor.
Sonuç?
Dolar 2002 yılı başlarında sıkı bir iniş trendine girmiş. Trend 2005 yılı başında durmuş. Ama...Ağustos ortasında FED ıskonto faizi indirimi ile birlikte yine önemli bir eşik aşılmış.
Kaza mı?
Yoksa düşüş trendine devam mı?
Bize sorarsanız….Önümüzdeki 2-3 hafta için bir kaza.
Dolar bu seviyelerden dönecektir. Bilemediniz yüzde 1-2 daha aşağı gider. Kaynak :