wWw.Finans.Ekibi.NET adresine taşındık.
Tarafsız ve küçük yatırımcıyı koruyan eğitici yorumlarımızla Finans Ekibindeyiz.
IMKB, VOB, FOrex, BES kısacası Ekonomi ve Borsa ile ilgileniyorsanız; sizi de bekleriz.
Bu hafta piyasaların duyarlılığı yurt içine doğru kayabilir.
Bu hafta piyasaların duyarlılığı az da olsa yurtiçi gelişmelere doğru kayabilir. Seçimlerin etkisi artabilir.
Ama yanlış anlamayın...
Bu etki dışarıdan gelen büyük iyimserlik rüzgarlarını daha da güçlendirecek yönde olacağa benziyor.
Elbette, eğer bu iyimser rüzgarlar devam edecekse... Büyük iyimserlik
Büyük oyuncular çok etkili ve işi iyi biliyor.
Büyük güçleri de var.
Üç haftadır yayınlanan analiz ve yorumlar ağırlıklı olarak gelişmiş ülke piyasalarının portföylerdeki ağırlığının azaltılması... Ve Türkiye benzeri emerging piyasaların ağırlığının ise artırılması yönündeydi.
Bizim gördüklerimiz içinde en kristalleşmiş analiz JP Morgan’dan geldi.
Banka gelişmiş piyasalardaki subprime, Hedge fonu ve CDO’larla ilgili soru işaretlerinin görece olumsuz etki yapabileceğini belirtti... Buradan hareketle de gelişmiş ülkelerdeki soru işaretlerine ‘uzak’ olan emerging piyasa kredi sektörünün payının artırılmasını önerdi.
Bize göre riskliydi...
Ama büyük oyuncu olmak başka.
Piyasalar JP Morgan’ın bu stratejisi yönünde hareket etti ve emerging piyasalara büyük bir alım dalgası geldi.
Öyle ki Latin Amerika ve Çin hariç olmak üzere Asya Borsaları rekor üstüne rekor kırmaya başladı. (Bu bakıma bizim İMKB aslında birkaç gün geriden geliyor.)
Bu sefer başı çeken ne Wall Street... Ne de Asya idi.
Emerging piyasalardaki son iyimserlik dalgası esas olarak Latin Amerika’dan kaynaklandı. İMKB de bu iyimserlik dalgası ile yükseldi ve haftayı rekorla kapadı. Daha da ilginç gelişme döviz piyasasında yaşandı. YTL diğer emerging piyasa paralarındaki trendi izleyip değer kazandı.
Bu arada dün işaret ettiğimiz garip durum ortaya çıktı.
Gelişmiş piyasalarda kredi spreadleri yükselirken emerging piyasalarda spreadler gerilerdi... Seçimler
Türkiye bütün bu olan bitenler içinde özel bir yer tutuyor.
Seçimlerin piyasalar açısından olumlu bir şekilde sonuçlanacağı kanısı piyasalarda zaten yerleşmişti.
Anayasa mahkemesinin belirsizliği bir miktar artıran referandum kararı bile piyasaların seçimlere bakışını fazla etkilemedi.
Piyasa seçim sonuçlarının en ideal şekilde geleceğini düşünmeye devam etti.
Bu hafta seçimler artık iyice yaklaşmış oluyor.
Seçim propagandasına bakıyoruz ve piyasaların bu kanısını değiştirecek bir şey göremiyoruz.
Bu durumda, piyasalara hakim olan...
- Ilımlı bir tek başına AKP iktidarı beklentisi güçlenecektir.
Bu da dışarıdan gelen büyük iyimserlik dalgasını destekleyecek bir şeydir. Sonuç
Elbette buradaki varsayım bu büyük iyimserlik dalgasının devam edeceği yönünde...
Bizce epeyi şüpheli. Hedge fonlarında... CDO ve kredi piyasasında yaşananlar bir süre sonra piyasaları fena sallayacağa benziyor.
Ne var ki... Bu, hemen bu hafta gerçekleşecek bir şey de değil. Kaynak :Star Gazetesi 09.07.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Bu Mesaj 23-09-2007 21:14:17 PM değiştirilmiştir. Değiştiren... : ToKoBa.
Kritik zamanlarda kurumlararası uyumu devam ettirebilmek bir demokrasinin geleceği açısından son derecede önemli
Evet... Gün bazı saptamaları yapma günü. Madde madde gidip son aylardaki gelişmeleri ve seçim propagandasının şu ana kadarki konumuyla ilgi bazı görüşlerimiz aktarmak istiyoruz.
Çıkarılması gereken dersler çok...
***
Mayıs ve kısmen de haziran ayında Türkiye siyaseti epeyi stresli bir dönemden geçti. AKP de... O zamanlar yazdığımız gibi Yaşanan olay gereksizdi. (Biz yazılarda diplomatik bir dil kullanmaya her zaman özen gösterdik.)
Gereksizdi ama bir kere olunca siyasetçinin bu gerçeği göz önüne alması gerekiyor. Anlamsız, gereksiz gibi görünenler realitenin bir parçası haline geliyor.
Ve öncelikler de değişiyor.
Örneğin Türkiye’de önemli kurumlar arasında yaşanabilecek sürtüşmelerin asgariye inmesi bir anda ön plana çıkıyor.
Bunu görüp gereken kıvraklığı göstermek bizlerden önce...
Siyasetçinin işi. Siyaset dediğiniz uğraşın en önemli özelliği de zaten bu değil mi?
Kritik zamanlarda kurumlararası uyumu devam ettirebilmek bir demokrasinin geleceği açısından son derecede önemli.
Bu birinci saptama.
***
Şimdi ikinci saptamaya gelelim.
Türkiye demokrasisi henüz yerine oturmuş değildir. Ama dikkat edin her büyük stres yaşandığı anda şöyle veya böyle bir ilerleme sağlanmış olduğu görülmektedir. İki ay önce burada sık sık vurguladığımız örneğe geri dönelim.
Unutmayalım ki Türkiye’nin Güneydoğu sınırından birkaç saat ötede her gün kafası bıçak veya testere ile kesilmiş 5-10 ceset bulunuyor.
Ve bu artık manşetlere dahi çıkmıyor.
Türkiye böyle bir bölgede yaşıyor.
Demokrasinin yerleşmesi derken çok uzun vadeli bir süreçten geçmek gerektiğini unutmayalım.
Demek ki yapılması gereken stres anlarında gerilimi mümkün olduğunca azaltmaya çaba göstermektir.
Nasılsa, eğer yaptıklarınız doğruysa, yola devam edersiniz... Toplum da size prim verir.
Türkiye siyasetinin strese girdiği zamanlarda vitesi küçültmek herkesin yararına. Çünkü her ‘iki’ taraf da gerçeklere başka gözlüklerle bakmaya başlıyor. Biz bunu bilimde gayet iyi öğrenmişizdir.
Kim olursanız olun bakış açınız her zaman sorgulanma durumunda olmalıdır.
***
Üçüncü saptama ciddiyetle ilgili.
Acı bir gerçek ama Türkiye seçimlere giderken ön planda olan siyasetçiler arasında tek ciddi söylem Tayip Erdoğan’dan geliyor.
Elbette siyasetçiler her zaman polemiğe girer. Erdoğan da giriyor.
Ama genelinde bakarsanız, gerçekleri en çok dile getiren de yine o. AKP içindeki ikinci plandaki liderler bile benzer bir performanstan uzak. (Şener farklıydı ama şimdi arka planda.)
***
Muhalefet şu ana kadar bir yönetim alternatifi oluşturabilmiş değil.
MHP belli bir ciddi duruşu olan parti.
Ama CHP veya diğer partilerin Türkiye’nin günlük sorunlarına eğilme yetenekleri var mı?
Şu ana karda buna olumlu yanıt verebilmiş değiller.
Biz öyle geliyor ki daha uzun yıllar çalışıp, yeni kadrolar yeni liderler yetiştirmeleri gerekecek.
Bu da bir diğer saptama. Kaynak :Star Gazetesi 11.07.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Kredi piyasalarındaki krizin ilk etkisi dolar üzerinde oldu. Dolar her yerde geriledi. Ancak Euro-YTL kuru geçen yılın mayıs ayına kıyasla halen yüzde 7-8 değer kazanmış durumda...
Emerging piyasalar rekor üstüne rekor kırarken iki gündür biraz sendeledi. Bu bizim piyasalarda da hissedildi. Gelişmiş piyasaların aksine, emerging piyasalarda yaşananlar bırakın bir panik olmayı, ciddi bir düşüş bile sayılmaz. En azından şu ana kadar... Ama gelişmiş piyasalar fena etkilendi ve sarsıntı temellerde de hissedildi.
Elbette bizi izleyen okurlar için beklenmedik bir şey değildi. İki haftadır okurları bu duruma hazırlamıştık. Fırsatlardan yararlanılmasını ama dolduruşa gelinmemesini belirtmiştik.
Çünkü... Derinlerde bir şeyler oluyordu. Ortaya çıktı
Şimdi olan biten, bütün açıklığı ile ortaya çıkmaya başladı. Yaşananlar iki haftadır zaman zaman burada ele aldığımız senaryo.
Nereye gider? Sonuçları ne olur? Henüz kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ama olay önemli ve özetlenmesi gerekiyor.
Olay ABX endeksindeki göçüşle başladı. ABX endeksi gayrimenkul kredilerinin Hedge edildiği yer. Yani emlak piyasası risklerini sigorta ediyor. Profesyoneller tarafından kullanılıyor ve emlak piyasasında önemli bir rol oynuyor. Geçen mart ayındaki çalkantıyı önceden haber vermişti ve biz de yakın izlemeye alıp okurlara sürekli duyurmuştuk.
ABX endeksi hafta başından itibaren tek kelimeyle ‘göçtü’. Arkasından S&P ve Moody’s şirketleri mortgage kredileriyle desteklenen CDO adlı enstrümanların kredini notunu kırmaya başladı.
Oysa bu çok büyük bir sektör ve kısmen borç alınan parayla taşınıyor. Kredi notu kırılınca değeri düşüyor ve CDO’lar teminat olarak yeterli olmuyor. Yeni teminat gerekiyor. Bu durumda ya CDO’yu satıp pozisyonu zararına kapatacaksınız...
...Veya ek teminat yatıracaksınız. Ama bu ek teminat da milyarca dolar. Şirketlerin havlu atmasından korkuluyor. İşte bu da döndü yakın takibe aldığımız iTraxx Crossover endeksini vurdu. iTraxx endeksi
İlişikteki grafikte Traxx Crossover endeksi var. Endeks son iki hafta içinde birden sıçramış. Bu endeks Türkiye benzeri kredi kalitesine sahip olan 50 Avrupa şirketinin ortalama risk primini gösteriyor. Dikkat ederseniz endeks 190 baz puanından dün gibi 295 baz puanına yükselmiş.
Yüzde 50’yi aşan dramatik bir artış. Kredi sektöründeki hesapları alt üst etmeye yeten bir şey. İşte bu dramatik artış dün diğer piyasaları etkilemeye başladı. Sonuç
Kredi piyasalarındaki krizin ilk etkisi dolar üzerinde oldu. Dolar her yerde geriledi. Tek istisna YTL benzeri paralardı. Dolardaki gerilemeye rağmen YTL de dolar karşısında değer yitirdi. Diğer bir deyimle YTL, Euro karşısında epey değer yitirmiş oluyor. (İlişikte verdiğimiz ikinci grafik.)
Ancak YTL’deki son gerilemeye rağmen, Euro-YTL kuru geçen yılın mayıs ayına kıyasla halen de yüzde 7-8 değer kazanmış durumda...
Kredi krizinin ikinci önemli etkisi borsalar üzerinde oldu. Wall Street yüzde 1’den fazla düştü. Bu da dün emerging borsalara ve İMKB’ye yansıdı.
Peki... Bu durum ne kadar devam eder? Piyasalar daha da karışır mı? Kredi piyasasına bağlı. Biz iTraxx Crossover endeksinin 300’ü geçmesini bekliyoruz. Ama kredi piyasasındaki büyük balonun sönüp sünmeyeceği henüz belli değil.
Büyük balonlar öyle kolay kolay sönmüyor. Kaynak :Star Gazetesi 12.07.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Uluslararası borsalarda iyimserlik devam ettikçe İMKB’nin yükselmesini engelleyecek tek şey, içerideki olumsuz siyasi gelişmeler oluyor
İMKB’deki yükselişin neredeyse tümü dışarıdaki pozitif piyasa psikolojisinin bir ürünü. Uluslararası borsalarda iyimserlik devam ettikçe İMKB’nin yükselmesini engelleyecek tek şey, içerideki olumsuz siyasi gelişmeler oluyor.
Olumsuz siyasi gelişmeler de manşetlerden inince bu engel ortadan kalkıyor.
Uluslararası piyasalardaki iyimserliğin de birkaç önemli nedeni var. Esas olarak bu dünyadaki likidite durumundan kaynaklanıyor. Ama olaya sadece likidite bolluğu diye bakmak yanıltıcı.
Olayın somut nedenlerini iyi anlamak gerekiyor.
LBO aktivitesi de işte borsaları yukarı iten önemli faktörlerden birisi. Tek neden değil. Ama belki de bu aralar en kritik olanı. LBO nedir?
LBO İngilizce Leveraged Buy Out sözlerinin kısaltılmışı. Gerçekten de önemli bir aktivite...
Bir süreç.
Şöyle açıklayabiliriz.
Bir girişimci düşünün. (Bu girişimci bir grup sermayedardan da oluşabilir.)
Bir de hedef olarak bir şirketi seçin. Şirket halka açık. Hisseleri borsada işlem görüyor. Likit. Şimdi bir yanda girişimci var... Diğer yanda da halka açık olan hedef şirket.
LBO’da genelde şöyle bir olay yaşanıyor. Girişimci, şirketin içindeki bir veya birkaç yönetici ile anlaşıyor (dikkat edin bunlar şirketin sahibi değil, yöneticisi) ve beraberce şirketin bütün hisselerini satın alıp şirketi halka açık bir şirket olmaktan çıkarıyorlar... Özel bir şirket haline getiriyorlar.
Yani bir yerde halka açılma sürecinin tersi diye bakın. (Daha farklı yapıdaki LBO’lar da var.) Şimdi burada iki kritik nokta var. Etkileri
Birinci etki, hisse senedi yatırımcılarını ilgilendiriyor. Hedef şirketin bütün hisseleri piyasadan toplanacağı için, bu ister istemez söz konusu hisse senetlerinin fiyatını artıyor. Yatırımcı kazanıyor. Ama aynı zamanda da bir hissenin hızla değer kazanması nedeniyle borsaya da olumlu bir haber gelmiş oluyor. Hava pozitife dönüyor.
LBO’lar arttıkça bu pozitif hava da güçleniyor.
Şöyle de bakabilirsiniz. LBO’lar arttıkça piyasadaki hisse senedi arzı azalıyor. Oysa talep de aynı hatta... Yükselen borsa nedeniyle, daha yüksek. Fiyatları yukarı iten bir durum.
LBO’ların ikinci etkisi de en az o kadar önemli.
Girişimci, hedef şirketi satın alacaksa bunu hangi parayla yapacak? Unutmayın, bu LBO’lardan bazıları 20-40 milyar dolar arasında. Bu para nereden gelecek? İşte LBO’nun özelliği de burada. Borç para
Girişimciler bu paranın nerdeyse tümünü borç alarak karşılıyor. Hedef şirket ya bono çıkarıp satıyor... Veya sendikasyon kredisi kullanıyor. Ama şu veya bu şekilde LBO’nun yürümesi için hedef şirketin borçlanma oranının hızla yükselmesi gerekiyor.
LBO’dan sonra hedef şirketin bilançosuna bakıyorsunuz... Her 1 dolarlık sermaye için bilançoda 5-10 dolarlık borç var.
Yani leverage büyük. Şirketin borçlanması böyle büyük boyutlarda olunca da, rating firmaları bu borca düşük not veriyor. Çünkü geri ödememe riski yüksek.
Borç pahalıya gelmiş oluyor.
Olaya neden Leveraged Buy Out (Borçla Satın Alma) dendiği de ortaya çıkıyor. Sonuç
Şimdi bakın...
Borç düşük kaliteli. Faizi yüksek... Ama şirketi satın almak yine de kazançlı.
Neden?
Çünkü likidite o kadar bol ki, yüksek faiz bile aslında şirketin kazancının altında kalıyor.
Öte yandan, kredi spreadleri yükselmeye başlarsa bu süreç de yavaşlamak zorunda.
Demek istediğimiz... Bu yazıyı kesip bir kenara koyun. Önümüzdeki bir yıl için önemli. Çok önemli... Kaynak :Star Gazetesi 13.07.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Eskiden spread pozisyonu almak en doğrusu diye bilinirdi. Ama bir süredir spreadler geçmişle olan tutarlılığı göstermiyor
Son haftalarda piyasalarda yaşananlar eski şablonlara uymuyor. Aslında zaten bir süredir böyleydi.
Bugünlerde ‘tutarsızlıklar’ gitgide açılıyor.
Eskiden ‘Spread pozisyonu almak en doğrusu’ diye bilinirdi. Bizce halen de öyle ama bir süredir spreadler geçmişle olan tutarlılığı göstermiyor.
Akıl dışı davranışlar mı? Yoksa temelde değişmiş olan koşullar mı? Veya belki de bunların ikisinin birden etkili olduğu bir ortam mı?
Bir cevap vermek zor. Ama sorunu tartışabiliriz. Stratejiler
Profesyoneller spekülatif pozisyon alırken iki farklı strateji kullanır
Birinci stratejiye İngilizce ‘Punt’ denir. Anlayabildiğimiz kadarıyla ‘Şutlamak’ gibi bir anlama geliyor. Burada piyasa yükselecek veya gerileyecek diye tek yönlü pozisyon alıyorsunuz. Piyasaların yükselmesini bekliyorsanız, YTL veya döviz borçlanıp alıma geçiyorsunuz... Piyasanın gerileyeceği hesaplanırsa... Bu sefer de enstrümanları borçlanıp açığa satıyorsunuz.
Okurlara ilginç gelebilir ama büyük oyuncuların aldıkları pozisyonların nispeten küçük bir bölümü tek yönlü hareketlere dayalıdır. Profesyoneller piyasaların yönünü belirlemenin zor olduğunu gayet iyi bilir. Profesyonel genelde spread pozisyonunu yeğler. Spread pozisyonları
Burada simültane iki pozisyon var. Tek yönlü değil. Bir ürünü alırken... Bir diğer ürünü de açığa satıyorsunuz. Mantığı... İki benzer enstrüman arasındaki farkın (spread’in) uzun vadede normale döneceği!
Şöyle bakın...
Kısa vadede bir borsa endeksinin yukarı mı yoksa aşağı mı gideceğini tahmin etmek zordur. Ama benzer bir endeksle olan fark anormal derecede açılmışsa bu farkın normale döneceğini tahmin etmek daha kolaydır.
Bu durumda da pahalısını açığa satar... Ucuzunu satın alırsınız. Ama...
Bu stratejinin çalışması için iki fiyat arasındaki temel ilişkinin değişmemesi gerekir. Spread pozisyonları sadece temel koşulların aynı kalması durumunda çalışır. Çünkü işin içinde normale dönüş diye bir varsayım vardır.
Peki ya temel koşullar kalıcı olarak değişmişse?
İşte o zaman spread pozisyonu çalışmaz... Günümüzden bir örnek
Bildiğiniz gibi finansal piyasalar öteden beri emerging... Yani gelişmekte olan piyasalar ve yerine oturmuş piyasalar olarak ikiye ayrılıyor.
Bu iki piyasa arasında ‘normal’ bir ilişki vardır.
Örneğin... Emerging piyasalar Wall Street’e bakar... Oradaki gelişmeleri izler. Ve ona tepki verir. Aksi pek görülmez.
Daha doğrusu görülmezdi.
Emerging piyasalar çok spekülatif olduğu için, burada başlayan yükseliş hareketleri dönüp Wall Street’te bir hareket başlatamazdı.
Çünkü Wall Street veya Avrupa’ya kıyasla emerging piyasalar çok küçüktü. Ağırlıkları yoktu.
Ama bu aralar olan bitene bakın...
Wall Street bir süredir Çin’de... Güney Kore’de... Latin Amerika’da olan biteni dikkatle izliyor ve gelişmelerden pozitif veya negatif etkilenebiliyor. Sonuç
Geçen hafta bunun örneklerinden birisini gördük. Haftaya epeyi stresli başlayan Wall Street cuma günü 5 yıldır görülmemiş bir yükselişle kapattı.
Bu yükselişte emerging piyasalardaki spekülatif alımın büyük katkısı vardı.
Anormal bir durum da olabilir.
Ama... Kalıcı biçimde değişmeye başlayan koşulların da bir sonucu olabilir. Kaynak :Star Gazetesi 16.07.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Ekonomik göstergeler şu anda AKP iktidarı öncesine kıyasla daha iyi. Elbette sorunlar ortadan kalkmış değil. Sadece mesafe alınmış durumda
Enazından medyaya yansıdığı şekliyle, seçim kampanyası fazlasıyla kaliteli geçti denemez. Doğrusunu söyleyeyim nedenlerini bilmiyoruz. Seçim kararı alındığı günlerde partilerin bir çok bakıma geçmişten ders aldığını ve gerek listelere, gerekse kampanyaya farklı yaklaşacaklarını ve bu sefer geçmişe kıyasla daha kaliteli bir performans göstereceklerini düşünüyorduk. Yanıldık.
Listelere yaklaşımda AKP ve bir yere kadar da MHP bu beklentiyi doğru çıkarmadı değil. Ama seçim propagandasının kendisi zayıf geçti.
Örneğin...
Ekonomi konusunda muhalefetten yapıcı tek bir öneri gelmedi.
Bu elbette AKP’nin ekonomide ‘başarılı olmuş’ olmasına bağlanabilir. Ama yine de Türkiye bir çok ekonomik sorunu olan bir ülke. Ayrıca en iyi durumdaki ekonomilerde bile yönetimler sürekli yeni adımlar atıyor.
Ayrıca sormakta da yarar var.
AKP ekonomide ne kadar başarılı oldu?
Bu soruyu iki yazıda tartışacağız. Bu gün bazı genellemeler. Görece başarı
Bir gerçek şu. Ekonomik göstergeler şu anda AKP iktidarı öncesine kıyasla daha iyi. Elbette petrol fiyatları diyebilirsiniz... Toplam devlet borcuna... veya toplam işsizliğe işaret edebilirsiniz. Ama bu ciddi bir kıyaslama olmaz. Çünkü petrol fiyatları dışarıda belirleniyor, ve kıyaslamalar da iktisatta toplamlara bakarak değil, GSMH’ya olan oranına göre yapılıyor.
Örneğin kredi kartı borcunuz 100’den 1.000’e çıkmış. On misli artmış. Bir felaket mi? Gelirinize bağlı. Eğer aynı zamanda geliriniz ayda 1.000 YTL’den, ayda 50.000 dolara çıkmışsa durumunuz aslında ciddi biçimde düzelmiş demektir. Sırtınızdaki yük daha düşüktür. Ayda 50 bin dolar kazanan da doğal olarak kredi kartını daha çok kullanır...
Rakamları GSMH’ya olan oranlarla yapın, Türkiye ekonomisinin AKP öncesine kıyasla daha iyi durumda olduğunu görürsünüz. Bunu söylemek için ayrıntılara girmeye bile gerek yok. Sorunlar
Elbette sorunlar ortadan kalkmış değil. Sadece... Türkiye’nin önemli sorunlarında mesafe alınmış durumda.
Çok ciddi bir sorun YTL cinsi faizlerin aşırı yüksek olması. Aslında Başbakan’ın buna bizden de daha karşı olması da yüksek bir olasılık.
Ama TCMB esasta IMF kaynaklı görüşlere gerçekten inanmış durumda. Ve bağımsız. Ortada farklı iki görüş var. TCMB şu anda bu görüşün diğer safında. Dürüstler... Ve samimiler.
Biz tersini düşünsek de... Yüksek faiz politikasında haklı da olabilirler.
Önümüzdeki 3-4 yıl içinde bu ortaya çıkacaktır. Esas eksiklik
AKP’nin son beş yıl boyunca izlediği ekonomik politikalarındaki esas eksiklik hükümetin ekonomi konusunda uluslararası gelişmeleri nispeten geriden izlemesiydi.
Uluslararası piyasalar... Uluslararası gelişmeler konusunda daha uzmanlaşmış.. Dışarıyı daha iyi tanıyan bir kadro daha farklı adımlar atabilirdi. Örneğin, Türkiye benzeri ülkeler olan Brezilya ve Meksika’da ekonomi yönetimleri uluslararası gelişmelerden daha iyi yararlanmasını bildi.
Bunda, bu ülkelerde ekonomiyi yönetenlerin uluslararası piyasaları çok iyi bilmesi önemli bir rol oynadı.
Çünkü unutmayalım...
Günümüzün fırsatları artık finansal piyasalarda ortaya çıkıyor. Sonuç
Bunlar bazı genellemeler.
Seçime kadar AKP’nin izlediği ekonomik politikalar konusunda bir yazı daha yazacağız. Ne kadar bilinçli olduğunu bilmiyoruz ama... AKP politikaları aslında klasik bir reçeteye dayalıydı.
Çalıştı. Alınması gereken dersler var. Kaynak :Star Gazetesi 18.07.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Ekonomik politikalara bazı klasik ilkeleri izleyerek yaklaşırsanız, bunları bir temele oturtursanız ciddi mesafe alabiliyorsunuz
Seçim kampanyasında ekonomi ne yazık ki fazla bir yer tutmadı. Aslında Türkiye gibi ciddi ekonomik sorunları olan bir ekonomi açısından garip bir durum.
Sanırız ekonomiye olan ilgisizliğin nedeni kamuoyundaki ‘Ekonomi iyi’ kanısıydı.
Muhalefet AKP’nin bu konuda zayıf olmadığını gördü ve büyük çapta bu konudan uzak durdu. (Oysa yetenekli kadroların ekonomide gündeme getirebileceği bir değil, bir çok ilginç proje görebiliyoruz. Nedense bu yapılamadı. )
Burada aslında alınması gereken bir ders var.
Ekonomik politikalara bazı klasik ilkleri izleyerek yaklaşırsanız...
Bunları belli bir temel üstüne oturtursanız, Türkiye gibi aslında büyük sorunları olan bir ekonomide bile ciddi mesafe alabiliyorsunuz.
Seçim sonuçları ne olursa olsun...
Bu temel ilkelerin ne olduğu iyi anlaşılmalı.
Bu sihirli değneği madde madde açıklayalım. 1. Mali disiplin
Sihirli değneğin birinci ayağı mali disiplin. Ayağınızı yorganınıza göre uzatacaksınız ve bu konuda ısrarlı olacağınıza kamu oyunu ve piyasaları inandıracaksınız.
Söylemesi kolay, gerçekleştirmesi çok zor olan bir şey. Özellikle de Türkiye, Brezilya benzeri, disiplinsizliğe alışmış ekonomilerde.
Ne var ki bu ülkelerde mali disiplin konusunda bir kere de başarılı oldunuz mu, işinizin büyük bir kısmı tamamlanmış oluyor. Diğer bir deyimle zor bir koşul ama başarının rantı da yüksek. 2. Özelleştirme
Devletin sınai üretim yapamayacağını mezarındaki sağır sultan bile duydu. Bu konuda fazla ne söylemek gerekir bilmiyoruz.
Ama sihirli değneğin ikinci ayağı da burada. Devletin sahip olduğu sınai işletmeleri hemen, en şeffaf koşullarda satacaksınız.
Ve elde ettiğiniz parayla da devletin borcunu azaltacaksınız. (Bu parayı harcamanız pek akıllıca bir şey değil.) 3. Denetim
Sihirli değneğin üçüncü ayağından genelde fazla söz edilmez. Çünkü finansal piyasa oyuncuları bundan fazla hoşlanmaz.
Üçüncü ayak piyasaların ve özellikle de finansal piyasaların denetimi.
Geçen gün Bloomberg’de tekrarlanıyordu. ‘Traderların hafızası genelde bir kaç saniyeliktir. Trader o an için yaşar.’
Evet... Trader ne yarını düşünür... Ne de dünü. Önemli olan o trade’de kazanılan veya kaybedilen paradır. Yatırım bankacılığı da bundan farklı değildir.
Oysa finansal piyasaların günümüzdeki önemi her geçen gün biraz daha artıyor. Kendi başına bırakın... bir süre sonra beklemedik sorunlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Bu nedenle denetim kaçınılmaz bir koşul. Kendisinden az söz edilse de... Sonuç
Şimdi geldik sihirli değneğin en önemli ayağına.
Yukarıda saydıklarımızı yerine getirin... İşinizi aslında tamam.
Ama başarı için bir şeye daha ihtiyacınız olacak.
Şans!
Yukarıda yazdıklarımızı sıkı likidite döneminde yapın... Seçim kaybedersiniz.
Eğer yaptıklarınız likiditenin bol olduğu döneme rastlarsa işiniz iştir.
Ama şans da adı üstünde... Şans’tır. Yapabileceğiniz bir şey yoktur. Kaynak :Star Gazetesi 20.07.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Seçimlerden sonra Türkiye piyasalarının yine uluslararası piyasaların etkisi altına girmesi gayet doğal. Bu da risk algılamasını yine ön plana çıkaracak
Türkiye piyasaları birkaç gündür uluslararası piyasalara daha az duyarlı halde. Seçim sonuçları satın alındı ve bu da Türkiye’deki hareketleri diğer piyasalara kıyasla daha canlı tuttu.
Ancak bu değişecektir. Seçimlerden birkaç gün sonra Türkiye piyasalarının yine uluslararası piyasaların etki alanına girmesi gayet doğaldır.
Bu da risk algılamasını yine ön plana çıkaracak bir şeydir.
Risk algılaması derken de akla VIX volatilite endeksi geliyor. VIX nedir?
VIX endeksine birkaç yıl önce değindiğimizde medyada bu olay bilinmezdi. Ama bizim toplum önemli gelişmeleri çabuk öğrenebiliyor ve VIX’te de böyle oldu. Şimdi televizyon ve gazetelere bakıyoruz bu kavramdan rutin olarak söz edildiğini görüyoruz. Olumlu bir şey.
Ama biz yine deVIX’in kısa bir tanımını verelim.
Opsiyon piyasaları, volatilite yani hareketliliğin alınıp satıldığı yerdir. Opsiyonlar da volatilitenin seviyesini gösterir. İşte VIX piyasada işlem gören Amerikan hisse senedi opsiyonlarının ortalama volatilitesini bir endeks haline getirmiş.
VIX, piyasalardaki korkunun derecesini gösteriyor. Piyasalardaki tedirginlik konusunda bizi iyi fikir veriyor. Rakamlar
Son altı yılın VIX endeksi ilişikteki grafikte. İki önemli gelişme hemen dikkati çekiyor.
Bir kere 2002 yılı sonunda yüzde 35’lerde olan hisse senedi volatilitesi 2007 başında yüzde 10’a gerilemiş.
İkincisi 2007 yılındaki gelişmeler. Grafiğe iyi bakın, piyasalardan tedirginlik ölçüsü 2000’den 2006 başına kadar sürekli gerileyen bir trend var. Ama esas ilginç olan 2007. 2007 yılında VIX endeksini bir yükseliş trendi içinde görüyoruz Volatilitede büyük sıçramalar yok, ama baz volatilite yine de yükseliyor.
Bunun anlamı ne? Riskler
Biz şu anda hisse senedi piyasalarında ciddi riskler görmüyoruz.
Elbette Wall Street’te yüzde 5-10’luk bir düzeltme bekleyenler az değil. Birçok hedge fonunun Wall Street’i short’ladığı söyleniyor.
Ancak yine de hisse senedi piyasalarında bir balon yaşandığını söylemek zor. Terörist olayları bilmiyoruz ama hisse senedi piyasaları dünya ekonomisindeki sağlıklı büyümenin bir aynası olmaya devam edecektir.
Yani borsalarda hava aslında olumludur.
Peki o zaman VIX endeksi neden yükseliş trendinde? Sonuç
VIX endeksini yakından izliyoruz ve son yükseliş trendini subprime olayındaki gelişmelere bağlıyoruz. Subprime olayı yatıştığı anda VIX’teki yükseliş trendi tersine dönecektir.
Mesele şu ki...
Subprime olayının yatışması da öyle kolay gerçekleşeceğe benzemiyor. Kaynak :Star Gazetesi 21.07.2007
http://www.finans.ekibi.net adresine taşındık.
Sorularınızı ve mesajlarını yeni siteye gönderebilirsiniz. Finans Ekibine mesaj yazabilmek için ücretsizüye olmanız yeterlidir. Ben Kimim? Diğer borsa forumlarında VOBiX ve ToKoBa'dan başka üyeliğim bulunmamaktadır.
Yasal Uyarı :
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri, yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.